Kristal Kayısı’nın Karanlık Filmleri 2013

15-21 Kasım 2013 tarihleri arasında gerçekleşen 4. Malatya Uluslararası Film Festivali aynen geçen sene olduğu gibi bu sene de yabancı film seçkisi ile beni büyüledi diyebilirim. Çeşitli ülke sinemalarından, farklı türlerde birbirinden ilginç filmler izlemek fazlasıyla keyif veren bir deneyimdi. Peki, bu seneki Kristal Kayısı’nın karanlık filmleri hangileriydi?

Kristal Kayısı

Bu sene ‘Karanlık Filmler’ radarıma takılan yapımlar ise sırasıyla şöyle; Ortadoğu Sineması başlığı altında gösterilen İran / Fransa ortak yapımı Yek Khanévadéh-e Mohtaram (A Respectable Family, 2012), Panorama başlığı altında gösterilen İngiltere / Filipinler ortak yapımı Metro Manila (2013) ve son olarak Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda yer alan Kusursuzlar (2013).

A Respectable Family (2012)

A Respectable Family posterDaha önce birkaç belgesele imza atan Massoud Bakhshi’nin ilk uzun metrajlı kurmaca filmi A Respectable Family, Batı’da yaşayan İranlı bir akademisyenin 22 sene sonra bir üniversiteden aldığı davet ile ülkesine dönmesi sonrası gelişen olayları anlatıyor.

Film daha açılış sahnesi ile bomba gibi bir giriş yapmasının yanı sıra sıradan bir İran yapımı ile karşı karşıya olmadığımızın altını kalın bir çizgiyle çiziyor. Yüzünü görmediğimiz karakterin görüş açısından yapılan çekimlerle verilen kaçırılma (kidnap) sahnesi, merak unsurunu en üst noktaya çekmekle birlikte izleyende tedirginlik uyandırmakta da bir hayli başarılı. Son zamanlarda izlediğim en başarılı açılış sahnelerinden biri diyebilirim.

Arash, Şiraz’daki bir üniversitede konuk eğitmen olarak ders vermektedir. Yılsonu yaklaşırken tekrar Batı’ya dönmek isteyen Arash’ın pasaportuna el koyan yetkililer, askerliği bahane ederek ülkeden çıkışını engellemek ister. Arash, Şiraz’da annesi ile beraber kalmaktadır. Annesi yıllar önce babasını terk ederek Tahran’dan Şiraz’a taşınmıştır. Halen hayatta olan babası başka bir kadınla evlenmiş ve bir oğlu daha olmuştur. İran’ın en zengin ailelerinden biri haline gelen yaşlı adam ölüm döşeğindedir. Şiraz’a gelen bir avukat yaşlı adamın yüklü miktarda bir parayı Arash ve annesine bırakmak istediğini söyler. Adama hala kızgın olan anne parayı reddeder. Arash’ın üvey kardeşinin oğlu Hamid, Şiraz’a gelir ve büyükbabasının son bir kez Arash’ı görmek istediğini söyleyerek onu Tahran’a götürür. Arash, doğduğu şehre geldiğinde İran’ın en saygın ailelerinden biri sayılan ailesinin ne kadar çürümüş hale geldiğini anlaması uzun sürmez. Miras kavgası, kirli ilişkiler ve geçmişten gelen hesaplaşmalar ile yüz yüze gelen Arash, bir anda kendi canını kurtarma derdine düşer.

Bir takım teknik aksaklıklar ve zayıf ‘twist’ler göz ardı edildiğinde, ortaya çıkan işin hiç de fena olmadığı söylenebilir. A Respectable Family, yerel tatların yedirilmesiyle farklı bir lezzete kavuşan, karanlık bir gerilim.

Metro Manila (2013)

Metro Manila posterCashback (2004) isimli kısası ile dikkatleri üzerine çeken İngiliz yönetmen Sean Ellis, 2006’da kısasını uzatmış, 2008’de ise The Broken ile ‘Lena Headey show’a dönüşen orta halli gerilime imza atmıştı. Yönetmen, bu sefer kamerasını Filipinler’e doğru çevirerek, Manila özelinden metropol çürümüşlüğünü gözler önüne sermek istiyor.

Oscar Ramirez, karısı ve iki çocuğu ile birlikte şehirden uzak tarlalarda pirinç yetiştirip satarak hayatını idame ettirmeye çalışan sistemin kirletmeyi başaramadığı biridir. Ne zaman ki pirinç alım fiyatları iyice düşüp elindeki para bir sonraki mevsimin tohumlarını almaya bile yetmez, o zaman tası toprağı toplayıp ailesiyle birlikte başkent Manila’ya doğru yola çıkar. Şehre gelir gelmez elindeki toplu parayı da dolandırıcılara kaptıran Ramirez ailesi beş parasız ortada kalır. Umudunu kaybetmeyen Oscar, büyük bir tesadüf eseri zırhlı araçlarla şehirde değerli eşya ve para taşıyan bir güvenlik firmasında iş bulur. Karısı da bir gece kulübünde konsomatris olarak çalışmaya başlar. Oscar’ın iş bulmasında etkili olan Ong, gereğinden fazla iyilik yapmaktadır. Bir süre sonra Oscar ile ilgili başka planları olduğu ortaya çıkar.

Büyük şehrin insanlar üzerindeki olumsuz etkileri hakkında kötümser filmler izlemeye alışkın izleyicileri bile şaşırtacak denli bir kötülük hâkim Metro Manila’ya. Neredeyse bütün karakterler, sistemin yozlaştırıcı çürümüşlüğünden paylarını fazlasıyla almışlar. Bazı yan karakterlerin hikâyelerinin yarım kalması ve Ramirez ailesinin en zorlu anlarda bile saflıklarını koruması izlerken bir parça rahatsızlık verse de bütün bu tercihlerin büyük şehirdeki çürümeyi daha etkili bir şekilde vermek adına bilinçli olarak yapıldığını düşünüyorum. Metro Manila, sistemin günbegün çürüttüğü, hızla yok olmaya yüz tutmuş büyük şehir insanını eleştiren başarılı bir taşlama.

Kusursuzlar (2013)

Kusursuzlar posterRamin Matin’in Canavarlar Sofrası’ndan (2011) sonra yönettiği ikinci filmi Kusursuzlar, bu senenin en beğendiğim Türk filmlerinden biri oldu.

Lale ve Yasemin isimli iki kız kardeş, arabayla yakın zamanda vefat etmiş büyükannelerinin Çeşme’nin dışında yer alan yazlık evine gider. Lale, daha içine kapanık, insanlarla ilişki kurmakta zorlanan, kırılgan bir görüntü çizerken, Yasemin, daha dışa dönük, sosyal ve aktif görünmektedir. Hemen yanlarındaki evde kalan Kerim ile tanışmalarından sonra, iki kız kardeş arasında ilk günden beri devam eden gerginlik gittikçe artar. Geçmişten gelen hesaplaşmalar, sakladıkları bir sır ve bu sırrın etkileri iki kız kardeşin kendilerini bulma amacıyla çıktıkları yolculuğun en zorlu virajlarını oluşturur.

Kusursuzlar, daha ilk sahneden itibaren özellikle müziklerin de yardımıyla gergin bir atmosfer yaratmada sıkıntı yaşamıyor. Bunun üzerine iki kız kardeşi canlandıran İpek Türktan Kaynak ve Esra Bezen Bilgin‘in başarılı oyunculukları da eklenince gerilim birçok sahnede tavan yapıyor. Motorunda ufak bir arızası olan araba ile iki kız kardeşin ilişkisi arasında kurulan paralellik, filmin karanlık yapısına katkı sağlıyor. Lale’nin hemen evin önünden denize girdiği, Yasemin’in soyunma kabininde kaçamak yaptığı, gene Yasemin’in gece dışarı çıkıp yürüdüğü ve iki kız kardeşin sahilde top oynayan adamlarla gerginlik yaşadıkları sahneler, filmin uzun süre akılda kalacak kilit sahnelerinden bazıları. Her sahnede gerilimi bir doz daha arttıran Kusursuzlar, izleyeni büyük bir beklentiye sokuyor. Ancak bu beklenti maalesef bir parça havada kalıyor. Gerçi finaldeki diyalogun etkili olmadığını söylemek mümkün değil. Kusursuzlar, hem MUFF 2013’ün en karanlık, hem de bu senenin en iyi Türk filmlerinden biri.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir