En Sevilen Hammer Korku Filmleri (1957-1974)

The Curse of Frankenstein bundan tam 60 yıl önce çekildi ama ardından gelecek onlarca filmin habercisiydi. Gerçek anlamda ilk Hammer korku filminin 60. yıldönümü sebebiyle, ünlü stüdyonun her bir altın yılından seçilmiş Hammer klasiklerini sizler için derledik.

Bundan 60 sene önce yani 2 Mayıs 1957’de, Londra sinemalarında çok özel bir film gösterime girdi. Şimdilerde efsanevi İngiliz stüdyosu olan Hammer Film’in yapımcılığındaki The Curse of Frankenstein (Frankenstein’in Laneti), önündeki 10 buçuk yıl boyunca korku türüne egemen olacak gotik filmlerin ilkiydi.

Hammer daha önce de korku filmleri yapmıştı. Bunlar 1935’in başlarında Bela Lugosi’nin yer aldığı “The Mystery of the Mary Celeste” ve bir kadının yüzünü kayıp aşkına benzeterek değiştirmeye çalışan takıntılı bir doktoru anlatan 1952 yapımlı “Stolen Face” filmleriydi. Daha sonra 1952 ve 1955’te Nigel Kneale’in ürpertici BBC bilimkurgu seriallerinden uyarlanan “Quatermass Xperiment” ve “Quatermass II” vites değiştirseler de şirketi ön plana çıkartan film, The Curse of Frankenstein oldu. Mary Shelley’in öyküsünün yeniden uyarlamasını yöneten Terence Fisher, korkuyu renkli sinemayla buluşturdu. Akan kanlarla harmanlanan gotik heyecan, dehşete düşen seyirci için Hammer’in büyük çıkışının habercisiydi.

Hammer’in 60. korku yılını kutlamak adına şöyle geriye dönürek 1957 ile 1974 arasında stüdyonun her şanlı yılından bir filmi seçip, en iyi Hammer filmlerine bir göz atalım.

1957: The Curse of Frankenstein

Yönetmen: Terence Fisher

Gotik korku tarzını yeniden doğuran film, seyircileri, 1950’li yılların nükleer korkulu bilimkurgu filmlerinden uzaklaştırdı. Frankenstein’i canlandıran Peter Cushing ve canavarı canlandıran Christopher Lee, aldıkları rollerle birer stara dönüştüler. Görüntü yönetmeni Jack Asher ise filmdeki kan ve gore dokusunu Eastmancolor sayesinde yakaladı. Eleştirmenler öfkelenseler de halk filme tutkuyla bağlandı.

1958: Dracula

Yönetmen: Terence Fisher

Christopher Lee pelerin giyip ve sivri dişlerini geçirerek ilk kez bir Dracula’ya dönüştü. Kesin biçimde de ekranların kontu olarak kendini kanıtlamış oldu. Peter Cushing de yine kadroda ancak bu sefer meleklerin yanında olan vampir avcısı Van Helsing olarak. Her iki aktör de kariyerleri için belirleyici performansları ortaya koydular.

1959: The Hound of the Baskervilles

Yönetmen: Terence Fisher

Conan Doyle’dan Hammer stili… Cushing’in olağanüstü Sherlock’u ve André Morell’in canlandırdığı Watson, bundan önceki uyarlamalarda ya yoktular ya da sevimli sakarlara indirgenmişlerdi. Titiz Holmes’ciler, bazı hataların orijinal metne göre düzeltilmesini isteyebilir ancak film, defalarca sinemaya aktarılan öykünün en iyi uyarlaması olarak kabul görecektir.

1960: The Brides of Dracula

Yönetmen: Terence Fisher

Dracula’nın devam filminde bu sefer Christopher Lee bulunmuyor. Ancak onun yokluğu, zar zor fark edilir halde. Cushing’in Van Helsing’i ise geri dönüyor ve bu sefer David Peel’in ölümsüz Baron Meinster’ı ele geçiriyor.

1961: The Curse of the Werewolf

Yönetmen: Terence Fisher

Hammer’in tek kurt adam gezintisinde Oliver Reed, bir tecavüz sonucunda Noel’de doğan ve her dolunayda kurt olmaya mahkum edilen trajik bir öykünün kahramanı olarak karşımıza çıkıyor. Tabi ki Roy Ashton’un muhteşem makyaj efektleri sayesinde.

1962: The Phantom of the Opera

Yönetmen: Terence Fisher

Gaston Leroux’un defalarca sinemaya uyarlanan romanında, maskenin ardındaki ıstırap çeken anti-kahramanı bu sefer Herbert Lom canlandırıyor. Hammer burada beklediğimiz o korkunç ayrıntılardan yoksun olmuş olsa da Meksika’dan Çin’e kadar her yerde tekrar tekrar uyarlanmış bir hikayeyi olabildiğince özgün bir biçimde ele alıyor.

1963: The Kiss of the Vampire

Yönetmen: Don Sharp

The Kiss of the Vampire, Hammer’in, Lee ve Cushing ile özdeşleşen Dracula ve Van Helsing karakterleri olmadan yaptığı ilk vampir filmidir. Bir vampir kültü olan ölümsüz anti-kahraman Dr. Ravna’yı canlandıran Noel Willman, yolda kalmış bir balayı çiftini kurbanı olarak seçer. Clifford Evans ise intikamcı bir vampir avcısı olarak Cushing’in ardındaki boşluğu dolduruyor.

1964: The Gorgon

Yönetmen: Terence Fisher

Hammer, Yunan mitolojisine saparak, Medusa biçimindeki ilk kadın canavarını yarattı. Vandorf köyündeki sakinleri rahatsız eden yılan saçlı kadın, Dracula’nın ısırdığı kurbanlara da benzememektedir. Lee ve Cushing ise filmde, bu kadının musallat olduğu köyün sakinlerindendir.

1965: Fanatic 

Yönetmen: Silvio Narizzano

Hammer, gotik filmlerinde yanında 1960’larda korku efsanelerinden çıkarttığı psikolojik gerilimler de üretti. Bu işin en eğlenceli tarafı ise Tallulah Bankhead dini bir fanatik gibi olağanüstü dönüşü ile oğlunun nişanlısı üzerindeki kötü tasarımlardı.

1966: The Plague of the Zombies

Yönetmen: John Gilling

Hammer’in tek zombi filmi olan The Plague of the Zombies, ürkütücü kabus sekansları ile çok sevilmişti. Film, George Romero’nun Night of the Living Dead ile yaptığı zombi filmlerindeki köklü değişimden iki sene önce çekilmişti. John Carson, Cornwall köyünde yeni ölenleri Haiti vudusunu kullanarak yeniden dirilten bir derebeyini canlandırıyor. Andre Morell ise onun yardımcısıdır. Jacqueline Pearce ise mahkum edilmiş Alice karakteri ile neredeyse başrollerden rol çalmaktadır.

1967: Quatermass and the Pit

Yönetmen: Roy Ward Baker

Hammer’in Nigel Kneale’nin televizyon uyarlamalarının üçüncüsü ve sonuncusu olan film ardıllarından kat kat iyi. 1960’ların sonunda Londra’da uyandırılan çok eskiden kalma yaratıklar, hafızalarını yeniden kazanırlar. Uyandırılmış Marslı güçlerin, dışarıdakilerin “kovanlarını” psişik olarak temizledikleri sahneler, Hammer’in en ürkütücü sahnelerinin başında gelir.

1968: The Devil Rides Out

Yönetmen: Terence Fisher

Hammer’in yaptığı iki Dennis Wheatley uyarlamalarından ilki olan film, ötekiyle karşılaştırıldığında çok da iyi olduğu söylenemez. Yine de şirketin en iyilerindendir. Chrisptopher Lee’nin canlandırdığı okült uzmanı Duc de Richleau, Nike Arrighi’nin canlandırdığı Tanith’i, Charles Gray’in performansı ile öne çıkardığı şeytani Mocata’nın pençelerinden korumaya çalışıyor.

1969: Frankenstein Must Be Destroyed

Yönetmen: Terence Fisher

Hammer’in Frankenstein serisinin 5 numarası olan bu filmde, Cushing’i git gide delirmenin eşiğine gelen bir bilim adamı olarak izliyoruz. Laboratuarda yarattığı şeylerden daha fazla canavara dönüştü. Cushing, en sinir bozucu haliyle herhalde en iyi performansını ortaya koyuyor.

1970: Taste the Blood of Dracula

 Yönetmen: Peter Sasdy

Dracula serisinin en iyi bölümü olan filmde Lee’nin kontluğu, öğrencilerinin kan içme ayini ile yeniden canlandırıyor. Dracula, heyecan aramak için onu öldüren üç gençten intikam almak için onların çocuklarını kullanır.

1971: Hands of the Ripper

Yönetmen: Peter Sasdy

Hammer, Viktorya döneminin en bilinen canisi Karındeşen Jack’in yaptıklarının farkına vardı. İlk defa 1949 yılında Room to Let isimli filme Whitecappel’e giren Hammer, bu filmle oraya geri dönüyor. Yine 1971 yapımlı Dr Jekyll & Sister Hyde’ı yapan Hammer, orada Karındeşen Jack vari kadın katili sunmuştu ancak ondan daha iyi olan melek yüzlü Angharad Rees, bahtsız bir şekilde suçlu konumuna düşecektir. Çünkü babası Karındeşen Jack’in montunu kendi üzerine geçirip suça yanlışlıkla bulaşmış olur.

1972: Vampire Circus

Yönetmen: Robert Young

İlk bakışta zararsız gibi görünen seyahat sirkiyle bir köye gelen vampirler, yıllar önce köylüler tarafından liderlerinin öldürülmüş olmasının intikamını almaya çalışacaklardır. Yıllar önce öldürülen vampir kontu Mitterhaus’u Robert Tayman canlandırıyor.

1973: The Satanic Rites of Dracula

Yönetmen: Alan Gibson

Hammer’ın Drakula’daki son atağı, Lee’nin bilim insanlarının kendisi için geliştirdiği bir veba silahıyla insan ırkını yok etmeyi planladığı garip ama eğlenceli olayları konu ediniyor. Planı pek mantıklı değildi ama Dracula, bir Bond kötü adamı gibi kurulan model üzerinde beklenmedik bir hamle yapıyor.

1974: Frankenstein and the Monster from Hell

Yönetmen: Terence Fisher

Hammer’ın en iyi yıllarının sonu, Terence Fisher’in yönetmenlik koltuğuna ve Cushing’in de Frankenstein’da terk etmesi gereken şeylere geri dönmesiyle başladı. Bu sefer onun azılı tasarısı yaratığına yeni bir eş yapmakla ilgilidir. Paytak ve kıllı canavarı David Prowse, Frankenstein’ın sessiz asistanını ise Madeline Smith canlandırıyor.

ABD’de Night of the Living Dead, Rosemary’s Baby, The Exorcist, The Texas Chain Saw Massacre gibi çağdaş korku filmleri dalgasının başlaması ile Hammer’in bu yapımlara karşı ayakta kalması zorlaştı. 1975’te hiçbir filmi vizyona çıkaramayan şirket, 1976’da ise Dennis Wheatley’ın romanından uyarlanan To the Devil a Daughter hayal kırıklığı yaratmıştı. 1979’da, geçici olarak sektörden çekilmeden yapılan The Lady Vanishes’i ise tam bir başarısızlıktı. 21.yüzyılda bir avuç ilginç filmle yeniden canlansa da bunların hiçbiri, bu 18 yıl içinde yaratıcılığın, gore üslubun ve cinselliğin yerini tutamıyor.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir