Django Unchained (2012)

“Kır zincirlerini gel ödül avcılığı yapalım seninle
Yum gözlerini soluksuz sıkalım göklere…”

Vahşi batı yöresi bir halk türküsü

django-unchained-posterTarantino, Inglourious Basterds’la yeni bir stile kaymış gibiydi. Reservoir Dogs(1992), Pulp Fiction(1994)  gibi ilk dönem filmlerinden aşina olduğumuz, komediyi yükselterek filmlerin kanlı yüzünü yumuşatan diyaloglar artık gerilimi arttırmak için kullanılıyordu. Kendisi müthiş oyuncu yönetimi ile yazdığı diyalogların gücü de birleşince filmi ne yöne çekmek istiyorsa bunu rahatlıkla başarabilen bir yönetmen.

Öteki Sinema için yazan: Masis Üşenmez

Django Unchained ile Inglourious Basterds’da denediği gerilim yüklü diyalogları bu sefer spagetti western içine oturtuyor, ancak silahların konuştuğu sahnelerde artık adı ile özdeşleşen kan banyosunu ve fizik kurallarını hiçe sayan ölümleri birleştirerek bir nebze olsun kendince eğlendirmeyi de unutmuyor.

Django 1960’ların kült western serisi Franco Nero (filmde de cameo olarak görünüyor) adı ile özdeşleşmiş Django’yu örnek alsa da hikayenin yükselen kısmı 1975 yapımı bir roman uyarlaması olan Mandingo filminden izler taşıyor.

İç savaş öncesi dönemde geçen hikayemiz soğuk bir kış gecesinde köle ticareti yapan bir konvoyun bir dişçi olan alman Dr King Schultz (Christoph Waltz bu sefer bir önceki filmde yarattığı kötü alman karaktere biraz insanlık yükleyerek belki de Almanların kalbini kazanmaya çalışmış) tarafından durdurulması ile başlıyor. Bu gizemli yabancının Django (Jamie Foxx) adındaki köle ile ilgilenmesi sahiplerinin tepkisi ile karşılaşsa da sorun birkaç silah sesi ile halloluyor.

Django’nun önceki sahiplerinin yanında çalışan bir grubu arayan Schultz kendisini bir ödül avcısı olarak tanıtıyor. Böylece Django ile bir anlaşmaya varıyorlar. Schultz ödülün peşinde koşarken, Django da elinden alınan karısı Broomhilda’yı (Kerry Washington) bulmaya çalışmak istiyor.

Schultz işinin gereklerini Django’ya öğretirken hayatı kölelikle geçmiş bu adamın doğuştan yetenekli bir silahşör olduğunu da anlıyor. İkili Djangonun karısının izine Calvin Candie’nin (Leonardo DiCaprio) sahip olduğu büyük bir çiftlik evinde rastlıyor ve ona ulaşmak için bir dizi yalana başvuruyor. Ancak Django gibi bir köle olan evin yaşlı hizmetkarı Stephen’ın (Samuel L. Jackson) ikiliden şüphelenmeye başlaması işleri karıştırıyor…

django-unchained

Tarantino’nun alışılmışın dışında mizah anlayışı ile süslü ancak içinde ırkçılık ve köle ticareti gibi büyük sorunları barındıran bir kovboy filmi ile karşı karşıyayız. Filmin asıl yükü oyuncular üzerinde ve herkes elinden gelenin de üstünde bir oyunculuk sergiliyor. Öyle ki filmin kopma noktalarından birinde DiCaprio öyle bir sinirle masaya yumruğunu vuruyor ki eli gerçekten yarılıyor ve o halde monoloğuna devam ederken Kerry Washington’ın dehşet içinde bakan suratına kanını silmeyi de ihmal etmiyor (Oyunculuk dersi niteliğinde olan bu sahnenin kamera arkası umarım çıkar).

django-unchained-poster 2Yine de oyuncuların bütün o destansı monologlarına rağmen, filmde görece daha kısa bir rolü olsa da öne çıkan asıl karakter bana göre Stephen oluyor. İç savaş öncesi kölelerin aralarında bile bir birlik olamamasının nedenlerini özetleyen bir karakter yaratan Samuel L. Jackson 15 yıl önce çekilmiş olsa filmde kesinlikle Django’yu oynardı.

Filmde Tarantino’nun da kısa bir rolü var. Şimdiye kadar hem kendi filmlerinde hem de arkadaşlarının birçok filminde irili ufaklı rollerde gördüğümüz Tarantino gitgide şişen gövdesi ile bana Marlon Brando’nun son yıllarını hatırlatıyor. Yine ilginç bir uzak doğu spagetti western’i olan Takashi Miike’nin Sukiyaki Western Django (2007)’sunda da ufak bir rolle karşımıza çıkmıştı.

Senaryonun özellikle yüklendiği oyunculuk performanslarının dışında müzikler de filmde önemli bir role sahip. Spagetti Westernlerden aşina olduğumuz melodiler modern yorumlarla filmde yer almış ve kesinlikle filmi birkaç gömlek yukarı taşıyor. Filmi seyrettiğim günden beri şarkıların güzelliğinden kendimi alamadım ve dinlemeye devam ediyorum. Pulp Fiction ve Kill Bill’den de aşina olduğumuz Tarantino’nun müzik zevki yine müthiş bir soundtrack ile filme renk katıyor.

Başındaki yazılardan müziğine, hatta çekim açılarına kadar bir westernde olması gereken her şeyi veren Django Unchained çocukluğumuzun pazar sineması kovboy filmleri kuşağına bizleri (seksenler çocukları diyeyim) geri götürüyor.

Tarantino bu sefer eski tarzlara özenerek sanki öyleymiş gibi değil de gerçekten sağlam bir western filmi ile karşımıza çıkmış. Unforgiven ile western filmlere artık nokta kondu derken Django Unchained belki de yeni bir sayfa açıyor ve Kovboyların anlatacak daha çok hikayesi olduğunu bize gösteriyor.

django-unchained-poster 3

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir