İnönü Üniversitesi 6. Kısa Film Festivali Notları

inönü üniversitesi 6 kısa film festivaliGaziantep’te katıldığımız festivalin ardından karayolu ile Kahramanmaraş ve Adıyaman üzerinden, İnönü Üniversitesi 6. Kısa Film Festivali için Malatya’ya doğru yola koyulduk. Vardığımızda bizi İnönü Üniversitesi’nin öğrencilerinden Ünal E. Güzel ve Duygu Ermem karşıladı. İndiğimiz andan itibaren ilgi ve alakalarını hiç eksik etmeyen bu iki genç, Malatya’da çok keyifli vakit geçirmemizi sağladıkları gibi, birçok büyük organizasyondan çok daha iyi bir festival düzenlediler…

Geçtiğimiz yıl Teksin Begeç’in de içinde bulunduğu ekiple çok iyi bir Kısa Film organizasyonu düzenleyen İnönü Üniversitesi öğrencileri, bu yıl da Ünal E. Güzel ve arkadaşlarıyla harika bir organizasyona imza attılar. Bu noktada İnönü Üniversitesi Rektörlüğü’ne teşekkür etmek gerektiğini düşünüyorum çünkü öğrencilerine verdikleri destekle ülkede yapılan birçok festivalden çok daha iyi bir etkinlik düzenlemelerini sağlıyorlar. Festival boyunca öğrenciler sizinle öyle ilgileniyorlar ki, hiç aksaklık ya da sıkıntı olmadığı gibi her isteğinizi de karşılamaya çalışıyorlar. Ama her şeyden önemlisi de samimiyetleri… Murat Tolga Şen, üniversite etkinliklerinin büyük organizasyonlardan her zaman çok daha samimi ve keyifli olduğunu söylerdi; şimdi hak veriyorum. Katıldığım birkaç festivalden sonra ben de, üniversitelilerle geçirilen zamanların daha eğlenceli ve daha sıcak olduğunu düşünmeye başladım. Bu durumun en önemli sebebi ise kuşkusuz üniversite etkinliklerinde öğrencilerin yaptıkları işe gönül bağıyla bağlanmış olmaları. İşin içine her hangi bir ticari kaygı ya da maddi kazanç girmeyince etkinliğin ve etkinliği düzenleyenlerin samimi olması kaçınılmaz oluyor. Aksi taktirde sizi festivale çağırıp,  bir daha ne arayıp ne soruyorlar… Bu yüzden ben kendi adıma, İnönü Üniversitesi öğrencilerine ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Tam da olması gerektiği gibi yapıyorlar bu işi…

sessizFestivalden biraz bahsetmek gerekirse; açılış filmi olarak Rezan Yeşilbaş’ın Sessiz’ini ve Can Eren’in Baydara: Edra’nın Kaderi isimli kısa filmini izledik. Festivalde, üç ayrı kategori için 300’den fazla film başvurmuş ve her bir kategoride 11 film yarışıyordu. Jüri ise başkanlığını Önder Çakar’ın yaptığı ve Saffet Serdar Akbıyık, Natali Yeres ile Devin Özgür Çınar’dan oluşurken; deneysel, kurmaca ve belgesel dallarındaki filmleri üç gün boyunca izleyerek değerlendirmeye aldılar.

Çarşamba günü Murat Tolga Şen, Fırat Sayıcı ve Murat Kızılca’nın katılımlarıyla Bağımsız Sinema üzerine bir söyleşi gerçekleştirildi. Bağımsız filmlerin sinema salonlarında kendilerine neden yer bulamadıklarına ve geleceğine ilişkin yapılan panel düzenlendi. Seyircinin ilgisini çekmekten yoksun filmler yapıldığı için seyircinin bu filmlere gitmediğini ve tüm suçu sinema salonlarına atmanın hata olduğu belirtildi. Bağımsız sinemacıların seyirciyle barışıp onları da önemseyerek film çekmeleri gerektiği üzerinde durulurken; festival odaklı film yapmanın bu duruma neden olduğuna değinildi. Panel sonrasında ise Malatya’da çok meşhur olduğunu duyduğumuz bir yere gittik. Bakırcılar Çarşısı’ndaki Güngör Kebapçısı’nda yediğimiz kıyma kebabı, Malatya’ya gidenlerin mutlaka denemesi gereken eşsiz bir lezzet. Yörenin en meşhur kebaplarından birini yapan ve tek dükkânla devam ederek lezzetten ödün vermeyen bir yer Güngör Kebapçısı. Yaptıkları kebapsa tam anlamıyla bir şaheser… Hem de çok uygun fiyatlara sahip… Verdiğim bu bilgiler yüzünden; festival yazılarımın daha çok lezzet duraklarına dönüştüğünün farkındayım ama Tarihçi kimliğim ve sinema yazarlığımın dışında, nerede ne yenir konusuna çok meraklı olduğum için böyle yörenin meşhur yerlerine de ayrı bir önem veriyorum…

Akşam festival ekibinin bizi götürdüğü Malatya’nın Yeşilyurt ilçesine bağlı Mili Park adı verilen, dere kenarında bir yerde öğrenciler ve jüriyle birlikte akşam yemeğimizi yedik. Güngör’den sonra akşam yemeği yemem, yine mi et gibi yakınmalarım içerisinde önüme konulan harika kavurmayı da afiyetle yedim. Doğu, eşsiz doğal güzelliklerine sahip olduğu gibi; yemek ve özellikle et konusunda gerçekten muazzam lezzetlere sahip ve herkesin mutlaka gezip, yöreye has yemekleri tatması gerektiğiniz düşünüyorum. Film festivalleri bu açıdan, sinema yazarları için harika bir fırsat olabiliyor gerçekten…

inonu universitesi kisa film fest

Perşembe günü, Alper Turgut ile Saffet Serdar Akbıyık’ın internet üzerinden başlatıp fenomen haline gelen programları İki Arada Bir Derede söyleşisi yapıldı. Türk Sineması ve içinde bulunduğu durum ile başlayan söyleşi politik sinema, ötekileştirme üzerine devam etti ve panel, öğrencilerin de soruları çerçevesinde daha çok siyasi bir konuşma halini aldı. Panelin ardından önce Battalgazi’ye küçük bir gezi düzenlendi, sonra da festivale katkı sağlayan İnönü Üniversitesi Sinema Kulübü öğrencileriyle akşam yemeği yedik. Böyle önemli bir organizasyonu en iyi şekilde yürüten ekibin tamamıyla tanışıp, sohbet etmek bizim için de çok keyifli oldu.

Ertesi gün Serdar Akbıyık, Murat Tolga Şen ve Sadi Çilingir ile birlikte Kısa Film üzerine eğlenceli bir söyleşi yapıldı. Türkiye’de üretilen kısa metraj filmlerde kurmaca ve deneysellerin çok yetersiz; belgesellerin ise çok başarılı ve hatta uzun metrajda göremediğimiz kadar cesur olduğu üzerinde duruldu. Kısa filmcilerin, filmlerini internet ortamında paylaşmaktan çekindikleri ve yıllarca aynı filmle festival festival dolaştıkları sıkıntısına değinildi. Uzun metrajı taklit ederek, kısa metrajın dinamiğini anlayamadıkları için uzun metrajı izlenemez kılan bütün hataların taklit ve tekrar edildiğinin altı çizildi.

Festivalin son günü ise kapanış töreninde 33 film arasından kazanan filmler açıklandı ve toplamda 9 bin liralık ödül dağıtıldı. En İyi Kurmaca dalında Enes Yurdagün’ün Yüksük’ü, En İyi Deneysel dalında Hüseyin Mert Erverdi’nin Aralık’ı ve En İyi Belgesel kategorisinde ise Muhammet L. Akbaş ve Coşku Öztuğran’ın Arda Kalanlar isimli kısa metraj filmleri festivalin en iyileri seçildi. Jüri Özel Ödülüne ise, En iyi Kurmaca’da; Alzheimer İnsanın Kendini Terk Etmesidir ile Neslihan Siligür; En iyi Belgesel’de Soyka ile Serhat Altay ve Demir Uçurtma ile Sedat Aygün; En iyi Deneysel ödülüne de Kafes isimli kısası ile Oğuzhan Akalın layık görüldü.

Arda Kalanlar

Son olarak; Malatya’da düzenlenen MUFF’u aratmayan bir etkinlik olan İnönü Üniversitesi Kısa Film Festivali’nin devam edebilmesini ve öğrencilerin samimiyetlerini kaybetmeden yeni organizasyonlar yapabilmelerini diliyorum. Her yıl daha iyi işlere imza atacaklarına inanıyor ve tekrar tüm ekibe teşekkür ediyorum…

Yazar hakkında: Başak Bıçak

1987 yılında İzmir'de doğdu. İzmir Özel Tevfik Fikret Lisesi ve Dokuz Eylül Üniversitesi Tarih bölümünden mezun olduktan sonra Türkiye Cumhuriyeti Tarihi üzerine yüksek lisans yaptı. Bilhassa Fransız Devrimi olmak üzere Avrupa Tarihi üzerine uzmanlaştı. Sinema özel tutkusu ve 2012 yılından bu yana filmler üzerine yazılar yazıyor. Akşam Gazetesi, Film Arası Dergisi ve Cinedergi yazarı... Dans, seyahat, fotoğraf ve şarap meraklısı...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir