Dead in Tombstone (2013)

Dead in Tombstone posterAlemin içi geçik ve fiyakalı hırpanileri olan krater suratlı Danny Trejo ile neredeyse botoksa ruhunu teslim etmiş Mickey Rourke’u buluşturan bir başka ucubik fantastik western örneği Dead In Tombstone; video piyasasına düştü bile! Peki, “Bu iki aktörü Rodriguez kanatlarının güvenli gölgesi dışında izleme deneyimi nasıl bir şeydir?”, “Ruh kaç gram çeker, bunun kaçta kaçını şeytana hibe etmek makbuldür?”, “Kambersiz düğün, Danny Trejo’suz b filmi olur mu?”, “Jonah Hex mi döver yoksa Guerrero mu?” gibisinden soruların bir kısmının cevaplanacağı, bir kısmının da unutularak kayıplara karışacağı yazıma davet ediyorum sizleri.

Malumunuz, özellikle 2000’li yıllarda tu kaka edilen video furyası, ev sinema sistemlerinin modifiye edilmesiyle birlikte yeniden yükselişe geçti. Öyle ki, çoğu zaman doğrudan video piyasası için makyajlanan yapımların büyük bir kısmı, neredeyse en yakışıklı gişe canavarlarına yeğlenmeye başladı! Tabi ev sineması için pazarlanan yapımların büyük bir kısmı, her ne kadar teknik anlamda fazlasıyla tatmin edici olsalar da; kof ötesi içerikleriyle, zamanla keşif derdindeki sinefillerin ellerinin tersleriyle bir köşeye iteklemek zorunda kaldıkları bir mecra olarak değerlendirilmeye başlandı. İşte iki soluk arasında hayata geçirilmiş bir başka proje olan Dead In Tombstone da aşağı yukarı benzer dertlerden mustarip!

Malumunuz fantastik western sinemasının pek de güzide olmayan, tabiri caizse oldukça inceliksiz örnekleri, son dönemlerde ev sinemalarını işgal etmiş vaziyette! En sığ tabirle çaptan düşmüş Hollywood yıldızlarını neredeyse fetişe tekabül eden birer takıntı haline getiren bu western varyasyonlarının, oldukça geniş bir takipçi kitlesinin olduğunu görmezden gelebilmek pek de mümkün değil. Bu türün en yakın tarihli örneklerinden biri olan, Wesley Snipes’lı Gallowwalkers’ı hatırlatmak gerekir bu durumda. Her ne kadar doğrudan video piyasası için paketlenmiş olmasa da, Jonah Hex gibisinden yıldızlar geçidi maiyetindeki hezeyanları listeye dahil etmemek olmaz tabi!

Dead in Tombstone orta

Dead In Tombstone, en azından video filmi olmasının belli başlı avantajlarını taşıyor. Baştan savma hikâyesinden, abartılı oyunculuk performanslarına kadar, hiçbir iddiaya mahal vermemenin naifliğiyle, maça rakiplerinin 1-0 önünde başlıyor en azından! Reol Reine gibi Death Race, 12 Rounds ve Scorpion King gibisinden, beyazperdede başlayıp, sonrasında beyazcama transfer olan devam filmlerinin arkasındaki isim olmak dışında çok da önemli bir meziyeti olmayan bir yönetmenin elinden çıkan film; ironik bir biçimde, detaylı sayılabilecek görsel işçiliğiyle göz dolduruyor.

Gelelim filme tepiştirilen ve yaratıcılık konusunda sınırları zorlayan hikayeye(!!!). Evet evet, karşımızda Ghost Rider’dan, Spawn’a oradan da Jonah Hex’e kadar çizgi roman aleminin, ruhunu şeytana satma konusundaki uzmanlıkları herkes tarafından bilinen ucubelerinin tamamını kıskançlıktan çatlatacak bir mahsul bulunuyor kesinlikle! Şöyle ki, kanun kaçaklarının piri Guerrero, kardeşi Red’i darağacından kurtarır (breh breh breh), fakat her türlü naneyi yiyebileceği tipinden belli olan Red, Guerrero’ya büyük bir kazık atar ve çetesinin de kendisinden eksik etmediği işbirliğiyle onu kelimenin tam anlamıyla cehenneme yollar (vah vah vah). Tabi cehenneme düşen Guerrero, şeytanla masaya oturacak ve kendi ruhunu geri kazanmak için, çetesindekileri elleriyle teker teker katledip, şeytana teslim etmesi karşılığında, cehennemde iblisler tarafından dürtülmekten kurtulacaktır (vay vay vay)!

Dead in Tombstone 2

Eh karşımızda, bizi kıvrım kıvrım kıvrandıracak bir intikam öyküsü var anlayacağınız. Öyküyü biraz olsun güzelleştiren unsurlar ise, Danny Trejo’nun keyif alarak giriştiği ağız dalaşları, bir ev sineması için hayata geçirilen bir projeye oranla göz okşayan görsel işçilik ve tabi son yıllarda televizyon projelerine hapsolmuş Dina Meyer’in gereksiz bir yan öyküyle hikayeye dikilmiş olan fakat bizler için bir bakıma gerekli de sayılabilecek varlığı… Mickey Rourke’un öyküdeki en önemli işleviyse, zincirlerle sandalyeye bağlanmış olan Danny Trejo’nun arkasında durmadan volta atabilmek!

Uzun lafın kısası, önümüzdeki günlerde Machette Kills ile birlikte beyazperdeyi yeniden kana bulayacak olan Trejo, kuşkusuz ki intikam meselelerine kendisini fazlasıyla kaptırmış gözüküyor. Yine de filmden önce hafıza tazelemek adına Machette’i seyretmek isteyen sinefiller, seçkilerine Dead In Tombstone’u da ekleyerek menülerine soğuk bir de meze ekleyebilirler. Yine de malzemesinin her bünyeye hitap etmediğini ve yer yer hazımsızlıklara gark ettiğini söylemeden geçmek olmaz. Her ne kadar sağlam bir b filmi tutkunu olsanız bile! Bu menüde keşfedilecek yeni bir şeyler yok, sadece birkaç eski dost var! Fazlası değil!

Yazar hakkında: Fatih Yürür

İlk sinema deneyimi, bir Stephen King uyarlaması olan “Geri Döndüler” olmuştur. Yazmaya başladığı dönem ise aslen lise yıllarıdır. Saçma sapan korku hikayeleri kaleme almaktadır ve asıl amacı bir gün bunları görselleştirebilmektir. Çeşitli platformlarda oyun incelemeleri ve film eleştirileri yazar. Yaratmış olduğu RüyadaM adında bir animasyon ve çizgi hikaye karakteri bulunmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir