Kör Kurt Sorgu Altında: Kurando Mitsutake Röportajı

Daha önce Fantastic Planet Sidney Bilim Kurgu ve Fantazi Film Festivali günlüklerimizde Samurai Avenger: The Blind Wolf adlı filmiyle kendisinden bahsettiğimiz Kurando Mitsutake ile bir röportaj yaptık. Kısa bir süre önce Los Angeles’tan Japonya’ya taşınan ve film kariyerine orada devam edecek olan Kurando tüm meşguliyetine karşın bizi kırmadı ve birkaç sorumuza cevap verdi.

Röportaj: Can Yalçınkaya

Film kariyerinize nasıl başladınız? Bugüne kadar çalıştığınız filmlerden bahsedebilir misiniz?

Film okulunu bitirdikten sonra, film endüstrisindeki ilk işim New Line Cinema’nın DVD ekstraları için asistan yapımcılık idi. Aralarında Rush Hour, Lost in Space ve Blade’in de bulunduğu pek çok filmin sahne arkası belgeselleri ve sesli yorumlar kısımlarında bir yapımcıyla beraber çalıştım. Sonra Los Angeles’taki bir Japon TV prodüksiyon şirketinde prodüksiyon amiri olarak çalıştım ve ilk yönetmenlik işimi de @TV adlı bir Japon TV programı için yaptım. Ondan birkaç yıl sonra ilk uzun metrajlı filmim Monsters Don’t Get To Cry’ı yapmayı başardım. Aynı dönemde, The Grudge 2’de görsel efekt asistanı olarak çalıştım ve filmin Şikago’daki yeniden çekim sekansında asistan yönetmenlik yaptım. Ayrıca 20th Century Fox’un Shutter filminde de yönetmen yardımcısıydım.

IMDB’ye göre popüler TV dizileri Heroes ve Ugly Betty’nin de aralarında bulunduğu çeşitli projelerde aktör olarak da yer almışsınız. Biraz oyunculuk kariyerinizden bahsedebilir misiniz? Kendi filmlerinizde çalışırken, başka projelerde oyunculuk yapmaya zaman ayırmak zor olmuyor mu?

Oyunculuk kariyerimin başlaması kaza eseri oldu. İlk uzun metrajlı filmimi bitirdikten sonra, arkadaşlarımla Samurai Avenger: Lone Wolf Blood adlı bir kısa film yaptık. Bu kısa filmi, daha sonra Samurai Avenger: The Blind Wolf’a dönüşecek uzun metrajlı film için para toplamak için yapmıştık. Kısa film için herhangi bir bütçemiz olmadığı için kendimi yan karakterlerden biri olarak öyküye dahil ettim. Film bitince, profesyonel bir oyuncu olan arkadaşlarımdan biri beni menejerine tanıştırmak istediğini söyledi. Böylece olaylar gelişti, ben o menejerle bir sözleşme imzaladım ve Hollywood’da çok, çok şanslı bir oyunculuk kariyerine başladım. Ama Samurai Avenger: The Blind Wolf’a başladığım zaman, oyunculuk denemelerine gitmeyi bırakmam gerekti, çünkü kendimi bütünüyle bu filme adamam lazımdı.

Samurai Avenger: The Blind Wolf fikri nasıl ortaya çıktı? Size ilham kaynağı olan şeyler nelerdi? Ayrıca yapım sürecine de biraz değinebilir misiniz? Bu filmi yazmaya, yönetmeye ve filmin başrol oyuncusu olmaya nasıl karar verdiniz?

Hep bir samuray filmi yapmak istemiştim, özellikle de güzel, kıç tekmeleyen türden bir intikam senaryosu olan bir film. Yani, Lone Wolf: The Samurai Avenger konsepti neredeyse on yıldır aklımdaydı.

Klasik samurai chambara filmlerine hayranım, ama onları tam anlamıyla yapabilmek çok pahalıya patlıyor. Kostümler, peruklar, dekorlar ve mekanlar… Ben de parallel bir dünya yaratmaya karar verdim – Vahşi Batı’nın Samurayların Doğu’suyla buluştuğu. Bu dünyada anlatmak istediğim gibi klasik bir intikam öyküsünü düşük bir bütçeyle anlatabilirdim ve “her şey imkan dahilinde” olabilirdi. Düşük bütçeli bağımsız film yapımcılığı dünyasında, insanın her parmağında bir marifet olması lazım. Bu nedenle, bu filmde bu kadar çok rol üstlendim. Benim baş karakteri oynamaya karar vermemdeki etken de tamamen ekonomikti. Düşük bütçeli, uzun metrajlı bir filmin çekimine kendini adayabilecek bir aktör bulmak çok zor. Ben de, nasıl olsa ben her gün sette olacağım, bari başrolü de ben oynayayım, diye düşündüm. Ayrıca şanslı aktörlük kariyerim de bu kararı vermeme yardımcı oldu.

Quentin Tarantono’nun popülerleştirdiği eski istismar filmerine saygı duruşu akımından etkilendiniz mi?

Ben 60’lar, 70’ler ve 80’lerde yapılmış o tür filmlerinin her zaman büyük bir hayranı olmuşumdur. Onlara olan ilginin canlandığını görmek güzel, ama ben onlardan zaten önceden etkilenmiştim.

Sizce Samurai Avenger, istismar/uzak doğu dövüş sanatları/spagetti western filmlerine saygı duruşu mu yapıyor, yoksa onların parodisini mi yapıyor?

Sanırım her ikisi de. Ama benim o filmlere, özellikle spaghetti western ve Japon chambara filmerine olan sevgim ve saygımdan ötürü daha çok saygı duruşunda bulunuyor.

İstismar filmleri haricinde Jodorowsky’nin El Topo’suna da referanslar var dersek yanılmış olur muyuz? Filmde bir surreal/underground sinema etkisi var mı?

Bay Jodorowsky’nin işlerini çok seviyorum ama, bir seçim yapmam gerekirse El Topo’dan daha çok Santa Sangre’nin büyük bir hayranıyım. Pek çok insan Samurai Avenger’da El Topo’nun izlerini gördü, ama bunlar bilinçli olarak yapılmamıştı. Samurai Avenger daha çok Kenji Misumi ve Sergio Corbucci gibi sinemacılardan ilham aldı.

Film nasıl bir ilgi gördü? Politik doğruculuğun hükmettiği bir çağda istismar filmi yapmak nasıl bir şey?

Samurai Avenger dünyanın her yerinden tür filmleri hayranları tarafından iyi eleştiriler aldı. Sanırım ana akım filmler o kadar politik doğrucu oldu ki, daha sivri, istismar eden filmlere büyük bir talep oluştu. Samurai Avenger 2009’da 5 ülkede 9 film festivalinde gösterildi. Avustralya’da, Sidney Fantastic Planet film festivalinde ve Amerika’da, Anaheim California Indie Fest’de en iyi film ödüllerini aldık. Şu ana kadar pek çok ülkede dağıtım anlaşmaları yaptık ve daha pek çok ülkede dağıtıma girmeyi umuyoruz.

Gelecekteki projelerinizden bahseder misiniz? Samurai Avenger’a bir devam filmi çekilebilir gibi görünüyor…

Bir sonraki filmim Japonya hakkında “Mondo” tarzı bir sahte belgesel olabilir. İstismar tür filmlerine başka bir saygı duruşu. Şu anda fikir aşamasında olan başka bir film ise sıkı bir tabancalı aksiyon filmi. Samurai Avenger gibi bir kılıç dövüşü filminden sonra, bir silahlı çatışma filmi yapmayı gerçekten çok istiyorum. Samurai Avenger’a bir devam filmi yapmayı da umuyorum. Önce tüm dünyada ticari olarak ne kadar başarılı olacağını görmemiz gerekiyor. Eğer başarılı olursa, eminim bir devam filmi için gereken parayı toplayabiliriz.

Sinemacı olmak isteyenlere tavsiyeleriniz?

Ticari olsun bağımsız olsun sinemacıların hayatı pek kolay değildir. O yüzden bu işi kimseye tavsiye etmem. Ama illa film yapmanız gerekiyorsa, kısa film değil uzun metrajlı film yapın. Eğer filmi iyi bir şekilde planlarsanız ve planı iyi bir şekilde uygularsanız, şansınız yaver gidebilir ve filminiz dağıtıma girer. Kısa filmler için ise bu söz konusu değildir.

Son sözleriniz?

Lütfen Samurai Avenger’ı bulun ve seyredin. Eğer beğenirseniz arkadaşlarınıza tavsiye edin. Eğer kulaktan kulağa güçlü bir şekilde yayılırsak bu bizim devam filmini yapmamızı sağlayabilir. Teşekkürler!

Yazar hakkında: Can Yalçınkaya

Müzmin öğrenci, Punk Akademik. Avustralya'da yaşıyor ve Türk sineması ve popüler müziğinde melankoli üzerine çalışıyor. Çizgi romanlar, filmler, kitaplar, fanzinler ve saireyle haşır neşir olmayı, yazmayı ve çizmeyi seviyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir