Kıyıda Buluşan Kader Ortakları: Zeki Alasya ve Metin Akpınar

Osman Seden’in 1978 yılında rejisörlüğünü yaptığı ve Kemâl Sunal’ın başrolünde olduğu ”Yüz Numaralı Adam” filminin bir sahnesinde ”büyük patronlardan birini” oynayan Seden (ki kendisine çektiği filmlerde oynadığı için Yeşilçam’ın Hitchock’u denilir) reklam şirketi sahibi Cem Erman’a yüklenir. Ürünlerinin reklamlarında oynayan yıldızlardan rahatsızdır büyük patronlar. Seden, ”Halk falanca şarkıcının her gece istakozlar, havyarlar yediğini biliyor” diyerek eleştiri getirir. O esnada devreye giren hırslı reklamcı Oya Aydoğan ”halkın içinden birine ihtiyacımız var” der ve Kemâl Sunal’dan ”halkın dostu Şaban” yaratma sürecinin ilk aşaması geçilir.

Zeki Alasya Metin Akpınar

Öteki Sinema için yazan: Oğulcan Çomak

Osman Seden Türk Sinema Tarihi içinde yeri sağlam yönetmenlerdendir. Aileden gelen Kemâl Film’i şaha kaldırmıştır. ”Düşman Yolları Kesti” hem seyircinin hem eleştirmenlerin beğenisini kazanmıştır. Pek çok oyuncuyla çalışmış, Lütfi Akad, Memduh Ün gibi değerli sanatçılarla temas kurmuştur. 1970 li yıllarda ”seri üretime” geçtiği için eleştirilse de, o yıllarda ağırlıklı olarak çektiği komedi filmlerinde kanımca başarılı olmuştur. Yukarıda bahsedilen ve menfaatini düşünen patronun tam aksidir gerçek hayatta. Aslında o da patrondur, ama filmlerindeki ilişkilerinde tontonluğu patronluğunu bastırmıştır. İşte böylesine ironik karakterleri de oynar gönül rahatlığıyla.

Dikkat dikkat! Halkımızın unutulmak üzere olan değerlerini hatırlatan isimlere lütfen merhaba deyin, yani Zeki Alasya’ya ve Metin Akpınar’a. Böyle bir takdim yaparak bu yazıdaki esas amacımızı irdelemeye başlayalım.

Bir Türkiye gerçeği olan Devekuşu Kabare’nin medar-ı iftiharları Zeki Alasya ve Metin Akpınar (Kabare’nin diğer oyuncularını da unutmayıp selam göndermek boynumuzun borcu) sinemamıza da damga vurmuştur. Kader ortağı denilince akla gelen az sayıda isimden ikisi Zeki Alasya ve Metin Akpınardır. Gerek tiyatroda gerek sinemada gerek özel hayatlarındaki ”ortaklıkları” kardeşliğe dönüşmüştür.

Devekuşu Kabare

Zeki Alasya, sinemaya Metin Akpınar’dan önce girmiştir. Tarihi filmlerde (Tarkan, Karaoğlan) zaman zaman iyi, zaman zaman kötü karakterlere can vermiştir. Çeşitli filmlerde Öztürk Serengil’in kadim dostunu oynamıştır. Bazı kaynaklara göre ülkemizde erotik furyayı başlatan film olarak dillendirilen ”Beş Tavuk Bir Horoz” filminde de Zeki Alasya’yı görürüz. Fakat hissederiz Metin Akpınar’ın eksikliğini. Gözümüz alışmıştır bir kere. Kartal Tibet de, Öztürk Serengil de Zeki Alasya’nın karşısında doğru kişi değildir. Bahsi geçen bu filmler televizyon ekranında nadir gösterilmektedir. Zeki Alasya’nın yolu sonraları Arzu Film ile kesişmiştir. Metin Akpınar, sinemaya Arzu Film komedileriyle (Canım Kardeşim de Arzu Film yapımıdır, ancak film kesinlikle acı barındırır hikâyesinde) geçiş yapmıştır. Can dostu Zeki Alasya sahada koşarken, o ”ısınmadan” sahaya inmiştir. Neyse ki ikiliyi ”yöneten” usta isim Ertem Eğilmez’dir. Arzu Film bünyesinde bazen birlikte bazen teker teker sahne alırlar. Örneğin, ”Sev Kardeşim” filminde Zeki Alasya avukatı oynar Metin Akpınarsız. Bildiğimiz kalabalık kadrolu filmlerin ilk örneklerindendir. ”Oh Olsun” filmindeyse gözlerimiz Zeki Alasya’yı arar. Üç kardeşi oynayan(!) Kemâl Sunal, Tarık Akan ve Halit Akçatepe’ye ”tek başına” yardım eder Metin Akpınar. Kemâl Sunal’ın parladığı film olarak da bilinen ”Tatlı Dillim” , ikilinin ”birlikte ama yalnız” olduğu filmlerdendir. Filmin kokteyl sahnesinde ”koç” karakterini oynayan Zeki Alasya’nın türlü komikliklerine masanın en uzak köşesinden güler Metin Akpınar. Akpınar, filmde basketbolcuların ”Metin Abisidir”. İlginçtir, Metin Akpınar burjuva sınıfından birini oynar filmde. Yatıyla gezdirir basketbol takımını, çapkındır, Filiz Akın’a yanaşmaya kalkışır. ”Yalancı Yarim” filminde de birbirine uzaktır ikili ve Metin Akpınar yine zengindir, fakat nereden geldiğini er geç hatırlayacaktır. ”Mavi Boncuk” filminde biraz daha yakınlaşırlar, kişi sayısı azalmıştır. ”Define” deyince akla gelen ”Salak Milyoner” ve ”Köyden İndim Şehire” filmlerinde muradımıza ereriz. Ailenin en büyük iki üyesini oynar Zeki Alasya ve Metin Akpınar. Biraz daha akıllıdır Kemâl Sunal ve Halit Akçatepe’ye göre.

Zeki Alasya ve Metin Akpınar Arzu Film’den ayrıldıktan (veya kovulduktan) sonra birkaç yıl -Mirasyediler ve Hasip ile Nasip hariç- Osman Seden ile çalışmıştır. Osman Seden, onların başarısını görmezden gelmemiş ve ikiliyle birbirinden eğlenceli filmler çekmiştir. Birkaç yıl sonra, Zeki Alasya içindeki yönetmenlik aşkını ortaya çıkarmış ve ”Aslan Bacanak”ı 1977 yılında çekmiştir.

Osman Seden’in 1975 yılında yönettiği ”Güler Misin Ağlar Mısın” ve Zeki Alasya’nın 1977 yılında yönettiği ”Sivri Akıllılar” birbirlerine şemâl olarak benzer, ama içerik farklıdır. Bu iki filmle hem Osman Seden’in komedi anlayışını hem de Zeki Alasya’nın deneme-yanılma yöntemiyle nasıl çalıştığını görmek mümkündür.

Güler Misin Ağlar MısınGüler Misin Ağlar Mısın sıcacık bir film. Parıldayan karakterlerle süslü bir pasta misali, iştah açıcı… Memleketini, her evine bir taş koyduğu ”vefalı” memleketini terk etmek istemeyen bir ustaya yapılan iyiliği anlatıyor film bizlere. Evinin bulunduğu alan ”mini golf sahasına” dönüşecek inşaat ustası Kadir Savun, eşi Neriman Köksal ve iki kızını alarak kalacak yer arıyor. Önce parkta kalmaya niyetleniyor, fakat sonrasında kovuluyor. Daha sonra tarihi bir alana gidiyor, oradan da kovulunca tepkileri ”yıllar yıllar önce ölmüş bir adam kadar değerimiz yok mu” oluyor. Hemşehrileri sonradan ”yardım etmeye” kalkışsa da Kadir Savun kararını veriyor: ”Terk edeceğiz burayı” Burada devreye giriyor Zeki-Metin. Madem toprakta yer yok, deniz ne güne duruyor diyor ikili. Rant peşindeki kötü adama karşı saldırı başlıyor. Bölgeye bakan gelince olaylar daha da karmaşıklaşıyor.

Güler Misin Ağlar Mısın’ı eğlenceli kılan pek çok özellik var. Filmin seyirciye iletmek istediği mesaj -maalesef- kolay idrak ediliyor. Fakat senarist Ahmet Üstel kalemini esnek kullanması ve Osman Seden’in muhteşem kadro seçimi bizleri şaşırtıyor. Filmde varolan dramın arasına parça parça skeçler yerleştirilerek ilginin kaybolmaması sağlanıyor. Özellikle otelden ”araklama” sahneleri oldukça komik. Aynı durum mantığın elvermediği yerlerde de geçerli. Seden, süratle film çektiğinden gerekli özeni gösterememiş filmde. Hatta süreyi doldurmak için eklenmiş sahneler de var. Örneğin, bir insanın taşıdığı ayan beyan ortada olan ”kapı” için ”kapılar da yürüyebiliyormuş hanımefendi” diyebilmek çocuk mizahına tekabül ediyor. Aslında yukarıda anlattığımızın tersi de geçerli. Yani skeçler uzadıkça ritmin düşeceğini anlayan Seden ve Üstel, olaya ciddiyet katmaya çalışmış. Dramatik öğeleri kullanmanın yanında, politik bir parantez açmış filmde. Ali Cağaloğlu’nun canlandırdığı bakan karakteri ezber bozan cinsten. Halka içli dışlı, esnafla sohbet halinde hatta sucuk pişirip kürek çekiyor. Buradan da görüldüğü üzere, Seden ”halktan karakter yaratmaya” meyilli olduğu kadar makam sahiplerinin de ”halka yaklaşmasını” sağlıyor. Bunu iyi niyetle yaptığını düşünmek istiyoruz. Gelelim oyunculara. Kadir Savun, babacan usta için dört dörtlük bir seçim. 50li yıllarda ”sokakta yürürken onlarca kişinin baktığı kadın” Neriman Köksal da anne rolünde sevimli. Yeşilçam’da hakettiği yere gelemeyen oyunculardan olan Fatma Belgen, Metin Akpınar ile iyi anlaşmışa benziyor. Filmin kötü adamı Ali Şen (Rıza Tüzün seslendirmesini unutmamalı) her zamanki gibi kusursuza yakın. Kıskanç kocayı canlandıran ve Osman Seden’in fetiş oyuncularından Turgut Boralı da derinlik katmış rolüne. Filmde ayrıca Baki Tamer, Ahmet Kostarika, Orhan Aydınbaş, İhsan Gedik gibi yeşilçam emekçileri de arz-ı endam ediyor.

Sivri AkıllılarSivri Akıllılar bir tatil yöresinde geçse de alan biraz küçülmüş. Bu kez bir otele odaklanıyoruz. Zeki-Metin bu otelde çalışan iki yakın arkadaş (her zaman olduğu gibi). Türlü türlü sakarlık yaparak şeflerini, müdürlerini çılgına çeviriyorlar. Müşterilerin çocuklarına sihirbazlık numaraları yapıyorlar boş zamanlarında. Bir gün, otele bir gazetenin ödülünü kazanan mahalleden arkadaşları Perran Kutman ve Atilla Pekdemir çifti geliyor. Müdür onlarla isteksizce ilgileniyor. Birkaç dakika sonra, cemiyet hayatının önde gelen ailelerinden biri geliyor ve filmin malzemelerinden birine erişiyoruz: Zengin- fakir çatışması. Şüphesiz zengin, fakirle aynı otelde kalmaktan rahatsız olacak ve seyirci film boyunca restleşme izleyecektir. Bu didişmeyi fırsat bilen otel müdürü ve arkadaşı zengini ısıracak, ama fakir ısırmış gözükecektir. Zengin- fakir çatışması ”polisiye” ceketi giydirilerek dışarı çıkacak ve yanına ”komedi” şemsiyesini de alacaktır.

Görüldüğü üzere Sivri Akıllılar da yüksek mertebeden bir kişi, kurum, makam yok. Kuşkusuz Zeki Alasya’dan böyle bir beklentimiz yok. Burada tartışılması gereken konu, zengin-fakir ayrımını karikatür düzeyine indirerek anlatması… Bıçak sırtı bir konu elbette komedi potasında eritilebilir, ama Zeki-Metin ikilisinin yaptığı hınzırlıkları iki ailenin (daha doğrusu iki kadının) yapması da ne anlama geliyor? Ayrıca ”zengin ailenin her üyesi kötü olacak değil ya” klişesinden hareketle, ailenin genç kızı Zeki Alasya’ya yanaşıyor. Film çelişkilerle ilerliyor. Neyse ki bu hatalardan çabucak dönülüyor ve bilindik polisiye kalıplarına başvuruluyor. Gördüğünüz gibi, bilindik polisiye kalıpları filmde ”farklıymış” gibi algılanıyor. Kimlik karmaşası yaşayan film, polisiyeye merak saldığında ”sıkıntıya düşmemize mani oluyor”. Zeki Alasya, ortaya çıkardığı klişeleri canayakın karakterle örtbas etmeye çalışsa da başarılı olamıyor. Türden türe atlayan film, sonlara doğru komedi olduğunu hatırlıyor. Burada başvurulan metot ise ”kadın kılığına gir de gülelim”. İşte burada Zeki Alasya’nın becerisi biraz biraz ortaya çıkıyor. Her haliyle kadına benzeyen Metin Akpınarlı sahneler iyi çekilmiş. Her ne kadar sonunu tahmin edebileceğinizi düşünsem de ”yaşasın iyiler” sloganını atmam için bir sakınca yok. Filmin oyuncuları en az Osman Seden’in filmindekiler kadar şaşırtıcı. Perran Kutman ve Atilla Pekdemir kötü oynamasalar da denetlenememiş. Zengin ailenin babası İsmail Hakkı Şen, aşina olduğumuz mimikleriyle karşımızda. Ailenin annesi rolünde Gülümser Gülhan belki de filmin en başarılı oyuncusu (Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın tiyatrodan dostları, Gülümser Gülhan’ın eşi, Yalçın Gülhan’ın ağabeyi Ahmet Gülhan da bir sahnede seyirciye göz kırpıp kaçıyor). Lüks bir otelde Kadir Savun olmayacağına göre Hulusi Kentmen vardır diyecek okuyucular haklı çıkacak. Çünkü komiser emeklisi rolünde Hulusi Kentmen var. Hovarda müşteri rolünde Tuncer Necmioğlu özellikle Metin Akpınarlı sahnelerde döktürüyor. Filmin kötü adamları Hüseyin Kutman ve Tarık Şimşek de ellerinden geleni yapmış.

Sivri Akıllılar 001

Yeşilçam’ın ”kader ortaklı” komedi anlayışı üzerine fikir sahibi olmak, bir komedi filminde ciddiyet gerekli mi sorusuna yanıt bulmak, ciddiyetin mantık çerçevesinde içinde kaybolmayacağını gözlemlemek ve en yalın haliyle birkaç saat eğlenmek istiyorsanız sizleri kıyıya, Osman Seden, Zeki Alasya ve Metin Akpınar’ın bulunduğu ”sofraya” bekleriz.

Not: İki filmde de ”şarkı söylenilen” sahneler mevcut, tarifi ”kolay olmayan” bu sahneleri tasa barındıran okuyuculara öneririm. Youtube’da mevcuttur.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir