Heavy Metal Çizgi Roman Dergisi İlk Sayı İncelemesi

Hoşgeldin Heavy Metal, Teşekkürler Arka Bahçe!

Dün akşam muhteşem bir kaçamak yaptım. Bir aslanın, avını kuytu bir köşede, huşu içinde parçalayıp yemesine benzer bir şekilde okuduğum, ellerimde tutarken, sayfalarını çevirirken bile başına bir şey gelecek diye çekindiğim, yıllarca “neden bizde çıkmaz ki” diye üzüldüğüm şeyle birlikteydim: Türkçe bir Heavy Metal dergisi!

Heavy Metal, ilk kez 1977 yılının Nisan ayında yayınlanmaya başlamış bir bilim kurgu ve fantezi çizgi roman dergisi… Dergi aslında 1974 yılında yayın hayatına başlamış Fransız Métal Hurlant dergisinin Amerikan versiyonuydu. Yayıncı Leonard Mogel, National Lampoon dergisinin Fransızca baskısını başlatmak üzere Paris’te iken Fransız bilim kurgu-fantezi dergisi Métal Hurlant dergisini keşfetmiş ve hemen bu derginin Amerika’daki lisans haklarını satın almıştı. Métal Hurlant Fransızca’da “Metal Çığlık” gibi bir anlama geliyordu, Mogel ise bu ismi “Heavy Metal” olarak değiştirdi. ABD’de ilk sayısı Nisan 1977’de çıkan bu aylık dergi kuşe kağıda ve renkli olarak basıldı ve günümüze kadar uzanacak bir efsaneyi başlattı. Zaman içinde Métal Hurlant‘tan daha önemli hale gelen Heavy Metal, bizim gibi “Süper Korku“larla idare etmek zorunda kalmış 80’ler veletleri için ulaşılamaz bir nirvana, Kutuplardaki ‘Yalnızlık kalesi’ gibi bir şeydi!

Ocak 2011: Ancak “Arka Bahçe” gibi çizgiromana aşık ve ticari açıdan intihara meyilli bir yayınevinin girişebileceği bir cesaretle basılmış bulunan Heavy Metal dergisinin Türkçe edisyonunu ellerimde tutuyorum. Bu tarihi bir an çünkü, dergi ilk defa İngilizce dışında bir dilde basılıyor. Amerikan  edisyonunun saman kağıda basılmış ucuz ÇR dergilerine inat, kuşe kağıda ve renkli basıldığı gibi, Türk Heavy Metal‘i de daha kapağından itibaren inanılmaz bir kaliteye sahip.

Dergi dediğime bakmayın, boyutu ve sayfa kalınlığı ile daha çok bir kitap ya da ikisinin arası bir şey. Bu haliyle bir ‘magazine’ olmaktan çok ‘Comic book’ gibi görünüyor. Arka Bahçe yayıncılık 2 ayda bir çıkaracağı Heavy Metal‘e daha koleksiyoner bir anlam kazandırmak için bu formatı uygun görmüş. Bence sakıncası yok…

Daha önce yaptığım Hipnoz dergisi incelemesinde, bu zamanda aylık bir yayında “devamı gelecek sayıda” ÇR’lar yayınlamanın zorluğundan ve anlamsızlığından bahsetmiştim. Heavy Metal bu hataya düşmeyerek aynı sayıda sonlanan 3 çizgi romanı okurla buluşturuyor.

Bunlardan ilki, Giovanni Gualdoni’nin yazıp Alberto Ponticelli’nin çizdiği futuristik bir politik macera olan “Starlight” ama benim favorim, M. Frezzato’nun yazıp çizdiği, her karesi tablo kıymetinde bir ÇR olan “Maser’in Koruyucuları / Genç Kraliçe” oldu. Ayrıca ilk sayının sürprizi olarak karşıma çıkan ve Öteki Sinema yazarı Ezgi Aksoy‘un yazıp, Tayfun Sezer’in çizmiş olduğu “Ruhların Evi” vintaj bir tekinsiz ev öyküsü olarak pek bir hoşuma gitti. Pete Burns’un eseri olan kapak, seyrine doyumsuz…

Heavy Metal dergi / kitap sadece bunlarla sınırlı değil, Luis Royo’nun muhteşem çizimleri, kitap tanıtım köşesi (Bu kısma daha afili bir ismi bulmak lazım aslında, böyle biraz Milliyet Çocuk tadında duruyor) Star Wars ansiklopedisi (Klon savaşlarından ne kadar sıtkımız sıyrılmış olsa da) gibi başka bölümler de var. Heavy Metal deyince akla biraz da erotizm gelir. İlk sayının çizgiromanları bu açıdan biraz eksik olmuş. Ben aslında ilk sayıda Arka Bahçe yayınlarının diğer işlerinin tanıtımlarını, figür ilanlarını falan da görmeyi umdum ama ilerki sayılarda Amerikan edisyonuna benzer bir çeşitlilik yakalanacaktır sanırım. Yapılmadıysa bile, dediğim “koleksiyonluk” duygusuna zarar vermemek için alınmış bir karar olabilir bu.

Son tahlilde; Türkiye’de yayınlandığının hayalini bile kuramadığım 112 sayfalık bir yayını, Türkçe olarak ellerimde tutup, arşivimin en değerli köşesine yerleştiriyorum. Butik yayın tercihinden dolayı 18 TL’lik fiyatı bazıları için pahalı görünse de, içerik ve bu içeriği sunarken yakalanan kalite bu paranın karşılığını veriyor. Heavy Metal‘i Gerekli Şeyler‘de, beli başlı kitapçılarda ve İdefix gibi internet sitelerinde rahatlıkla bulabilirsiniz. Benim tek sıkıntım derginin 2 ayda 1 yayınlanması ki, insan sevdiğinin yolunu her şartta beklermiş!

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

5 Yorumlar

  1. Merhaba Murat
    Heavy metal dergisi biz çizgi roman severler için çok önemli bir dergi. Türkiyede çıkıyor olması mükemmel bir olay bu heyecanını bizimle paylaşmanda çok hoş. Sayende benimde haberim oldu il işim almak olacak.

    Yanlız Heavy metal’in ilk kez başka bir dilde yayınlandığını yazmışsın. Bende Heavy Metal dergisinin almanca versiyonu diyeceğimiz Schewer Metall dergisi var.Bire bir aynısı değil ancak heavy metal dergisinde yayınlanan hikayeler ve sanatçıların aynıları var ayrıca zaten “schewer” “heavy” demek. Sanırım pek çok ülkede başka dillerde bu şekilde yayınlandı. Bu basit bir telif hakkı durumu olabilir.

    Bunu güzel yazına bir not olarak düşmek istedim.

  2. Bu kadar olumlu yorumun karşısında ,çok yorucu geçmiş bir hafta sonuna ve yağmurlu havaya karşın bir alış veriş merkezine gittim ve dergiyi aldım,hoş bir rastlantı Dr Strangelove ın dvd sini buldum sevindirik oldum.Yaşama sevinci,hayatla barışık olma modu diyelim..
    Kapak kızı benden pek hoşlanmamış gibi bakıyor ama medeni cesaretimi zorlayıp sayfaları çevireceğim.
    Nedense çocukluğumda okuduğum bir cizgi roman dergisini elime almışım gibi bir duyguya kapıldım.
    Yanılmıyorsam o dergide renkli ve kuşe kağıda basılmıştı,nükler savaş sonrası dünya ve dev farelerle ilgili bir şeydi.Tam hatırlamıyorum…O dergiyi bulmak istedim nedense
    Henüz okumadım ama takip ederim düşüncesindeyim..
    Vatana millete hayırlı olsun neticede faydalı bir eser .

  3. Dergide yalnızca ilk ve son öyküyü okudum.İlk öyküde konular çok hızlı ve farklı yönlerden gelişiyor.Bu nedenle genelde öyküye adapte olamadım.Farklı eğilimlere sahip despot yönetim,tüm firs lady ler gibi yine müdehaleci first lady ,eski dövüşcü başkan iyi fikirler…
    Kahramanlarla empati kuramadım .Bu bir çizgi romanda ne kadar önemlidir tartışılır.Ayrıca okuyucunun yaklaşımı ve hayal gücü ile de ilintilidir bu….
    Ajan Mandela tipi bana sempatik gelmedi .Ama taktir etmek gerekir çağının ruhunu yakalmış bir adam .Silahını ve en değer verdiği parçasını sık kullanmaktan hoşlanan birisi.Eh bu onu bizim çağımızada çok yabancı kılmıyor , gücü elinde bulunduranlar bunu öldürmekte ve….. gayet iyi kullanıyorlar bildiğimiz gibi.
    Son öyküye gelince herşeyden önce böylesine uluslararası üne sahip bir dergide kendi yazar ve çizerlerimizi görmek beni onurlandırdı ve mutlu etti.Sürekliliği için coşku ve umudumu anlatamam…
    Çizimler bana 50 li ve 60 lı yılları hatırlattı.Öykü yıllarca önce kurguladığım(ama yayınlanmamış ve hiç bir şekilde ifade edilmemiş) bir konu ile benzerlikler taşıması anlamındada ilgimi çekti(Kurgumda mekan uluslar arası bir şirketin merkez binası kurbanlarda çalışanlardı,canavarımızda gittikçe büyüyor ve mekanı kaplıyordu)
    Bu öyküdede konunu çok hızlı geliştiğini düşündüm.Ayrıca şehvet ve ızdırap iyi harmanlanamamış gibi geldi bana..Özellikle hükmeden ve boyun eğenin duyguları daha abartıla bilir ve tüm mekana yedirilebilirdi.Bu duyguyu kanımca salt cinsel imgelerle vermek gerekmez aynı dehşetin tek başına kan ve terörle ifade olunamıyacağı gibi…
    Birde bizden unsurlarla kurgulansaydı nasıl olurdu diye düşünmedim değil
    Çizimlere öyküye bakıyorumda çerçevelenip sergilenecek çikolata tadında bir tablo gibi…yazar ve çizeri kutluyorum kolleksiyonluk bir eser.
    Derginin diğer öykülerinide okuyacağım(alışık olmadığım bi baş ağrısıve bitkinlik buna izin vermemişti)
    Dergiyi takip etmeyi düşünüyorum çizgi romana ortalamanın ötesinde tutkusu olan herkeste bunu yapacak kuşkusuz.
    Ama şunu ifade edeyim ki kapak kızı gibi sondaki kızlarda benden hoşlanmadı onlara daha fazla bakmayacağım bu artık medeni cesaretin ötesine geçmek olacak ..ayrıca çokta güvenli değil…kalp acısından fazlasını bulmak olası gibi….

    Umarım eleştirilerim yanlış anlaşılmaz hepsi sevgi,tutku ve coşkuyla yapıldı tüm iyi dileklerimle…

  4. Yüzler basamağı şiir gibi,gibimi…gibi çok fazla oldu
    Duyumsamamak olanaksız …
    Makyajsız palyaçolarda vardır…boyasız sahte gülümsemeleriyle derin ve güçlü hüzünlerini gizleyen son acıklı oyunlarına kadar..

    Maser’in koruyucuları ,Genç Kraliçe bana Ursula Le Guin okuyormuşum gibi fısıltı verdi sanki…ince küçük dokunduruşlar dışında yumuşak bir öykü…sevdim yani sonu arkası yarın gibi olmuş muhtemelen devamı olur diye düşünüyorum…
    Bu arada dergi tatlı tatlı kalite kokuyor şöyle demekten kendimi alamadım keşke Galip Tekin üstadın öyküleri pırıl pırıl ciltler halinde böyle elimde olsa yani çokmu uçuk bir istek olur…
    Kapak kızını ve son sayfalardaki kızları kendi hallerine bıraktım , dostlar sizi temin ederim bir zaman sonra hepsinin göz yaşları monokodan getirtiğim ipek gömleğimi lekeleyecek .
    Ben acımasız bir adam değilim ama ne yapayım ki karşılıksız bırakacağım aşkları nedeniyle çekecekleri acılar ruhsal gelişimleri için bir gereklilik..

  5. …Başka bir şey daha isteseydim olacaktı galiba bu sayfalarda
    yatağımın üstünden aldım ve şu anda masamın üstünde hayır Heavy Metal kızları değil:))…Tuhaf öyküler 1 ..yıllar sonra..
    Çok sevindim kitapçıda gördüğümde hemen aldım.eehh
    tabi kişiselleştirdimde …Rob Dougan..Clubbed to Death 2 yi dinleyerek ..kendi Nihayet Çıkmazıma uzanıverdim…
    Heavy Metal kızlarına gelince şu günlerdeki yeni ruh halim sözkonusu olunca birlikte ağlayacağız sanıyorum…
    Kek yapmaya ,çay içmeye de gelirler,güleyim diye hiçte komik olmayan fıkralar anlatırlar….. uff.utanç vesilesi….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: