Bütçesiz, Bağımsız Ama Müthiş Bir Masal: Ink (2009)

Murat Tolga’nın notu: Masalların hoş ama yalan olduğunu bildiğim bir yaştayım. Böyle olmamasını ve bir şeylere inanabilmeyi dilerdim ama şehir insanlarına anlatılacak modern bir masalın varolabileceğine inanmıyordum. İşte böyle bir tükeniş anında geldi Ink… Bütçesiz, bağımsız ama müthiş bir masal… Anlatmak istediklerini ve samimiyetini hissettiğiniz anda siz kendi dünyasına kaçıran olağanüstü bir öteki sinema örneği… Bu duyarlılığı aktarmakta yetersiz kalabileceğimi hissettiğim için bu özel filmin yazısını sitemizin dişi kalemlerinden birine emanet ettim. Melahat Yılmaz çok severek izledi ve sizler için yazdı. İyi okumalar…

Ink – Şehir insanlarına  masal anlatmak…

Dünyanın bir ritmi vardır. Kulaklarımızın duyamayacağı kadar sessiz, hissedemeyeceğimiz kadar mistik. İyiler vardır ve kötüler… Zaman aleyhimize işlerken biz bu amaçsız döngünün içinde nefessiz yaşamaya devam ederiz. İşlerimize gideriz. Hırslarımız vardır. Düşsüz uykularımız… Para kazanmak için, kendimizi kanıtlamak için, birilerinden daha önde olmak için tüm maskelerimizi yüzümüze takar, vicdanımızın sesini sonuna kadar kısıp yaşadığımızı sanmaya devam ederiz. Sabahları yataklarımızdan öfke nöbetleri ile kalkar bugün kime kıyacağımızı aklımızın karanlık odalarında düşünmeye başlarız. 1.2.3.4…

Gece çöktüğünde uykuya yatmak için yataklarımıza çekiliriz sonunda. Aklımızın ekranından geçen birçok yalancı görüntüyü seyre dalar zamanı durdururuz gözlerimizi kapamak suretiyle. Sonra bir anda dünya kendi müziğiyle çıkagelir. İyiler vardır. Kötülerle mücadelesi hiç bitmeyen… Kılavuzlar, masalcılar… Bizi rüyalarımızda olmak istediğimiz kişiye dönüştüren rüyacılar vardır. Birde hiç karşılaşmak istemediğimiz üzerimize çökmek suretiyle unutmak istediklerimizi bize hatırlatan karabasanlar vardır. 1.2.3.4.

Tüm sesler kulaklarımızda sustuğunda onlar kendi ezgileriyle beliriverirler. Küçük emma kimsenin kolay kolay sahip olamayacağı bir güç taşıyordu. Hayal gücü… Onu koruyan sevgili uyku melekleri vardı. O gözlerini kapattığında onu korumak ve hayallerine renk katmak için gelen… Ama bir gün bir arada kalmış onun ruhuna karşılık bir pazarlık yaptı karanlıktakilerle. Tüm kaçma çabasına rağmen ınk denen bu arada kalmışın ellerine mahkûm oldu emma. Bizde onun bu yürek burkan macerasını sessizce izlemeye başladık

Yüzündeki, vücudundaki yaraları eski bez parçalarıyla gizlemeye çalışırdı ınk. Yüreğinde yaptıklarından dolayı oluşan yaraları ise görmezden gelirdi. Onun bir ruha ihtiyacı vardı. Bir çocuk ruhuna… Geçmek istediği karanlık taraf ona istediği şeyin bedelinin bu olduğunu söylemişti. Duyguları yoktu. Bir zamanlar ne olduğunu hatırlamaya cesareti yoktu. Küçük emma’yı yakalayıp ant içtiği kötülüğe hizmet etmek için yanında taşıdığı küçük davulunu çalarak ilerlemeye başladı. Bir masalcı onu durdurmak için yoluna çıktığında o kararını vermişti. Ne olursa olsun karanlığa karışacaktı. O kadar çirkindi ki kendine göre onu kabul edebilecek iyi bir yürek olduğuna inanmıyordu. Çünkü diğer taraftayken yaptığı onca hata sırtına büyük kamburlar eklemişti. Sonunda ise intihar etmiş ve arada kalmak gibi bir cezaya mahkûm olmuştu. Herkes bir taraf seçer kendine. Ait olmak ihtiyacı hisseder. Birilerine ya da bir şeye…1.2.3.4…

Yönetmenliğini aynı zamanda senaryosunu da yazan jamin winans’ın yaptığı 2009 yapımı bağımsız bir film, ınk. Oyunculuk sade ama bir o kadar güçlü. Anlatım açısından da gösterişten kaçınan bu yapımın bütün sihri ise sadeliğinde yatıyor aslında. İzlediğinizde kendinizi sorgulamanıza sebep oluyor. Ne için yaşadığınızı sorgulamaya başlıyorsunuz. Sevdiğinizi söylediğiniz insanlara yeteri kadar ilgi gösterip göstermediğinizi… Hayatınız hırslarınızdan ibaretse bu filmi mutlaka seyretmelisiniz. Belki de vicdanınız taşıyamayacağınız bir yükün altına girmeden bu gidişe bir son verebilirsiniz bu sayede. Masalcılara inanmıyorsanız bu filmi seyretmelisiniz. Hayatın kendine ait bir sihri olduğunu bir kez daha görebilirsiniz böylece. Kalbinizde çocukluğunuza yer kalmamışsa hayali canavarlarınızı ve onlarla nasıl başa çıktığınızı unutmuşsanız izlemelisiniz. Yapay bir dünyada söylemeniz gereken önemli sözlerin yerini ne zamandan beri sadece sahte zafer sözlerine bıraktığını hatırlamıyorsanız izlemelisiniz bu filmi.

Sade renklerin eşlik ettiği bir masal Ink. İyiyle kötünün sonuna kadar mücadeleden vazgeçmediği… Vicdan azabının nelere kadir olduğunu anlatmak isteyen bir yapım… Bence bundan yıllar sonra bile izlendiğinde yüreğimizde aynı yere sahip olabilecek kadar güçlü bir sesi var.

İzlemeye başladığınız andan itibaren sizi yormayan bir yapım. Akmaya başlayan görüntülerin arasından kendinize en uygun yeri seçip hikâyenin büyüsüyle hayata gözlerinizi kapatabilirsiniz. Film bittiğindeyse tavsiyem bir müddet oturduğunuz yerden kalmayıp kendi rüyalarınızı ve unuttuklarınızı gözden geçirmenizdir.

1.2.3.4… Hadi şimdi gözlerinizi kapayın ve hayallerinize bir yer açın. Korkmayın vicdanınız sizi rahatsız etmeyecek. Sizi korumaya çalışan birileri var. Yeter ki siz yüreğinize bir şans verin. Hazır mısınız? Saymaya başlıyorum.

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir yorum var

  1. Gerçekten çok güzel bir film

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: