!f 2016’dan Kısa Notlar 3

15. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin İstanbul ayağının sonuna geliyoruz. Bu hafta sonu nihayete erecek festival, 3-6 Mart tarihleri arasında Ankara ve İzmir’e uğrayacak. Bu sene festivalde izlediğim filmlerin hemen hepsinden memnunum ama favorilerim hala Green Room ve Der Nachtmahr.

Torunum İçin

Grandma

Paul Weitz imzalı filmleri pek sevmem ve filmlerine önyargıyla yaklaşırım ama Grandma önyargılarımı bir nebze de olsa kırmayı başardı. Sevgilisi Olivia’dan ayrıldığı sabah, kürtaj olmak için 630 dolara ihtiyacı olan torunu Sage’i kapısında bulan anneanne Elle, hemen kolları sıvar. Eski defterleri sırayla açan Elle, bir yandan parayı bulmaya çalışırken, bir yandan da hayatının muhasebesini yapma fırsatı bulur. Özellikle Lily Tomlin’in performansıyla öne çıkan Grandma için ‘hafif sıklet’ bir yol filmi diyebiliriz. Hayatın gerçeklerinden itinayla uzak duran film, ufaktan temas ettiği mevzular hakkında da düşünmeye sevk edecek dolu dolu yorumlar yapmaktan kaçınıyor. Kendinizi iyi hissettiren filmlerden (feel good movies) hoşlanıyorsanız kaçırmayın.

Grandma / Anneanne
ABD – 2015 – 80′

Hayat Bir Provadır, Hayat Doğaçlamadır

Listen to Me Marlon

Listen to me Marlon, bir önceki !f İstanbul notlarında bahsettiğim Bitter Lake gibi farklı bir belgesel. Yönetmen Stevan Riley, ünlü oyuncu Marlon Brando’nun hayatı boyunca kayıt altına aldığı, saatler süren ses kayıtlarını alıp, bunları katıldığı bazı TV programları, verdiği röportajlar gibi arşiv görüntüleri, rol aldığı filmlere ait görüntüler ve Brando fotoğrafları ile harmanlayarak inanılmaz bir işe imza atmış. Kullanılan malzemelerin hemen hepsinin kaynağının bizzat Brando olması, sanki oyuncunun kendi imzasını taşıyan bir belgesel izliyormuşuz havası yaratıyor. Bundan daha samimi bir Marlon Brando belgeseli yapılamaz.

Listen to Me Marlon / Dinle Beni Marlon
İngiltere – 2015 – 102′
28 Şubat 2016 / 19:00 / Cinemaximum Kanyon Salon 9

Alışılagelmedik Bir Noel Öyküsü

Tangerine

Ucundan kıyısından bulaştıkları her filmi izlemeye çalıştığım Duplass Biraderlerin de yapımcıları arasında olduğu Tangerine, üç iPhone 5S kullanılarak çekilmiş. Noel arifesinin sabahında başlayan film, bir tam günü anlatıyor. 28 gün hapiste kaldıktan sonra dışarı çıkan trans seks işçisi Sin-Dee, yakın arkadaşı Alexandra ile konuşurken sevgilisi Chester’ın kendisini “gerçek” bir kadınla aldattığını öğrenince çılgına döner. Los Angeles’ın arka sokaklarını karış karış dolaşmaya başlayan Sin-Dee, sevgilisiyle arasına giren sarışını bulmadan durmayacak gibidir. Sean Baker’ın son filmi Tangerine, merkezine Sin-Dee’nin intikam çığlıkları atarak çıktığı yolculuğu alıyor. Etrafını da Alexandra’nın şarkıcı olma hayalleri ve Ermeni taksi şoförü Razmik’in geleneksel aile yapısıyla trans seks işçileri arasında yaşadığı ikilem gibi yan hikâyeler ile süslüyor. İlk başlarda yan hikâyeler (bilhassa Razmik’inki), ana hikâyeye yamanmış sakil bir görüntü çiziyor ama Tangerine, finale doğru bütün karakterleri filmin başladığı donut dükkânında bir araya toplayarak çemberi tamamlıyor. Sin-Dee rolündeki Kitana Kiki Rodriguez’in muhteşem performansını muhakkak görmelisiniz.

Tangerine
ABD – 2015 – 87′
27 Şubat 2016 / 13:00 / Cinemaximum Budak CKM Büyük Salon
28 Şubat 2016 / 16:00 / Cinemaximum City’s Nişantaşı Salon 7

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir