Donnie Darko (2001)

28 gün 6 saat 42 dakika ve 12 saniye sonra dünyanın sonu gelecek!

Bazı filmler daha ilk dakikasından itibaren insanı öyle bir sarar ki, büyük bir ziyafet çekmiş ya da uzun süre hayalini kurduğunuz biriyle ilk defa birlikte olmuş gibi bir his yaşarsınız (hangisini daha çok seviyorsanız o örneklemi alınız). Bittikten sonra ise acı bir tat kalır. Sanki bir dostunuzu kaybetmişsiniz veya en sevdiğiniz oyuncağınız elinizden alınmıştır.

Son yıllarda bende bu hisleri bırakan Fight Club, Eternal Sunshine of the Spotless Mind gibi başyapıtların yanında bir de küçük bütçesine rağmen heybetle dikilmiş bir film vardır Donnie Darko diye. 80’ler filmlerinin korku, gerilim, eğlence, çizgi roman, teenage, bilim kurgu gibi birçok türünden ve o zamanın pop kültüründen beslendiği belli olan Donnie Darko kabına sığmayan türler arası bir eğlence bombasıdır.

Richard Kelly 25 yaşında senaryosunu yazıp yönettiği, ilk filmi Donnie Darko ile bu kadar büyük bir başarıya ulaşacağını sanırım beklemiyordu. 9000 usd gibi cüzzi bir ücretle filmi çekmeyi kabul etmiş olması da bunun bir göstergesi. Filmin toplam maliyeti de 4.5 milyon usd gibi tutmuş. Filmin çıkışının 11 eylül sonrasına denk gelmesinden dolayı gişede bir başarı sağlayamadı, ancak daha sonra meşhur internet sitesinin ve fanlarının iyi reklam yapması sonucu bir kült yapım mertebesine ulaşarak director’s cut versiyonu ile tekrar sinemalara döndü. Özellikle bu versiyonun dvd satışlarının iyi gitmesi filmin başarısını sağlamıştır. Yönetmenin sesinden filmi tekrar seyretmek normalde hiç yapmadığım bir şey, ancak bu film gerçekten bunu hak ediyor.

gretchen: “Donnie Darko”? Bu ne çeşit bir isim böyle? süper kahraman gibi bir şey sanırım.”

donnie: “Sana olmadığımı düşündüren şey ne?”

Yıl 1988, Middlesex Virginia’da seçim döneminde geçen film, uyurgezer, piskolojik sorunları olan dostumuz Donnie’nin (Jake Gyllenhaal) bir gece Alice Harikalar Diyarında’da elinde saati “geç kaldım geç kaldım” diye koşuşturan zaman takıntılı tavşanın bir klonu olan Frank (James Duval) adlı tavşan kıyafetli bir Halüsinasyon görmesi ile başlar. Frank Donnie’ye uyanıp dışarı çıkmasını tembih eder. Donnie çıktığında tavşan Frank 28 gün 6 saat 42 dakika ve 12 saniye sonra dünyanın sonu gelecek der. Donnie uyandığında kendini bir golf sahasında bulur, eve geri döndüğünde gördüğü şeyle ise Frank’in bir halüsinasyon’dan çok fazlası olduğunu anlar. Nerden düştüğü belli olmayan bir uçak motoru Donnie’nin odasına çakılmıştır. Artık hayatını borçlu olduğu bu kostümlü yaratığa inanan Donnie kaderi değiştirmek için uğraşacaktır.

Frank Donnie’nin önce Koyu hristiyan eğitimi veren okulunda başkaldırmasına neden olur. Böylece aşkı ve bu yoldaki yoldaşı Gretchen Ross ile ilişkisini güçlendirir. Donnie kaderi değiştirmek için araştırmalar yaparken fizik öğretmeni tarafından kendisine verilen The Philosophy of Time Travel adlı bir kitapla tanışır. Zaman yolculuğu hakkında olan kitabı delirmiş olduğunu düşündükleri ve arkadaşları ile ölü nine lakabını taktıkları Roberta Sparrow yazmıştır. Donnie zamanın ve kaderin insanın içinden çıkan saydam bir şey ile hareket ettiğini ve değiştirmenin mümkün olabileceğini öğrenir. Ancak kaderle ne kadar savaşsa da herşey daha da kötüye gitmeye başlar…

Sisteme, dine, toplumsal tabulara birçok sahnede parmak basan film anti kahramanımız Donnie Darko’nun anarşist eylemleri ile bakış açısı olarak Fight Club’a yaklaşıyor. Film senaryo açısından bir David Linch filmi gibi dursa da yönetim olarak Kelly’nin oldukça farklı bir tarzı var. Linch filmlerine göre çok daha akıcı ve eğlenceli bir yol izlenmiş. Geleceğe Dönüş’ten son derece etkilenildiği de belli. Jake Gyllenhaal ruhsal bunalımları olan karakteri oldukca iyi yansıtıyor. Hatta bence şimdiye kadarki en iyi oyunculuğu, yani benim için gay kovboyun sevgilisinden kalan gömleğe sarılmasından çok daha önemli işlere imza atıyor bu filmde. Kardeşi Maggie de her zamanki gibi muhteşem. Kısa ama önemli bir rolü var. Annesini oynayan Mary McDonnell ise bir o kadar kötü, filmin en zayıf halkası. Gerektiğinden fazla sinir bozucu bir oyunculuk sergiliyor. Donnie’nin sevgilisi rolündeki Jena Malone ise gençlik filmlerinde dayatılan amerikan liseli sarışın güzelden tamamen zıt karakterine çok iyi oturmuş. Filmin müzikleri de 12. adam görevini yerine getiriyor. Soundtrackta Joy Division, Duran Duran, Tears For Fears, Echo & The Bunnymen gibi 80lerin ünlü gruplarını barındırmakta. Mad World adlı şarkı Gary Jules tarafından seslendiriliyor. 80′lerden bir Tears For Fears klasiği olan Mad world’ün bu yorumu oldukca farklı ve filmin sonuna ayrı bir hava katıyor (her duyduğumda ağlıyorum okuyucu).

2001 yılında Sundance Bağımsız Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’ne aday olan, San Diago Film Elestirmenleri En İyi Senaryo ödülünü alan ve Fransa’da Gérardmer Film Festivali‘nden birincilik alan film, 2001 yılının en başarılı film sitesine de sahip. Aradan geçen onca zamana rağmen bu filmi hala görmediyseniz mutlaka zaman ayırıp izlemelisiniz. Beğenip beğenmemek size kalmış ancak sinema tarihi açısından oldukça ilginç bir denemeye şahit olacağınızı garanti edebilirim.

Filmden Notlar:

  • Donnie’nin party’de giydiği iskelet kıyafeti karate kid’de (1984) Johnny ve çetesinin giydiği kıyafettir.
  • Donnie’yi Jason Schwartzman babasını ise Tim Robbins oynatılmak istense de anlaşmazlıklar çıkmış.
  • Sinema sahnesinde Kelly C.H.U.D. (1984) adlı filmi göstermek istemiş ancak haklarına para yetiştiremeyince Sam Raimi imdadına yetişip ücretsiz olarak Evil Dead’i kullanmasına izin vermiş.
  • Kelly filmin sonunda U2′nun MLK parçasını kullanmak istese de paragöz Bono’dan (bonogöz) hakları koparamayınca Mad World’e dönmüş.
  • Kelly kıyafet tasarımlarındave filmin genel renklerinde Kubrick’in Lolita’sından etkilenmiş. Öyle ki Elizabeth Darko (Maggie Gyllenhaal) partide Vivian Darkbloom’un (Marianne Stone) Lolita’da giydiği kıyafetin aynısını taşıyor .
  • Yine partide Ronald Reagan maskesi ile tampbolinde zıplayan bir tip görüyoruz. Bu sahne de gazeteci Hunter S. Thompson’ın Reagan maskesi ile trambolinde zıpladığı bir fotoğraftan esinlenilmiş (arak işte anlayın).
  • Filmde Lost’taki gibi sayılar üzerinden birçok oyun oynanıyor. Frank’in belirttiği 28 gün 6 saat 42 dakika ve 6 saniye karşımıza değişik şekillerde çıkarılıyor. Örneğin ailesi Donnie’yi telefonla aradığında havaalanında uçak anons edilirken Flight 2806 is boarding at gate 42 and leaving at 12 AM deniyor. yani 28064212. Yine Director’s Cut versiyonunda ek sahne sayısı 28.
  • Birçok filme gönderme olduğunu söylemiştik. Örneğin ilk sahne Martin Scorsese’nin The Last Temptation of Christ’ine (1988), bisiklete bindikleri sahne ise E.T.’ye saygı niteliğinde.
  • Filmdeki birçok sahnede çocukların ellerindeki kitaplar da Stephing King romanları.

Öteki Sinema için yazan: Masis Üşenmez

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

2 Yorumlar

  1. film ince detay kaynıyor bu arada örneğin çocuk sapık adamı ilk gördüğümüzde (videoda) bir oğlan çocuğunun kıçına hafifçe vuruyor, sıra dışı olmasa da nedense dikkatimi çekmişti, filmin devamındaysa anlam kazanmış oldu. Dikkatli izlenimi ödüllendiren bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: