Film Afişlerinde Kız Kaçıran Yaratıklar

Persefon kırlarda gezerken güzel kokular saçan yüz tomurcuklu muhteşem bir çiçek görür ve cazibesine dayanamayıp onu koparır. Ama aslında bu çiçeği Yer Tanrıçası Gaia, Hades’in isteğiyle Persefon’u baştan çıkarmak için yerleştirmiştir. Persefon tuzağa düşüp çiçeği koparınca yer birden sarsılmaya başlar. Persefon neye uğradığını şaşırmışken yer yarılır ve toprak onu yutar. Bu sırada Hades gelip Persefon’un dehşet içinde attığı çığlıklara aldırmadan onu kucakladığı gibi yeraltına götürür…

Gövde yazısı ve galeri seçkisi: Murat Kirisci

Yukarıdaki mitolojik hikaye pek çok yaratıklı filmin de ana konusunu oluşturur. Her şey düzgün ve yolunda gözükürken sıra dışı bir olay gerçekleşir (bir deprem, nükleer patlama, uzaylıların dünyaya gelişi, yanlış sonuçlar veren deneyler, bozulan kadim bir büyü vs.) ve ardından ortaya çıkan korkunç yaratıklar korku ve dehşet yaymaya başlar. Kurbanlardan çoğu da güzel kadınlardır. Bazen bu kadınlar kovalanıp öldürülür bazen de ya yaratığın “yemesi”, ya kanını içmesi, ya döllemesi ya da üzerinde deneyler yapması için kaçırılır. Bazen de bu kaçırma, “yaratık” açıkça kıza aşık olduğu için gerçekleşir.

Özellikle B sınıfı diye adlandırılan kategoride değerlendirilen, akla hayale sığmayacak gariplikteki yaratıkların görüldüğü filmlerdeki kız kaçırma imgesi doğrudan afişlere de yansıtılmıştır. Bu filmlerin afişlerinde karşımıza şu resim çıkar: Çirkin bir yaratık –bu dev bir goril, zombi, uzaylı, mumya, ahtapot, canavar hindi(!) vs. olabilir- kucağına aldığı yarı çıplak bir kızı kaçırmaktadır. Bu zavallı kız ya baygın, ya dehşet içindeyken ya da çığlık atarken gösterilir.

Efsane ve mitlerde tanrıların ve tanrısal güçleri olan kötücül yaratıkların özellikle bakire kızları kaçırması motifi çokça görülür. Yunan mitolojisinde kaçırdığı kızlarla ünlü asıl kişi Zeus’tur. Bir mitte beyaz bir boğaya dönüşerek kumsalda oynamakta olan Europa’yı sırtına alıp Girit Adası’na kaçırır. Zeus türlü çeşit hayvan ve yaratık biçimlerine girerek başka başka kadınlarla birlikte olur. Kız kaçıran mitolojik yaratıklardan biri de yarı insan yarı at şeklindeki sentorlardır. Lapithai Kralı Pirithoos’un, Hippodameia ile olan düğününde gelini kaçırmaya ve düğündeki diğer kadınlara tecavüze kalkışırlar. Anadolu masallarında da kız kaçıran ayılar, devler gibi yaratıklar vardır. Bunlar yalnızca iri yarı tipler değil, bazen 40 başlı olarak tasvir edilen, şekil değiştirebilen yaratıklardır. Bram Stoker onu şatodaki iyi giyimli bir beyefendi görünümüyle sunmadan çok önceleri vampirler mitlerde avlarına sinsice saldıran korkunç yaratıklar olarak biliniyordu. Tercihleri de daha çok kadınlardan yanaydı. Dracula sinemada, ilk gece korkusunu yansıtan bir figür olarak yansıtılmıştır ve afişlerde de bu açıkça görülür.

Yaratıklar tarafından kaçırılma öyküleri, efsanelerde belli bir korku ama asıl olarak gizli bir kaçırılma ve tecavüz fantezisi içerirler. İlgili filmler ve afişleri de bu mitlerden yararlandıkları anlatımlar sunarlar. Bilinmeyen yaratıklar bir gece gelecek, kadınları alıp götürecek ve günah ve işkence yuvası olan yuvaları/evleri/uzay gemilerinde kim bilir onlara neler edeceklerdir. Sayısız film afişinde bazen nerdeyse aynı mizansenle sunulan “kaçırılan kadın” imgesi, içerdiği erotik çağrışımlarla da seyirci çekmeye çalışır. Afişlerde, gelinini taşıyan bir damat rolüne giren yaratıklar, kucaklarındaki kadınları taşırken gösterilerek az sonra yaşanacak “gerdek gecesini” çağrıştırırlar.

Kaçırılan kadın imgesi öyle güçlüdür ki, filmde böyle bir sahne hatta böyle bir anlatım olmasa bile afişte yer alabilir. Buna en bilindik örneklerden biri “Forbidden Planet” filmidir. Aslında filmde iyi huylu bir robot olan Robby, afişte kız kaçıran bir canavar olarak resmedilmiştir.

Aşağıda kız kaçırma imgesini kullanarak seyircilerin aklını çelmeye çalışan film afişlerinden bir seçki bulacaksınız.

Yazar hakkında: Murat Kirisci

1979 yılında Aydın’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden 2008 yılında mezun oldu. 2000 yılında ilk kısa filmi olan “Bebek”le Altın Portakal Jüri Ödülü ve Seyirci Ödüllerini kazandı. 2006’da ilk 3D animasyon filmi olan “Gazap”, IAF İstanbul Uluslararası Animasyon Festivali Jüri Ödülü ve Yıldız Kısa Film Festivali En İyi Animasyon Film ödüllerini aldı. Senaryo ve yönetmenlik çalışmalarının yanında 2013’ten beri Öteki Sinema’da sinema üzerine yazılar yazıyor.

Bir yorum var

  1. Aynı konuda benim de biriktirdiğim pek çok poster var, paylaşmak isterseniz gönderebilirim

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir