Korku Sinemasının En Meşhur 10 Külotu

10- Night of The Demons (1988) – Suzanne: Bu film bize, bir insanın markette renkliler için deterjan bakarken ne kadar seksi olabileceğini gösterir. Kasabanın gothic’i Angela ve seksi kankası Suzanne, Cadılar Bayramı’nda Hull House’ta bir parti vereceklerdir. Partinin erzakını nerd’lerin işlettiği bir marketten çalmaya karar verirler. Suzanne pembe oyuncak bebek elbisesiyle Alo’ların önünde öyle bir eğilir ki, tütüsünün altından beyaz puantiyeli brazilian’ı görünür. Nerd’ler popoya bakarken, Angela da fırsattan istifade fırsat ürünlerini toplar. Böylelikle aldıklarını külotla ödeyerek, jet kasadan geçmiş ve sıra beklemek zorunda kalmamışlardır. Lidya’lılar bilmez.

9- A Nightmare on Elm Street 3: Dream Warriors (1987) – Hemşire: Freddy Krueger mağdurları toplu terapi yapmaktadır. Hipnotize olup uyuma korkularını yenmeye çalışırlar. Kelebeği, taklası derken Joey bir hemşirenin peşine takılıp gider. Joey’nin sadece rüyasında görebileceği bu hemşire, onu yatağa atıp beyaz tangasıyla tedavi etmeye başlar. Tam uyumak ne güzel, yaşasın beyaz elbisede iz yapmayan külot, çok seksi de arasına kaçmıyor mu diye düşünürken hemşiremiz Joey’nin dilini koparıp, dil parçalarıyla ellerini yatağa bağlar ve Freddy’e dönüşür. İnsanı tangadan soğutan bu sahne karşısında dilimiz tutulur. Bu fanteziyi ilk 3 dakika biz de desteklemiştik.

8- Poltergeist (1982) – Diane Freeling: Birtakım kötü ruhların, yeni evlerine taşınan Freeling’lere hoş geldine geldikleri bir gece, Diane de saçlarını kurutmaktadır. Üstünde sadece Amerikan futbolu sweatshirt’ü olduğu için beklentimizi yüksek tutarız. Evdeki her şey neden birden delirdi diye düşünürken, ruh sabredememiş olacak ki sweat’i çekiştirmeye başlar. İşte o an Diane’in hipster külotuyla karşılaşırız. Külottan elektrik alan ruh, Diane’i abazan gibi duvardan duvara fırlatır ve en sonunda kapıları silikonla kaplayarak boşalır. Bu sahne bize önemli bir ders vermektedir: Mezarlığın üstünden ev aldıysan, belki sevişirim donu giymeyeceksin.

7- Friday the 13th (1980) – Marcie: Marcie o gece olabilecek en yüksek belli, regl külotundan hallice, klasik bir külot giymiştir. Bu külotun tek iyi yanı, aşırı bol olduğu için, çatal dostu olmasıdır. Fakat Marcie külotunun iddiasızlığına rağmen teen slasher kurallarına uymamış, Jack’le sevişmiş ve final kızı olma şansını kaybetmiştir. Çünkü Jason orgazm olan kadınları sevmez ve ilişkileri baltalar. Ah Marcie’ciğim madem arkadaşlarınla göle kampa gidiyorsun Monopoly oynasana, doğayla baş başa kalsana, bir uyanış yaşasana. Neden bir teen slasher filminde sevişerek hayatta kalma şansını sıfırlıyorsun?

6- The Covenant (2006) – Caleb Danvers: Ipswich’in erkek cadıları Caleb, Pogue, Tyler ve Reid’i (eşofmanı var ama olsun, biz decoder’i çözmüş bir nesiliz) okulun havuzunda boxer’la gördüğümüz sahnedir. Salem cadılarının torunları olan bu gençlerde, atalarından kalma ırsi birtakım sihir güçleri vardır. Buna göre tavanda yürür, tırın altında kalıp ölmez, uçurumdan canlı ve tek parça halinde aşağı düşer ve yüzerken çok seksi olurlar. Sessizlik yemini ettikleri için güçlerini orada burada gösteremeyen bu dörtlü, neyse ki siyah ve kısacık boxer’larıyla bize başka ve daha çok ilgimizi çeken şeyler gösterirler. Az laf, çok kas.

5- Eyes Wide Shut (1999) – Alice Harford: Yüksek belli beyaz külotu ve beyaz atletiyle Alice, evde memur emeklisi gibi dolaşmaktadır. Külotunun verdiği “sarılıp uyuyalım” mesajı ve kıskandırma hikayeleri yüzünden Dr. William Harford kendisini dışarı atar. Artık külottan nasıl nefret ettiyse, masonik bir orginin ortasında bulur kendini. Burada spor külotlar değil, g-string’ler ve tangalar vardır. Adeta seksi külotların Madagaskar’ıdır burası. Fakat göründüğü kadar sevişip gidiyorsun yeri değildir burası. Dr. Harford bırakın sevişmeyi, canını zor kurtarır ve eve döner. Maalesef 3 beyazı bırakamamıştır: Atlet, külot ve ot.

4- American Psycho (2000) – Patrick Bateman: Patrick Bateman’ın sabah rutini; bütün yansımalarda kendini seyretmek, Zorro buz maskesiyle yüzünü germek, duşta kendini şımartmak ve bütün bunları yaparken beyaz slipiyle yürekleri hoplatmaktır. Yaşlanmaktan, kan lekesinden ve giyinik bir şey yapmaktan hiç hoşlanmaz. Dışarıdan genç, yakışıklı ve zengin görünen bu adam aslında bir seri katildir. Yılın erkeği olarak girişimleri, elektrikli testereyle insanlara girişmektir. Kendisi hem seksi kadınlarla birlikte olduğu yat kulübü üyesi hem de insan parçaları biriktiren bir koleksiyonerdir. Seksi beyaz slipiyle, dışı kurbanlarını içi bizi yakar yani.

3- The Unborn (2009) – Casey Beldon: Casey, evinde mütemadiyen cheekini külotuyla dolaşmaktadır. Acaba bu kızın eşofmanı, pijaması falan yok mu diye düşünürken meselenin ayna olduğunu anlarız. (Gözleri popoya değil duvara netleyince, duvarda ayna beliriyor.) İkiz fetişisti (memelerden bahsetmiyoruz) karanlık ruh, kendine yeniden doğacağı bir beden aramaktadır. Bunun için de aynaları ve Casey’nin bedenini kullanır. Artık bir şeytan çıkarma ayini şart olmuştur. Fakat Rabbi Sendak ve Arthur Wyndham’ın ayinde – sözde dilini ısırmasın diye- Casey’nin ağzına taktıkları nesne, acaba karanlık ruh BDSM mi seviyor dedirtmiştir. Belki de mesele gerçekten de külottur.

2- American Horror Story: Murder House (2011) – Moira O’Hara: Ne zaman karşımıza çıksa, domalmış vaziyette yer silen Moira O’Hara, evin civelek hizmetçisidir. Sıyrılmış hizmetçi kostümünden görünen siyah külotu, jartiyeri ve poposuna bakmaktan; katillere, manyaklara konsantre olamayız. Oysaki o aslında yaşlı ve tehlikeli bir kadındır. Üstelik tek gözü de evin hanımı tarafından, kocasıyla yattığı için, silahla uçurulmuştur. (Yani o aynı zamanda bir ölüdür.) Moira’nın gözü başı ayrı oynar. Dr. Ben Harmon gibi hormonlarına karşı koyamayanlar onun gözünü değil öhöm poposunu görürler ve başları büyük belaya girer.

1- Alien (1979) – Ellen Ripley: Biz Ellen Ripley’i kendisine 2 beden küçük gelen beyaz külotuyla biliriz. Yanları taşmıştır, külotunun arka kısmı da poposunun yarısını örtmektedir. Malum uzay gemisinde yaşamak bir mücadele, hayatında her şey havada, bilinmeyen yaşam formları yüzünden formda kalmak zor, bir de tepende sürekli salya akıtan bir yaratık var. İnsan inip de üst baş alamıyor tabi. Uzayda zaman mevhumu da farklı olduğu için, külotun zamanla karper peynir gibi kalabiliyor. Fakat ne biz ne de yaratık bu durumdan şikayet etmeyiz. Hatta yaratık, Nostromo’nun camından Ripley’i dikizlerken yakalanır.

Yazar hakkında: Semra Uygun

Fantastik sinema ve korku sineması için yeni ve acayip şeyler yaptı. “Korkteyl” programını yazdı ve sundu. “Midnite Movies” grubunu kurdu, korkuyu ötekilerle paylaştı. Semra deli gibi film izliyor, Tür, yıl, oyuncu, yönetmen ayırmaksızın izliyor; abur cuburlarını, dostlarını yanından eksik etmeksizin izliyor. Ama Semra hala doğru filmi bulamadı.

2 Yorumlar

  1. I Spit on Your Grave yok :/

  2. Keşke Geena Davis The Fly’da teleport için külodunu verseydi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir