Sicilya’da Bir Aşk Hikayesi / Gotikromantik

Tabiatının en belirgin özelliği olan ölçüsüz ihtirasları, kişiliği üzerinde güçlü bir etki yaratacak kadar azmış ve şiddetlenmiş, onu endişe verici sonuçlarla karşı karşıya getirmişti. Yarasının acısı çektiği duygusal acılarla daha da azdı ve kısa sürede ciddi bir hal alan ateşle birlikte hayatı tehlikeye girdi.

Hamlet’in hayalet babası oğlunun karşısına dikildiğinde silik, uçucu varlığıyla fısıldar; öyle şeyler anlatırdım ki sana!

Sicilya’nın kuzey sahilinde yıkılmış bir şatoya bakan rahibi gören anlatıcımız durur ve onun sözlerine kulak verir.

Bu duvarlar, bir zamanlar lüks ve ahlaksızlık yatağıydı. Günün birinde Yaradan’ın eşsiz gazabına maruz kaldılar ve ondan sonra terk edilerek çürümeye bırakıldılar.

Bizde yazılan bu cümlelerin eşliğinde gözümüzde büyük ve gri tonların hâkim olduğu belli belirsiz ışık huzmeleriyle bezenmiş o şatoya kelimelerin mistik gözüyle yürümeye başlarız. Kahramanlar önümüzden bizim dilsiz varlığımızın farkına varmadan ardı ardına geçerken biz onların yaşadıklarına kendi gözlerimizle şahitlik etmenin mutluluğunu yaşarız.

Sözü geçen bu şato beşinci Mazini Markisi Ferdinand’a aittir. İlk karısı güzelliğinden ziyade iyi yüreği ve sakin karakteriyle anılan Louisa Bernini’ydi. Fakat marki o kadar hırslı ve kibirli bir kişiliğe sahipti ki sevgili karısı tüm bu zalimliğe dayanamayıp elim bir hastalık sonucunda onun hayatından çıktığında ona bir erkek iki kız bırakmıştı. Marki acısını çabuk unutup şehvet düşkünü, başına buyruk ve en az onun kadar hırslı Maria De Vellorno ile evlendi. Ve oğlunu da yanından alarak karanlık sırlarla kaplı şatosunu kızları ve uzaktan akrabaları olan Madam Menon’a bırakarak gitti.

Onun ayrılışı şato yaşayanlarına huzurlu bir mutluluk bahşetmişti. Ta ki bir gece hiç kullanılmayan güney kulesinden yayılan cılız ışık görülene ve elim çığlıklar duyulana kadar…

Kitap şatonun gizemli koridorlarında başlayıp insanlığın kanıksanan ve vazgeçemediği zaaflarında bizi loş bir geziye çıkarıyor. Okudukça masum bir aşkı, ölümü, reddedişi ve iki insanın nasıl da birbirlerine adanmış, ya seninle ya da sensiz nidaları arasında aşkı yaşadıklarını görüyorsunuz. Betimlemeler hayallerinizde Sicilya’nın dolunayını, mehtabını, dağlarını resmederken siz kitaptan herhangi bir karakter seçip onun acılarını, beklentilerini kendi yüreğinize katıp yaşamaya devam ediyorsunuz. Aşkı, hırsı, kıskançlığı, gizemi ve gözü dönmüş kibri bir arada barındıran insan manzaralarını seyre dalarken şatonun gizemini de kahramanlarımızla beraber, onların bizim varlığımızdan habersiz olmalarını fırsat bilerek çözmeye çalışıyorsunuz. Yanan ve sönen cılız ışıkla birlikte gözleriniz şatonun güney kanadına ve kanayan kalplere kayıyor.

Eserin yazarı olan Ann Radcliffe 1764’de Londra’da doğdu. Gotik-romantik tarzında yazdığı ilk kitapları ki bunların içinde bu kitap da mevcuttur isimsiz olarak yayımlandı. O dönemler de kadının yazarlığına iyi bakmayan çevrelerden etkilenmemek adına birçok kadın yazarın yaptığı gibi. Önemli kitapları arasında; Athlin Ve Dunbayne Şatoları, Sicilya’da Bir Aşk Hikâyesi ve ismini gotik tarzın ustası olarak sağlamlaştıran Ormanda Aşk sayılabilir. Kitabın Türkçe çevirisinde ise Duygu Akın ismini görüyoruz.

Ölçüsüz tutkular, dehşet verici eylemlere yol açar. Kitabı okumayı bırakıp nefes aldığınız o anlarda sizde beyninizin soğuk, dar koridorlarından geçip bu çarpıcı cümlenin eşliğinde düşüncelere dalabilirsiniz. Ölçüsüzlüğün harcamadığı tek bir an kalmayan şu zamanda belki bize 18. yüzyıldan seslenen bu usta yazarın söyledikleri kulaklarımızda kalır. Belki bizde aşkı aşk gibi yaşamaya baştan başlar, hırslarımızı bir miktar törpülemeyi öğreniriz. Belki de bizim de o hiç açmadığımız, beynimizin güney kulesinde kalan karanlık bir sır vardır. Özgür bırakarak, özgür kalabileceğimiz…

Eğer niyetliyseniz kitabı İdefix internet kitapçısından satın alabilirsiniz.

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir