Forbidden Planet (1956)

ForbiddenPlanet-posterBilim kurgu sinemasının mihenk taşlarından biri olan Forbidden Planet (1956), Neil Armstrong Ay’a ayak basmadan 13 yıl önce, Yuri Gagarin uzaya çıkmadan 5 yıl önce çekilmiş, bugün neredeyse ”kült” kelimesiyle özdeşleşmiş öncü bir uzay filmi.

Yıldız Savaşları‘ndan, Uzay Yolu‘na, ve hatta 2001 Space Odyssey‘e kadar bir çok fantastik uzay yolculuğunun kapasının açılmasının Forbidden Planet’e borçlu olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Sheakspeare’in ”Fırtına / Tempest” adlı eserinin bir nevi uzay uyarlaması olan Forbidden Planet, zamanında çığır açan özel efektler ve çok estetik setler ile bezenmiş bir film. Filmin konusu, kendinden sonra gelecek bir çok başka filmi de etkilediği gibi, özellikle Uzay Yolu dizisinin de başlıca ilham kaynağı olmuş. Devasa Krell Makinası, çılgın profesör Morbius, güzel kızı Altaira, meşhur ”id canavarı”, daha sonra defalarca Alacakaranlık Kuşağı’nda kullanılan uçan daire ”C-57D” ve gelmiş geçmiş en ünlü robotlardan ”Robby The Robot” ile popüler kültüre damgasını vurmuş bir uzay filmi Forbiden Planet…

Dünyadan 16 ışık yılı uzakta bir ”yasak gezegen” olan Altair IV gezegenindeki koloniden 20 yıldır haber alınamıyordur. Bunun üzerine bir keşif ekibi yasak gezegene doğru yola çıkar. Keşif ekibi, Altair IV’e vardığında, gezegende Profesör Morbius ve güzel kızı Altaira’dan başka kimse yoktur. Morbius, bütün ekibin bilinmeyen bir tehdit tarafından yok edildiğini anlatır. Dahası, onlardan önce bu gezegende yaşayan Krell medeniyeti de aynı bilinmeyen bir tehdit tarafından yokedilmiştir. Morbius keşif ekibine de tehlike altında olduklarını ve hemen bu gezegeni terk etmeleri gerektiğini söyler. Gezegeni terk etmeyi reddeden keşif ekibi, nasıl bir belaya bulaştıklarının farkında değildir…

Forbidden Planet, 1950’lerde, Invasion of The Body Snatchers (1956), The Thing From Another World (1951), War of The Worlds (1953), The Day The Earth Stood Still (1951) gibi klasiklerin arasında, bilimkurgunun (özellikle uzay ve uzaylı filmlerinin) beyazperdede altın çağını yaşadığı zamanda üretilmiş bir eser.  Bütün bu altın çağı sembolize etmek için tek bir film seçin deseler, Forbidden Planet’i göstermek yanlış olmayacaktır. Bu altın çağda, başyapıtların yanında, kaçınılmaz olaraz olarak piyasa içerikten çok ucuz görselliklere dayanan filmlerle dolmuştur (günümüzün CGI’lı filmleri gibi). Bu filmlerin arasından sıyrılan Forbidden Planet, konusunun derinliği ve felsefesiyle de olay yaratmış bir filmdir. 1940’ların bilimkurgu ve fantazi dergilerinden etkilenerek yazılmış olduğu aşikar olan hikaye, insanoğlunun hiç bitmeyecek arayışında başına gelebilcek kaçınılmaz felaketlere işaret eden karamsar bir tablo kuruyor. Hatta film bu sebeple zamanında kimi bilim çevreleri tarafından biraz da yadırganmış. Bilimin ışığında, bilinmeyene doğru ilerleyen insanların başına gelen bu felaket hikayesi, güzel ve güzel olduğu kadar da korkutucu ve düşündürücü (özellikle daha uzaya çıkılmadığı bir zamanda düşünürsek daha da korkutucu…)

titolo-tile

Oscar kazanmış efektlerin yanında, filmin müzikleri de tamamen deneysel ve elektronik seslerden oluşuyor. Çoğunlukla bir melodiden bahsetmek mümkün değil. Bu müziklerin zamanının ne kadar ötesinde olduğunu dinlemeden anlayamazsınız (itiraf etmeliyim dinlemesi oldukça zor ama çok enteresan…)

Forbidden Planet’e popüler kültürde sıkça rastlamak mümkün. Blob (1958) filminde, sinemanın önünde bir Forbidden Planet posteri görünür. Carpenter’ın Halloween’inde (1978), bebek bakıcısı Laurie, televizyonda Forbidden Planet seyrediyordur. Jim Jarmusch’un Stranger Than Paradise (1984) filminde Willie ve Eva yine televizyonda Forbidden Planet seyrederken görünürler. Serenity’deki (2005) uzay gemisinin adı C-57D’dir. Örnekler çoğaltılabilir…

forbidden-planet-poster-661564

Forbidden Planet, o kadar kült bir film ki, Avrupa’nın en büyük ‘kült sinema’ ve çizgiroman mağazasının adı da Forbidden Planet (ana şubesi Londra’da). Öyle ki, ekşisözlüğe ‘Forbidden Planet’ yazarsanız insanların filmden çok bu mağazadan bahsettiğini görürsünüz: http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=forbidden+planet

Yıllar önce bana bu filmi izleten, kendisi bilim-kurgu’ya büyük bir sevgi ve hayranlık besleyen ve benim de küçük yaştan bilim-kurgu hayranı olmama sebep olan babama teşekkürlerle…

Yazar hakkında: Can Evrenol

2007 yazında tamamen kendi imkanlarıyla, doğup büyüdüğü mahallede, arkadaşlarının da yardımıyla çektiği SANDIK adlı kısa film, ''Fantasia Film Festival'', ''BIFFF'' ve ''Frightfest'' ve dünyanın en önde gelen korku ve fantastik film festivallerine seçildi. Londra’da Middlesex Üniversitesi’nde ''Moving Image'' master'ı yaptı.

4 Yorumlar

  1. Bizim de ailecek sevdiğimiz filmlerdendir Forbidden Planet…

  2. Kült filmlerdendir. Genç bir Leslie Nielsen izlemek isteyenlerin de kaçırmaması gereken filmdir. Kim sadece bu yüzden izler, işte onu bilemem.

  3. Geçen yaz izledim.Çok beğendim.Senaryosu.özel efektleri ve felsefesiyle çok başarılı bir öncü film.Bilim kurgu sinemasının en önemli filmlerinden olan bu yapımı her sinemasevere öneririm.Bu zamanda böyle filmler çekilemiyor ne yazık ki?

  4. Zamanının çok ötesinde bir film. Yakışıklı ve karizmatik kaptanın Lesli Nielsen olduğunu öğrendiğimde bayağı şaşırmıştım. Her bilim-kurguseverin izlemesi gereken bir film.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: