!f 2018’in Öteki Filmleri

17. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 15-25 Şubat 2018 tarihlerinde İstanbul’da, 1-4 Mart 2018 tarihlerinde ise Ankara ve İzmir’de sinemaseverlerle buluşacak. Geçtiğimiz hafta içerisinde gerçekleşen basın toplantısında gösterilen, festivaldeki filmlerden bazılarına ait görüntülerden oluşan karma fragman bile fazlasıyla heyecanlanmamıza yetti. Ezcümle bu sene de bizi sağlam bir seçki bekliyor. Her sene olduğu gibi bu sene de Öteki filmleri ayıkladığımız bir öneri listesi hazırladık. Herkese iyi festivaller!

Karanlık ve Köşeli

Öteki Sinema olarak ilk göz attığımız bölüm olan Karanlık ve Köşeli bu sene de dopdolu. 6 filmden oluşan bölümde A Prayer Before Dawn, Brawl In Cell Block 99, Let the Corpses Tan, Les affames, Mom and Dad ve Revenge gibi birbirinden leziz alternatifler yer alıyor. Brawl In Cell Block 99 ve Let the Corpses Tan’i tepeye koyarak bölümün tamamını izlemenizi öneriyoruz. Filmler hakkında daha detaylı bilgi için: www.ifistanbul.com/filmler/karanlikkoseli

!f Kült

Merakla beklediğimiz bölümlerden bir diğeri de !f Kült. Bu sene de üç filmin yer aldığı bölümün sürpriz filmleri şöyle: Feminist bilimkurgu hazinesi Born In Flames (1983), favori yönetmenlerimizden Derek Jarman’dan Jubilee (1978) ve Rainer Werner Fassbinder’in de oyuncuları arasında yer aldığı kült cyberpunk film Kamikaze 1989 (1982). Üçünü de beyazperdede izlemek için sabırsızlanıyoruz. Filmler hakkında daha detaylı bilgi için: www.ifistanbul.com/filmler/!f-kult

How To Talk To Girls At Parties

Partilerde Kız Tavlama Sanatı – Birleşik Krallık, ABD – 2017

Neil Gaiman’ın aynı isimli hikayesinden uyarlanmış Partilerde Kız Tavlama Sanatı, Punk’ın ilk yıllarında, aşka susamış Güney Londralı bir gencin birkaç gün süren dünya dışı aşk deneyimini anlatıyor. Okuldan çıkar çıkmaz üniformalarını atıp punk kıyafetlerine bürünen Enn ve arkadaşlarının ilk uğrakları yerli bir rock grubunun çaldığı ve despotluğuyla ürküttüğü kadar heyecanlandıran Kraliçe Boadicea’nın (Nicole Kidman’ı böyle kaçık ve öfkeli görmediniz) mekanı oluyor. Çocukların bir sonraki durakları daha da tuhaf; bu dünyadan olmayan ama insan kılığında, hem de renk gruplarına ayrılmış latex kıyafetleriyle dans eden, akrobatlıklar yapan ve birbirinden garip takıntıları olan bir grubun gecesini gece ettiği bir ev partisi. İşte Enn, bu partide hülyalı bir çekiciliği ve dünyamızın halleriyle ilgili sağlıklı bir merakı olan Zan’le tanışır. Zan, Enn’in dünyasını tanımak için, liderlerinden 48 saatlik özel izin alır. John Cameron Mitchell’ın kural tanımayan dünyasında geçen film, Punk’ın doğuşu, ilk aşkın tadından yenilmezliği ve partilerde kızlarla konuşma sanatı gibi varoluşun önemli meselelerinden birini aynı anda yaşatabiliyor.

Insect

Böcek – Çekya, Slovakya – 2018

Efsane gerçeküstücü yönetmen Jan Svankmajer ile aklınızı başınızdan alacak gerçeküstücü bir yolculuk. 83 yaşındaki efsanevi Çek yönetmen Svankmajer uzun bir aradan sonra bir başka gerçeküstücü güzellikle karşımızda! Bu sefer küçük bir kasabadaki yerel bir bardayız. Pazartesi günü olmasından dolayı sandalyeler ters döndürülmüş ve bar kapalıdır. Köşede Capek Kardeşlerin “Böcek Oyunu”nu prova etmek üzere bir araya gelmiş 6 amatör aktör dışında bar bomboştur. Prova ilerledikçe oyundaki karakterler zamandan bağımsız bir şekilde ölüp yeniden canlanırlar. Onları canlandıran aktörler de yavaş yavaş bu değişimlerin parçası olmaya başlarlar. Gerçeküstü sinemanın en önemli ustalarından olan Jan Svankmajer görünürde oldukça edebi görünen bir oyunu kendine has, muazzam düşgücüyle örülü bir evrene adapte eder. Bu dünyada düşler, animasyon, hiciv, tiyatro ve tabii ki insanlar ve böcekler birbirlerine dönüşmektedir.

Sevmek Zamanı

Türkiye – 1965

Metin Erksan’ın unutulmaz başyapıtlarından Sevmek Zamanı, restore edilmiş kopyasıyla !f’çiler için tekrar beyazperdede! Halil, Büyükada’da bir konağı boyarken duvarda asılı bir fotoğrafa aşık olur. Bir sene boyunca, her gün fotoğrafı izler ve bir gün fotoğrafın sahibi çıkagelir. Meral, Halil’in bir resme aşık olabilmesine aşık olur. !f, Sevmek Zamanı’nın Mimar Sinan Üniversitesi Sami Şekeroğlu Sinema-TV merkezi tarafından 2016 yılında restore edilmiş dijital kopyasını ilk defa genel seyirciyle buluşturmaktan gurur duyar. Büyük ekranda kaçırılmayacak bir güzellik.

Most Beautiful Island

En Güzel Ada – ABD – 2017

En güzel ada aslında sığabildiğimiz midir? Luciana boğulur gibi hissettiği geçmişinden çok uzaklara, New York’a geldiğinde, iş ararken esas mesaisi hayatta kalmaktır. Kirasını ödeyemediği günler, dondurma bile alamadığı günlere dönüşünce; New York onun için sığmaya çalıştığı bir tabut halini alır. Şehirde görüştüğü tek insanın yardımıyla bulduğu bir parti işi akşamında, bildiği hiçbir partiye benzemeyen, dehşet verici bir oyuna dahil olur. İspanya’nın bilindik yüzlerinden Ana Asensio’nun yazıp, yönetip, başrolünü üstlendiği film, göçmen bir kadının her şeye rağmen tutunuşuna ve umut hakkında söylenebilecek yeni şeylere dair. Film; tedirgin tansiyonu ve ekrana bakmaya cüret ettiren sahneleriyle, sevimli New York’a bir de öteki yüzünden bakmaya davet ediyor.

November

Kasım – Estonya, Hollanda, Polonya – 2017

Gözler ve kulaklar için görsel bir şölen. Pagan zamanlarında Estonya’nın bir köyünde kurtların, vebanın ve ruhların kol gezdiği bir köyde geçen Kasım, hem gözler hem de hayal dünyası için görsel bir şölen. Hiçbir şeyin tabu olmadığı bu köyde, köylülerin en büyük sorunu soğuk ve zorlu geçen kara kıştır. İnsanlar, birbirinden, Alman malikane sahiplerinden, hatta ruhlardan ve şeytandan bile çalmaktadır. Ancak ruhlarını ‘Kratt’ adlı yaratıklara vermek zorunda kalırlar. Bu da feodal sistemin başındakilerin daha da ihya olmasına neden olmaktadır. Rainer Sarnet’in siyah-beyaz, büyüleyici ve karanlık alegorisi bizi 19. yüzyıl pagan zamanlarına götürürken, insanlığın, aşkın olasılıklarının ve varoluşun etrafında uzun süre akıllardan çıkmayacak bir görsellikle başbaşa bırakıyor.

Mutafukaz

Fransa, Japonya – 2017

Hızlı ritmiyle büyüleyen, renkli bir şehir distopyası. Fransız çizer Guillame Renard’ın merakla beklenen kendi işlerinden uyarladığı Mutafukaz’ın karanlık ama bir o kadar da renkli dünyasına buyrun! Meşhur Japon anime stüdyosu Studio4°C (Batman, Animatrix, Tekkonkinkreet) ile Ankama’nın (Wakfu, Dofus) kendine has işbirliğiyle ortaya çıkan bu masalsı dünya, Luc Besson’ın erken dönem filmlerini akla getiriyor. Angelino, San Franscisco-New York arası bir şehir olan Dark Meat City’nin acımasız sokaklarında hayatta kalmaya çalışan, etrafına göre daha küçük olmasıyla dikkat çeken, siyah bir çocuktur. Gündüzleri sokaklarda pizza dağıtırken, geceleri bir hamamböceği ordusunun eşliğinde arkadaşı Vinz’le birlikte bir otel odasında takılır. Beklenmedik bir scooter kazası sonrası, başedilmesi güç başağrıları ve halisünasyonlarla karanlık bir dünyaya çekilen Angelino, bir anda kendisini sırrını çözemediği bir kovalamacanın içinde bulur. Mutafukaz, anime ve animasyon tekniklerini başarıyla harmanlayan nefis bir distopya!

Junkhead

Çöp Kafa – Japonya – 2017

Gerçeküstü, karanlık ve aynı zamanda oldukça eğlenceli bir stop motion! Dünya sona ermektedir, insanlar artık üreyebilme kabiliyetlerini kaybetmiştir. Yıllar önce ‘çöp kafa’ diyerek, yeraltına gönderip çalıştırdıkları klonların üreyebildiklerini fark etmeleri üzerine, yeraltına doğru bir yolculuğa çıkarlar. Takahide Hori’nin 2014 yılında aynı isimli kült kısa filminden yola çıkan Çöp Kafa, Takahide’nin neredeyse montajdan, ses tasarımına, animasyondan muhtemelen sette temizliğe kadar tek başına her şeyi yaptığı bu kafa yapıcı, gerçeküstücü stop motion animasyon, uzun süre akıllardan çıkmayacak yılın animasyon keşiflerinden. Atmosferiyle apokaliptik bir dünya yaratan bu muazzam iş, Quay Kardeşler’in, H. R. Giger’ın ve Tetsuo’nun dünyalarını hatırlatıyor.

I Kill Giants

Dev Avcısı – Birleşik Krallık, ABD – 2017

Barbara Thorson hayallerin, büyünün ve canavarların dünyasına kaçarak gerçek hayatla başa çıkıyor. Hiçbir şeyden korkmayan, keskin dili ve kıvrak zekasına hayran kalacağınız Barbara Thorson yeni nesil kahramanınız olabilir! Okul çantasında antik Norveç Warhammer oyunu taşıyan ve hayatta kalmak için devleri öldürmeyi kendisine dert edinmiş birisini ne korkutabilir ki? Dev Avcısı, hem gerçek dünyadaki hem de hayal dünyasındaki canavarları alt etmeye çalışan genç bir kızın nefes kesici ve oldukça eğlenceli hikayesi. Joe Kelly’nin çoksatan çizgi romanından Anders Walter’ın uyarladığı film; kurduğu muazzam düş dünyasıyla dikkat çekerken, Roald Dahl’ın ve BFG’nin çizgilerini akla getiriyor. Imogen Poots ve Zoe Saldana’nın performanslarının göz kamaştırdığı film, son zamanlardaki en sıcak çizgi roman uyarlamalarından.

Hagazussa: A Heathen’s Curse

Hagazussa: Kafirin Laneti – Almanya, Avusturya – 2017

Nefes kesici görüntü ve ses tasarımının kuşattığı, insanın, hayvansal doğasıyla yüzleşmeye çağrılıyoruz. Dağlar kadar uzak, gökler kadar yakın. Uçsuz bucaksız doğanın aydınlık ve karanlığında bir şeyler oluyor. Gündüzün getirdikleri, gecenin götürdüklerini karşılamıyor. Küçük bir dağ köyünde, herkesin nefretle karışık korktuğu evde kötü huylu bir yaşam formu nefes alıp veriyor. Annesinden miras kalan cadılıkla Albrun bu. Dönüşmemek için yeni doğan kızıyla verdiği mücadelede doğa dostu değil. Sinemada cadı külliyatını yeniden tanımlayan 2015 yapımı The Witch’i andıran agorafobik atmosferiyle ilk filmini yapan Lukas Feigelfeld, body-horror severlere çıkışsız bir 102 dakika vadediyor. Her karesi bir fotoğraf titizliğiyle ışıldayan Hagazussa: Kafirin Laneti yarattığı kendine has görsel dili, David Lynch veya Lars von Trier’i andıran özgüven ve kuraldışılığıyla, senenin en çok konuşulan filmlerinden.

I Am Not A Witch

Ben Cadı Değilim – Birleşik Krallık, Fransa, Almanya – 2017

Cadı olmakla suçlanan genç bir kızın heyecan verici ve sürükleyici hikayesi. Bir Zambiya köyünde yaşayan 9 yaşındaki Shula cadı olmakla suçlanır. Ona iki seçenek sunulur; ya seyyar cadılar kampına katılacak ya da keçiye dönüşecek. Yönetmen Rungano Nyoni’nin cesur, sürükleyici ve yaratıcı hikayesi işte böyle başlıyor. Kendinden çok büyük kadınlar arasında yaşamaya alışmak için elinden geleni yaparken kamp yetkilisi Shula’yı hem korur hem de sömürür. Artık karar vermesi gerekir; ya ona dayatılan kaderi kabul edecek ya da herşeyini tehlikeye sokarak özgürlüğünün peşinden gidecek. Cannes Film Festivali’nde ilk gösterimi yapılan bu heyecan verici film, kadınlara olan yaklaşımımızla ilgili çok şey söylüyor. Her ne kadar detayları Afrika’ya özgü olsa da, temaları herkese tanıdık gelecek.

78/52: Hitchcock’s Shower Scene

78/52: Hitchcock’un Duş Perdesi – ABD – 2017

Hitchcock’un sinema tarihini değiştiren meşhur Sapık filminin duş sahnesi hakkında müthiş bir belgesel. Hepimiz Hitchcock’un paltosundan çıktık! 78 sahne, 52 kesme. Filmimiz, Hitchcock’un Sapık filminin 2 dakikalık ünlü duş sahnesi üzerine. Bu sahne zaman içinde, sinema tarihinin en çok referans gösterilen ama aynı zamanda filmi bilmeyenlerin bile izlerine tanık olduğu ikonik sahnelerden birisine dönüştü. Peki ama, nasıl oldu da bu kısacık sahne bu kadar önemli bir kültürel fenomene dönüştü? İşte, Sundance Film Festivali’nde seyirciyle buluşan 78/52: HItchcock’un Duş Perdesi, bu 2 dakikalık sahne hakkında müthiş eğlenceli bir seyirlik. Belgeselde; Hitchcock hayranı Guillermo del Toro, Bret Easton Ellis, Karyn Kusama ve Eli Roth gibi sinefilleri dinleyip, etrafını saran kültürel göndermeleriyle birlikte bu müthiş koreografinin gizemlerini keşfediyoruz. 78/52: HItchcock’un Duş Perdesi sadece sinefiller için değil, sinemanın kolektif hafızamızın bir parçası olduğunu göstermesi açısından da kaçırılmaması gereken bir davet.

Invasion!

İstila! – İran – 2018

Balık ve Kedi’nin yönetmeninde yeni bir tek plan mucizesi. Aynı dövmelere sahip ve metal düğmeli siyah üniformalar giyen bir çete, eski bir stadyumu mesken tutmuştur. İki arkadaşlarının öldürülmesinin ardından çetenin lideri Saman ortalıktan kaybolur. Gizemli cinayetleri araştıran polis, çete üyelerinden olay günü yaşadıkları her şeyi yeniden canlandırmalarını ister. O gün stadyumda yaptıkları her konuşmayı, her hareketi defalarca tekrar ederler. Kendisini bir anda başrolde bulan Ali, oyununu tekrarladıkça Saman ve onun ikiz kardeşi Negar’ın gizledikleri sırları çözmeye başlar. Ali büyük gizemi çözebilecek midir? 2014’te ilk uzun metrajı Balık ve Kedi ile Keş!f Uluslarası Yarışma’yı kazanan Shahram Mokri !f’e geri dönüyor. İstila!, seyirciyi her an şüpheye düşürmeyi başaran, tek plan çekilmiş bir bilimkurgu gizem/polisiye.

Arada

Türkiye – 2017

90’lar İstanbul’unda manyak bir gece ve aşıklar. Arada’da, 19 yaşındaki punk şarkıcısı Ozan ile birlikte ertesi sabah Kaliforniya’ya gidecek gemiye binmesini ve buradan ‘kurtulmasını’ sağlayacak biletin peşinden 90’lar İstanbulu’nun sokaklarında koşuyoruz. Kız arkadaşı Lara ile girdikleri ve tüm gece süren bu çılgınca arayış, onları şehrin derinliklerine çekerken biz de İstanbul yeraltı hayatının altın yıllarıyla karşı karşıyayız. Hurdalıktaki bir diskodan kanunsuzluk kokan bir nargileciye, gizli ve sadece şifreyle girilebilen partilerden nihayetinde bir grind core konserine kadar süren bu yarı müzikal yolculuk; Mu Tunç’un kendi ailesinin hikayesinden ilham aldığı ilk uzun metraj filmi. Şehirde sıkışan, nefes alamayan, gerçekleri ve hayalleri arasında kalmış ve buradan çıkmak için her şeyi yapacak gözü kara iki genç aşık ile bir gece… Ve İstanbul başrolde.

Kar

Türkiye – 2017

Antalya’nın arka sokaklarında geçen ve genç oyuncularının doğallıyla dikkat çeken bu gençlik hikayesinde; Ali, gayr-i meşru kardeşi Müzeyyen’le tanışmaya gidince, beklenmedik sınavlarla sınanır. Müzeyyen yirmi yaşındadır ve hala lisede okumaktadır. Yarı yıl karnesi bu durumun pek de değişmeyeceğini gösterir. Bekir, Ebru, Hazerhan, Ferdane ve Kadir’den oluşan arkadaş grubu her şeyidir. Müzeyyen’in hayatı, Ali’nin gelmesiyle değişir. Ali, Müzeyyen’in hiç görmediği, ama varlığından haberdar olduğu kardeşidir. Ancak Ali; Müzeyyen’i, babasının yirmi yıl önceki yasak ilişkisini, babasının Müzeyyen’i terketmesini yeni öğrenmiştir. Ali, yarıyıl tatilini de fırsat bilerek, Bolu’daki başarılı öğrencilik hayatına mola verip, Müzeyyen’le tanışmaya Antalya’nın arka sokaklarına gelir. Farklı dünyaların çocukları arasında ilk tanışma kolay geçmez. Hatta Ali’nin dayak yiyip soyulmasına neden olur. Fakat zamanla gençler kaynaşır. Ali’nin iki amacı vardır artık: Müzeyyen’i Bolu’ya götürüp daha iyi bir yaşam sağlamak, diğeriyse Müzeyyen’e babası gibi olmadığını kanıtlamak. Ancak Ali, henüz sınanmadığı günahlarının imtihanını olacaktır. Gençliğe dair gördüğümüz en samimi filmlerden biri olan Kar; müziği, görselliği ve genç oyuncuların doğallığıyla hafızalara kazınacak bir ilk film.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 Beylerbeyi, İstanbul doğumlu. 2008 yılında Öteki Sinema ekibine katıldı. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. Halen yazmaya devam ettiği Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir Cevap Yazın