Game of Thrones Öncesi Fantastik Dizi Rehberimiz

Fantastik TV dizisi deyince aklınıza bir tek ya da ilk onun adı geliyor eminim; Game of Thrones… Fakat şunu bilin ki prensim*, GoT öncesinde de beyaz ekrandan bir sürü fantastik dizi geldi, geçti.

Dizi işinin ilkel zamanlarına ait, küçük bütçeli bu yapımlar genellikle Conan çizgi romanlarından ilham almış işlerdi ama onları da hatırlamadan olmaz! Aralarında epey özlediklerimiz var! İşte size “evet, böyle bir dizi vardı, çocukken hep izlerdik“ dedirtecek 5 fantastik televizyon dizisi!

SINBAD (1996-1998)

Zeyna ve Herkül tutunca herkes fantastik dizi yapımcılar fantastik diziler için sıraya girdi. Sinbad o dönemin işlerinden biri ve ucuz CGI efektleri bolca kullanan bir fantastik. Bu da onu bir zamanların Sinbad filmlerine yakın tutuyor. Stop-motion efekt üstadı RayHarryhausen’in çabasıyla bugün birer sanat eseri olarak gördüğüm Sinbad filmlerindeki fantastik yaratıklar bu dizide de bölümler boyunca karşımıza çıktı ama işte el emeği göz nuru efektler bilgisayarda, bir de en çiğ haliyle yapıldığında pek etkileyici olmuyor.

Sinbad ülkemizde de gösterildi ve çocuklar sevdi, zaten onlar için yapılmış gibi duruyordu. Dizide FRP oyunlarına uygun düşecek bir ekip dizilimi vardı. Sinbad’ın ağabeyi Doubar, ekibin bilimcisi ve icatçısı Firuz, yine bir dilsiz savaşçı olan Ronbar, güzel bacaklı bir savaşçı kadın Maeve ve usta bir büyücü… Bir de maskot niyetine gezdirdikleri şahin Dermott vardı, zaten o dönem fantastiklerinde bir hayvan konumlandırması mutlaka oluyordu. Daenerys’in ejderhaları gibi düşünün. Bütçe yetmeyince en fazla şahin oluyormuş demek!

THE BEASTMASTER (1999-2002)

Kanal D’nin 2000’lerin başında yayınladığı fantastik bir dizi. Çıkış fikri Don Coscarelli’nin 1982’de çektiği bir Conan rip-off’u olan The Beastmaster filmine dayanır. Antik çağlarda geçen bir kahramanlık hikayesi ancak dizilerin ucuz tüketim olarak görüldüğü yıllara has bütün özellikleri bünyesinde taşıyor. Dar adındaki kahramanımız sevdiği kadın olan Kira’yı bulmak için dere tepe demeden geziyordu ve bu yolculuk sırasında başı sürekli büyücülerle ya da delirmiş tiranlarla derde giriyordu.

Dizinin dönemdaşları gibi aşırı çocuksu bir yanı vardı, kahramanın kaplanla-kartalla konuşmaktan başka da numarası yoktu. İnternet üzerinden bulup birkaç bölüm izleyebilirsiniz. Aradan geçen 15 yılda fantastik dizilerin aldığı mesafeyi göstermesi bakımından öğretici olacaktır.

CONAN THE ADVENTURER (1997-1998)

En meşhur barbarımız 1997 yılında çekilen bir TV dizisinde 22 bölüm boyunca karşımıza çıktı. Ridleyy Scott’ın Gladyatör(2000) filminde Hagen isimli gladyatörü canlandıran Alman vücut geliştiricisi Ralf Moeller’in gayet sıkı ve çizgi romana yakışır (Arnold’dan bile iyi) bir Conan’a dönüştüğü dizi, Spartacus gibi cinsellik ve şiddet içeren yapımların çok öncesinde denenen, masum maceralar serisiydi.

Conan, dilsiz bir siyahi savaşçı  ve ne işe yaradığı pek belli olmayan bir cüceden mevcut ekibiyle maceradan maceraya koşuyor ama izlediğimiz şey, çizgi romandaki ve sinemadaki Conan’lara hiç benzemiyordu. Daha çok Beastmaster ya da Hercules dizilerine yakın bir duruşu olan bu steril ve şakacı Conan’ın ömrü uzun olmadı doğal olarak. Dizi ülkemizde de gösterildi ancak hatırlayanı pek yoktur.

HERCULES: THE LEGENDARY JOURNEYS (1995-1999)

Yayınlandığı dönem herkesin bayılarak izlediği ama benim sevemediğim bir fantastik dizidir Herkül. Buna da tek sebep başroldeki Kevin Sorbo olabilir ki bu yeteneksiz B aktörüne beyazperdede Atlantis Kralı Kull rolünü emanet etmişlikleri bile vardır. O çelimsiz kollar için fazla iddialı roller!

Herkül tam 5 sezon ekranda kalmayı başarmış, GoT öncesi fantastik dizilerin en önemlilerinden biri. Dizinin sanat yönetimi ve mekan çalışması başarılı ancak hikaye Yunan mitolojisinden çıkıp yine bir Conan fikri olmak üzere ayarlanmış olduğundan kökene sadık değil. Evet, tanrılar cirit atıyordu ama onları görmeye alışık olduğumuz halleriyle değil. Olimpos tanrıları deyince insanın aklına Clash of the Titans filmindekilere benzer tiplemeler geliyor. Herkül de jeneriğinde sahilde kılıç çevirme görüntüleri olan bir fantastik dizi olarak usumuzda yer etti.

XENA: WARRIOR PRINCESS (1995-2001)

2000’ler öncesi fantastik dizi yağmurunu başlatan iş budur; Zeyna, Savaşçı Prenses… Güzeller güzeli Lucy Lawless’ın ki kendisinin güzelliğine yıllar sonra Spartacus’le doymuşluğumuz vardır, hayat verdiği Zeyna kendisinden sonra gelen işlerin hepsinden iyiydi. İşin mutfağında Sam Raimi ve onun yaratıcı dehası vardı. Sam Raimi, Evil Dead serisinin 3. filminde antik çağ meselesine yakınlaşmıştı ancak dizi işinin masum zamanlarında karşımıza çıktığı için o da daha çok 20 yaş altı seyirciye hitap eden bir yapım olmak zorunda kaldı. Mutlaka diriltilmesi ve mümkünse bir HBO ya da Netflix dizisi olarak karşımıza çıkması gerekiyor ki bu kahramanın gerçek potansiyelini görebilelim. O zaman şu kendisine yoldaş yaptığı Gabriel’le ilişkilerinin gerçek şekli ortaya çıkacaktır! (Evet, hepimiz bunu merak ediyoruz).

Zeyna’nın bazı bölümlerde bir başka fantastik dizi kahramanı olan Herkül ile karşılaşmışlığı ve flört etmişliği de vardır. Herkül’le öpüştükleri bölümden sonra pek çok hayranın karaktere küstüğü söylenir. Biz yine de düşmanlarına fırlattığın bumerang benzeri diski ve akrobatik dövüş yeteneğinle, seni hiç unutmayacağız Zeyna!

*Conan çizgi romanlarının başındaki bir hitap

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

Bir yorum var

  1. Mansur Yıldırım

    Çocukken bu dizilerden sadece zeyna dizisini izleyebildim, gerçekten heyecanlı güzel bir diziydi, Türkiye’de epey de tutmuştu, Türkçe dublajı da başarılıydı, yeniden eski Türkçe dublajlı izlemek çok isterim, game of thrones ne kadar iyi olsa da eski dizilerin o tadını vermiyor, o dönem Türkçe dublajlar da çok başarılıydı, şimdi de dublajda başarılıyız ama maalesef onda da eskinin tadını bulamıyoruz, halk olarak eskiye bir özlemimiz var, bunun nedenleri saymakla bitmez, diğer dizileri maalesef izleyemedim, keşke yeniden yayınlansalar, bize de nostalji olurdu.

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: