Koleksiyon Evi – Vol.1

Yıllar önce Türk asıllı olan Belçikalı bir koleksiyoner ile karşılaşmıştım. Laf lafı açmış ve konu ikimizin de merakla beklediği soruya gelmişti. İlk önce bana sorulmuştu ilgi alanım. Çoğu koleksiyonerin aksine paylaşımcı bir karaktere sahipti ve elindeki ürünlere tapar seviyede bağlı değildi. En azından öyle hissetmiştim. Yanıtımı müteakip bazı konularda yardımcı olabileceğini dahi söylemişti. Bir süre sinema üzerine sohbet ettikten sonra sıra bana gelmişti. 50’li yaşlarında bir adamdı ve bilgi, görgü ve duruşuyla ilk görüşte saygımı kazanmıştı. Hangi ürünleri topluyorsunuz diye sormuştum. Ayran gönüllü olduğunu ve birbirinden farklı pek çok konuda efemera toplamayı sevdiğini söyledikten sonra şimdiki ilgi alanının “çiklet” olduğu yanıtını vermişti. Bilet, telefon kartı, teneke kutu, para, pul gibi konularda koleksiyon yapanları tanıyordum ama ilk defa çiklet toplayan birine rastlamıştım. İşte o zaman “her şeyin bir alıcısı ve her şeyin bir ederi vardır” sözünün ne kadar doğru olduğunu bir kez daha anlamıştım.

Öteki Sinema için yazan: Fatih Danacı

Koleksiyon kültürü bu denli geniş bir yelpazeye sahipken bu alanlardan bir tanesi de sinemadır. Hem de en büyüklerinden biri. Pek tabii ki ülke sinemamız söz konusu olduğunda bu kültür çok yaygın değil; ilgi duyanlar da zaten afiş, resim, lobi kartı, efemera ötesine geçemiyor. Profesyonel olarak ilgi duyanlar da yurtdışını takip ediyor. The Invisible Man posterDoğrudan satın alanlar olduğu gibi al(a)mayıp piyasayı takip edenlerin sayılarının da azımsanmayacak kadar fazla olduğunu düşünüyorum.

Sinemanın en değerli koleksiyon ürünleri hiç şüphesiz korku, fantastik ve bilimkurgu filmlerine aittir. Universal’ın ilk dönem korkuları, “The Wizard of Oz”, “Star Wars”, “Star Trek” gibi kültleşmiş filmlere ait orijinal ürünler açık arttırmaların gözde parçalarıdır. 2010 yılında Hollywood temalı Amerika’da yapılan bir açık arttırmada 1.345 ürün müzayede kataloğuna eklenirken 9.156.025$ gelir sağlanır. En yüksek fiyat ise 200.000$ ile 1933 tarihli “The Invisible Man” filmine ait one-sheet poster (≈ 70X100 cm) olur.

Yukarıdaki afiş iyi bir kondisyon değerine sahiptir ve aynı zamanda da nadir bulunur özellikler sergiler, ki yüksek bir fiyata ulaşmasının nedeni de budur. Bir başka deyişle arz edilen afiş, prop, maske, imzalı ürün, kıyafet ya da kostümün ederini yalnızca ait olduğu filmin adı belirlemez. Kağıdın kondisyonu, hangi ölçüde restorasyon gördüğü, kat izi olup olmaması, nadir bulunması gibi daha pek çok kriter afiş piyasasını şekillendirir. Benzer husus diğer ürünler Boris Karloffiçin de geçerlidir. Ülkemizde ise çoğunlukla bir ürüne değer biçilirken yalnızca tarihine ve filmin adına bakılır, diğer temel kriterler göz ardı edilir.

Aynı müzayedede “The Bride of Frankenstein” filmi için çekilen ve Boris Karloff’un hafızalara kazınan siyah beyaz fotoğrafı da alıcı bulur. 8×10 inch ebadındaki fotoğraf 8.000$ eder. Yıllara sair müzayedeler incelendiğinde korku filmlerinde kullanılan kostümlerin farklı alıcılara hitap ettiği ve kendi ederini de belirlediği görülür. “The Omen” filminin çocuk karakteri Damien’ın bir sahnede Koleksiyon Evi (10)giydiği kıyafet 4.000$, Bruce Campbell’in Army of Darkness” filmindeki Ash kıyafeti 4.000$, Aliens” filminden savaşçı bir Alien kıyafeti ise 80.000$’a satılır.

Her ürün için açılış ve tahmini fiyatlar belirlenir ve bazen beklentiler karşılanır bazen de hayal kırıklıkları yaşanır. Derek Mears’ın 2009 yılındaki “Friday the 13th” filminin yeni çeviriminde giydiği Jason kıyafeti 2.000$’a alıcı beklerken fiyatı 8.500$’a yükselir. Bela Lugosi’nin 1931 tarihli “Dracula” filminde giydiği pelerin ise 1.500.000$’dan açılış yapar ancak alıcı bulamaz.

Bir başka Dracula filmi “En İyi Kostüm” ve “En İyi Makyaj” dalında Oscar kazanırken filmde kullanılan Gary Oldman’ın taktığı olağanüstü peruk 20.000$’a, 18 inch uzunluğundaki “New Nightmare” filminde kullanılan ve bir neslin korkularını şekillendiren Freddy Kreuger’ın elleri 12.000$’a yeni sahiplerine teslim edilir. Eğer uygun koşullarda saklanır ve doğru alıcıya ulaşılırsa fiyatlar da yıllara oranla katlanmaya devam eder. Siz siz olun sahip olduklarınızın değerini bilin. Ama bu değer manevî değerlerinizin önüne geçmesin…

Not: Görsellerin üzerine tıklayarak tam boyutta görüntüleyebilirsiniz.

Yazar hakkında: Fatih Danacı

Uçak mühendisliği alanında eğitim alıp mezun olduktan sonra sinema ve edebiyat merakı aktif bir uğraşa dönüştü. 2006 yılından itibaren çeşitli dergi, e-dergi, internet siteleri gibi platformlarda öyküleri, sinema yazıları yayımlandı. Korkunun Canavarları adlı ilk kitabı 2011 yılında basıldı. Aynı yıl Giovanni Scognamillo ve Aylin Ünal ile birlikte hazırladığı Vampir Manifestoları çıktı. Evlidir ve Ankara’da ikamet etmektedir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir