2015 Yılının En İyi 10 Sinema Kitabı

2015 yılında çok sayıda sinema kitabı okudum, çoğu geçmiş yıllarda yazılmış kitaplardı. Okumak bu seneye nasipmiş, napalım. Bu sene okuduklarım içinde en beğendiğim 10 tanesini sinema-kitabı-severler için sıralamak istedim, belki bu konularda çalışmalar yapanlara faydası dokunur. Kitapları seçerken çok fazla kriter koymadım. 2015 yılı içinde okuduklarımı, okurken büyük keyif aldıklarımı ve çok şey öğrendiklerimi listeye ekledim. Listeye kısa kısa notlar ilave ettim. Sinemacı kimliğiyle tanınan kişilerin biyografilerini, otobiyografilerini de değerlendirme kapsamına aldım. Yayınevi isimlerini özellikle belirtmedim, meraklısı zaten hemen bir tarama yapacaktır. Kitapların bir kısmı İngilizce, bir kısmı Türkçe. İngilizce olanları İngilizce ismiyle, Türkçe olanları Türkçe ismiyle paylaştım. İngilizce olanlar umarım en yakın zamanda dilimize kazandırılır. Çoktan Türkçe’ye kazandırılmış da benim gözümden kaçmış olanlar varsa onlar için de ayrıca özür dilerim.

Unutmayın; her sinema kitabı, aynı zamanda bir “izlenecek filmler listesi”dir de. Şimdiden iyi okumalar…

FİLM TEORİSİ: FİZİKSEL GERÇEKLİĞİN KURTULUŞU
(Siegfried Kracauer)

En İyi Sinema Kitapları 2015Siegfried Kracauer’in bir başka dev eseri daha nihayet dilimize kazandırıldı. Kracauer’in kitabı “Ben film teorisiyle ilgileniyorum arkadaş” diyen herkesin mutlaka okuması gereken bir hazine. Bazı bölümleri, teknolojik bazı gelişmelerin sağladığı imkanlar neticesinde anlamını yitirmiş olsa da, döneminin en büyük düşünürlerinden birinin yazdığı bu kanonik eserin birçok bölümü ilk günkü parlaklığını koruyor. Özellikle “Alanlar ve Unsurlar” adlı bölüm şahsi favorim. Hansen’in sunuşu ise zaten başlı başına olağanüstü bir özet-metin.

ÖMER KAVUR: SİNEMAMIZDA BİR ‘AUTEUR’
(Şükran Kuyucak Esen)

Evet, kabul ediyorum hayli akademik bir dille yazılmış, ağır bir kitap. Öte yandan sinema yazınımızın bu kapsamda çalışmalara şiddetle ihtiyaç duyduğunu görmezden gelemeyiz. Keşke bütün yönetmenlerimiz için bu ayarda çalışmalar yapılsa. Şükran Kuyucak Esen, sinema tarihimizin en önemli yönetmenlerinden birinin, Ömer Kavur’un sinemasını enine boyuna, santim santim inceliyor. Filmleri parçalarına ayırıyor ve detaylı çözümlemelere varıyor. Gördüğüm kadarıyla; Ömer Kavur çalışmalarında kullanılacak temel kaynak şimdilik budur.

FILM: AN ANTHOLOGY
(Daniel Talbot)

İçinde koskoca Warshow’un, Totha’nın, Balázs’ın, Hecht’in, Agee’nin, Kael’in ve Faure’nin yazdığı makaleler var, daha ne olsun? Daniel Talbot’un “Film: An Anthology”si sinema konusunda kalem oynatmış bir sürü yeteneğe ev sahipliği yapıyor, her bölümde ayrı ayrı tatlar alıyorsunuz. Kitap son derece rafine bir dille yazılmış. İyi düşünülmüş, iyi hazırlanmış. “Film: An Anthology”, 1970 öncesi yazılmış en iyi sinema kitaplarından biri.

TEK KİŞİLİK TANGO
(Anthony Quinn)

Çok geç okuduğum için pişman olduğum bir otobiyografi. Sinema tarihinin en büyük aktörlerinden biri görkemli hayatını mini minnacık bir kitaba sığdırıyor. Kitap, yüzlerce anekdotla dolu. Hem ustanın tüyler ürpertici hayatına tanıklık ediyorsunuz hem de “High Noon” ile Oscar kazandığı gece Gary Cooper’ın hangi şehirde hangi dünyaca ünlü aktrisle yattığı bilgisi gibi sinema tarihiyle ilgili yakası açılmadık dedikodulara kulak misafiri oluyorsunuz. Ama benim favorim Marlon Brando anekdotu oldu tabi. Bu arada Anthony Quinn de sayfalar ilerledikçe yıkıp döküyor, bazen ondan nefret ediyorsunuz. Bu otobiyografinin anlatı tasarımı da ayrıca beni hayrete düşürdü. Mükemmel!

FİLMLERLE SOSYOLOJİ
(Bülent Diken, Carsten B. Laustsen)

Bu sene okuduğum en heyecan verici sinema kitaplarından biri. Bülent Diken ve Carsten B. Laustsen belli başlı filmlerden yola çıkarak sinema sosyolojisinin merkezine iniyorlar. Sunuş, kitaba olan hayranlığını gizlemeyen Slavoj Zizek’ten. Kitabın “Sineklerin Tanrısı – Kin Sosyolojisi” ve “Dövüş Kulübü – Ağ Toplumunda Şiddet” bölümleri favorilerim. Akademik bir dille yazılmış 8 makale gibi duran “Filmlerle Sosyoloji”nin biraz ağır olduğunu kabul ediyorum. Ama yine de süper bir çalışma bu. Filmler üzerine yazan, çizen, düşünen herkese şiddetle tavsiye ederim.

SİNEMADA ZAMAN: RİTMİK TASARIM; TÜRBÜLANS VE AKIŞ
(Yvette Biro)

Yine teorik bir metin. Ama harikulade! Yvette Biro, sinemada görüntü hızının adeta otopsisini yapıyor. Hızlanmanın ve yavaşlamanın etkileri üzerine, kılı kırk yaran detaylı bir inceleme bu. Biro’nun çıkardığı bazı sonuçlar dikkat çekici (2001: A Space Odyssey okumasında olduğu gibi). Bu kıvrak zekalı sinema teorisyeninin diğer kitaplarının da süratle dilimize kazandırılmasını rica ediyoruz.

SİNEMA ESTETİĞİNİN SORUNLARI: FİLMİN SEMİOTİĞİNE GİRİŞ
(Yuriy M. Lotman)

“Sinema Estetiğinin Sorunları: Filmin Semiotiğine Giriş”, sinema teorisyeni Yuriy Lotman’ı yakından tanımak için iyi bir seçim. Dizi editörü Ege Berensel ve rahmetli Ulus Baker’miş. Sunuş Seçil Büker’den. Lotman, film yapım sürecini parçalara ayırıyor ve kuramlarını tek tek bizimle paylaşıyor. “Sinemada Konu”, “Mekanla Savaş” ile “Semiotiğin Sorunları ve Modern Sinematografinin Gelişmesi” bölümleri favorim.

CAHİDE SONKU: PEÇETE KAĞIDINDAKİ ANILAR
(Agâh Özgüç)

Agâh Özgüç üretken bir yazar. Çoğu zaman kısa, vurucu ve tarihsel öneme sahip metinler kaleme alıyor. “Cahide Sonku: Peçete Kağıdındaki Anılar”da bu büyük artistin devasa çöküşünün izlerini görmek mümkün. Bazı anekdotlar hakikaten çok çarpıcı. Özgüç’ün dili yalın, basit ve anlaşılır. Konuyu ele alışında mesafeli olmasına rağmen Özgüç’ü tebrik etmek lazım. Hakikaten ibretlik bir yaşamı, sade bir şekilde gözler önüne sermeyi başarmış.

TARKOVSKİ: İÇSEL UZAMDAN GELEN ŞEY
(Slavoj Zizek)

Bir dahi bir dahinin filmlerini okuyor. Ama ne okumak! Slavoj Zizek’in Lacangil Tarkovski okumaları, o kadar dinamik ve sürükleyici ki, hayran olmamak elde değil. Zizek’in Tarkovski’nin filmlerine kaynak teşkil eden romanlar üzerinden yakaladığı müthiş detaylar var. Başka filmlerle ve romanlarla kurduğu ilişkiler ise gerçekten büyüleyici. Kitabın sonuna doğru ele aldığı zorlama Marksist okumayı bir kenara koyarsak, karşımızda kusursuz bir kitap olduğunu öne sürebiliriz. Sadece Zizek ya da sadece Tarkovski hayranları değil, tüm sinema-kitabı-severler okumalı.

WHEN IN DISGRACE
(Budd Boetticher)

Sadece bu sene değil, tüm hayatım boyunca okuduğum en sağlam otobiyografilerden biri. Sinema tarihinin kıymeti bilinmemiş yönetmenlerinden Budd Boetticher, Boğa Güreşleri’ne olan tutkusunu merkeze aldığı harikulade bir otobiyografiye imza atmış. Yüzlerce tanıdık simayı da katara yüklemiş. Bir saplantısı nedeniyle neredeyse tüm kariyerini ve servetini harcayan Boeeticher’in kaleminden adeta zeka fışkırıyor. Muazzam detaylar ve inanılması güç hikayelerle dolu, olağanüstü bir eser.

Yazar hakkında: Ertan Tunc

Sevdiği filmleri defalarca izlemekten, sinemayla ilgili bir şeyler okumaktan asla bıkmaz. Sürekli film izler, sürekli sinema kitabı okur. Ve sinema hakkında sürekli yazar. En sevdiği yönetmen Sergio Leone’dir. En sevdiği oyuncular ise Kemal Sunal ve Şener Şen. “Türk Sinemasının Ekonomik Yapısı 1896-2005” adlı ilk kitabı; 2012 yılında Doruk Yayımcılık tarafından yayınlanmıştır. Kara filmler, gangster filmleri, İtalyan usulü westernler, giallolar ile suç sineması konularında kitap çalışmaları yürütmektedir. İletişim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir