Flaş (Sapık) (1990)

flaş01

Hatırlarsanız Murat Tolga Şen daha önce Psikopat (Öp Beni Neriman) adlı filmi tanıtmıştı. Daha sonra da filmin yönetmeni Bülent Pelit film hakkında bazı bilgiler vermişti ona. Psikopat’ın devam filmi hakkında şunları söylemiş Bülent Pelit:

“Evet iki üç yıl sonra öylesine bir film yaptık, 1991 olması lazım tarihi, görüntü yönetmeni Şener Işık, yeni cezaevinden çıkmıştı bir şeyler yapalım dedi, yaz sonuydu kötü bir şey yaptık, tam devam filmi sayılmaz, Sedat Özen, Zafer Atlı ve adlarını bilmediğim bir kaç kadın oyuncu oynadı, Tevfik Polam’da vardı işin içinde, ama film nerededir bilmiyorum, tabii ki bu tip filmlerin olmazsa olmazı, Türkiye’nin Alfred Hitchook’u Alpay Ziyal her iki filmde de vardı. Aslında başlı başına bir kitap konusudur Alpay Ziyal.”(1)

Bunu okuyunca devam filminin de Bülent Pelit tarafından yönetildiğini sanmıştım ama sözü geçen devam filmi olan Flaş’a (Sapık) Youtube’da rastlayıp da izleyince Bülent Pelit’in isminin filmin jenerik yazılarında hiç geçmediğini fark ettim. Belki Bülent Pelit bu konuda kafa karışıklığımızı giderir. İkinci husus ise Sinema Türk sitesinde filmin yapım yılının 1998 olarak belirtilmesi idi. Bülent Pelit devam filminin ilk filmden üç yıl sonra muhtemelen 1991 yılında çekildiğini söylemişti. Birkaç gün önce göz attığımda Sinema Türk’teki tarihin 1990 olarak güncellendiğini gördüm.(2)

Flaş (Sapık) filminin yönetmeni ve senaristi Yıldırım Yanılmaz. Başrollerde Halim Kurtoğlu, Yaprak Tan ve Hülya Duru var. Müge Akyamaç ise deniz kenarında bekleyen kadın olarak bir süre gözüküyor o kadar. Akyamaç’ın bu kadar kısa gözükmesinin sebebi nedir merak ettim doğrusu.(3) Filmin çekimleri Side’de gerçekleştirilmiş.

flaş02

Filmin konusu şöyle: Side’ye tayini çıkan esas kızımız Nazan’a (Yaprak Tan) şirket bir ev tutar. Bu sırada hastaneden yaralı olarak kaçan sapığımız (Halim Kurtoğlu), gece Nazan’ın evine saklanır ve baygın düşer. Sabah karşılaşırlar. Sapığımızın yaralı olduğunu gören Nazan hastaneye haber vermek istese de sapığımız bunu istemez. “İhanet etmeyeceksin, İhanet etmeyeceksin, İhanet etmeyeceksin….!” diye bol tekrarlı emir cümleleri kurmaya başlar. Nazan ertesi gün deniz kenarında Leyla adlı arkadaşına rastlar. Akşam haberlerde sapığımızın hastaneden kaçtığını öğrenen Nazan, onunla empati kurmaya çalışır. (Bu arada boğazı sıkılarak öldürülme tehlikesi de atlatır!) Nazan’ın kaçamak hallerinden kuşkulanan Leyla onu yaklaşık 5 metreden (çaktırmadan!) takip ederek evinin yerini öğrenir ve kapıyı çaldığında sapıkla karşılaşır. Leyla sapığın elinden zor kurtulur. Telefonla Nazan’a ulaşan Leyla en sonunda onu sapığı polise şikayet etmeye ikna eder. Onların niyetini anlayan sapığımız taksi şoförü kılığında onları ormana kaçırır. Sapığın elinden kurtulurlar. Bu sefer ilk filmin sonlarında olduğu gibi aynı evde kalmaya başlayan Leyla ve Nazan sapığı alt etmeyi başarırken sapığımız gene yakasını kurtarmayı başarır. Bir devam filmi gelir mi? Kim bilir? Bülent Pelit degajı çakmış, Yıldırım Yanılmaz ortalamış, bakarsınız Çetin İnanç falan günün birinde iyi yükselerek çok şık bir kafayla bu topu gole çevirebilir!

flaş04

Side Sendromu

Film, tanınmamış oyuncularla çekilmiş, oyunculuklar pek fena. Oyuncu kadrosu ilk filmden çok daha dar. Senaryo da neresinden tutsanız elinizde kalıyor. Evinde hiç tanımadığı yaralı bir adam gören Nazan’ın bu adamın ona “İhanet etmeyeceksinx4” şeklinde cümleler kurmasına, onu boğmaya kalkmasına ve hatta gözünün önünde Nazan’ı ormana kadar kovalayıp boğmaya kalkmasına rağmen gösterdiği tevekkülü ve empati kumkuması hallerini ibretle izleyerek Stockholm Sendromu’nun pabucunu dama atacak “Side Sendromu” tezimiz üzerinde çalışmaya başlıyoruz. Hatta onu polise şikâyet etmeye giderken suçluları topluma kazandırmaktan falan bahsetmesi ne müthiş bir alicenaplık örneği! Bir de filmde dara düşen genç kızlarımızın imdadına hızır gibi yetişen “Haydar” imgesi belleğimize kazınıyor. Odun, tahta, mobilya bacağı gibi kolay bulunabilen malzemelerden kolayca imal edilebilen DIY (Kendin Pişir, Başkası Yesin) milli savunma silahımız olan Haydar hem Leyla’yı hem Nazan’ı hem de finali kurtarıyor.

Devam filmi olma konusunda da birkaç söz etmeden geçemeyeceğim. Filmin ilk film ile tek bağlantısı Halim Kurtoğlu ve Flaş’ta bıkmadan(!) izleme fırsatı bulduğunuz flashback sahnesi. Annesini yatak odasında başka bir erkekle yakalayan çocuğun flu çekimden dolayı şaşı gözüken gözlerini huşu içinde tekrar tekrar izliyoruz. Bunun dışında konunun bir devamlılığı yok. Evet, Psikopat’ta sapığımız sırtından bıçaklanmıştı, Flaş’ta da yara sırtında. Ama Leyla’yı ilk filme bağlamak biraz zor. Çünkü ilk filmin finalinde sapığımızı bıçaklayan Selma’nın kardeşi idi. Bu filmde sapığı bıçakladığı için hapse düşmüş olan ise Leyla’nın annesi. Ne isim ne de kişilikler birbirini tutmuyor. Bülent Pelit’in “devam filmi sayılmaz” dediği bu olsa gerek.

Flaş, kötü olamayacak kadar sıkıcı olan bir film. Seyir değeri de ilk filmin oldukça gerisinde kalıyor. Yalnızca Türkiye korku/gerilim sinemasının izlerini karanlık internet dehlizlerinde ve tozlu VHS arşivlerinde arayanlara önerebileceğim “pek slashemeyen” bir slasher filmi özetle.

(1) http://www.otekisinema.com/psikopat-1988/

(2) http://www.sinematurk.com/film/17325-flas/

(3) Eğer, internette dolaşan video filmlerinde çoğunlukla başımıza gelen olay, yani filmin bir kısmının eksik olması gibi bir durum yoksa büyük ihtimalle ilgi çekmek için yapılmış bir iş olsa gerek.

Yazar hakkında: S. Özgür Ilgın

1977 Yılında Aydın’da doğdu. Üniversitede bir elin parmakları kadar üyesi olan Felsefe Topluluğunun çıkardığı, iki elin parmakları kadar “tirajı” olan Yitik adlı fotokopi fanzinde öykü ve albüm tanıtımları yazdı.

Blues, Heavy/Rock, Doom, Thrash, Death, Jazz ve Proggressive müziğe bayılıyor. Sergio Leone’yi David Lynch’i, Stanley Kubrick’i, Metin Erksan’ı, Ertem Eğilmez’i, Nuri Bilge Ceylan’ı, Zeki Demirkubuz’u ve Yılmaz Atadeniz’i çok seviyor, sinema ve müzik gibi eğitiminin olmadığı konularda ukalalık etmekten çok hoşlanıyor.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir