The Laundromat (2010)

“Bana iki oyuncu, bir mekân ve bir tabanca verin dünyayı yerinden oynatayım.”

Elbette ne yönetmenin ne de filmin böyle bir iddiası yok. Zaten filmlerin dünyayı değiştirdiği de görülmemiştir. Bir kitap, bir önder tarihin akışını değiştirir ama sinema hala o kadar güçlenemedi. İlk cümlede The Laundromat filmine yaptığım  övgü, en azı kullanıp iyi bir sonuç elde edebildiği için. Filmin yönetmeni Timothy Melville bunu bir defa değil, üç filminde de yapmış.  Tek mekân, bir kadın ve bir erkek kullanarak nefis kısa filmler çekmiş.

Öteki Sinema için yazan: Sidar Serdar Karakaş

The Laundromat tehlikenin sınırlarında gezen, seyirciyi başından sonuna kadar geren bir film. Kadınla erkek arasındaki iktidar mücadelesini, bu savaş sırasında erkeğin kadın karşısında gücü eline geçirdiğinde bile nasıl çaresiz kaldığını ve hatta bir çocuğa dönüştüğünü anlatıyor.

Yönetmen Timothy Melville’nin  derdinin seyirciyi şaşırtmak olduğunu, bütün filmlerini bunun üstüne kurduğunu da söylemek gerekiyor. Bunu da büyük ölçüde başarıyor.  Reklam ve müzik klipleri de izlenmeye değer olan Melville’nin filmleri dahil tüm işlerini kişisel web sitesinden izlemek mümkün. (http://www.timothymelville.com)

the-laundromat.mp4_snapshot_03.15_[2016.01.08_17.01.45]

the-laundromat.mp4_snapshot_03.47_[2016.01.08_17.02.14]

Yazar hakkında: Sidar Serdar Karakaş

Çok küçükken kiralık VHS’lerden dayısıyla birlikte zombi filmleri izledi. Zombilerden çok korktu. Büyüyünce o filmleri George A. Romero’nun yaptığını öğrendi. Üstada hayran oldu. Sinema öğrencisiyken Andrzej Zulawksi filmlerini keşfetti. Zulawksi filmleri ona her zaman güç verdi. En zor anlarında kurtarıcı filmi Possession (1981) oldu. 2006 yılında Öteki Sinema’yı düzenli okumaya başladı. Korku filmlerini ve B Filmleri burada sevdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir