Ghost in the Shell (1995)

Kendi kader duyguma sahibim. Hapishanede gibiyim. Sadece sınırlar içinde kendimi geliştirirken özgürüm. Sen kendi varlığını kanıtlayabilir misin?

Yıl 2029, dünya yaşamın her alanına yayılmış çok gelişkin bir elektronik ağ ile birbirine bağlıdır. İnsanlar, cyborglar, robotlar ve yapay zekâya sahip programlar bu ağın birer parçasıdır. İnsanları diğer yaşam formlarından ayırt eden tek özellikleri vardır. Hayaletleri… Hayalete sahip her canlı tamamıyla sinernetik bir vücuda sahip olsa da insan kabul edilmektedir. İnsana ait her türlü hak ve özgürlüğe sahiptir. Ancak sibernetik suçlular sahip olunan hayaletlere ulaşabilmekte, onları yönlendirebilmekte hatta hafızaları silip yerine yeni hatıralar oluşturabilmektedirler. Doğal olarak insana ait kabul edilen tüm tanımlar belirsizlik kazanmıştır. Sınırlar ve tanımı silinmek üzeredir. Düzen ise inanılmaz güçlü ve istedikleri yere download olabilen ajanlar sayesinde sağlanmaktadır.

Japonya da dışişleri bakanlığı tarafından yaratılmış net ortamında istediği gibi hareket edebilen proje 2501 kod adlı süper ajan kendine ekledikleriyle bilinç kazanmış ve yeni bir beden arayışına girmiştir. Tüm bariyerleri un ufak eden bu ajan sorun olarak görülmeye başlandığında durdurulması gerektiğine karar verilir. Kendine ait bilinci ve seçim hakları olduğunun ayrımına varmıştır ve yok edilmelidir. Kendine bir isim vermiştir. Kukla oynatıcısı…

Kukla oynatıcısını durdurmak üzere 9. Birim adı altında görev yapan özerk birimin en yetenekli ajanı görev başına getirilir. Vücudunun tamamı sibergenetik organ ve uzuvlardan oluşan bu ajanın adı Binbaşı Motogo Kusanagi’dir. O ve ekibi kukla oynatıcısının peşine düştüklerinde süper yetenekli kadın ajanımız kendi tanımlamalarının ve bilincinin de peşine düşmüş olacak ve insanlığın tanımını da sorgulamaya başlayacaktır.

Ghost In The Shell animatör Mamuro Oshii’nin 1995 yapımı 83 dakikalık anime filmidir. Gösterime girdiği tarihte çok fazla ilgi göremese de sonrasında kült yapımlar arasına girmiş ve geniş bir hayran kitlesine sahip olmuştur. Birçok ilki de beraberinde getirerek. Animeler 90’lı yıllarda popülerlik kazanınca Akira’nın ardından gelen en önemli bilimkurgu-anime olduğu kabul edilmiştir. Aynı zamanda 2004 yılında yapılan devam filmi Ghost In The Shell:Innocence Cannes Film Festivalinde Altın Palmiye adayı olan ilk animedir.

Mamuro Oshii hikâyeyi Masamure Shirow isimli manga çizerinin aynı isimli eserinden almıştır. Japonya ile birlikte aynı anda İngiltere ve Amerika’da da gösterime giren ilk anime filmidir. Ghost In The Shell yapıldığı zamanda Akira’nın tahtını elinden almayı başaran 35 mm anime olmayı başarmıştır ta ki Prenses Mononoke’ye kadar…

Çizimlerin mükemmelliğine kendinizi bırakacağınız ve Japonya’nın metropolünde gerçeğin peşinde koşan kahramanlarımızla beraber yolculuğa çıkabileceğiniz heyecanı son ana kadar düşemeyen bir yapım…

Animenin müzikal yolculuğu ise Kenji Kawai’ye teslim edilmiş. Açılış jeneriğinde karşımıza çıkan Making of Cyborg antik bir Japon diliyle yazılmış ve söylenmiştir. Yapıma ruhunu kazandırmayı başararak… Film aynı zamanda birçoklarına göre Matrix mucizesinin de oluşmasına neden olan anime olarak gösterilmiştir.

Grup için doğru olan birey içinde doğrudur. Gelişen teknoloji ile ruhlarını kaybeden robotlaşan daha az hissedip daha çok yanılan bir zaman dilimindeyiz. Ruhlarımız yokken insanlığımızı nasıl kanıtlarız? Özgürlük toplum düzeyinde birbirini bıçak gibi kesen kurallara bağlı ise ve kendi benliğimizin kanıtlarını ortadan kaldıran bir düzenin içindeysek ruhlarımızın yaşadığına dair ispatı nerede bulabiliriz? Bu hikâye kendi benliğini yakalamaya çalışan yaşam formlarını hikayesi… Seyredilmesi gereken özel bir yapım, birçok açıdan, şu zamanda…

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

2 Yorumlar

  1. N. Can KIRIK (j-joey)

    animeler arasında en beğendiğim yapım olmasa bile, benim için başka bir yeri vardır Ghost in the Shell’in. animeyle tanışmama ve hastası olmama neden olmuştur. farklı yapımlara ulaşmanın rüya olduğu bir dönemde (1999) ilaç gibi gelmişti.

    bir noktayı düzeltmek istiyorum, makalede aralara serpiştirilen görüntüler Kenji Kamiyama tarafından yönetilen 26 bölümlük GITS: Stand Alone Complex adında, orjinal animede yaşanan olayların hiç yaşanmadığı bir evrende geçiyor. Karakterlerin yorumlanması ve hikayenin akışı, özellikle Motoko’nun kişisel özellikleri biraz daha farklı ve yapım genel olarak aksiyon üzerine kurulu bu seride. Serinin başarısının ardından GITS: Stand Alone Complex 2nd GIG adında bir sezon daha devam etti.

  2. Ötekisinema için geç olmuş da güç olmamış bu yazı! : )

    -ama görsellerin çoğu 2. filmden olmuş-

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: