Fuk sau che chi sei / Revenge: A Love Story (2010)

2010 yılı mahsulü Revenge: A Love Story, Ching-Po Wong tarafından yönetilmiş olan Hong Kong yapımı bir film.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Önce yönetmen hakkında kısa bir girizgah yapalım. 1973 doğumlu Ching-Po Wong sektöre bir televizyon şirketinde işe başlayarak girdi. Sonrasında çeşitli reklam filmleri ve müzik videoları yönetti. Kung-Lok Lee ile beraber yönettiği ilk uzun metrajlı filmi Fu Bo (2003) ile büyük ses getirdi. Rahatlıkla sıra dışı olarak niteleyebileceğim Fu Bo, özellikle görsel anlamda fazlasıyla dikkat çekici kareler barındırdığından yönetmeni takip listeme aldım. İkinci filmi Gong wu (Blood Brothers / Triad, 2004) yer yer umut verici sahneler barındırmasına rağmen (yönetmenden beklediğim patlamayı bir kenara bırakın), ilk filmin bile gölgesinde kalan, sıradan bir suç filmi olmaktan kurtulamıyordu. Sonrasında sırayla Ah sou (Mob Sister, 2005), Seelai ng yi cho (My Mother Is a Belly Dancer, 2006) (Kung-Lok Lee ile beraber yönettiği filmin sonunda niyeyse ismi yazmıyor) ve 11 yönetmenin farklı bölümleri yönettiği bir seçki olan Sup fun chung ching (A Decade of Love, 2008) gibi çok fazla dikkat çekmeyen işlere dahil oldu. Artık nerdeyse umudumu kesmek üzereydim ki, geçtiğimiz sene yönettiği ve yazıya konu olan Revenge: A Love Story ile kendisine son bir şans tanımaya karar verdim. Evet, umutlarım boşa çıkmamıştı. Yönetmenden beklediğim film tam da böyle bir şeydi.

Bir seri katil, sırayla iki polis memurunu ve onların hamile eşlerini vahşice öldürür. Çok geçmeden Kit (Juno Mak) isimli katil yakalanır. Davayı yürüten dedektif, polis arkadaşlarını öldüren Kit’i daha önce meydana gelen başka bir davadan hatırlar. O dava sonucunda Kit polise mukavemetten suçlu bulunup altı ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Film bundan sonra geriye döner ve o ilk davadan önceki dönemi anlatmaya başlar. Kit, küçük bir kasabadaki büfede çırak olarak çalışan, yeri yurdu, ailesi olmayan saf bir delikanlıdır. Aynı kasabada büyükannesiyle birlikte yaşayan zihinsel özürlü Wing’e (Aoi Sola) aşıktır. Büyükannesi ölen Wing bir bakımevine kapatılır. Wing’in orada kalmasına içi elvermeyen Kit, Wing’i kaçırır. Gece Wing’in evine dönerler ama anahtarları olmadığı için eve giremezler. Tek başına yaşayan ve fahişelik yapan karşı komşu Ling onları evine alır ama işe gitmesi gerektiği için onları evde yalnız bırakarak dışarı çıkar. Wing banyoya girer. Kit de Wing’e yiyecek birşeyler bulmak için çalıştığı büfeye gider. O sırada eve Ling’in daimi müşterilerinden biri gelir. Hafiften sarhoş olan adam Wing’i piyasaya yeni düşmüş bir fahişe zanneder ve tecavüz etmeye çalışır. Eve zamanında dönen Kit, Wing’i kurtarır. Ne yapacaklarını bilemeyen şaşkın ikili, polise gidip şikayetçi olmaya karar verir.

Filme ait orijinal hikaye filmin başrolünde izlediğimiz Juno Mak’a ait. Ülkesinde bir hayli popüler bir pop şarkıcısı olan Mak, ‘asian extreme’ olarak isimlendirilen türe ait filmlere aşırı ilgisi nedeniyle böyle bir projeye dahil olup başrolde oynamak istemiş. Çok da iyi yapmış. Bu arada Juno Mak’ın geçtiğimiz seneki İstanbul Film Festivali’nde izleme şansı bulduğumuz ve Öteki Sinema’da bahsettiğimiz Dream Home’da (2010) da oynadığını ekleyelim. Filmin diğer kahramanı Wing rolündeki Japon Aoi Sola ise ünlü bir erotik ve porno film yıldızı. İlk defa Çince çekilen bir filmde rol alan Sola, zihinsel özürlü bir genç kızı canlandırıyor ve çok fazla konuşmasına gerek olmadığından pek zorlanmıyor.

Revenge: A Love Story, adından da anlaşılacağı üzere, Uzakdoğu filmlerine aşina bünyelerin fazlasıyla alışık olduğu, aşk ve intikam temasının öne çıktığı filmlerden bir diğeri. Ancak türdeşlerinden birkaç adım öne çıkabilecek birçok artı özelliğe sahip. Üzerinde aşırı titiz bir şekilde çalışıldığı belli olan stilize görselliği, filmin en etkileyici yanlarından biri. Zaten yönetmen Ching-Po Wong, ilk işinden bu yana filmlerindeki görselliğe fazlasıyla ehemmiyet gösteriyor.

İzlemek için gerçekten sağlam bir mide gerektiren bol kanlı ‘gore’ sahneler, “bana bir şey olmaz” diyen korkuseverleri bile zorlayacak düzeyde. Buna rağmen yönetmen, bu tip aşırı sahnelere bile şiirsel planlar eklemekten geri durmamış. Örneğin karnı burnunda hamile bir genç kadın, mutfaktan aldığı bıçakla banyoya gider, yere oturup karnını boylu boyunca yarar, karnında ne var ne yoksa önüne dökülür, rahatsız olmadan bakmanın mümkün olmadığı bu sahnenin hemen akabinde, genç kadın kanlı bıçağı banyonun giderinden aşağı yollar. Bir önceki sahneyi bir anlığına unutmayı başarabilirseniz (ki bu pek mümkün değil), pis suyun içinde salına salına dibe doğru batan kanlı bıçağın, seyrine doyulmayan bir plan olarak uzun süre hafızalardan silinmeyecek güzellikteki görüntüsünün keyfine varabilirsiniz.

CAT III kategorisindeki meşhur filmlerin şiddet sahnelerini aratmayacak, hatta onları gölgede bırakacak birçok sahneye ev sahipliği yapan Revenge, özellikle hamile kadınların maruz kaldığı bıçaklı saldırı sahneleri, karakoldaki işkence sahneleri ve bir hayli uzun tutulan tecavüz sahnesi ile kategorinin sınırlarının sonuna kadar zorluyor. Türe ait örneklere bakıldığında, genelde şiddet içeren sahnelere fazlasıyla özenildiği görülür, ancak sadece dolgu malzemesi olarak görülen (ama aslında hikayeyi geliştirmesi beklenen) geriye kalan diğer bütün sahnelerde, ‘özen’ kelimesinin bir tek harfine bile rastlamak mümkün değildir. Bu durum çoğu zaman finansal yetersizliklerden kaynaklansa bile bir süre sonra alışkanlık haline gelmiş ve birbiri ardına garip ve ucuz filmler çekilmiştir. Revenge, bu anlamda da türdeşlerinden ayrılıyor ve bütününe yaymayı başardığı aşırı titiz görselliği ile göz dolduruyor. Tabii ki bu durum filme sadece ucuz demeyi engelliyor, garip demeyi değil.

Yönetmen filmini ayrı başlıklar altında topladığı 5 bölüme ayırmış:

1 : Murdering the madman in the devil (Şeytanın içindeki deliyi öldürmek)
2 : The devil’s grave raider’s breathe (Şeytanın mezar yağmacısının nefesi)
3 : Life has told us a secret (Hayat bize bir sır verdi)
4 : Before the blood flows do not believe the giver of eternal life (Kan akmadan önce sonsuz hayat sunana inanma)
5 : They saw the moment when God and the devil shook hands (Tanrı ve şeytanın tokalaştığı anı gördüler)

Sanırım Kit ve Wing arasındaki koşulsuz sevgiden de biraz bahsetmek lazım. Birlikte çok fazla vakit geçirmemelerine rağmen birbirleri için ölüm dahil birçok şeyi göze alan ikiliden Wing zihinsel özürlü, Kit ise hafif kıt zekalı ve saf bir karakter olarak çiziliyor. Koşulsuz sevgi ve mantık arasındaki ters ilişkiyi işaret etmek adına önemli ve gerekli bir mesaj olduğunu düşünüyorum.

Sonsöz: Revenge: A Love Story, uzakdoğudan kopup gelen onlarca intikam filminden biri. Kabaca Oldboy (2003) ile Dream Home (2010) filmlerinin bir araya gelmiş hali gibisinden garip bir benzetme yapılabilir belki ama Revenge kesinlikle çok daha fazlasını vadediyor. Tekrar çıkışa geçtiğini düşündüğüm Hong Kong sinemasının son dönemde piyasaya sunduğu en önemli yapımlardan biri. İntikamın hiçkimseye yaramadığını anlatan bu filmi mutlaka izlenecekler listenize almanızı ‘şiddetle’ öneririm.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir yorum var

  1. etkileyici hemen indirip izleyeceğim

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: