Felaket Filmleri

Felaket filmleri asla son bulmayacak. İnsanoğlunun yeryüzündeki hayatta kalma mücadelesi zaman içerisinde gelişir ve değişir. Bu mücadelesi de doğaya karşı verdiği bir hayatta kalma mücadelesinden doğaya hükmetme mücadelesine doğru bir evrim geçirmiştir. Sel, yanardağ patlamaları, vahşi hayvanlardan korunmaya çalışma ve hatta hastalıklara karşı koyma gibi hayatta kalma mücadelesi sırasında yaptığı aletleri, silahları ve giysileri  aslında teknolojisini yönlendirmiştir.

Felaket Filmleri

İnsanoğlunun ilk korkuları ve hatta ilkel dinlerinin ortaya çıkması da hep bu mücadele ile paraleldir. Kendini korumak için kurbanlar verir, mimarisini doğa ile mücadelesine karşı geliştirir. Aslında ne gariptir ki son 2000 yılda bahsettiğimiz bu durum değişmiş ve hem mimarisi, hem de buluşları ile insanların birbirinden korunmak için geliştiğini görürüz. Zaten afetler de değişir ve doğal olanların yanına insanoğlunun kendi yarattığı afetler de katılır ve insan doğaya hükmetmeye çalıştığı oranda doğal afetler değişir ve boyutları büyür.

Felaket filmleri olarak ele alacağımız sinema türünün ortaya çıkması da bu temel durumlarla alakalıdır ve insanoğlunun hayatta kalmaya çalışması ve afetler hayatımızın en önemli gerçekleridir. O yüzden sinema varolduğu sürece “felaket” türlerinin varolması da kaçınılmazdır.

Dünyanın Sonu: Alfa-Omega

thedayaftertomorrowdownAyrıca sinemanın ilk yıllarından beri dünyanın sonu üzerine kurgulanılan pek çok filmi de felaket filmi kategorisi içerisinde inceleyebiliriz. “The day after tomorrow” ile 1913’te çevrilen “Pompei’nin son günleri” (gli ultimi giorni di Pompei) arasında konsept olarak pek fark yok aslında. İlkel toplumlardan günümüze doğa olaylarından korkan insanoğlunun damarına basan bazı felaket filmlerinin senaryosu çok eskilere dayanıyor. Kutsal kitaplarda yazılan kıyamet günü kavramı aslında felaket filmlerinin ilk senaryosunun günümüzden 2000 sene önce yazıldığını da ortaya koyuyor.

Formulize edilmiş bir durum ise pek çok felaket filminin gişe başarısınını insanlığın en büyük korkularından birisi olan kıyamet günü ile olan ilişkisi. Yani aslında Hollywood yönünden baktığımızda filmlerin hepsi ilk başlarda din referans alınarak yapılıyor. Nükleer felaket filmleri ile 80’li yıllarda din kavramı daha geri plana atılarak insani hatalar ilahi bir güç ile giderilmeye çalışılıyor. Özellikle 90’larda bilime ve bilim adamına kredi daha fazla verilirken 70’lerin aksine ordu olayların daha negatif gitmesinde etken bile olabiliyor.

Aslında bu tip etiketlendirmelerin neye göre kime göre olduğu önemli bir tartışmadır ve tartışılmasının oldukça sağlıklı olduğunu düşünüyorum. Ancak felaket filmlerinin sinema varoldukça sinemanın içerisinde yer alacağı kesindir. “Felaket filmi” kavramı, bu temele dayandırdığımız zaman pek çok kola ayıracağımız ve detaylı olarak kategorize etmemiz gereken bir sinema türü olarak karşımıza çıkıyor.

Felaket Filmi Kavramı

Yukarı da bahsettiğim sebeplerden dolayı en doğru yöntemin ilk önce “Felaket Filmleri” kavramını masaya yatırmak olduğunu düşünüyorum. Yabancı kaynaklarda yer alan catastrophe kelimesi (Bkz: Disaster movies, Catastrophe) çoğu kez afet ile özdeşleştirilmiştir. Bizim de catastrophe kelimesini afet ve felaketle sonuçlanan olarak çevirmemiz en doğrusu olacaktır.

http://www.andyfilm.com/poseidon06.jpg

Felaket:
isim (fela:ket, l ince okunur) Arapça fel¥ket
1. isim Büyük zarar, üzüntü ve sıkıntılara yol açan olay veya durum, yıkım, bela

Felaket kelimesinin anlamına baktığımızda çok geniş bir tanım görüyoruz. Bu da bizim “Felaket Filmleri” kategorimizin şekillenmesi için önemli bir donedir ancak ben bu filmlerin ana bir başlık altında sadece “Felaket Filmi” olarak ele alınmasını doğru bulmuyorum. Felaket kavramının geniş olması nedeniyle her bir film kendi alt başlığı ile de yer almalıdır. Hatta bu alt başlıklar da kendi içlerinde de ayrılacaklardır. Yani doğal afet ise Felaket Filmi: Doğal Afet veya Felaket Filmi: Teknoloji olarak ele almak çok daha açıklayıcı olacaktır. Bu nedenle başka bir yazıda bu yazının devamı olarak Felaket Filmlerini geniş şekilde kategorize ederek sınıflandıracağım.

Bir Yanıyla Fantastik Olan Felaket Filmleri

Sinemada benim için en önemli olan unsur fantastik öğeler ve bilim kurgudur. Gelecekte olabileceklerin farklı bir yöntemle kurgulanmış hali veya sokağa çıktığımda seyahat ederken göremeyeceğim şeylerin bana yönetmenin gözüyle, özel efektlerle ve ilginç bir kurguyla sunulması veya çok zaman önce uzak bir galakside olanlar, nereden çıktığı belli olmayan iblislerin istilası, sigara paketinden tabanca çıkaran bir kovboy, eve baca veya pencereden girmeye çalışan zombileri izlemek bana göre sinemanın sunmasını beklediklerimdir ki bu kişiden kişiye değişen bir durumdur.

Ancak bunlar içinde felaket filmlerinin yeri benim için ayrıdır. Çünkü olabilecek veya günlük hayatımızda yanı başımızda olan yerlerin veya hayatımızın nasıl değişebileceğinin senaryolarıdır aslında bu filmler. Öte yandan işin kara mizah yanı da çok güçlüdür. Çünkü aslında temelinde bir özeleştiri yatar. Hepimizin bazı gerçeklerle yüzleşmesi ve beki de insanlık evrimimizin içerisinde yaşadığımız korkuların dışavurumudur. Bu filmlerin her örneğini çok severim gibi bir anlam çıkmasın çünkü genel anlamı ile bu kurgusal durum benim için çekicidir ve filmleri fantastik kılan olgu da aslında içindeki “gerçekliktir”.

Eğitsel Kol Olarak Felaket Filmleri

Uçak, gemi kazası, yangın, deprem, tsunami ve kasırga gibi daha küçük ölçekli olaylara değinen filmler diğer yandan böyle bir anda neler yapılabileceğini göstermek açısında eğitsel bir görev de üstleniyor. 70’li yıllarda bazı filmlerin teknoloji geliştikçe artan korku  baz alınarak yapıldığını düşünüyorum. Bu filmler okullarda ders olarak gösterilebilir. Bu filmlerde teknolojik gelişmelerin veya yapılan büyük uçak, gemi, apartman veya deniz istasyonlarının zayıf noktaları veya getirebilecekleri sorunlar da işlenmektedir. Adı üstünde bizi felaketler konusunda önceden uyarırlar.

İnsanoğlunun kendi kendinin canavarına dönüştüğünü de apaçık gösteren filmlerdir.

towering_inferno_ver3_xlg

Korku Sineması ve Felekat Filmleri

Açıkcası beni hep çelişki içerisinde bırakan bir kategorize etme durumu var. İnsanoğlunun en büyük korkularını ele alan filmleri korku sineması içerisinde mi ele almalıyız yoksa tamamen ayrı bir tür olarak mı incelemeliyiz?

Zihnimizin önüne engeller çıkartmamıza gerek yok pek çok film özellikle bilim kurgu kategorisinde incelenebilinir ve özellikle dev örümcek, karınca gibi filmlerin korku sineması içerisinde de incelenmesi yanlış değildir. Sonuç itibariyle filmin seyirciye vermek istediği mesajda veya yönetmenin anlatmak istediği hikayedir belirleyici olan. Eğer her şeye rağmen ayakta kaldığımızı gösteren ve aile filmi olma çabası içerisindeki Holywood filmlerini korku sineması içerisinde gösterebilmek pek mümkün gözükmüyor. Öte yandan virüsler ile ilgili pek çok film hem felaket sineması içerisinde hem de korku sineması içerisinde yer alabilir. Walking Dead çizgi roman olarak da dizi olarak da felaket filmlerinin en popüler olanı mesela şimdi. Ancak nedense felaket filmleri denilince hep geniş kadrolu Holywood yapımları geliyor insanların aklına.

Deprem üzerine yapılmış bir filmin, özellikle de Türkiye’de İstanbulluların en büyük korkusu üzerine yapılan bir yapımın korku sinemasından ayrı olarak ele alınmasını da hatalı buluyorum. Öte yandan yakın dönemdeki en büyük gemi faciası olan Titanik filmi aslında korkunç bir faciayı anlatsa da filmin korku sineması içerisinde değerlendirilmesi düşünülemez.

Kategorize etmek, sınıflandırmak ve sunmak için çok değerli bir araç olsa bile kategorizelere bağımlı kalarak film yapmak da o kadar sıkıcı olacaktır. Hikayenizi nasıl sunduğunuz ve seyircinin ondan ne aldığı önemlidir, bu nedenle pek çok türle bire bir ilişkisi olan bir türdür Felaket Filmleri ve bu onu zengin kılar.

http://www.cinemaretro.com/uploads/anighttorememberUK.jpg

Klişeler

Bazı klişeler filmde neler olabileceğini daha 10. dakikadan itibaren gösteriyor. İşte bu filmlerde bir ‘felaket filmsever’ olarak konuya değil görsel efektlere bakın demekten başka bir şey gelmiyor insanın elinden. Özellikle 90’lı yıllarda küçük bir çocuk ve eski karısıyla kavgalı, gözüpek baba karakterinin, filmdeki felaketin önüne geçip başlı başına bir sinema felaketi olmasına rağmen, bu filmlerde bile izlenmeye değer 15 dakika bulabiliyorsam, bunun sebebi gelişmiş bilgisayar teknolojisi ve belki de yönetmeni filmi çekmeye yönelten felaket senaryosudur.

Formüller Hollywood için hep geçerli olan bir olgu, bu nedenle felaket filmlerinin en önemli sorunu da yıllar içinde kemikleşmiş kalıplar galiba. Bu nedenle pek çok sinemasever felaket filmlerine mesafeli duruyor. Pek çok film içerisindeki klişeler nedeniyle güldürü malzemesi olabiliyor ve ciddiye alınmıyorlar. Doğa ile mücadele konusu işlenirken ön plana konulan hayatta kalabilme olgusu abartıldıkça filmlerin inandırıcılığı kayboluyor. Aslında Felaket Filmleri ile dalga geçilmesinin en önemli unsuru da bu klişeler. Siz ne kadar iyi görsel efekt kullanırsanız kullanın, 30 metrelik bir açıklıktan bir arabayı uçurursanız ve bilimsel gerçekleri göz ardı ederseniz, göze hoş gelmesine rağmen sadece eğlencelik olmaktan öteye gidemiyor bazı filmler.

Son yıllarda piyasaya sürülen Holywood filmlerindeki bu kısırdöngü 70’li yıllardaki geniş kadrolu filmlere nazaran daha gelişmiş imkanlara sahip 2000’ler sinemasının zayıf yanı olarak karşımıza çıkıyor. Tek bir hikayeye odaklanmış olmaları da cabası. Hala bir hortum gelirken kahramanlarımızın oradan kaçacağını bilerek o filmi izlemek bize keyif vermiyor.

Öteki Sinema için yazan Utku Uluer

Yararlı linkler:

Yazar hakkında: Utku Uluer

1974'te Moda'da doğdu. İtalyada yaşıyor. Italyanca ve Ingilizce dillerinde profesyonel turist rehberliği yapıyor. 1994 yılında Doğuş FM de Katiller de Ağlar müzik programı ile başlayan DJ'lik tutkusu DJ Legoman ismiyle farklı bir noktaya taşındı. 2007 yılında Sinematik yeşilçam sitesini kurdu, O zamandan beri Sinematik Yeşilçam ve Öteki Sinema'da kafasına göre yazmaktadır.

3 Yorumlar

  1. dostum güzel bi birikimin var ve paylaştığın için teşekkür ediyorum, daha önce izlediğim bir film vardı ismi aklımda felaket habercisi diye kalmış ama anladığım kadarıyla değil, filmin konusu; gelecekte bir makina yapıyorlar ve bu makina ile felaketlerin olduğu anlara yolculuk yapıyorsun, titaniğin batışı, ikiz kulelere saldırı anı vs. böyle bi filmi arıyorum daha önce izlediysen ismi konusunda yardımcı olabilir m isin?

  2. bende yusuf arkadaşımla aynı düşünceyle buraya kadar geldim aslında, bende o filmi arıyorum ve isminin felaket habercisi olduğunu hatırlıyor gibiyim… bu filmi bulabilirseniz haber verirseniz çok sevinirim

  3. bahsettiğiniz filmi ben de uzun süredir bulmaya çalışıyordum ve bugün itibariyle buldum: The Time Shifters(Thrill Seekers) orjinal adı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: