Türbanlı Kadınlar Elif Çakır’ın Umurunda mı?

ToonCamera

Cahil iktidarların savunucularının daha da büyük bir cehalet içinde olması şarttır. Yobazlık ve bağnazlık ancak vicdanını ve tüm duyularını kapatmış insanlar tarafından savunulabilir çünkü…

Bu girişi yapmama sebep olan kişi Star gazetesi yazarı Elif Çakır… Hani şu tartaklanan, yerlerde sürüklenen, bebek arabası parçalanan ve kendinden geçen… Uyandığında ise üstüne başına işenmiş olduğunu farkeden, o günden beri de yaşadığı olayın etkisinden çıkamayan mağdur başörtülü kadını gündeme getiren ve savunan gazeteci…

70’lerde, 80’lerde çevrilen Death Wish, The Exterminator gibi intikam (vigilante) filmlerinde kurgulanan türden bir grup azmış kudurmuşun bir belediye başkanının gelinine saldırması olayına inanmadım, inanmıyorum. Sanırsın ki İstanbul sokaklarında Bronxlu serseriler geziyor, kadınları tartaklayıp üstlerine işiyorlar. Ama gerçek kimin umurunda? Bu olay da, “camide bira içtiler, polisimizi şehit ettiler” yalanlarında olduğu gibi başbakana şahane bir miting malzemesi oldu. İnandırıcılığı artsın diye ’olduğu söylenen’ Mobese görüntüleri de hala meydana çıkmadı.

Başbakan mitinglerinde kullanabilsin diye gündem yaratan Elif Çakır türbanlı bir gazeteci… Bu olayı gündeme getirme sebebi de türbanlılara uygulanan zulmü örneklemek ve Gezi Parkı direnişinin muhafazakar kesimden gelen desteğinin önünü kesmek… Bu çok açık ve net! Hanımefendinin o günden beri tüm yazı ve beyanları da bu yönde…

Peki, Elif Çakır gerçekten türbanlı, başörtülü kadınları önemseyen bir gazeteci mi yoksa onun türbanı aslında siyasi bir üniforma mı?

Elbette ikincisi! Neden derseniz? O olaydan sonra çıkan çatışmalarda Toma’lar türbanlı teyzelere basınçlı su sıktı yerlerde yuvarladı. Yine türbanlı bir teyzemiz de sırtında Türk bayrağı taşırken oğlu yaşındaki bir polis tarafından dövüldü. Başka vakalar da var.

Hepsinin video görüntüleri, fotoğrafları mevcut… Yani “beni dövdüler, başörtüme laf ettiler, yerlerde sürüklediler ve üstüme işediler” gibi Yeşilçam ajitasyonu içeren türden bir söylenti değil.

Elif Çakır, o muhteşem türban hakları savunucusu bu olaylar üzerine gıkını çıkarabiliyor mu? Çıkarmadı, çıkaramaz!

Çünkü onun derdi dindar, başörtülü kadınların neler yaşadığı değil. Onun derdi dini ve başörtüsünü sömürerek iktidara gelen, kalan ve gitmemekte direnen birilerinin arkasını kollamak. Zaten yazısında bahsettiği kadın da bir AKP’li belediye başkanının gelini… Mesele, kadının türbanlı değil AKP’li olması değil mi sevgili Çakır? Bize değilse de kendinize itiraf edin bunu…

Elif Çakır televizyonlara çıkıp bilmediği konularda ahkam kesmekten bir an önce vazgeçse iyi olur. Samimiyetsizliğin insanın burnunu titreten bir kokusu vardır. Onun durumunda üzerine bir de cehalet ekleniyor. Kendisini gördüğümde dayanamıyor hemen kanal değiştiriyorum.

Her şeyden sonra nasıl bakacak bu ülkenin insanlarının suratına?

MURAT TOLGA ŞEN / [email protected]

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

3 Yorumlar

  1. Ötekisinema, ona karşı içimizde peyderpey büyüyen muhabbeti öldürmek yolunda keskin adımlar atmaya devam ediyor.
    Gazete misiniz, sinema sitesi mi?

  2. Öteki Sinema’nın sizin içinizde bir şey büyütmek gibi bir amacı yok… Birbirimize mecbur değiliz. Ortalık sebil gibi sinema sitesi kaynarken bir daha uğramazsınız olur biter Serpico…

    Memleket ateşten günler geçirirken “sinema yazmayı” eskisi kadar umursamadığımız doğrudur. Elimizdeki gücü insanları uyandırmak için kullanmaktan ötürü de gocunmuyoruz. Vatandaşız en nihayetinde… Tabi size göre çapulcu, vandal vs. de olabiliriz.

    Diğer yorumlarınıza da baktım, hep bir laf geçirme telaşı… Valla biz 8 yıldır inatla, usanmadan yapıyoruz bu siteyi… Üzüm yemek isterseniz buyrun yoksa gölge etmeyin yeter.

  3. herşeyden önce kaleminize saglık size canı gönülden teşekkür ederim büyükçe bir kesimin dile getirmekten ishefle kaçındıgı acı gerçekleri dürüstlükle paylaştıgınız için. insanlarımızın önemli bir çogunlugu bu ve benzeri birçok üzeri örtülen gerçekleri görmemeye öylesine and içmişlerki hiç birşekilde dinlemeyip anlamadan karşı çıkıyorlar akıllarınca sanki kendilerileri bunlardan zarar görmeyecekler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: