Seks Furyası

Seks ve erotizm aslında sessiz dönemden beri Türk filmlerinde bir şekilde vardı. 1917 gibi eski bir tarihten kalma Pençe şok edici öyküsü yüzünden döneminde oklukça ayıplanmıştı. Birkaç yıl sonraki Mûrebbiye (1919) ise İstanbul’da Fransız elçisini çile­den çıkaran Parisli hafifmeşrep bir kadının öyküsünü anlatıyordu- Ama yine de Türk sinemasının şehvetli seks dilberleriyle ilk tanışması, kırklar ve Ellilerdeki popüler kostümlü dramalar sayesındeydi

Altmışların daha ılımlı atmosferinde Suçlular Aramızda (1964) ve Ölüm Perdesi (1960) gibi filmlerle Leyla Sayar Türk erotizminin kraliçesi olur. Sayar bu ikinci filmde bir gece kulübünde şaşırtıcı bir striptiz sergiler. Gösterisindeki ‘ortağı’ elinde tabancasıyla duran smokinli bir mankendir. Sahne Leyla’nın mankenin önünde diz çöküp dudaklarıyla silahın namlusunu şarışıyla biter. O gün için fazlasıyla sıcak olan bu sahne, Jesüs Franco veya Jose Benazerafin yönettiği Avrupa filmleriyle kesinlikle aynı niteliktedir.

Roma ve İstanbul’daki film yapım çevreleri arasın­daki sıkı bağlantılar birçok İtalyan filminin Türki­ye’de de gösterime girmesini sağlıyordu. 1970’lerin başında bunun anlamı başrollerini Lanzo Buzzanca ve Edvige Fenech gibi isimlerin oynadığı yumuşak seks komedilerinin saldırısına uğramaktı. Kaçınılmaz bir şekilde bu filmlerin yerli taklitleri hızla üretilmeye başlandı. Beş Tavuk Bir Horoz (1974) kısa sürede isti­laya dönüşecek olan saldırının açık habercisiydi. Os­man F. Seden yapımı Teşekkür Ederim Büyükanne (1973) dönemin tipik örneklerindendir. Film basit bir yanlış anlamanın etrafına kurulmuş, saçma sapan ve yapay bir seks komedisiydi. Filmdeki karışıklık bir Türk işadamının, müşterilerinden birinin büyükanne’siyle görüşmek üzere oğlunu havaalanına gönder­mesiyle başlar. Delikanlı orada fingirdek İtalyan seks yıldızı Sonia Viviani’nin oynadığı büyük Anne ile kar­şılaşır. Ergenliğe ulaşmış her erkeğin onu becermek için harekete geçmesiyle birlikte kargaşa başlayacaktır. Sonunda delikanlı Anne sayesinde itinayla erkekliğe adım atar ve film Roma’ya dönmek üzere uçağa biner­ken bütün ailenin el sallayarak veda etmesiyle biter. Bu tür yapımlar için talep arttıkça Türkiye büyük bir hızla kendi seks yıldızı sistemini kuruyordu: sürünün liderleri Arzu Okay, Mine Mutlu ve Melek Görgün gi­bi isimlerdi.


Bu akımın annus mirabilis’i, yani altın yılı 1979′dur. Türkiye’de yapılan 193 filmin 131’i seks filmiydi. Türkiye aynı yıl “sert” pomo film yapan ilk Müslüman ülke olma ayrıcalığını da elde etti Öyle Bir Kadınki (1979) hiç başarı şansı olmayan bu talihsiz türün başladığını gösteriyordu. Naki Yurter’in yönet­tiği 16 mmlik bu ucuz yapımın başrolünde Zerrin Doğan vardı. Bu ikili zaman içinde Türkiye’nin en ün­lü seks filmlerine imza atacaklardı. Bu yapımların ço­ğu standart suç melodramları ve oğlan kızla tanışır şeklindeki aşk filmleriydi Ama artık masum bir öpü­cük sahnesini dikkatle karartmak yerine, sinemacılar aşk sahnelerinin tamamını, üstelik sert yakın çekim­lerle gösterme fırsatı bulmuşlardı. Oral seks, orgazm anları, kadın mastürbasyonları artık sık rastlanan sah­nelerdi, ama genellikle masumane ve sanattan tama­men yoksun bir şekilde.


Yavuz Figenli’nin filmi Paylaşılamayan Kadın’da (1980) taşralı bir kız, gayet görmüş geçirmiş ve batılılaşmış bir şekilde memleketine geri döner. Sigara içer, gözlerine mavi far sürer, yırtmaçlı etekler giyer ve modaya uygun kesimli saçtan artık sarıya boyalı­dır. Bir gün dolaşırken eşraftan yakışıklı bir delikan­lıyla karşılaşır ve çok geçmeden mercimeği fırına ve­rirler. Erkek arkadaşı işlemediği bir cinayetle suçla­nınca fettan kız gerçek katili itiraf ettirmek için bütün cazibesini kullanır. Filmin yaklaşık yarısını üç uzun seks sahnesi kaplar. Tahmin edilebileceği gibi, bu yapımlarda oynamak isteyecek aktris bulmak kolay değildi. En meşhur pomo yıldızı Zerrin Egeliler’di Son derece yoğun çalışan bu bayan, 1979′da bir yıl içinde tam otuz bir film çevirerek bir dünya rekorunun da sahibi oldu! Neyse ki. başka bir şey olmasa bile en azından Egelilerin sağlığı açısından,1980 yılında askeri yönetimin başa geçişiyle birlikte porno furyası tersine döndü. İnsan haklan azalırken sansür de güçleniyordu. Naki Yurter gözaltına alındı ve tarzını değiştirmesi istendi. Yoğun bir basın kampanyası ve giderek artan politik şiddet sonucunda, Türkiye’de seks filmlerine gitmek cesaret ister oldu. Yumuşak seks filmleri gösteren birkaç sinema salonunun bombalanmasıyla her şey hüzünlü bir biçimde sona erdi ve bu pazarın tükenişi sürpriz olmadı. Yavuz Figenli. Mehmet Aslan ve Naki Yurter gibi bu filmlerin gerisindeki birçok yapımcı ve yönetmen, piyasanın değişen havasına güre kostümlü dramalardan çizgi roman uyarlamaları ya da Westernlere uzanan tür fılmlerinde yıllardır çalışıyorlardı. Diğer pek çok yönden olduğu gibi, bu yönden de Türk film piyasası İtalyanlarınkine benziyordu. Bir kriz bitmeden diğerini yaşayan ve para sıkıntısı içindeki sayısız İtalyan yönetmen, oyuncu, teknisyen İstanbul’u ziyaret edecekti

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>