Emek Harcanmış Bir Kısa Film: Ret

retDokuz Eylül Üniversitesi Film Tasarımı ve Yönetmenlik Bölümü, gelenekleri olan, akademiye ve sinema sektörüne vasıflı insanlar yetiştiren, alanında ülkenin en önemli eğitim kurumlarından biri. Mezunlarından ilk akla gelenler Ümit Ünal, Semih Kaplanoğlu, Yüksel Aksu, Kudret Sabancı, Türkan Derya gibi isimler.

Film Tasarımı ve Yönetmenlik bölümünün yaptığı en iyi işlerden biri de her yıl onlarca iyi kısa film üretmesi. Bu filmler genellikle son sınıf öğrencilerinin bitirme projelerinden oluşuyor. Ara sınıfların çektiği filmlere de rastladım. Sayısı o kadar fazla ki, bireysel olarak değil de toplu halde festivallere katılsalar ödüllere her yıl damgalarını vurabilirler.

Demet Sever’in yönetmenliğini yaptığı ve ilk kez Öteki Sinema’da izleyeceğiniz Ret filmi de Film Tasarımı ve Yönetmenlik Bölümü bitirme projelerinden biri. Serhat Doğantekin’in Suriyeli yazar Rafik Schami’nin Sineksağan isimli öyküsünden esinlenerek yazdığı senaryo Ret’e 8. Sinepark Kısa Film Festivali’nde En İyi Senaryo Ödülünü getirdi. Filmin yardımcı yönetmenliğini Körler Müessesesi filminin yönetmenlerinden Damla Güçer, kurgusunu Mucize Aynalar filmiyle ödüller alıp yeni filmi 7 Santimetre ile kendini kanıtlayan Metehan Şereflioğlu, görüntü yönetmenliğini ise pek çok ödüllü kısa filmde görüntü yönetmeni olarak çalışan Hüseyin Çamtepe üstlenmiş. Festivallere bireysel başvuru yapıyorlar ama filmleri birlikte çekiyorlar.

cats

Filmi birkaç boyuttan incelemek gerekir. Oyuncu seçiminde ve oyuncuların birbiriyle uyumunda yerli kısa filmlerde az rastlanan bir başarı söz konusu. Oyunculuk kısmına iyi çalışıldığı belli, tabii filmin oyunculuk konusundaki başarısında deneyimli oyuncuların da katkısı büyük. Filmde ne bir eksik ne bir fazla plan var. Bu açıdan bakınca filmin oldukça iyi kurgulandığını söylemek mümkün. Film tek mekanda geçiyor ve seçilen mekan filmin atmosferine ve zamanına çok uygun zira hikâye 1. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde geçiyor. Perdeye taşınan da yüzyıllardır savaşın ve ölümün kaçınılmaz olduğu Ortadoğu coğrafyasında askere gitmemek için sağlıklı oldukları halde çürük raporu almaya çalışan insanların hikayesi. Ancak  askeri hastane koridorunda gördüğümüz kadınların da hikayesi. Annelerin, eşlerin, ablaların… Aslında hepimizin hikayesi.

Türkiye’de film çekmenin hele kısa film çekmenin ne kadar zor ve çılgın bir iş olduğunu çok iyi bilirim. Hiçbir zaman emeğinizin karşılığını tam alamazsınız çünkü gösterim alanının kısıtlı olduğu ve seyircisinin olmadığı bir alan kısa film. Ret bir bitirme projesi* olmasına rağmen, üzerine düşünülmüş, çalışılmış, ciddi emek harcanmış iyi bir kısa film.

Öteki Sinema için yazan: Sidar Serdar KARAKAŞ

*Maalesef Türkiye’de çoğu sinema öğrencisi filmlerini sadece ders geçmek ya da okulu bitirmek için çekiyor.

Loading...

Yazar hakkında: Sidar Serdar Karakaş

Çok küçükken kiralık VHS’lerden dayısıyla birlikte zombi filmleri izledi. Zombilerden çok korktu. Büyüyünce o filmleri George A. Romero’nun yaptığını öğrendi. Üstada hayran oldu. Sinema öğrencisiyken Andrzej Zulawksi filmlerini keşfetti. Zulawksi filmleri ona her zaman güç verdi. En zor anlarında kurtarıcı filmi Possession (1981) oldu. 2006 yılında Öteki Sinema’yı düzenli okumaya başladı. Korku filmlerini ve B Filmleri burada sevdi.

2 Yorumlar

  1. Fragmanını hayli etkileyici bulduğum bu kısa filmden geçtiğimiz günlerde haberim olmuştu ancak izleyememiştim. Hayli emek verildiği belli oluyor. Emeği geçen herkesi kutlamak isterim.

    Çektiği çöpleri film zanneden muhterisler yerine gelecek vaad eden bu arkadaşları destekleyen çok fazla platform yok. Hocam yazısı için de teşekkür ederim. Ayrıca benim gibi kısa filmden habersiz olanlar için yazıları artırırsanız sevinirim.

  2. Sidar Serdar Karakaş

    Ben kendimi bildim bileli Türkiye’de kısa filmin sorunları hiç değişmedi. Bugün kısa film sorunlarıyla ilgili bir yazı yazmaya kalksan yirmi yıl önce yazılmış bir yazının tekrarı oluyor. Temel problemlerden biri kısa film seyircisinin olmaması. Zaten festivaller kendi seyircilerini bile yaratamıyorlar. Televizyonların durumu ortada. İnternet iyi bir mecra ama yönetmenler de filmlerin festival serüveni bittikten sonra filmleri internette herkese açık paylaşmıyorlar. Ben de iyi film yakalarsam Öteki Sinema aracılığıyla tanıtıyorum. Kısa yazıyorum, tanıtım yazısı gibi düşünüyorum, olası seyirci – okuyucu kaçmasın istiyorum. Uzun metraj için durum farklı tabii. Senin yazılarını beğenerek takip ediyorum yıllardır. Uzun yazıyorsun, ben seviyorum uzun yazıları okumayı. Uzun, “kısa film yazıları” yazarsın belki, okuruz keyfle.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir