George Lucas ve Yeni Başlayanlar İçin Yıldız Savaşları

Çoğu insan için bir tutkudur Star Wars… Yaşadığı dünyadan daha ciddi ve gerçekçidir. Ama bu dünyayla yeni tanışanlar da vardır aramızda. İşte biz de onlar için kısaca bir tanıtalım dedik; Star Wars ve dünyasını…

“Güç seninle olsun!”

Bir hayaliniz var ama öyle bir hayal ki yaşadığınız dünyayla ilgisi bile yok. Başka bir evrende, yaratılmış birçok türün arasında iyi ile kötünün bitmeyen savaşını görüyorsunuz yolda yürürken bile. Kahramanlarınız var. Aydınlık ve karanlık tarafa ait. Karanlık tarafa hizmet için yarışanlar var. İyilik için canını ortaya koyan, akıllarıyla ve kalpleriyle gören savaşçılarınız var. Aydınlığı bırakıp “Aslında ben daha iyi olabilirdim. Gücüm hepsinden fazlaydı!” diyerek karanlık tarafa geçen, görüp görebileceğiniz en güçlü ruhu barındıran bir evrene sahipsiniz. Herşeyi yöneten sizsiniz. İnsanlar sizin evreninizdeki efsanevi mücadeleyi seyre dalarken siz oturmuş onların hayran yüzlerine bakarak “Bunların hepsi benim eserim!” diyorsunuz. İşte sizi böyle bir hayalin kapısına götürüyoruz. Tam olarak açmadan aralıktan bakacağız böylesi bir hayale. George Lucas ve onun evreninin hayaline…

Star-Wars-Lucas-Featured-865x505

George Lucas (14 Mayıs 1944)

“Ben, Viktorya dönemine ait bir kişiyim. Viktorya’nın insan yapımı eserlerine aşığım. Sanatı biriktirmeyi seviyorum. Yapılarına ve birçok eski şeye hayranım.”

Amerikalı yazar, senarist, yapımcı… Aslında profesyonel araba yarışçısı olma hayalleri kuran George bu emeline geçirdiği bir trafik kaza sonucu veda ederken kader ona “Seçilmiş olan” muamelesi yapmaya hazırlanıyordu. O belki asfaltı ağlatamayacaktı ama öyle bir savaşa imza atacaktı ki hayranları onun yarattığı evrenin savaşları içinde kendini kaybedercesine hayranlıktan ağlayacaktı.

Bazı kazalar vardır hayatınızı değiştirir. Genç George için de durum aynen böyleydi. O da kariyeri için sinema dünyasının renkli hülyalarını seçti ve Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde sinema okumaya başladı. Daha yolun başında bir öğrenciyken THX-1138:4EB (Electronic Labyinth) adlı kısa filmiyle firarın eşiğindeki bir insan deneğin düğmeler, metalik sesler ve komutlarla yönetilen bir labaratuvardan kaçış serüvenini gözler önüne serdi. Amerikan Ulusal Öğrenci Filmleri Festivalinden ödülle döndü bu macera. Sonucu ise Hollywood’un aralanan kapısı Warner Brothers yapım şirketinde staj yapmak oldu. Burada daha sonra “Baba” ile sinema severleri kendine bağlayacak Francis Ford Coppola ile tanıştı ve yeni başlayan dostluklarını Coppola’nın yönettiği “Finian’s Rainbow”un çekimlerine katılarak mühürledi. Birlikte kurdukları şirketle taçlandırdıkları bu bağ çok uzun yıllar sürecekti.Coppolla 1972’de Baba’lara gelirken Lucas da kendi yapım şirketini kurdu; Lucasfilm. Ltd. 1975 yılında ise sırf kendi evrenine renk ve can olsun diye ILM(Industrial Light & Macig) şirketini kuracaktı.

1973’de senaryosunu kendi yazdığı “American Graffiti” adlı filmi yönetti. Çok düşük bir bütçeyle gerçekleştirilen yapım gişe de hatrı sayılır bir başarı elde etti. Bunun yanında George Lucas’a getirdiği Altın Küre ve Oscar adaylığı ile büyük bir cesaret kaynağı oldu. Lucas sinema dünyasına “Ben buradayım!” demişti. Bu nidanın arkasında ise daha büyük bir çığlık duruyordu. Star Wars…

Fikrini yapım şirketleriyle ilk paylaştığında “İki kukla ile bu filmi çekeceksin de kim seyredecek. İş yapamazsın.” serzenişleriyle karşılandı George. Her zaman ki gibi dünya bir adamın çılgın hayallerine gülüyordu. Çok uğraştı, didindi, parasız kaldı, yıprandı ama sonunda tüm dünyayı kasıp kavuracak bu savaşı Twentieth Century Fox şirketine kabul ettirdi. Sonrası malumunuz olan bu macera böylece başlamış oldu.

Lucas daha sonra yapımcılık, senaristlik ve yönetmenlik yaptığı Indiana Jones, Willow, Beverly Hills Cop gibi yapımlardan da başarı ile dönecek ve gelmiş geçmiş en iyi yönetmenlerden biri olarak kabul edilecekti.

I’den VI’ya Star Wars

“Çok uzun zaman önce, çok çok uzak bir galakside…”

1975 yılında Lucas hayalindekini beyaz perdeye dökmeye başladığında sadece onun filmi sıkıntılarla karşı karşıya değildi. Aslında o dönem sinema sektörü içinde kötü günleri içeriyordu. 50’lerin 60’ların romantik starları ve onların sürüklediği kitleler kaybolmuş, romantizim akımı yerini başkaldırmaya, özgür, bohem hayata ve savaş karşıtlığının getirdiği asiliğe bırakmışken sektörde tam bir çıkmazın içine girmişti. Dönemin teknolojileri ve kafasıyla yapılabilecek herşey yapılmış, yağmur altında şarkılar söylenmiş, denizlerin derinliğinde mücadele edilmiş, iyi vatandaşlar saçlarını yana yatırarak geçip gitmiş, çöllerde Araplarla hasbihal edilmiş, aşkın, savaşın ve dönemine göre aksiyonun, gerilimin dibine vurulmuştu. Artık yeni bir söz söylemek gerekiyordu. Fakat kimse bu yeni söze maddi destek vermek lüksünde ve de isteğinde değildi. Velhasıl Star Wars ilk kulaklara çalındığında biraz önce de söylediğimiz gibi gülündü ve geçildi. Lucas hülyasında ısrarlı olmasaydı sinema sektörü yerinde saymaya devam eder miydi bilinmez lakin onun ısrarı hem yapımı hem de endüstriyi çok çok uzak bir galaksiye taşıdı.

“Bir Jedi olacaksın, söz veriyorum!”

Star Wars yapım aşamasında ağırlıklı olarak genç bir ekip tarafından oluşturuldu. Çoğu öğrenciydi. Film ilk duyulduğunda kimse ciddiye almadı. Genel geçer bir heves gözüyle bakıldı. Fakat hiç de öyle olmadı. Kullanılan teknoloji ve teknikler o dönem için tam bir milattı. Macera sıra dışı bir evrenin kapısını açtı maceraperestlere.

Kullanılmış Evren…

Daha öncesinde yapılmış bilim-kurgu, fantastik tarzı filmlerin aksine (şık, gösterişli, ışıltılı, fütüristik…) Star Wars’da ki evren kirli, kullanılmış, eski ve bozulmuştur. Yer yer yemyeşil ormanlara daldığınız yapımda yıkık dökük yerleşim yerleri olan bir çöl ile de karşılaşabilirsiniz. Paslı metalin kesif kokusunu alacağınız bir gezegenden lav nehirlerinin sıcaklığını hissedeceğiniz başka bir gezegene geçiş yapabilirsiniz. Tanışacağınız bir çok farklı tür ve sahiplerine her türlü konforu sağlayan robotlar da cabası. Hatta kendinize kötü niyetli bir robot ordusu bile kurabilirsiniz. Işık hızında istediğiniz gezegene yolculuk edebilirsiniz. Star Wars gerçekliğini hiç meftunu olmasanız bile sırf bu sebeplerden ötürü seyretmek istemeniz mümkün olabilir.

Star Wars filmleri zaman akışı konusunda da klasik bilimkurgu anlayışının dışındadır. Herhangi bir zaman dilimine ait değildir hikaye. Çok uzun bir zamanı kaplar ve en başında akan kelimeler bize der ki; çok uzun zaman önce…

Star Wars serisi beyazperdeye yağmur misali yağdığı ilk filminden serinin son filmine kadar hem çok beğenildi hem de çok tartışıldı. Kendine ait bir alem yarattı, yalnızca yapımın içindeki karakterlerle değil tüm dünyada ki hayranlarını da içine alarak. Animeleri, ayrı düşünülerek genişletilen evreni ve onun içinde geçen maceraları ve evinize misafir olan figürleriyle. İşte bu tartışmaların odağında serinin hangi filmden başlanarak izlenmesi gerektiği de vardı. Sinema eleştirmenleri ve benim de şahsi tercihim yapımın ilk damlası “Yeni Bir Umut”la maceraya başlamanız yönünde olacak.

Yıldız Savaşları Bölüm IV: Yeni Bir Umut (1977)

261627_10150223236134474_7269482_nOrjinal seri olarak bilinen IV-V-VI silsilesinin ilk adımıdır. Bu adım Luke Skywalker’ın hazin hikayesine odaklanır. Kronolojik olarak dördüncü hikaye fakat çekim tarihi bakımından ilk yapımdır. Yönetmenliğini ve senaristliğini George Lucas üstlenmiştir.

Hikaye amcası ve yengesiyle Tatooine’de yaşayan genç Luke’a odaklanır. Luke yaşadığı çölden ve çiftçilik hayatından kurtulmaya çalışır. Eline geçen herşeyi tamir edebilmektedir ve en büyük hayali hızlı bir pilot olmaktır. Babasını ve onun neye benzediğini merak ederek büyümüştür lakin amcası hiç ailesinden bahsetmemektedir. Luke hayaller içinde, çöl ortasında yaşayadursun bir gün amcasının hasata yardım etmek için iki robot almak ister ve genç Skywalker’ın hayalleri bu istekle gerçekleşmeye başlar. Fakat o hayal hiç de umduğu gibi gitmeyecektir. Lakin hayalinin gerçeğe karıştığı noktada imparatorluğun yakaladığı prenses Leia’nın mesajı vardır. Mesajda Ölüm Yıldızı denilen bir silahtan bahsedilmektedir. Luke içine düştüğü evrenin ortasında babasını tanıyacak, hayatının mücadelesini verecektir. Obi-Wan Kenobi ile karşılaşmak ve son Jedi savaşçısı olmakta cabası…

Yıldız Savaşları Bölüm V: İmparator (1980)

263926_10150223236184474_3860498_n

Yavin Savaş’ının bitmesi üzerinden üç yıl geçmiştir. İmparatorluk ve kötülerin en babası Darth Vader Luke ve asileri evrenin dört bir yanında kovalamış, yakalayabildiklerini yok etmiştir. Ancak Skywalker, Han Solo, prenses Leia ve kurtulan bilen azınlık kendilerine Hoth isimli soğuk bir gezegende üst kurarak saklanmayı başarır. Karanlık Lord Vader onları, özellikle de oğlunu bulabilmek için galaksinin her tarafına uzaktan kumandalı keşif araçları gönderir. Sonunda amacına ulaşan lord asilerin yerini keşfeder ve onları ablukaya alır. Asiler ciddi kayıplar verse de kaçmayı başarırlar. Bu sırada devriye gezisi sırasında bir yaratığın saldırısına uğrayan Luke Obi-wan Kenobi’nin hayaliyle karşılaşır donmak üzereyken. Han Solo onu bulduğunda gideceği yerin haritası kulaklarına çalınmıştır. Dagobah’a gidecek ve efsanevi Jedi ustası Yoda ile tanışacak, ondan öğrenmesi gereken herşeyi öğrenecek ve kaderine bir kaç adım daha yaklaşacaktır.

Yapımın yönetmenliğini bu kez Irvin Kershner üstlenmiş, senaristi ise değişmemiştir. Çekimleri sırasında çok büyük zorluklarla yüz yüze kalan ekip bunlar yetmiyormuş gibi film gösterime girdiğinde ciddi eleştirilere de maruz kaldı. Fakat gişe de elde edilen başarılar filme pozitif yansıdı. Yapım zamanla daha çok sevildi. Hatta serinin en iyi bölümü ve sinema tarihinin en iyi filmleri arasına girmeyi başardı.

Yıldız Savaşları Bölüm VI: Jedi’nin Dönüşü (1983)

yildiz-savaslari-6-jedinin-donusu-tr-dublaj-803Serisinin son ama çekim sırasına göre üçüncü filmdir. Bu kez yönetmen koltuğunda Richard Marquand oturmaktadır.

Son adımda Han Solo bir nevi mafya babası olan Jabba The Hutt tarafından borcu için rehin tutulmaktadır. Yeni Jedimiz Luke ve arkadaşlarının ilk görevi Tatooine gezegenine gitmek ve Han Solo’yu galaksinin mafya babasının elinden kurtarmak olacaktır. Bu arada kötülük klübü ve başkanı kötülerin babası Vader da boş durmamaktadır. Galaksinin her yerinde asileri ve Luke aramaya devam etmektedirler. Bir taraftan da evrenin en büyük silahı olarak kabul ettikleri Ölüm Yıldızını umutsuzca tamamlamaya çalışmaktadırlar. Asilerde boş durmazlar ne olursa olsun Ölüm Yıldızı yok edilmelidir. Luke kaderiyle yüzleşmesine bir kurtarma kala aklında babası, kalbinde kız kardeşi ve bedeninde aydınlık tarafın gücüyle yoluna devam etmektedir.

Star Wars’un ilk üç serisi çekildiğinde insanlar Luke Skywalker’ı ve arkadaşlarını çok sevdiler. Galakside ki her karaktere ayrı bir merak duydular fakat çok merak ettikleri ve içten içe sevgi besledikleri bir karakter var ki seriye üç yeni hikaye daha eklenmesine sebep olacaktı. Darth Vader…

İşte şimdi kısaca konularına değineceğimiz bu üç macera Darth Vader’a yani onun karanlık tarafa geçişi ve geçmeden önceki kimliği olan Anakin Sykwalker’a odaklanıyor.

Yıldız Savaşları Bölüm I: Gizli Tehlike (1999)

star_wars_episode_one_the_phantom_menace_ver2Barışçıl ve silahsız bir gezegen olan Naboo Cumhuriyetin aldığı vergileri protesto etmek amacı ile Ticaret Federasyonu tarafındann işgal edilir. Bu durumu düzeltmek ve kraliçe Amidala’yı kurtarmak için iki Jedi görevlendirilir. Qui-gon Jinn ve genç padawanı Obi-Wan Kenobi…

Görevlerini başlarına gelen tüm zorluklara rağmen tamamlayıp kraliçeyi ve yanındaki kovulmuş sakar Jar-jar Bings’i kurtaran kahramanlarımız gemilerindeki bir arıza sebebiyle istemeden de olsa çölün ortasındaki Tatooine’ne iniş yapmak zorunda kalırlar. Düşman peşlerindedir ve bu gezegen çok göz önünde olmayan izbe bir yer olduğu için onlara avantaj sağlar. Ama tek şansları bu olmayacaktır. Orada karşılaştıkları akıllı, becerikli ve inanılmaz yetenekli bir çocuk köle gücün tüm dengesini değiştirmek için onları bekliyordur bilmeden de olsa. Anakin Skywalker isimli bu sevimli çocuk “Seçilmiş Kişi”dir ve güce denge getireceğine dair bir kehanetin ortasında durmaktadır.

“Korku karanlık tarafın yolu… Korku öfke olur, öfke de nefret.nefret acıyı getirir. Korkuyla dolu senin için!”

Serinin ilk üç adımının üzerinden 20 yıl geçmiştir. George Lucas aslına bakarsanız yeni bir Star Wars bölümü çekilmeyeceğini her seferinde dillendirmektedir. Fakat sonunda yönetmen koltuğuna bir kez daha oturmaya karar verir. Yapım çok büyük bir emeğin ürünüdür her zaman ki gibi. Kullanılan dekorlar, oluşturulan devasa setler ve yatatıklar, makineler ve çöllerde geçen fırtınalı günler…

Çekimler bitip de herşeye rağmen güzeldi denildiği sırada ekibin ve Lucas’ın moralini bozan eleştiriler peş peşe gelmeye başladı. Eleştirmenler ve bir kısım hayran kitlesi George Lucas’ın yönetmenliği, Natalie Portmant’ın oyunculuğu, Jar-jar karakteri ve daha bir çok ayrıntı sorgulandı, beğenilmedi. Ortak tek beğeni ise Ewan McGregor ve Liam Neeson’un başarılı oyunculukları oldu. Fakat film gösterime girdiği andan itibaren gişe rekorları kırdı, halkın sevgilisi haline geldi. Bir efsane 20 yıl önce başlamıştı lakin bu efsane daha bir başka olacaktı. Biri olmadan diğeri yapamayacaktı.

Yıldız Savaşları Bölüm II: Klonların Saldırısı (2002)

star_wars_episode_two_attack_of_the_clones_ver2Kraliçe Amidala yeni kraliçenin verdiği yetkiyle senatör olmuştur. Anakin Sykwalker ile karşılaşmasının ardından on yıl geçmiştir. Amidala için Anakin Jedi’lerin kanatları altına giren şirin, akıllı bir çocuktur. Fakat Anakin tam on yıl boyunca ona büyük bir aşk beslemiş ve bu aşkı kalbinde kendi ile beraber büyütmüştür. Oysa ki aşk ve bunun gibi bağlılıklar Jedi öğretisinde yasaktır. Anakin ise Amidala’yı bir kez daha göreceği günü bekleyerek büyümüştür.

İşte o gün on yıl sonra Amidala’nın senatör olarak bir oylamaya katılmak için geldiği cumhuriyette başına gelen bir suikast sonucu gelir. Cumhuriyet Şansölye Palpatine’in etkisi altındadır. Siht lordu Kont Dooku Cumhuriyete karşı komplolar peşindedir. Aslında tehlike daha derindir lakin birileri ortalığı karıştırarak savaş çıkarmak niyetindedir. Ve bu tehlike giderek gün yüzüne çıkmaktadır.

Anakin bu bölümde aşkı, nefreti ve ölümün acısıyla birlikte öfkeyi öğrenecektir. Ve bir yemin edecektir hayatının akışını değiştirecek nitelikte. Bundan sonra asla sevdiği birini ölüme teslim etmeyecektir.

Klon Savaşları tıpkı diğer Star Wars bölümlerinde olduğu gibi o güne kadar kullanılmayan tüm teknolojinin beyazperdeye sirayet ettiği bir yapımdı. Kullanılan çekim teknikleri, kostümler ve hikayenin can bulduğu devasa dekorlar… Yönetmen koltuğunda evladını kimseye teslim etmek istemeyen George Lucas oturuyordu yine. Yapım çok ağır eleştirilere maruz kaldı ilk başta alışıldığı üzere fakat sonrasında sonuç değişmedi. Hayran kitlesi her ne kadar beğenmeyenleri olsa da arttıkça arttı ve fesaneye gölge düşürmeyen bir bölüm olarak sinema dünyasının raflarında ki özel yerini aldı.

Yıldız Savaşları Bölüm III: Sith’in İntikamı (2005)

star_wars_episode_three_ver2“Destan tamamlandı!” sloganıyla hayranlarının karşısına çıkan film serinin tüm yapımlarından daha çok beğenildi, çok daha iyi eleştiriler aldı ve sinema tarihine en iyi bilim-kurgu yapımları listesine üst sıralardan girerek efsaneye yakışır bir sona imza attı. Gişe de kırılması zor bir rekorla karşılandı. Kaptan koltuğunda yine yeni yeniden George Lucas oturdu hikayesini yazdığı maceranın mürekkebi kurumadan.

“Güç kazanan herkes onu kaybetmekten korkar!”

Tek derdi Cumhuriyeti ayakta tutmak olan(!) Şansölye Palpatin droidlerin lideri General Griveous tarafından tam da Klon Savaşlarının sonu gelmek üzereyken kaçırılır. Obi-Wan Kenobi ve ele avuca sığmaz öğrencisi Anakin Skywalker onu kurtarmak için görevlendirilir ve görevlerini başarıyla yerine getirirler. Kont Dooku Anakin tarafından öldürülür. General Griveous kaçar. Kont Dooku’nun ölümü savaşın arkasındaki gerçek güç için bir kayıp değildir. Lakin o kendine daha genç ve daha güçlü bir öğrenci seçmiştir.

Bu arada Anakin hayatının aşkından çok güzel bir haber almıştır. Padme hamiledir. Evlilikleri hala gizli olmasına rağmen bu yeni bir umuttur aşıklar için fakat bu haber Anakin’in kabuslarını tetikler. Annesinin ölümünde gördüğü kabusları tekrar görmektedir. Annesinin yerinde bu kez Padme vardır. Anakin’e korku, öfkeyi, öfke de nefreti getirmek üzeredir. Jedi konseyi de ona Palpatin’le olan yakınlığı dolayısıyla şüpheyle yaklaşınca işin rengi iyice değişir. Lakin genç Jedi içinde çok büyük bir güç biriktirmektedir. Gücünün rengi ise yaşadıklarını nasıl değerlendirdiğine bağlı olacaktır.

Yıldız Savaşları’ndan Dipnotlar

Star Wars serisi yalnızca kullanılan yenilikler ve maceranın hikaye ediliş tarzıyla değil aynı zamanda müzikleriyle de unutulmaz efsaneler listesine adını yazdırdı. O muhteşem müziklerin yaratıcısı ise besteci John Williams’dı.
Yıldız Savaşları karakterleri bakımından oldukça zengin ve bir o kadar da ilgi çekici bir efsaneye imza attı. Karakterleri hayran kitlesi tarafından öylesine benimsendi ve sevildi ki sanırım hiç bir yapım bu kadar değer kazanamadı izleyicisi tarafından. Bizde o karakterlere kısaca değinelim dipnotlarımızda. Atladığımız bir değer olursa affola diyerek…

Anakin Skywalker/Darth Vader

“Bana vaaz verme Obi-Wan. Jedi yalanlarının amacını biliyorum, senin gibi karanlık taraftan korkmuyorum. İmparatorluğuma barış, özgürlük, adalet ve güvenli bir yaşam getirdim ben.”

Tüm olaylar onun etrafında şekillenir. O seçilmiş olandır çünkü. Güce denge getirecektir ve bir şekilde getirir de… Önce bir kahramandır. Jedi’ydır. Klon Savaşlarıyla ünü bir efsaneye dönüşür. Aşkla tanışınca onu kaybetmemek için herşeyi göze alır. Aydınlıktan karanlığın kucağına düşmeyi bile… Hırslıdır, akıllıdır, bir miktar da kibirli, içindeki güç kimsenin sahip olamayacağı kadar muhteşemdir. Bir çok kadın hayran için ise mükemmel aşıktır Anakin. Kahramanken aşkını korumak adına karanlıklar lordu Darth Vader’e dönüşür. İçinde yaptığı kötülükler adına pişmanlık duyarak…

Luke Skywalker

“Başaramadınız efendim, benden önceki babam gibi ben de bir Jedi’ım.”

Kendini sıradan bir çiftçinin çocuğu sanan genç savaşçı sonunda ne kadar önemli bir kaderi olduğunu öğrenecek, efsanevi babası ile tanışacak hatta savaşacak ve son Jedi olarak galaksiye adını kazıyacaktır.

Saf, nazik ve çocuksu bir karakteri vardır. Sevdiklerini ve inandığı değerleri korumak uğruna hiçbir fedakarlıktan kaçınmaz. Babası kadar hırslı değildir. Öfkenin gözünü karattığı anlarda bile sevgiye ve içindeki ışığa sığınmasını bilir.

Obi-Wan Kenobi

“Böyle giderse beni öldüreceksin!”

Usta Yoda’dan sonra en büyük Jedi ustasıdır. Hem Anakin Skywalker’ı hem de oğlu Luke Skywalker’ı eğitme şansına sahip olmuştur. İnançlı, kurallara bağlı, dürüst, bilge ve nazik bir karakterdir. İyi bir savaşçı ve komutandır. Anakin’in karanlık tarafa geçişi onda çok büyük bir hayal kırıklığı yaratmış ve onulmaz yaralar açmıştır. Bu yüzden kendini içten içe suçlayan Obi-Wan onun oğlunu korumak için 20 yılını çöllerde izole bir hayat geçirerek harcamıştır.

Usta Yoda D’Kana

“Ölüm hayatın doğal bir parçasıdır. Etrafından güce dönüşenler olursa onlar için sevin.Tutma, onlar için yas. Duyma, onlar için özlem. Bağlılık kıskançlığa yol açar. Gölgesidir hırsın, bu. Kendini kaybetmekten korktuğun herşeyden vazgeçmek için eğit!”

Saygıdeğer ve gelmiş geçmiş en iyi Jedi ustasıdır. Bilgedir, akıllıdır, geleceği görebilmek gibi bir yeteneği vardır. Hayatının son yıllarını Dagobah adlı gezegende saklanarak ve son Jedi’yi bekleyerek geçirmiştir. Anakin Skywalker’ın Jedi felsefesini öğrenmesine başından beri kehanete rağmen içindeki haklı şüphe sebebiyle karşı çıkmıştır. Uzak doğu kültürüyle harmanlanmış bir karakterdir ve maneviyatı simgeler.

Padme Amidala

“Demek ki özgürlük böyle ölüyormuş, binbir alkışla…”

Kraliçe, Anakin’in tek aşkı, Luke Skywalker ve Prenses Leia Organa’nın annesi. Naif, akıllı, bilge ve dürüst bir kadındır.

Şansölye Sheev Palpatine/Darth Sidious

“Güç kazanan herkes, onu kaybetmekten korkar.”

Barışçı bir gezegen olan Naboo’da doğmuştur. Çok güçlü ve bilge bir Sith ustası olan Darth Plagueis tarafından yetiştirilmiştir. Plagueis ölümün bile çaresini bulan bir ustadır. Palpatine ustasının onun yerine daha güçlü birini yetiştirmesinden korkarak onu öldürmüş ve Sith düzeninin başına geçmiştir. Anakin Skywalker dahil güçlü lordlar yetiştirmiş, Cumhuriyeti koruma maskesi adı altında bir çok kötülükle düzeni tamamen kontrolüne almaya çalışmıştır. Kötü, komplocu, akıllı ve hırslı ve sinsi bir karakterdir.

R2D2

Uzayda teknisyenlik yapmak üzere tasarlanmış bir robottur. Serinin bir bölümü hariç her bölümünde yer alan ana karakterlerden biridir. Tam bir hayat kurtarıcıdır.

C-3PO

Çevirmenlik yapan bir protokol droididir. Serinin her bölümünde yer alır. Ana karakterlerden biridir. Tüm nezaketiyle elinden gelen her yardımı yapar. Oldukça konuşkandır.

Han Solo

Alaycı, kumarbaz ve kurallara hayatı boyunca uymamış bir pilottur. Ordudan uzaklaşmış ve para için kaçakçılık yaparak hayatını kazanmaya karar vermiştir. Yardımcı pilotu Chewbacca ile o gezegen senin bu gezegen benim gezer ve para için herşeyi yapar. Hayata boş vermiş bir hali vardır ta ki Prenses Leia Organa’ya aşık olana kadar…

Jabba The Hunt

Yıldız Savaşlarının namı değer mafya babasıdır. Han Solo’dan hiç haz etmez lakin ona çok borcu vardır ve Solo sürekli ondan kaçmanın bir yolunu bulmuştur. Bir nevi gece kulübü vardır ve güzel olan herşeyi sever.

Stormtroopers

İmparatorluk kurulduktan sonra oluşturulan askeri birliklerin en önemli ve güçlü parçasıdır. Bir dönem Cumhuriyetin saflarında savaşmışlarsa da sonunda karanlık Sith lordunun emriyle Jedi’lere sırt döner ve onları katlederler.

Star Wars evreni birbirinden ayrılmaz iki düzen ve bu düzen arasındaki denge dalgalanmaları üzerine kurulmuştur. Jedi düzeni aydınlık tarafı, iyiliği, saflığı ve onuru simgeler. Tamamen fedakarlık üzerine kurulu bir düzendir. Tasavvufa benzer. Özünde bir çok kültürü barındırır bir öğretisi vardır. Uzak doğu felsefesinden de güçlü izler taşır. Silahları onurlu bir mücadelenin en önemli parçası olan kılıçtır. Asla ateşli silah kullanmazlar. Jedi’ler kendi taşlarını bulup, kendi özlerinden kılıçlarını üretirler. Bu kılıç onlara özgü olur. Renkleri mavi, mor, ve ya yeşildir.

Sith düzeni ise gücün karanlık tarafını simgeler. Gücün özü öfke,nefret, kıskançlık ve kibirin doğurduğu bencilliktir. Genellikle kılıç kullanırlar fakat ateşli silahları da vardır. Işın kılıçlarının bir rengi yoktur. Sentetik bir maddeden yapıldığı için kırmızıdır. Kendilerine göre bir onur anlayışına sahiptirler.

Yıldız Savaşlarının o muhteşem mekanlarına gelince George Lucas’ın tarihe olan merakı ve özellikle Viktorya Dönemine olan hayranlığıyla doğmuştur. Muhteşem tapınakları, sarayları, sütunlarıyla tarihin içinde fakat teknolojinin göbeğinde yaşadığınız ütopik bir evrendir Lucas’ın ki. Eski dönem şövalyelerine ait düzen, onur ve buna uyumlu mekanlarının yanında uzak doğu kültürünün bize hatırlattığı sade, yemyeşil mekanlarla da karşılaşırız. Tabii ki kötülüğün kol gezdiği lav nehirleri ve fakirliğin diz boyu olduğu çöllerde cabası. Lucas bize fakirliği ve üzerinde hiç birşey yetişmeyen çölleri hakir görmememizi salık verir. Lakin o çöllerden ne cevval kahramanlar çıkıp gelecektir dengeyi korumak adına…

Evet size bir efsaneyi yeni başlayanlar için özetin özeti minvalinde aktardık. Star Wars evreni yaratıcısı George Lucas ve içindekilerle hiç unutulmadan yaşanmaya ve büyümeye devam edecek hayranları onu bırakmadıkça. Ne diyelim; Güç sizinle olsun…

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir