Dead Meat / Başarılı Bir Zombi Filmi

Dikkat! Bu yazı ciddi anlamda “spoiler” barındırmaktadır. Keyfiniz kaçmasın…

Dead Meat (Ceset), 2004 yapımı düşük bütçeli bir İrlanda filmi. Daha doğrusu İrlanda sinemasının bir elin parmaklarını geçmeyecek sayıdaki birkaç korku filminden biri. Belki de ilk ‘Zombi’ filmi… Doğal olarak da bu küçük -ama harika- filmin ne oyuncuları, ne yönetmeni, ne de teknik ekibi tanıdık değil. Ama film, 2000’li yılların başlarında çevrilmiş Undead (Ölümsüz), Dawn of the Dead (Ölülerin Şafağı / Yeniden Çevrim) ve Land of the Dead (Ölüler Ülkesi) gibi birkaç iyi zombi filminden hiç de aşağı kalmıyor.

Dead Meat; İrlanda kırsalındaki Leitrim adlı bir köyün yakınlarında başlıyor. Genç bir çift, Helena (Marian Araûjo) ve Martin (David Ryan) otomobilleriyle yolculuk yaparken, radyodan yayılan bir mesaj duyarlar. “Dikkatli olun! Etrafta salgın var. Büyükbaş hayvanlardan yayılan bir salgın. Hemen Güvenli yerlerden biri olan Fort’a gidin…” Mesaj kesilir. Tam o sırada genç çift bir anlık dikkatsizlikleri sonucu -neredeyse yeni jenerasyon korku filmlerinde bir gelenek haline gelmiş olan bir biçimde- yoldaki bir adama çarparlar. Çift hemen otomobilden inip adama bakarlar. Adamın ölmüş olduğunu görünce bir an paniğe kapılırlar. Daha sonra Helena az ilerideki bir çiftlik evini farkeder ve yardım istemek için oraya gitmelerini önerir. Onlar aralarında tartışırlarken, yerdeki ölü adam ayağa kalkar ve Martin’e saldırır. Kısa bir mücadeleden sonra adam Martin’i ısırır. Daha fazla öfkelenen Martin, eline geçirdiği bir çubukla adamın kafasını parçalar. Film fazla laga luga etmeden dinamik bir şekilde konuya giriyor ve son anına kadar -kimi eski zombi filmlerindeki klişeleri kullansa da- temposunu ve gerilimini düşürmüyor. Neyse, kadın yardım aramak için tek başına, vardığında terkedilmiş olduğunu gördüğü çiftliğe gider. Evin içini gezerken, Martin’de kapıda belirir. Biz zombi filmi meraklılarına, Martin’in artık eski Martin olmadığını anlamak için müneccim olmaya gerek yoktur. O ısırıldığından zombi mikrobunu kapmış, taze ete aç bir Martin olarak Helena’ya saldırır. Aralarında geçen kısa bir boğuşma sırasında, genç kadın odanın köşesinde bulunan bir elektrikli süpürgenin hortumuna uzanır ve ucunu Martin’in gözüne sokup, makineyi çalıştırır. Makine, gözüyle birlikte Martin’in beynini de içine çeker ve Martin bir kez daha ebediyete intikal eder. Helena toparlanıp çiftlikten kaçar. Üstü başı perişan halde ana yola çıkmayı başaran Helena, tam yoldan geçen bir otomobilin altında kalacakken, biri onu kurtarır. Bu Leitrim kasabasının mezar kazıcısı Desmond’dur (David Muyllaert). Adam Helena’ya olanları anlatır. ‘Deli Dana’ benzeri bir salgın yüzünden, insanlar zombiye dönüşmektedirler. Salgın neredeyse civardaki bütün kasaba ve köyleri sarmıştır. Söylenenlere göre, bir çiftçi sığırlarından birini, yemine ölü bir hayvanın etini karıştırarak beslemiştir. Saldırganlaşan sığır, önce diğer hayvanlara hastalığı bulaştırmış, sonra da çiftçiye…

Hükümet bütün büyükbaş hayvanları imha etmiş, ama yine de zombi hastalığının kısa sürede her yere yayılmasını önleyememiştir. Helena, Desmond’un anlattıklarını dinledikten sonra, çaresizlikten onun 1.5 mil ötedeki evine gitme teklifini kabul eder. Gece çökmeden eve varmalıdırlar. Vakit kaybetmeden yola koyulurlar. Issız arazilerden, tarlaların arasından geçerler. Zombilerle karşılaştıklarında ise bazen savaşırlar, bazen de kaçarlar. Desmond mezar kazmakta kullandığı küreğiyle zombilerin kafalarını uçururken, Helena da, daha önce yürümesini zorlaştırdığı için kızdığı sivri ve yüksek topuklu pabuçlarını silah olarak kullanır. Onları, tıpkı birer ‘Ninja’ silahıymışcasına fırlatarak zombilerin kafalarına saplar. Dead Meat, sivri topuklu kadın pabuçlarının ve elektrik süpürgesinin zombi öldürmede kullanıldığı ilk ve tek zombi filmi olarak tarihte yerini almıştır… Zombiler her yerdedir ve üstlerine gelmeye devam etmektedirler. Yolda önce Lisa adlı küçük bir kıza (Kathryn Toolan) ve ‘Jeep’leri olan, Francie adlı bir kadınla (Amy Redmond), Cathal adlı yarı çatlak bir adama (Eoin Whelan) rastlarlar. Hepsi Jeep’e binip, güvenli bölge ilan edilen Fort’a doğru yola koyulurlar. Küçük kızın daha önce ısırıldığını farketmemişlerdir. Kız saldırır. Ama onu Jeep’ten atıp yola devam ederler. Çok geçmeden bela geliyorum demez ve araç çamura saplanır. Yolda mahsur kalırlar. Karanlık iyice bastırmıştır. Aracın içindeyken inek sesine benzer ama korkutucu bir ses duyarlar. Sessizce beklerler. Etraflarında bir inek dolaşmaya başlamıştır. Zombileşmiş bir inek… Zombi hayvan, aracın camlarından birini kırıp Francie’yi kapar ve dışarı çeker. Cathal, Helena ve Desmond inekle savaşmak için dışarı çıkıp beklemeye başlarlar. Cathal bu arada eski bir bezbol -ya da benzeri bir oyunun- oyuncusudur. Bir maçta ayağı kırıldıktan sonra emekliye ayrılmak zorunda kalmıştır. İnek üzerlerine gelirken elindeki beyzbol topunu -ya da ona benzer bir şeyi- fırlatır. Hızla gelen top ya da benzer nesne kafasına saplanınca inek ölmüştür. Üç kişi, karanlıkta koşarak daha güvenli bir yere ulaşmak için çaba harcarlar. Zombilerle karşılaşırlar. Ama bu defa hepsi garip bir uyku halindedirler. Dikey olarak, ayakta uykuya dalmışlardır.

Dead Meat, ilk olma konusunda, içinde ‘Zombi İnek’ barındıran ve zombileri uyurken gösteren yegâne filmdir de… Kahramanlarımız, uyuyan zombi güruhunun arasından sessizce geçip giderler. Karşılarına çıkan tarihi bir kale kalıntısına sığınmak için girerler. Zombiler orada olduklarını farketmişler ve harekete geçmişlerdir. Meşaleler yakıp, kendilerini korumak için kalenin üst katlarına çıkmaya çalışırlar. Desmond yine kürekle zombilerin kafalarını uçurmakta ve bagırsaklarını deşmektedir. Cathal, kolundan ısırılır. Desmond onun -tıpkı Day of the Dead (Ölülerin Günü) filmindeki gibi- kolunu keser ve meşaleyle dağlar. Ama çok geçmeden zombiler Desmond’u da ısırırlar ve çekip alırlar. Cathal ve Desmond zombiler tarafından ele geçirilince, Helena kalenin tepesinde tek başına sıkışıp kalır. Son anda, özel giysili, gaz maskeli hükümet görevlileri gelip Helena’yı kurtarırlar. Onu başka insanlarla birlikte bir kamyona kapatıp, bilinmeyen bir yere gönderirler… Görevliler zombileri avlarken film biter…

Bu keyif veren küçük zombi filminin ‘Steadycam’ kullanımı bazı sahnelere Sam Raimi’nin The Evil Dead (Şeytanın Ölüsü) filminin havasını vermiş. Ama bence bu hoş olmuş… Kapitalizm’i ve günümüz tüketim toplumunu en iyi ifade eden film türlerinden biri de, kuşkusuz Fantastik Sinema’nın alt türlerinden biri olan Zombi Sineması’dır… Bu tarz filmlere bakmaya devam edeceğiz… Meraklısı için söyleyelim; Dead Meat (Ceset), New Silver Entertainment etiketiyle, Spotek tarafından DVD olarak piyasaya sürüldü. Bulabilirsiniz…

Kaynak: http://fantastiksinema.blogspot.com/2007/08/dead-meat-ceset-2004-yapm-dk-bteli-bir.html

Yazar hakkında: Metin Demirhan

(1965, İstanbul - 1 Kasım 2007, İstanbul), Türk sinema yazarı, kısa film yönetmeni ve karikatürist. Profesyonel meslek yaşamının karikatürle ilgili cephesinde "Kozmo Fare" gibi kendi yarattığı bazı çizgi karakterlerle; sinema yazarlığında ise özellikle "B-film" denilen, gösterime çıktıkları ilk zamanlarda çok fazla ilgi görmeyip küçümsenmiş, ancak sonraki dönemlerde ise "kült yapıt" düzeyine erişmiş düşük bütçeli yerli ve yabancı sinema filmleri konusundaki uzmanlığıyla tanınmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir