Hardware (1990)

“Ben Çılgın Bob, nam-ı diğer endüstri kamışlı adam. Size W.A.R. kanalından tertemiz bir yayınla sesleniyorum. Kalkın ve canlanın dostlarım, bugün güzel bir gün.Şu gökyüzüne bakın, tam bir sanat eseri!  Doğa, daha önce hiç böyle renkler görmemişti. Ona bakarken, gözlüklerinizi taksanız iyi olur! Çünkü radyasyon seviyesi uçmuş durumda. Sıcaklık dalgasının da azalması beklenmiyor. Hava kontrol, akşamdan önce seviyenin şehir merkezinde 43 C’yi bulacağını söylüyor. Ve iyi haberler ise… Hiçbir lanet iyi haber yok!”

hardware-soundtrack-cover-02Hardware, 1990 ABD-İngiliz ortak yapımı post – apokaliptik bir bilim kurgu filmi. Kimi yerlerde korku filmi olarak bahsedilse de gerilimden öteye geçen bir tarafı yok. Yönetmen Richard Stanley (Dust Devil; The Profane Exhibit; Lost Soul: The Doomed Journey of Richard Stanley’s Island of Dr. Moreau), başrollerde o dönemlerde yıldızı daha yeni yeni parlayan Dylan McDermott (The Fear Inside), Stacey Travis ve John Lynch yer alıyor. Filmde Iggy Pop ve henüz bu hafta kaybettiğimiz Motörhead’ten Lemmy’nin de ufak cameoları var. Filmin esas esinlendiği yer 2000 AD isimli kısa bir çizgi roman. Daha doğrusu 1981’de yayımlanmış bir Judge Dredd hikâyesi. Meraklıları buradan 7 sayfalık çizgi romana bakabilir. Fazla uzatmadan filmin konusuna geri dönelim;

Dünya nükleer savaş sonrası mahvolmuş ve bütün denizler çöle dönmüş durumda. New York’ta yaşamayı başaran bir avuç insan var. Ancak başka yerlerde hala savaşlar devam ediyor. Çöllerde dolaşıp savaş sonrası artık hırdavatları toplayan karizma çöpçümüz kuma gömülü bazı robot parçaları bulur. Bu parçaları New York’a gidip bir eskici olan Alvy’e satar. Daha doğrusu alış-verişi Alvy’nin arkadaşı olan başkahramanımız Mo Baxter’la yapar. Mo Baxter, robotun kafası hariç geri kalan her şeyi eskici dükkanının sahibi Alvy’e bırakıp güzeller güzeli sevgilisi Jill’in yanına koşar. Jill’e yeni yıl hediyesi olarak bu robot kafasını hediye eder. Sanatkar bir kız olan Jill elindeki atık eşyalardan 2 dakikada ortaya karışık bir heykel yapıp bizim robotun kafasını heykele oturtur. Oturtmadan öncede ABD bayrağını robotumuza montelemekten geri kalmaz. Bu arada eskicimiz Alvy merakından eline geçen parçalar hakkında bilgisayarından Internet v1.0’ı kullanarak bilgi edinmeye çalışır. Bu parçaların iptal edilmiş bir devlet programına ait olduğunu, programın ise kendi kendini tamir edebilen, güneş dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan kendine güç sağlayabilen psikopat bir robotla ilgili olduğunu keşfeder. Alvy vakit kaybetmeden Mo Baxter’i arayıp uyarmaya çalışır. Ancak artık her şey için çok geçtir.

hardware-stacey-travis-attack-1990

“Eskiden burada işler yolundaydı biliyor musunuz? Eskiden istediğiniz saatte çıkıp yürüyebilirdiniz. Bir cumartesi gecesi dışarıya çıktığınızda yanınıza sadece bir muşta almanız yeterliydi ya da küçük bir odun parçası veya boru, anlıyorsunuz değil mi? Bugünlerdeyse yanınızda hep bir silah taşımalısınız. Tüm bu insanların yaptığı, dünyayı bir pislik yuvası haline getirmek…”

Film bugün Hollywood’un büyük stüdyolarından olan Weinstein Company’nin daha doğrusu Bob ve Harvey Weinstein’in henüz kariyerlerinin en başındaki yapımlardan birisi. Dönemine göre düşük bir bütçeyle çekildiği için fazla bir şey beklememek en iyisi. Çöl sahnelerinde ve hatta iç mekânlarda aşırı renk filtresi kullanımı gözleri rahatsız ediyor yer yer.  Oyunculuklar fena değil. Hakkını yemeyeyim sonlara doğru aslında güzel filmmiş, adamlar iyi uğraşmışlar dedim. Bu tip filmlerde pek rastlamaz ama müzikleri bile güzel. Biyomekanik, distopik bir dünya, katil ama davasında haklı bir robot, yüksek radyasyonlu insanların kısırlaştırılması, Internet v1.0, bol bol CRT ekran 90’lara ait aklınıza gelen ne varsa burada. Birbirinin aynısı korkutmayan korku filmleri yerine bunu izlemek isteyenler Youtube’da filmin tamamını bulabilirsiniz. Hepinize iyi seneler ve seyirler.

Hardware Galeri

Yazar hakkında: İlker Güler

1977 İstanbul doğumlu, 3 film bir arada sever, Betamax dostu bir sinemaseverim :)

Bak bunu da seversin...

Uğur Dündar’ın Kült Eğlencesi: İşte Hayat (1975)

Uğur Dündar'ın ilk ve tek sinema filmi olma özelliği taşıyan İşte Hayat, şöhretin sahte parıltısına eleştiri getiren keyifli bir seyirlik.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir