Klasikleri Niçin Okumalıyız? Fantastik Filmler

41kMTMF0MtL._SY344_BO1,204,203,200_Pete Tombs’un “Mondo Macabro”sunu dilimize kazandıracaklarını öğrendikten sonra Kabalcı Yayınevi’nin Beşiktaş’taki mekanına defalarca gidip, bitti mi, geldi mi, daha gelmedi mi diye adamları düzenli aralıklarla rahatsız ettiğimi hatırlıyorum. Benden nefret etmişlerdi. O zamanlar; Beşiktaş’ta, şimdiki Kartal Heykeli’nin karşısında, Kabalcı Yayınevi’yle organik bir bağı olan, ikinci ve daha küçük bir kitapçı vardı, biz ona ‘Gizli Kabalcı’ derdik. Artık oraya sormaya başlamıştım. Geldi mi gelmedi mi diye. Bir daha bu denli merakla ve senelerce beklediğim çok az kitap oldu, mesela biri, Alain Badiou’nun “Cinéma”sının İngilizce tercümesidir. Orada da Pandora ve Robinson Crusoe çalışanlarından eser miktarda düşman edinmişliğim vardır.

Neyse biz uzunca bir süre Pete Tombs’un çevrilmesini bekledik. Ve sonunda kitap, harika bir baskıyla ve gayet makul bir fiyatla okuyucularının karşısına çıktı. Beklediğimize değdi. Nasıl değmesin? Muhteşem. Muhteşem. Muhteşem!  

Alıyorsunuz ilk baskıyı, bir de açıp bakıyorsunuz ki Tombs, kitabını “Jean Rollin ve onun küçük yetim vampirlerine” ithaf etmiş. Çeviriyorsunuz ikinci sayfayı, Yılmaz Atadeniz’e, Metin Demirhan abimize, Çetin İnanç’a, Kaya Özkaracalar’a ve Giovanni Scognamillo’ya da teşekkürü bir borç bilmiş. Bir sonraki sayfada Jean Svankmajer’in “Uyumadan önce peri ve hayalet hikayeleri anlatmaya başlamayacak, uyandıktan sonra rüyalarımızı birbirimize aktarmayacaksak uygarlığımızdan ne bekleyebiliriz?” sorusu var. Daha ilk gün; bu hacmen tuğla kalınlığındaki ve içerik olarak on kaplan gücündeki kitabın yarıdan fazlasını okuduğumu ve notlar çıkardığımı hatırlıyorum.

Napıyor bu kitap, neyi amaçlıyor? Giriş’ten alıntılıyorum, “Fantastik Filmler’in amacı dünyanın her yanındaki filmlerin elli yıllık hazinelerine gizliden bir göz atmak, üstündeki süprüntüleri eleyerek tozlu mücevherleri ortaya çıkarmaktır”. Başarıyor mu? Hiç şüphesiz. Nilgün Birgül’ün dilimize kazandırdığı “Fantastik Filmler: Uzakdoğu’dan Güney Amerika’ya” kitabı şahsi kanaatimce aradan geçen onca yıla rağmen ele aldığı konu hakkındaki en sağlam Türkçe kaynak olma statüsünü halâ koruyor.

super-adam-istanbuldaGelelim “Klasikleri Niçin Okumalıyız?” serisi kapsamında ele alacağım bu kitaba. Tombs’un “Fantastik Filmler: Uzakdoğu’dan Güney Amerika’ya” kitabı; Hong Kong, Filipinler, Endonezya, Hindistan, Türkiye, Brezilya, Arjantin, Meksika ve Japonya sinemasına eğilen birkaç ana bölümden oluşuyor. Japonya, Hong Kong ve Hindistan sinemalarını ele alan bölümlerden kendi içinden birden fazla alt-bölüme ayrılmış.

Açıkçası; Hong Kong (dövüş filmlerini anlatan kısımları hariç) ve Hindistan Fantastik Sineması’nı ele alan bölümleri, bu ülkelerin fantastik sinemaları pek ilgimi çekmediği için önemsemiyorum ama Japonya Fantastik Sineması’nı anlatan bölümden sayısız not çıkardım. Özellikle “Kan Bürümüş Gözler” bölümü hayranlık uyandırıcı. Bu bölümden kocaman bir izleme listesi çıkardım. Kaidan’lara dair okuduğum en doyurucu metinlerden biri burada. Tombs, kelimeleri oldukça ekonomik kullanan bir üsluba sahip, metninin güçlü olması için gereksiz uzatmalarda bulunmuyor. Kısa ve vurucu cümlelerle okuyucusunu sarsmayı seçiyor. Majin, Moju, Goke ve daha nicelerini vakt-i zamanında işte ben bu kitaptan öğrenip, arayıp, bulup, izlemiştim. Bu bölüm başlıbaşına şaheser, burada yazarın öngörü ve tespitlerinden çok o dönemki Japon fantastik sinemasının ulaştığı benzersiz düzeyin önemi var elbet. Japon sinemasının gizli şaheserleri için müthiş bir yol haritası çiziyor bu kısım.

Hong Kong sinemasıyla ilgili olan kısımlarda asıl üzerinde durduğum yer ise “Çılgın Kung Fu!” adlı bölüm oldu. Burada Bruce Lee’den Wang Yu’ya, “Uçan Giyotin”den “Yenilmez Şaolin”e uzanan sürükleyici bir yazı yer alıyor. Filipinler fantastik sinemasını ele alan “Kanlı Ada’nın Ayakkabı Kraliçesi” bölümünde Filipinler sineması ile bölgenin coğrafi koşulları ve çizgi roman geçmişi hakkında bağlantılar yakalamış Tombs. Açıkçası Filipinler Sineması ilgi çekici örnekler çıkarmış bir sinema ama o kadar küçük bütçelerle çalışıp o kadar çok yerel motif kullanmışlar ki hazmı kolay olmuyor. Endonezya fantastik sinemasını özetleyen “Bali Gizemleri” kısmından çıkardığım film listesinin hemen hemen hiçbirine ulaşamadım, o nedenle bu sinema hakkında yorum yapmayacağım. 2531750_0(Yine de bu bölümde adı geçen “The Warrior against the Blind Swordsman”i kaçırmayın mesela. Ben buldum izledim, iyi film.) Pete Tombs’un metninin belirli bir incelemeden geçtiğine ve bu işi bilenler tarafından kontrol edildiğine eminim. Hatta özellikle bu Endonezya sinemasına dair yazısında, bahsettiği filmlerin birçoğunu kendisinin de izleme fırsatı yakalayamadığına dair bir kanaat oluştu bende. Türk filmleriyle ilgili yazıları büyük ölçüde bizim Scognamillo üstad yazdıysa, pekala başka ülke sinemalarını da oranın yazarları yazmış olabilir diye düşünmüştüm, haklı da çıktım. Ha öyle olmuşsa ne olur, kitap kalitesinden bişey kaybeder mi? Etmez. Etmemiş de zaten.

Fantastik Türk Sineması’nı anlatan kısım Scognamillo ve Tombs’un ortak kaleme aldıkları bir bölüm olmuş. Burada yazılan şeyleri biz zaten Giovanni’nin Metin abi’yle beraber yazdığı “Fantastik Türk Sineması” adlı kitaptan biliyorduk. Yalnız o kitabın bende ilk baskısı var, açtım baktım 1999 yılına ait, Tombs’un orijinal kitabı “Mondo Macabro” 1997 tarihli, bunu da not düşelim. Metin abi Tombs’un hem kitabına danışmanlık yapmış, hem Türkiye’deki temaslarını organize etmiş hem de arşivindeki bazı fotoğrafları paylaşmış, nur içinde yatsın.

Tombs; Brezilya fantastik sinemasını, o ülkenin belki de en tuhaf, en sıradışı sinemacısı, Jose Mojica Marins üzerine inşa etmiş. Marins üzerine okuduğum en iyi yazılardan biri bu. Tüm detaylarıyla Marins ve sinemasını masaya yatırıyor ama ne yazık ki Marins haricinde bu bölümün bir numarası yok. Horacio Higuchi, ne kadar paylaşmışsa, Tombs o kadar yazmış. Arjantin Fantastik sinemasınını anlatan “Et Üstünde Et’” bölümünü Diego Curubeto kaleme almış. Bu da şaşırtıcı değil, eğer bir ülke sinemasının filmlerine ulaşamazsanız, o ülkenin sinemasını yazamazsınız. Rekin Teksoy hoca en çok iki üç örneğini izlediği üçüncü dünya sinemalarını överken bu hataya düşmüştü. T. Kakınç “100 Filmde” serisinde yine bu hataya düşmüştü. İzlmediğiniz filmi izlemiş gibi yapmanın, hakim olmadığınız bir sinemaya hakimmiş gibi yapmanın anlamı yok. Yabancı bir araştırmacı kötü bir kopya da olsa altyazılı bir versiyona ihtiyaç duyar, en azından bildiği bir dilde. Tombs, bilmediği sinemaları ehline teslim etmiş, bunu gayet doğal karşılıyorum. Örneğin; Meksika fantastik sinemasını da David Wilt anlatmış. “Maskeli Adamlar ve Canavarlar” kitabın en güzel bölümlerinden biri, tek üzücü yanı var, burada iştahımızı kabartan ve biraz da bizim sinemamızı hatırlatan filmlerin çoğunu bulup izleyemedim, hevesim kursağımda kaldı. Ama mesela, yine bu kitaptan öğrendiğim “El Baron del Terror” ne güzel filmmiş. Mutlaka seyredin.

Ve gelelim bu kitabın en değerli 4 sayfasına. Bendeki baskının 315. ile 318. sayfaları arasında, bu işin ehli 5 önemli ismin, Tim Lucas, Damon Foster, Craig Ledbetter, Tom Weisser ve Pete Tombs’un en sevdiği fantastik filmlerin küçük birer listesine ulaşabiliyorsunuz. Altın değerinde listeler bunlar. Evet, Pete Tombs’un da dediği gibi, “listelemek tehlikeli bir iştir” ama düşünün, bu tip listeler olmasaydı, ne kadar çok zaman kaybederdik? Tim Lucas’tan “Onibaba” ve “Jigoku” yu, Pete Tombs’dan “Moju”yu, Ledbetter’den “Hiroku”yu, Weisser’den “Evil Dead Trap”i öğrendim bu listeler sayesinde. Bunların alayı başyapıttır. Damon Foster’ın “Inframan”, Pete Tombs’un “The Killing of Satan” önerilerini ise izleyip beğenmediğimi hatırlıyorum. Ama yine de bu işlerle uğraşan ve fantastik sinemadan yüzlerce binlerce film izleyen her araştırmacının görüş ve düşünceleri bizim için değerlidir.

Pete Tombs’un “Fantastik Filmler: Uzakdoğu’dan Güney Amerika’ya” kitabı Türkçemizdeki en zengin fantastik filmler kaynaklarından biri, belki de birincisi. Gerek fotoğrafları, gerekse zengin içeriğiyle, dün olduğu gibi bugün de adeta bir kutup yıldızı gibi bize yol gösteren son derece değerli bir çalışma. Türe ilgisi olan herkesin arşivinde bulunması gereken, ‘olmazsa olmaz’ bir kaynak.

Yazar hakkında: Ertan Tunc

Sevdiği filmleri defalarca izlemekten, sinemayla ilgili bir şeyler okumaktan asla bıkmaz. Sürekli film izler, sürekli sinema kitabı okur. Ve sinema hakkında sürekli yazar. En sevdiği yönetmen Sergio Leone’dir. En sevdiği oyuncular ise Kemal Sunal ve Şener Şen. “Türk Sinemasının Ekonomik Yapısı 1896-2005” adlı ilk kitabı; 2012 yılında Doruk Yayımcılık tarafından yayınlanmıştır. Kara filmler, gangster filmleri, İtalyan usulü westernler, giallolar ile suç sineması konularında kitap çalışmaları yürütmektedir. İletişim: [email protected]

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir