Incredibles 2 / İnanılmaz Aile 2 Yapım Notları

Kötü adamlar burada. Peki ya bir kahraman ne yapmalı? Incredibles / İnanılmaz Aile macerasının finalinde, bebek Jack-Jack ve sakıncalı pelerini sayesinde Syndrome engellenmiş ve özel jeti de bir patlamayla yok olarak Parr ailesinin evini mahvetmişti. Fakat tüm bunlar aileyi hiç olmadığı kadar birbirine yakınlaştırmış, Violet kendine olan güvenini kazanmış ve Flash da ikinci sırada olmanın da yeterli olabileceğini görmüştü. Artık sonsuza kadar mutlu yaşayabileceklerdi. Ta ki Kazıcı huzur ve mutluluğa savaş açana kadar…

Filmin hayranları, Kazıcı’ın başına neler geldiğini İnanılmaz Aile 2 vizyona girdiğinde, yani on beş seneden fazla bir süre sonra nihayet öğrenebilecek. İnanılmaz Aile gösterime ilk girdiğince Bay İnanılmaz’ın süper güçleri ve Lastikkız’ın esnekliği tüm dünyadaki seyircileri etkilemiş, film dünya çapında toplam 633 milyon dolarlık bir hasılat yapmış ve En İyi Animasyon Film kategorisinde Oscar kazanmıştı. Fakat filmin hem senaristi hem de yönetmeni olan Brad Bird’e göre filmin başarısının arkasındaki sır, karakterlerin güçleri ya da kötü adamlar değildi. “Bu filmin suçla savaş kısmının, filmdeki aile dinamiklerinin yarısı kadar bile ilgimi çekmediğini fark ettim” diyor Bird. “Bence insanlar bu karakterlerde kendilerini gördüler dolayısıyla onları çok sevdiler. Bu yüzden İnanılmaz Aile filminde olduğu gibi İnanılmaz Aile 2 filminde de hikâyemiz hep aile ile ilgili.”

2004 yılında İnanılmaz Aile ilk defa çıktığından beri, film ve televizyon endüstrisinde çizgi roman kahramanlarının giderek artan bir şöhreti var ve hatta bugünlerde neredeyse birkaç ayda bir yeni bir kahraman doğuyor. “İlk filmimizden bu yana ortam kesinlikle değişti” diyor Bird. “Fakat kahramanlarımızın iş bulmak ve kirayı ödemek için endişeleniyor olması fikri hala oldukça ilgi çekici. Süper güçleriniz olsa bile günlük hayatın sıkıntılarıyla başa çıkabilmek motivasyonu, hepimizin ilişki kurabildiği bir konu.”

İnanılmaz Aile 2 filminde Helen, süper kahramanların imajını yeniden yaratabilmek için yapılan bir kampanyaya öncülük etmesi için çağırılırken Bob da Violet, Flash ve süper güçleri ailesi tarafından yeni yeni keşfedilen bebek Jack-Jack ile birlikte onların “normal” ev hayatını yönetiyor. Helen’in İnanılmaz Aile 2 filminde daha önemli bir rolde olacağını ise Bird uzun zamandır biliyordu. “Bunun Helen’in macerası olmasını istedim” diyor Bird. “Bu durumu Bob’un nasıl karşılayacağını ya da evdeki sorumluluklarla nasıl başa çıkacağını görebilmek fikri de ilgimi çekti.”

“Bob kötü bir baba değil” diyor yapımcı Nicole Paradis Grindle. “İlk başta biraz fazla kendine güveniyor sadece. Ben Bay İnanılmaz’ım ve tabi ki bunun altından kalkarım diye düşünüyor. Fakat her bir ebeveyn, günün sonunda çocukların sizi yorabileceğini bilir. Buna bir de aklına geleni isteyen ve hayır denmesinden hoşlanmayan bir bebek eklendiğini düşünün… Jack-Jack artık tam olarak böyle bir bebek. Diğer bebeklerden tek farkı ise sinirlendiğinde bir alev topuna dönüşüyor olması.”

Film bu defa zeki ve tehlikleli bir kötü adamla tanıştırıyor bizleri. “Bu kötü adam çok farklı” diyor yapımcı John Walker. “Helen’in işi, insanları uzaktan bile oynatabilen bu kötü karakterle mücadele etmek ve eğer başarısız olursa, süper kahramanların imajını yenileme görevi de suya düşecek. Bu yüzden pek çok şey tehlikede.”

Bird’e göre bu hikâye, macera ile aile hayatının daha sıradan tarafları arasında bir denge bulmak için uğraşıyor. “Sıradan ve fantastik olanın dansı” diyor. “Bu fikrin çalışmasını sağlayan işte tam olarak bu.”

“Helen’in kötü adamlarla savaşının tam ortasında çocuğundan bir telefon alıp, ona ayakkabısını bulması için yardım etmesi gerekebilir mesela” diye devam ediyor Bird. “Ya da Violet utandığı bir anda görünmezlik gücünü kullanabilir. İzleyiciler ise bunu görünce doğal olarak ben de böyle yapardım diye düşünüyor.”

MASKENİN ARDINDA

İnanılmaz Aile 2 Filminde Kim Kim?

Senarist ve yönetmen Brad Bird İnanılmaz Aile filminin orijinal karakterlerini yaratırken kendi hayatına dönüp baktı. “Herkesin gücü aslında ailedeki rollerinden ilham alıyor ve hayatlarının hangi noktasında bulunduklarına göre de değişiyor” diyor Bird. “Güçlü baba figürü veya her işe koşan bir anne gibi geleneksel arketiplerle oynadık ve sonunda çoğumuzun bir şekilde bağ kurabileceği karakterler yarattık. Hepimiz 10 yaşında ve sabırsız bir ergen olmuşuzdur. Ev, iş ve okul üçgeninde oluşan inanılmaz güçlüklerin altından kalkmakta zorlandığımız dönemlerimiz olmuştur ya da birden fazla şeye yetişmeye çalışmışızdır.”

Bu filmin bir aile filmi olması fikri, her zamanki seyircisini aşarak daha geniş bir kitleye de ulaşmasına yardımcı oluyor. “Bu hikâyeyi daha çok Helen’in ilerlettiğini ve İnanılmaz Aile filmini de Bob üzerine kurduğumuzu söyleyebiliriz” diyor karakterlerin tasarımına da destek veren animasyon direktörü Tony Fucile. “Fakat bence bu hikâyenin ana kahramanı, bu süper kahramanlardan oluşan ailenin bütünü.”

İnanılmaz Aile yapımı Pixar’ın ilk tamamen insanlardan oluşan oyuncu karakterlerini de tanıtan film olmuştu. Fakat karakterlerin genel stillerini Fucile, Teddy Newton ve Lou Romano ile birlikte belirleyen Bird’e göre ise karakterlerin çok da insan görünümlü olmaması gerekiyordu. “Karakterleri sadeleştirerek daha grafik bir hava vermek için çok uğraştık” diyor Bird. “Karakterin yüzünün merkezinden uzağa gittikçe detaylar da aynı oranda azalıyor.”

Her ne kadar Bird sonuçlardan memnun kalsa da, dönemin teknolojileri bazı sorunlara sebep olmuştu. Karakterlerin sanat yönetmeni Matt Nolte’nin söylediğinde göre 14 yıllık teknolojik gelişme, görünümleri daha rahat bir şekilde yakalamalarına yardımcı olmuş. “Orijinal çalışmalara geri dönüp bugünün teknolojisini kullanarak, o zamanlar yakalamaya çalıştığımız şeyi yarattık.”

İnanılmaz Aile 2, 2004 senesinde seyirciyi büyüleyen süper kahraman ailesinin yanı sıra Lucius Best (Frozone) ve Edna “E” Mode gibi sevilen karakterleri de bir kez daha beyazperdeye taşıyor. Aynı zamanda filmin süper karışımına, iyilik peşinde koşan milyonerlerden özenti kahramanlara kadar pek çok yeni karakter eklenerek tamamı yıldız seslerle hayat bulan bir dizi dinamik karakter de katılıyor.

Kahramanlar dünyasında Lastikkız olarak bilinen HELEN PARR, kocası Bob ile birlikte çocuklarını yetiştirmek için süper kostümünü dolaba kaldırmış ve beraber suçla savaştıkları günleri geride bırakmıştır. Fakat süper kahramanları yeniden ilgi odağı haline getirmek için düzenlenen bir kampanyaya öncülük etmek için göreve çağırıldığında, en gizemli olayları çözmek gerektiğinde hala uzayarak, kıvrılarak ve bükülerek istenilen her şekle girebildiğini görür. Kısaca içinde hala bir süper kahraman yatmaktadır ve kimsenin daha önce görmediği türden bir kötü adamın su yüzüne çıkmakta olduğunu düşündüğümüzde, bu gerçekten iyi bir haberdir.

“Süper kahraman olmak fikrine sanki bir meslekmiş gibi yaklaşıyoruz” diyor senarist ve yönetmen Brad Bird. “Devlet süper kahramanları koruyan programı kapatıp, her birine barınma ve iş imkânı veriyor. Bu yüzden Bob ve Helen da gerçek hayatın ikilemleriyle karşı karşıya kalıyorlar. ‘Ne yapacağız? Faturaları nasıl ödeyeceğiz? Ailemize nasıl bakacağız?’ Onlar da aynen bizim gibiler.”

Neyse ki şans kapılarını çalar. Winston ve Evelyn Deavor kardeşler, süper kahramanların büyük birer hayranıdır ve kahramanların imajını yenileyerek onları geri getirebilmek için bir kampanya başlatmaktadırlar. Yapımcı John Walker bunu şu şekilde açıklıyor; “Evelyn bir kâr zarar analizi yapar ve buna göre Helen’in, Bob’a göre suçları çok daha az zarar vererek çözdüğünü görür. Bu yüzden de bu iş için Helen’i seçer.”

Yapımcı Nicole Paradis Grindle ise ekliyor; “Son birkaç yılda Bob ofiste çalışırken, Helen da evdeki tüm sorumlulukları üstlenerek geçirmişti. Fakat her ne kadar yıllar içerisinde unutulmuş olsa da bir süper kahraman olarak gayet başarılıydı. Bu yüzden tekrar dışarı çıkıp dünyayı daha iyi bir yer yapabildiği için çok heyecanlı.”

BOB PARR, kötü adamları tek başına haklayabilen, mega güçlü ve popüler bir süper kahraman yani Bay İnanılmaz olduğu günlerini özlemle anmaktadır. Süper kahramanlar kanun dışı kaldığından beri, Bob genellikle çok göze çarpmıyor ve Helen ile birlikte çocuklarını yetiştiriyordu. Fakat Helen süper güçlerini kullanması ve süper kahramanların halk tarafından algılanma biçimini daha iyi bir noktaya çekebilmek için geri çağırıldığında Bob’un evi tek başına yönetmesi gerekti ki bu da tamamen bambaşka bazı süper güçler gerektiriyor.

Kampanyaya öncülük etmek için Helen’in çağırılmış olması ilk başta Bob’un biraz canını sıkar. “Bob süper kahraman olmayı çok seviyor” diyor hikâye direktörü Ted Mathot. “Fakat o, daha çok züccaciye dükkânındaki fil tarzı bir kahraman. Bu yüzden süper kahramanların imajını düzeltmek söz konusu olduğunda Helen daha iyi bir seçim. Bob ise buna hem şaşırıyor hem de seçilmediği için biraz hayal kırıklığına uğruyor tabi ama yine de tüm kalbiyle Helen’e destek oluyor.”

Her zaman ailesinin şampiyonu olmaya alışkın olan Bob, ev işlerini üzerine almaktan da korkmuyor fakat yolda onu birkaç sürpriz karşılıyor. “Bob tek başına Violet, Flash ve Jack-Jack’e bakmayı becerebilecek yetkinlikte” diyor Bird. “Fakat bunu başarmadan önce pek çok defa yenilmesi gerekecek. Tıpkı biz ebeveynlerin her gün yaptığı gibi. Ancak yenilgi, bu süper kahraman için çok da kolay değil.”

Evin bütün işlerini tek başına yürütecek olmasına, Jack-Jack’in ortaya çıkan süper güçleri de hiç yardımcı olmuyor. “Jack-Jack’in süper güçlerini keşfediyor olmaktan dolayı Bob oldukça heyecanlı” diyor Walker. “Fakat bu güçler onu çok zorluyor çünkü bebekler, gözlerinden lazer ateş etmedikleri durumda bile yeterince zorlar.”

Parr klanının ilk doğan çocuğu VIOLET PARR, aynı zamanda sıradan kalabalıklara uyum sağlayamayan, içe dönük, zeki ve 14 yaşında bir genç kız. Dışarıya karşı sosyal açıdan biraz garip, açık sözlü ve alaycı bir genç kız rolünü başarıyla oynayan Violet, aynı zamanda gizliden gizliye görünmezlik ve güç alanları yaratma gibi süper güçlerini de geliştirmeye devam ediyor. İçinde gerçek bir süper kahraman yatan Violet, ailesiyle birlikte suçla savaşma isteğine engel olamıyor.

“Violet ilk filmin sonunda kendini bir dönemeçte bulmuştu” diyor yapımcı Nicole Paradis Grindle. “Ailesiyle beraber suçlularla savaşabilmesi, giderek kendine daha çok güvenmesini sağlamıştı. Artık saçlarıyla yüzünü kapamayı bırakmış ve uzun süredir âşık olduğu Tony Rydinger’ı sonunda sinemaya davet edebilmişti.”

FLASH PARR, dikkat çekici süper hızına ek olarak yorulmak bilmeyen, acımasız, meraklı ve 10 yaşında bir erkek çocuğudur. Flash, içeriden gelen maceracı bir yapıya ve sınırsız bir enerjiye sahip. Süper güçlerini gösterebilmek ve bu arada da birkaç kötü adamı ortadan kaldırabilmekten daha çok sevdiği hiçbir şey yok. Bu yüzden de güçlerini neden bir sır olarak saklaması gerektiğini bir türlü anlamıyor.

John Walker şöyle açıklıyor; “Flash ilk filmde suçla savaşabildiği bir hayat tarzının tadını almıştı. Sıradan bir hayata geri dönmek de bu yüzden ona hiç hitap etmedi… Ailesiyle birlikte suça karşı savaşmayı ve daha da önemlisi, bu sırada ne kadar hızlı olabildiğini gösterebilmeyi çok sevmişti.”

Ailenin bebeği JACK-JACK PARR, elinde biberonuyla arkasına yaslanıp güzel bir hikâye dinlemekten çok keyif alıyor. Bebek dilinde oldukça bilgili ve gıdaları fırlatmaya oldukça meyilli olan Jack-Jack, sıradan bir bebek gibi görünmekle beraber kısa zamanda Parr ailesinin en güçlü üyesine dönüşüyor.

“Ne gibi bir gücü olduğu konusunda ailesinin hiçbir fikri yok” diyor Walker. “Birinci filmin sonunda seyirciler Jack-Jack’in neler yapabildiğine dair ufak bir fikir sahibi oluyorlar tabi. Mesela bir ateş topuna dönüşebilmesi ya da bir şeytan bebek haline gelebilmesi gibi… Fakat henüz Parr ailesi bunları göremiyor.”

Jack-Jack hala tam anlamıyla bir bebek. Bu yüzden de pek çok ihtiyacı var ve sürekli değişen duygu durumu en tecrübeli ebeveynleri bile şaşırtacak seviyede. “Sıradan bir bebeğe bir gün bile bakmak zorunda kalan herhangi birisi, bebeklerin çok yorucu olduğunu bilir” diyor senarist ve yönetmen Brad Bird. “Yeni yeni yürümeye başlayan bebekler oldukça meraklıdır ve muhakeme yetenekleri olmamasına rağmen artık bir defa hareketlenmiştirler. Bu yüzden de Jack-Jack sadece tek bir süper gücü denemiyor. Onun yetenekleri arasında birden fazla güç var.”

LUCIUS BEST, sadece Bob’un en yakın arkadaşı değil aynı zamanda kendisi de eski bir süper kahraman ve o kadar soğukkanlı ki parmağının ucuyla dokunduğu herhangi bir şeyi buza dönüştürebiliyor. Fakat Frozone olarak suçla savaşmadığı zamanlarda bile Lucius demek karizma demek. Hazır cevap, karizmatik ve pozitif bir tavra sahip. Ek olarak söz konusu süper kahramanları saklanmaktan kurtarmak olduğunda süper kıyafetini kaldırdığı yerden hiç tereddüt etmeden çıkarabiliyor.

“Lucius, bu kampanya için ulaşılan ilk süper kahraman” diye açıklıyor hikâye direktörü Ted Mathot. “O da hızlı bir şekilde plana Helen ve Bob’u dâhil ediyor. Sivil hayatına tamamen uyum sağlamış olsa da tıpkı Bob gibi o da tekrar bir kahraman olabilmek için karşısına çıkan ilk fırsatı değerlendiriyor.”

EDNA “E” MODE, kusursuz bir moda anlayışına, son teknolojilere ilişkin engin bir bilgiye ve başka kimsede olmayan yeteneklere sahip. Yaratıcı bir vizyoner olarak, uzun bir süredir süper kahramanların geri dönüşünü bekliyor çünkü ancak bu sayede tekrar en gelişmiş teknolojilerle donatılmış fonksiyonel süper kahraman kostümleri üretebilecek.

“E, girdiği her odada kontrolü eline alıyor” diyor Bird. “Etrafındaki kişiler ne kadar büyük ya da güçlü olursa olsun ki çoğunlukla etrafı süper kahramanlarla çevirili oluyor, Edna’nın karakteri kesinlikle ortama hükmediyor. Bence hepimiz en çok kendimize güvendiğimiz tüm anlarımızda içimizdeki E’yi çağırıyoruz.”

WINSTON DEAVOR ve EVELYN DEAVOR, dünya standartlarında bir telekomünikasyon şirketini yönetiyorlar. “Winston ve Evelyn’in ailesi, süper kahramanların hem hayranı hem de destekçileriydi” diyor Brad Bird. “Bu yüzden şirket onlara miras kaldığında, aynı desteği vermeye devam etmek ve hatta bunu bir sonraki seviyeye taşıyarak kahramanlara yardımcı olan bir kampanya başlatmak istediler.”

Yapımcı John Walker ekliyor; “Devlet süper kahramanlara yardımcı olan programı kapattığından dolayı da Deavor’ların zamanlaması çok yerinde.”

Aşırı zengin, bilgili ve özverili Winston bugüne kadar yaptığı her şeyde en iddialı şekilde ilerliyor. Süper kahramanlara yardımcı olma planı da tabi ki bu tavrından nasibini alıyor. Tek ihtiyacı olan şey ise bir (ya da üç) süper kahramanın, kamuoyu algısını değiştirmek ve kahramanların tekrar yasal hale gelebilmeleri için ona yardımcı olması.

Parlak zekâlı ve sakin kız kardeşi Evelyn ise söz konusu teknoloji olduğunda ne yaptığını çok iyi biliyor ve bugüne kadar çözemediği hiçbir problem olmamış. Helen süper kahramanları geri getirme görevi için işe alındığında, ikisi hızlı bir şekilde arkadaş oluyorlar ve yol boyunca da fikir alışverişinde bulunmaya, stratejiler geliştirmeye ve çok eğlenmeye devam ediyorlar. “Bir kız kardeş birliği oluşturdular” diyor yapımcı Nicole Paradis Grindle. “Pek çok ortak yönleri olduğunu fark ettiler. Mesela her ikisinin de zeki ve güçlü olması gibi.”

RICK DICKER, süper kahramanların sivil hayata kazandırılması programını yönetiyor ve Parr ailesine süper kahraman kimliklerini gizlemeleri için yardımcı oluyor ki söz konusu Parr ailesi olduğunda bu hiç de kolay değil. Fakat Rick işini çok ciddiye alıyor, tabi departmanı tamamen kapanıp Parr ailesini tamamen tek başına bırakana dek.

“Rick Dicker karakteri tüm ilhamını klasik filmlerdeki devlet adamlarından alıyor” diyor Grindle. “O tam bir devlet adamı, üstelik de federal olanlardan. Fakat bu defa onun daha yumuşak ve tropik desenli gömlekler giyen bir yanına tanık oluyoruz.”

KAZICI, herkesin burnunun dibinden parasını çalabilmek için tüm şehrin altına tüneller kazmak isteyen açgözlü bir kötü karakter. Bunu yapabilmek için işe aldığı oldukça yıkıcı alet düşünüldüğünde ise onu durdurabilmek için bir (ya da beş) süper kahramana ihtiyaç duyulacağı kolayca belli oluyor.

Süper kahramanlar, ağırbaşlı bir yandaş olarak kendini onları desteklemeye ve yasal hale getirmeye adamış BÜYÜKELÇİ’yi buluyorlar.

TONY RYDINGER, Violet ile aynı sınıfta okuyan sıradan bir çocuk ve aynı zamanda da onun gizli aşkı. Fakat tam da aralarında bir şeyler olmaya başlarken ya da en azından bir ilk buluşmaya gideceklerken Tony, Violet’in süper sırrını keşfediyor.

ÖZENTİ KAHRAMANLAR, daha az kıdemli süper kahramanlardan oluşan bir grup ve bir gün İnanılmaz Aile ya da Frozone gibi daha popüler kahramanların arasına katılabilmeyi hayal ediyorlar. Deavor’lar ile birlikte çalışarak süper kahramanları geri getirmeye yardımcı oluyorlar.

  • VOYD, genç ve fazla istekli bir Lastikkız hayranı. Uzayda boşluklar yaratarak objeleri yönlendirmek ve değiştirmek gibi bir süper kabiliyete sahip. Bu boşluklar sayesinde objeleri ortadan kaldırabiliyor ya da ortaya çıkarabiliyor.
  • BÜYÜK TUĞLA ise çok büyük kaslara ve korkusuz bir ruha sahip bir süper kahraman. İsmiyle adeta kişiliğini ortaya koyuyor.
  • REFLÜ oldukça yaşlı ve biraz da rahatsız edici bir özelliğe sahip çünkü onun midesinden sıcak lava çıkıyor. Bu sayede de en güvenli lokasyonlara bile rahatlıkla girebiliyor.
  • EZİCİ karakterinin telekinezi gücü var ve bu yüzden onun için akıl her zaman fiziksel güce göre daha önce geliyor. O, parmağını bile kıpırdatmadan bir arabayı ezebiliyor.
  • ÇIPLIK’ın baykuşa benzeyen gözleri ve 360 derece dönen bir kafası var. Görünümünü tamamlamak için yaptığı bir çift kanat sayesinde uçabiliyor fakat asıl gücü camı bile kırabilen tiz çığlığı.
  • ELEKTRIX ise parmak uçlarından yıldırımlar çıkarabiliyor. Oldukça yüksek bir voltaja sahip olduğu için de en iyisi ondan uzak durmak.

ZAMANDA YOLCULUK

Yapımcılar Orijinal Yapımın 1950’ler Görünümüne Geri Dönüyor

2004 yılında İnanılmaz Aile filmini izleyenler yalnızca karakterlere âşık olmadılar, aynı zamanda filmin 50’lerden esinlenen görünümünü de çok sevdiler. İnanılmaz Aile 2 de birinci filmin kaldığı yerden devam ettiği için aynı görünüm geri geliyor ve bu defa gelişen teknoloji sayesinde çok daha iyi.

Senarist ve yönetmen Brad Bird’e göre bu nostaljik görünüm, daha ilk film yapım aşamasındayken onun hayal gücünü ateşleyen film türlerini hatırlatan şeylerden biriydi. Fakat bu film türlerinde çizgi roman kahramanlarına yer yoktu. “Özellikle ajan dizileri ve filmlerinden ilham almıştım” diyor Bird. “James Bond, Mission: Impossible, The Man from U.N.C.L.E., Our Man Flint gibi filmlerin yanı sıra çok bilinen macera çizgi filmi Johnny Quest de beni etkilemişti. Bu tip karakterlerin pek çoğu 60’ların zarif ve karizmatik tavrına sahipti ve biz de bunu yakalamaya çalıştık.”

Mimariden caddelerdeki otomobillere ve hatta karakterlerin kendilerine kadar her şeyde, ilk film bir 50’ler hissi uyandırmaya çalıştı. Ek olarak biraz çağdaş bir dokunuşla geleceğe göz kırparak bu tarzı farklılaştırdı. Kısaca tamamen kendine özgü bir tarz yarattı. Yapım tasarımcısı Ralph Eggleston bunu şöyle açıklıyor; “Biz 50’leri yakalamaya değil, insanların o döneme dair hatıralarını yakalamaya çalışıyoruz. Bu asla gelmeyecek olan retro bir gelecek.”

Ekip, Palm Springs’e yaptığı bir araştırma gezisinden ilham alarak 1950’ler mimarisine özgü yalın çizgilerin cazibesine kapıldı. Eggleston’a göre, tüm cevaplar sadelikten geçiyor. “Brad Bird’ün karakterleri ve hikâye anlatma becerisi o kadar iyi ki bu bizi neredeyse tamamen karikatürize edilmiş bir dünyaya sokuyor. Bu yüzden İnanılmaz Aile yapımının inanılırlığı, görünümlerden çok hikâyenin kendisi sayesinde kazanılmıştı. Asıl gerçek olan şey buydu. Karakterler hepimize gerçek gelmişti. Üstelik Bob’un, ayak bilekleri 3 cm çapında olmasına rağmen aynı zamanda omuzlarının genişliği yüzünden kapılardan geçememesi gerçek üstü durumlar olmasına rağmen.”

YENİ BİR EV

Parr ailesinin bir önceki evi İnanılmaz Aile filminin sonunda yıkıldığından dolayı, yapımcılar İnanılmaz Aile 2 için yeni bir şeye ihtiyaçları olduğunu biliyordu. Eggleston’ın ekibi orijinal olarak 700 metrekarelik bir ev tasarlamışlardı fakat hikâyenin daha sonraki gelişimi sebebiyle Deavor’lar Parr ailesine çok daha geniş ve son teknoloji bir ev tahsis ettiler. “Yeni evleri, şehirden uzakta bir uçurumun kenarında konsollar üzerine inşa edilmiş” diyor Eggleston. “Roketlerden ve pek çok farklı mimardan ilham alan bu evin oldukça karikatürize edilmiş bir görünümü var.”

Eggleston’a göre, yaklaşık 12.000 metrekarelik sanal bir alana yayılan bu evin çok sayıda odası ve sıra dışı mimari özellikleri var. “Seyircilerin bu eve bir hayranlık duymasını fakat bir yandan da buranın gerçek olduğuna inanmalarını istedik “ diyor Eggleston. “Bu yüzden de hikâyenin gidişatı ile uyumlu bir yerleşim planı oluşturmamız gerekiyordu. Bu çok zorlu bir görevdi fakat yine de inandırıcılık açısından çok önemliydi.”

Çevre tasarımından sorumlu sanat yönetmeni Anthony Christov’a göre ise yüksek teknolojiye sahip bir ev Deavor’ların zenginliğinin bir yansıması ve aynı zamanda da 1950’lerden esinlenen fütüristik tasarımı da kucaklamanın bir yolu. “Bütün ev animasyon” diyor Christov. “Hiç de simetrik bir tasarım değil ve tamamen öngörülemeyen bir yapısı var.”

Yapımcılar tasarım sırasında yüksek teknoloji cihazlar, su özellikleri ve yap-boz gibi hareket edebilen bir zemin gibi pek çok fantastik detaylar yarattı. “Parr ailesinin klasik yapısı ve bu son teknoloji ev arasında kasten yaratılmış bir zıtlık var. Bu da pek çok kahkahanın altında yatan sebep oluyor” diyor Christov. “Parr ailesi, aslında hemen fark edemese de burada çok da rahat edemiyor.”

MEMLEKET

“Parr ailesinin memleketi Municiberg, Amerika’daki herhangi bir şehir” diyor Eggleston. Bu şehir size tanıdık geliyor fakat bildiğiniz bir şehir olduğunu gösteren herhangi bir işaret de yok. “Municiberg, ilk filme göre çok daha büyük bir yer” diyor Eggleston. “Özellikle de arka plandaki araçlar, karakterler ve karakterlerin kostümleri açısından. Bu tip şeylere olan yaklaşımımız yıllar geçtikçe değişti. Bu yüzden de artık çok daha fazlasını yapabiliyoruz.”

Eggleston’a göre İnanılmaz Aile 2 aynı yerde ve aynı zamanda geçmesine rağmen, ekibi 1960’ların görünümlerini yakalayabilmek adına çalışmalarını genişletti. “İlk film 1950’lerin ortasında geçiyordu fakat biz daha çok 50’lerin sonu ve 60’ların başına has bir görünüm vermek istedik. Özel bir sebebi yoktu ama hepimize daha doğru geldi.”

GÜÇLERİNİ KEŞFETMEK

Bebek Jack-Jack İzini Bırakmaya Geliyor

Parr ailesi henüz Jack-Jack’in süper potansiyelini keşfetmemişken ve seyirciler bu sıra dışı bebeğin güçleri konusunda az da olsa bir fikre sahip olabilmişti. Çünkü bunların bazıları İnanılmaz Aile filminin sonunda bazıları da 2005 yılındaki Jack-Jack Attack isimli kısa filmde, kazara bebek bakıcısını korkutan Jack-Jack sayesinde açıklanmıştı. Geri kalanları ise yakın geçmişte İnanılmaz Aile 2 fragmanlarında gösterildi. Daha fazlası da bu yaz sinemalarda olacak.

Jack-Jack’in güçleri arasında şunlar yer alıyor:

  • Alev topuna dönüşme/ Zihin gücüyle ateşi yönetebilme
  • Görünmezlik
  • Lazer Bakışı
  • Havaya yükselme ve tavanda ya da duvarlarda gezebilme
  • Çoğalabilme – birden fazla Jack-Jack haline gelebilme
  • Kapalı kapılardan geçebilme
  • Yıldırımlar gönderebilme
  • Telekinezi
  • Işınlanma
  • Ağır metale ya da yapışkan bir jele dönüşebilme
  • Şeytani bir bebeğe dönüşebilme

Efekt direktörü Bill Watral’a göre, Jack-Jack’in güçleri tamamen efektlerden oluşuyor. Fakat asıl zorluk, bu efektleri oluşturma aşamasında yaşanmamış. “Yaşadığımız en büyük zorluk, ateşe ya da jele dönüşürken Jack-Jack’in bebek görünümünü koruyabilmesiydi” diyor Watral. “Kimse yanan bir bebek görmek istemeyeceği için oldukça uzun bir süreyi bu tip durumlarda da karakterin göze hitap edebilmesine harcadık.”

Yıllar içerisindeki teknolojik gelişmeler Watral ve ekibine, karakterlerin ateş vb. efektler içerisindeki görünümlerini geliştirebilmeleri için bir alan yaratmış. “Jack-Jack’in yüz ifadelerini görebilmek oldukça önemliydi” diyor Watral. “Farklı nüanslara sahip yüz ifadeleri yarattık ki mesajımız net olabilsin. Mesela: ‘Şu anda yanıyorum ama her şey yolunda! Hatta bu çok eğlenceli!’ Onun güçleri olan bir bebek olduğunu kimsenin unutmasını istemedik. Efektler hiçbir zaman mizahın önüne geçmemeliydi ve bu hedef aslında büyük bir patlama tasarlamaktan çok daha zordu.”

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir