Süper Sıkıcı Kahraman: Max Steel

Max Steel, ergenlerin çok seveceği düşünülerek çekilmiş bir süper kahraman filmi. Aslında bir oyuncak firmasının figür satmak için ürettiği animasyon serisinden uyarlama. Ülkemizde çocuk kanallarında yayınlandı, ben de birkaç kez denk geldim. Peki, uzun metraj bir filme gerek var mıydı? Filmi izledikten sonra gönül rahatlığıyla yazabilirim: yok!

Max Steel’in hikayesini filme çekmek için yola çıkan yapımcıların unuttuğu bir şey var, o da hikayenin kendisi! Bunun için eleştirmen olmaya gerek yok, Max Steel (en azından filmde gördüğümüz hali) bir Peter Parker replikasından öte değil, hikayede de Örümcek Adam’ın ilk filmini andıran pek çok sahne var. Bilim, bilim adamları, çılgın deneyler, sorumluluk getiren büyük güçler vs. Bunları orta karar bir bütçe ile yeniden filme çekmek marifet değil ama sonuçta her şey biraz daha oyuncak satmak için!

Bu arada, filmin tek ilham perisi Örümcek Adam maceraları değil, benim bir zamanlar bayılarak izlediğim Guyver (aslı mangadır) filmlerinden epey bir fikir yürütülmüş ki o filmlerin macerası nefes kesiyordu. Saf aksiyon! Hem de bu filmin 1/5’i bütçeyle yapıyorlardı bunu. Max Steel’in yamalı bohçaya dönmüş senaryosunu görmezden gelsek bile bu onun sıkıcı bir seyirlik olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Çünkü film bir türlü konuya giremiyor, aksiyona geçemiyor. Filmin yarısı bitmiş Max hala olanı biteni anlamaya uğraşıyor. Gerçek hayatta, algıları bu kadar kapalı bir arkadki, “ah keşke Amerikan banliyö hayatını doyasıya izleyebileceğaşa süper güçler bahşetmek dünyaya felaket getirirdi. Sanimiz bir film çekseler” demişiz de melek kalpli bir yapımcı sesimizi duymuş gibi!

Filmin yönetmeni Stewart Hendler vasat bir sinemacı, 2007’de çektiği Ölüm Fısıltısı (The Whisper) hiç fena değildi. Kariyerine korku filmleri çekerek devam edecek gibi görünürken bir süper kahraman filmiyle çıkageldi ama bu film onun pek parlak olmayan kariyeri için bile kötü bir referans olacaktır. Potansiyeli olan karakterlerin aşırı sıkıcı macerasını çekmek konusunda Uwe Boll ile yarışacak kadar kötü bir performans sergiliyor. Filmin başrol oyuncusu Ben Winchell gayretli ama elinde bir Peter Parker fırsatı yok.

Film hakkında yazacak çok da bir şey yok, ne yazık ki yapım buna izin vermiyor. Süper kahraman filmlerinin çok tuttuğunu düşünen herkes, fellik fellik filmini çekecek karakter arıyor ama “oyuncak satmak için uydurulmuş” hikayelerden uzak durmak gerekiyor. Bu süper kahraman furyasının içinde bile sırıtan bir film Max Steel, ülkemizde iyice geciken vizyon tarihi yüzünden de kimsenin ilgisini çekeceğini düşünmüyorum. Hatta çok iddialı konuşmuş olmayayım ama tek Türkçe eleştirisi, şu anda okuduğunuz satırlar bile olabilir!

Filmin hiç mi şansı yok? Eğer “baba beni sinemaya götür” diyen 10-14 yaş arası bir erkek çocuğunuz varsa ve tamamen kararsız bir şekilde gişenin önüne kadar düştüyseniz, içerdiği steril şiddet ve aile değerlerini yükselten hikayelendirmesi sebebiyle bilet almanıza yol açabilir. Siz kesinlikle çok sıkılıcaksınız ama çocuğunuzun hoşuna gidebilir. Eğer çocuğunuz bu filmi çok severse de onunla ilişkinize mesafe koyun, bu çocuk ilerde sizi çok uğraştıracak demektir (bu bir şaka!)

[email protected] – Twitter: @murattolga

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun’da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda “Öteki Sinema” yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar’da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu… Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. Bence şaka değil…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir