Educating Julie (1984)

Educating Julie, süper düşük bütçeli, direk video piyasası için çekilmiş, naif bir nüdizm ve natürizm propagandası. Yarı film, yarı belgesel diyebileceğimiz Educating Julie, 80’lerde nüdizm, çıplaklık ve çıplaklar kampı hakkında çekilmiş bir kaç filmden biri.

Adından da anlaşılacağı gibi, seyirciyi çıplaklık hakkında eğitmeyi amaçlayan film, hüzünlü bir şekilde gülünç olmaktan öteye geçemiyor. Hani küçükken TRT’de izlediğimiz İngilizce dersleri vardı. Orada piyes tadında oyunculuklar, ucuz dekorlar ve gülünç tipler olurdu. İngilizce anlamadan çocuk halimizle bile ordaki tiplerin kıyafetlerine ve hareketlerine gülmekten katılırdık. Veya Ricky Gervais’in BBC’deki The Office dizisinde bir bölümde öğretici bir video vardı hani. Aynı o tad işte! Uğraşsanız daha sahte, daha klişe ve komik yapamazsınız herhalde. Ama bütün bunların altında saklı kalmış biryerlerde medeni cesareti yüzünden filme bir saygı kırıntısı duymadan da edemiyorsunuz.

“Small julie, shy julie..” diye başlayan intihar etmelik bir şarkıyla açılan film, üniverste öğrencisi Julie’nin sene sonu tez ödevi için kurradan “80’lerde çıplaklık” konusunu çekmesiyle başlıyor. Arkadaşları tarafından alay edilen Julie, bu konuyu nasıl işleyeceğim şimdi diye kara kara düşünürken, bir porno dergide natüristler ve nüdizimciler hakkında bir ilan görüyor. Bunun üzerine ilandaki numarayı arıyor ve babası yaşında görünen erkek arkadaşıyla bir çıplaklar kampına gitmeye karar veriyorlar.

Sıradan insanları çırılçıplak izlemek bir garip oluyor tabi. Çıplak insan gördüğümüzde ya çok güzel, ya da pornografik içerikte olmasına alışmışız. Çoluk çocuklu 2 ailenin çimenlerde çırılçıplak oturup konuşması pek alışık olduğumuz bir sahne değil. Ya da parkta oynayan çırılçıplak 8-10 yaşındaki kızlı erkekli çocuklar… Bütün sığlığına, komikliğine ve etkisizliğine rağmen film, bir nebze de olsa izleyiciyi bu garipleşmeyle yüzyüze getirerek amacında başarılı oluyor gibi. Yani gerçekten bu film okullarda izletilse, dalga geçilmesine rağmen çocukların çıplaklık ve cinsellikle ilgili ufuklarının açılmasında etkili olabilir diye düşünmeden edemedim.

British Naturilist Societies (İngiliz Natürist Toplulukları) tarafından yapılan bu ilk eğitici film olan Educating Julie, tahminlerime göre ismini, bir sene önce 1983’te Oscar kazanan ünlü Educating Rita filminden kopyalamış. Natüristleri bir grup manyak sapık sananlara, aslında bu işin öyle olmadığını anlatmak ve toplum tarafından kabul görmek için yapılmış bir film. Filmin çıplaklar kampında geçen sahneleri gerçekten o kamplarda çekildiği için belgesel niteliğinde. Bazı yerlerde senaryo olmadan doğaçlama oynandığını anlıyorsunuz. Bir kaç sahnede yaşlı bir profesör Julie’ye nüdizim’in tarihi anlatırken seyirci de kısaca bilgilenmiş oluyor.

4-5 yaşında çocukların da aileleriyle havuz başında oynarken çıplak görüntülerinin olduğu filmi, imdb’de sorumsuzla ve hatta sapıklıkla suçlayan bir yorum dikkatimi çekti. Bu görüşe katıldığımı söyleyemeyeceğim. Ama haklı olduğu bir nokta da şu ki; günümüzde artık böyle bir film yapmak yasal olarak mümkün değil sanırım. Ailelerinin izni olsa da, olmasa da, belli bir yaşın altındaki çocukları çırılçıplak bir filmde oynatabilceğinizi sanmıyorum. Ya da yanılıyor muyum?

Filmde bir sahnede Julie, aval aval “acaba herkesin sokaklarda özgürce çıplak dolaşabilceği bir zaman gelecek mi?” diye soruyor. Bu soru her ne kadar komik olsa da, bana 80’lerdeki, 90’lardaki ve günümüzdeki sansür anlayışını hatırlattı. 90’larda hayatın her alanında çok daha cinsellikle barışık ve açık fikirli bir eğilimdeyken bugün artık işlerim tekrar gerilemesini düşündüm ve üzüldüm. Sadece Türkiye’de değil bütün dünyada! 90’lardaki Temel İçgüdü, Tutti Frutti gibi örnekleri hatırlayalım. Bugünse Amerika’da Fox kanalında Terminatör2’deki ölüm sahneleri bile sansürlü. Zaten Türkiye’nin içler acısı halinden bahsetmiyorum bile… Bir 90’lardaki “Macit beni otomobillendir” reklamındaki rahatlığa bakın, bir de bugünkü televizyonculuk anlayışına… Bugün artık televizyona hiç bakmayın bile… Zaten en yakın arkadaşlarımdan bile Türk dizisi izleyenleri şöyle iki yakasından tutup duvara vurmak istiyorum o taş kafalarını.. Neyse, konu dağıldı…

Small julie, shy julie.. sen bu bizim dizileri izleyenlerden çok daha saygıdeğer bir insansın julie.. lay lay lay lalalaaay…

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir