Dört Koldan İntikam: Dört Hergele (1974)

Yılmaz Atadeniz’in intikam konulu avantürlerini çok severim. Fantastik film, kostüme tarihi film, polisiye film , arabesk film fark etmez, sürekli hareket ve intikam ile ateşi harlanmış bir avantür duygusunu her filminde gözlemek mümkün. İntikam, Yılmaz Atadeniz’in elinden yenen soğuk ama hızlı ve soluksuz bir yemek. Onun çektiği intikam avantürlerin en iyisi Kara Cellat ise ikinci sırayı alacak film Dört Hergele’dir.

1974 yılında İrfan Atasoy ve Yılmaz Atadeniz beraber son bir film yapmak için bir araya gelir. İrfan Film üzerinden dışa açılmayı düşünürler. İrfan Atasoy bir İtalyan film şirketiyle görüşerek Richard Harrison ve Gordon Mitchell’i filminde oynatmak ister şirket ile sözleşme imzalar. Fakat gene de İtalyanlar’ın işi ciddiye alıp Türkiye’ye geleceklerinden şüphe duyar. Sonra vakit geldiğinde Richard Harrison ve Gordon Mitchell İstanbul’a gelince iş ciddiye biner. Senaryo konusunda gene gelenek bozulmaz, İrfan Atasoy’un yazdığı tek sayfalık tretman ile işe başlarlar. Hazırlıksız ve senaryosuz olan film ekibi Cağaloğlu Hamamı’nda Mitchell’ın Yavuz Selekman’ı kovaladığı sahne ile çekimler start alır.Türkiye’de Dört Hergele(Can Dostlar) adıyla gösterime giren film yurt dışında 4 For All olarak biliniyor. Filmin jenerik yazılarında Yılmaz Atadeniz’in ismi Jerry Mason olarak yazılırken Fikret Hakan’ın ismi hiç geçmiyor. Muhtemelen yabancı bir isimle değiştiriliyor. Her nedense İrfan Atasoy ve onun yurt dışındaki ismi olan Tony Tiger ayrı ayrı görünüyor. Dört Hergele en başarılı avantür filmlerimizden biri olurken İtalyanlar daha sonra filmi yeniden çekiyor.(1)

Önde gelen mafya babalarından olan Bay George(Erol Taş) teşkilata baş kaldırıp diğer aileleri kendine bağlamaya çalışmakta ve karşı çıkanları ortadan kaldırmaktadır. George’un bir iş çevirdiğini anlayan teşkilat, onu denetlemek için üç adamını gönderir. George toplantı halindeki konseyi ve teşkilat temsilcilerini temizleyerek cevabını verir. Bu arada İrfan’ın(İrfan Atasoy) evini basan dört adam, Murat, Cafer, Safa, Ziya (Atilla Ergün, Yavuz Selekman, Tarık Şahin ve Sami Tunç) ona işkence edip karısını ve çocuğunu öldürür, evini ateşe verir. Yoldan geçmekte olan Oya(Feri Cansel) İrfan’ı kurtarır. İrfan iyileştikten sonra asker arkadaşları olan Fikret(Fikret Hakan), Richard(Richard Harrison) ve Gordon(Gordon Mitchell)’ı yardıma çağırır. Bir adet İrfan, bir adet Fikret, bir adet Richard ve bir adet Gordon’un beraber askerlik yapabileceği ve savaşabileceği yer neresi olabilir? Etimesgut’taki Zırhlı Tümen olmadığı kesin. Sinema Türk sitesindeki bilgilerden Kore savaşında beraber savaştıklarını öğreniyoruz. Ama bu ayrıntıyı filmden edinmemizin imkanı yok. Her neyse… Bir şarkıcı olan Fikret, usta bir kumarbaz olan Richard ve dövüş sanatları ustası Gordon, İrfan’ın mektubunu alınca hemen yardıma koşar. Önce İrfan’ın ailesini öldüren dört adamı tek tek öldürüp sonra onları bu iş için tutan Niko’ya (Altan Günbay) ulaşırlar. Niko, emri veren kişinin George olduğunu söyler. George’un çok iyi korunan malikanesini basarak onu yakalayan dörtlüyü nahoş bir sürpriz beklemektedir.

Dört Hergele, “kasap sevdiği postu yerden yere vururmuş” misali önce İrfan için bir mağduriyet hikayesi yaratarak yalnız İrfan’ı değil izleyiciyi de acımasız bir hesaplaşma ve merhametsiz bir intikam için bileme taşına sürterek keskinleştiriyor. Sonra gelsin çift tabanca ile mafya konseyinin üyelerine kurşun yağdıran Süheyl Eğriboz, sokaklarda üzerinde hamam peştamalı ile birbirini kovalayan adamlar, “Kraliçe’nin Hizmetinde” filmindekileri andıran kayaklı kovalamacalar, gelsin dövüş sahneleri, gelsin dört koldan intikam! Karakterlerde derinlik ,filmde dramatik yapı, çatışma falan aramayın! Çünkü filmdeki karakterler sonuna kadar değişmeden kalmalı ki intikamın bir anlamı olsun. Hikayede tek çatışma var o da İrfan ve kafadarları ile düşmanları arasındaki çatışma. Seyirci intikam istiyor, dört kafadar intikam kusuyor.  Hepsi bu!

Filmin yıldızı tabi ki dövüş sahnelerindeki ustalığı ve tecrübesi ile İrfan Atasoy olurken Feri Cansel de Yılmaz Atadeniz filmlerinin en az onun kadar başarılı ve değişmez figürü olarak karşımıza çıkıyor. (Bu arada kıvırcık peruk ne kadar da yakışmıyor ona!) Harrison yakışıklılığı ve Mitchell da sert ve gergin ve asimetrik yüz hatları ve birazda iş başındaki psikopatlığı ile dörtlüye renk katıyor. Fikret Hakan bu üçlünün arasında silik kalıyor. Sanki Beş Hergele(1971) filmindeki Tamer Yiğit’in bir kopyasını oynuyor. Bay George rolünün hakkını veren Erol Taş ve Niko rolünü oynayan Altan Günbay gene yerini fazlasıyla dolduruyor. İrfan’ın eşi rolünde oynayan ve fena halde Sonia Viviani’yi andıran Olga Janowsy’nin Türkiye’de oynadığı ilk ve tek film.

Bu film senaryosuzluktan kaynaklanan bir dizi eksiklik barındırıyor. İlk olarak şu Kore meselesine gelelim. Beraber nerede savaştıkları, filmin akışına direk etki eden bir konu değil kesinlikle ama en azından iki Türk ile iki Amerikalı’nın bir uçakta gittiği bir temel fıkrası anlatmıyorsanız, geçmişleri hakkında küçük de olsa ayrıntılar vermek daha faydalı olabilirdi. İkinci mesele de şu: ailesinin George’un emriyle katledildiğini öğrenen İrfan, George’un ne kalleş, ne düzenbaz bir adam olduğundan bahsediyor. Sanki onu eskiden tanıdığı hissine kapılmamak elde değil. anlaşılan hikayeyi derinleştirmek adına verilmesi gereken bir ayrıntı burada da atlanıyor. Daha önce söylediğim gibi hep bunlar senaryosuzluktan kaynaklanan pürüzler. Genelde hikayeler Atadeniz veya Atasoy’un kafasında oluşuyor ama bunlar hiç bir zaman ayrıntılı bir şekilde şekilde işlenip senaryolaşmıyor. Tretman, hatta sinopsis diyebileceğimiz 1-2 sayfalık taslaklarla çalışılıyor. Gerekirse o gün çekilecek sahnelerin diyaloglarını yazmak üzere bir senaristten destek alınıyor. Eee, böyle günlük olarak çalışılınca bazen hikayenin başı ile sonu arasında tutarsızlıklar oluşuyor. Bir de buna çoğunlukla süresi 1 saat 20 dakikayı geçmeyen film sürelerini ve bir kaç haftada tamamlanan hızlı çekim ve yapım temposunu da ekleyin! Osman’ın oğlu Osman (Kara Cellat-Y. Atadeniz) veya Kurşun Memed’in kardeşi Kurşun Memed (Kurşun Memed-M. Gülgen) gibi kazaların sık sık yaşanması kaçınılmaz oluyor.

Eksiklerine rağmen tuhaf bir çekiciliğe, ciddiyete ve sürükleyiciliğe sahip olan Dört Hergele bir daha ispat ediyor ki Yılmaz Atadeniz-İrfan Atasoy iş birliği, aksiyon sinemamızın en safkan örneklerini ortaya çıkarıyor. Dört Hergele’yi İrfan Film Youtube kanalından izleyebilirsiniz (2)

(1)Filmin çekim aşaması ile ilgili bilgiler aşağıda adresini vermiş olduğum videolardan derlenmiştir:
Yeşilçam Denizi Programı (Konuk: İrfan Atasoy)

Fantastik Düşlerin Yönetmeni Yılmaz Atadeniz Belgeseli:

(2)www.youtube.com/user/IrfanFilm

Yazar hakkında: S. Özgür Ilgın

1977 Yılında Aydın'da doğdu. Üniversitede bir elin parmakları kadar üyesi olan Felsefe Topluluğunun çıkardığı, iki elin parmakları kadar “tirajı” olan Yitik adlı fotokopi fanzinde öykü ve albüm tanıtımları yazdı. Blues, Heavy/Rock, Doom, Thrash, Death, Jazz ve Proggressive müziğe bayılıyor. Sergio Leone'yi David Lynch'i, Stanley Kubrick'i, Metin Erksan'ı, Ertem Eğilmez'i, Nuri Bilge Ceylan'ı, Zeki Demirkubuz'u ve Yılmaz Atadeniz'i çok seviyor, sinema ve müzik gibi eğitiminin olmadığı konularda ukalalık etmekten çok hoşlanıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir