Hodejegerne / Headhunters (2011)

hodejegerne (2)Headhunters filminin başkahramanı Roger Brown’ın (Aksel Hennei) işi büyük şirketler için yetenekli çalışanlar bulmaktır. İşinde gayet başarılı olan Roger görünüşte herşeye sahiptir. Güzel bir karısı, pahalı bir evi, arabası hatta bir metresi bile vardır. Ancak dışardan bakıldığında mükemmel görünen Roger’ın bir sorunu vardır. Yaşadığı hayat kendisine epey pahalıya mal olmaktadır. Lüks hayatından vazgeçmeyi kendine yediremediği için para sorununu hırsızlık yoluyla çözmeye karar vermiştir. Bu nedenle iş görüşmesine gelen adayların evlerine girip değerli sanat eserlerini çalmaktadır.

Karısının açtığı sergide Clas Greve (Nikolaj Coster Waldau) ile tanışan Roger, Clas’ın elinde çok değerli bir tablo olduğunu öğrenince onu da gözüne kestirir. Diğer kurbanlarına yaptığı gibi Clas’ı da iş görüşmesine çağırır. Görüşme sırasında sorduğu sorular sayesinde soygun için en uygun zamanı belirler. Tabloyu iz bırakmadan çalmış gibi görünse de hesaba katmadığı bir nokta vardır. Eski bir asker olan Clas Greve sıradan biri değildir. Uzmanlığı insanların izini sürmek olan deneyimli ve soğukkanlı bir kelle avcısıdır. Roger çok geçmeden yutamayacağı bir lokmayı ısırdığını anlar. Artık canını dişine takarak kaçması gereken bir avın parçası olmuştur.

Headhunters003Headhunters, alışık olduğumuz Hoolywood filmlerinin aksine büyük bütçeli özel efektlere sırtını dayamıyor. Bunun yerine iki adam arasındaki kıyasıya kovalamacayla gerilimi sürekli yüksek tutuyor. Özellikle kırsal alanda Clas her köşe başından çıkıverirken ben bile gerildim.

Filmin en etkileyici yanıysa kurgusu. Clas ve Roger arasındaki zeka savaşı oldukça başarılı bir şekilde kurgulanmış. Hikaye yer yer inandırıcılıktan uzaklaşsa da-arabayla uçurumdan düştükten sonra Roger’ın hastaneye gitmemesi gibi- film sonrasında bunu toplamayı başarmış. Filmde hafif bir komedi havası da var. Her ne kadar esprilerin filmin asıl konusuyla pek ilgisi olmasa da işe biraz eğlence katmışlar.

Headhunters002Filmin oyuncularına da kısaca değinmek gerekecek. Kısa olacak çünkü bu filmin aslında iki oyuncusu var. Aksel Hennei ve Nikolaj Coster Waldau. Senaryo gereği film büyük ölçüde iki karakter üzerinden ilerliyor. Öyle ki diğer karakterlere pek yer kalmamış gibi. Bu nedenle film iki aktörün yetenek şovuna dönmüş.

Daha önce hiç filmini izlemediğim Hennei gerçekten çok başarılı. Filmi izlerken Roger için tezahürat yapacaktım neredeyse. Game of Thrones dizisinin Jamie Lannister’ı Waldau’yu farklı bir rolde görmek ise eğlenceli oldu. Doğrusunu söylemek gerekirse Kuzey Avrupa sinemasına pek hakim değilim. Bu nedenle Headhunters beni oldukça şaşırtan bir film oldu. İnternette şans eseri denk geldiğim film son zamanlarda izlediğim en zekice ve eğlenceli filmlerden biriydi.

Hollywood’un son zamanlarda zekice senaryolar konusunda kıtlığa düşmesinden olacak, film bünyeme ilaç etkisi yaptı. Zaten Hoolywood yapımcıları da çoktan remake görüşmelerine başlamış durumda. Büyük ihtimalle önümüzdeki yıllarda Girl with Dragon Tatoo ve Passion gibi Avrupa transferi bir remake ile daha karşı karşıya olacağız.

Öteki Sinema için yazan: Kaan Kahraman

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir yorum var

  1. Ben de jamie lannister’ı izlerken game of thrones’ ta, bu adam bi yerden tanıdık geliyor ama nerden demiştim..ilk başta oblivion filmi aklıma gelmişti. Ama hodejegerne’yi tamamen esgeçmişim. İlk orda izlemiştim çünkü kendisini. Film gerçekten cok basarılı. Avrupa sinemasını çok seviyorum. Bir diğer sevdiğim Norveç filmi ise “King of Devil’s Island”.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: