La Chiesa / The Church (1989)

La Chiesa 1989 yılı mahsulü Michele Soavi tarafından yönetilmiş olan İtalya yapımı bir film. Uluslararası piyasadaki en bilindik ismi ise The Church. Onlarca diğer isminden bazıları ise; Demons 3, A Catedral, Cathedral of Demons, Demon Cathedral olarak sayılabilir.

la-chiesa2The Church isminden de anlaşılacağı gibi kilise özelinden din olgusunu eleştiren bir film. Film Tutonic Knights olarak adlandırılan ortaçağ şövalyelerinin bir köye gelmesi ile başlıyor. Köyün rahibi köylülerden birkaçının şeytan tarafından ele geçirildiğini düşünüyor ve bütün köyün lanetlenmiş olduğunu söyleyerek kiliseden yardım istiyor. Kilise tarafından özel olarak görevlendirilen Tutonic Knights köydeki bütün canlıları öldürüp bir çukurun içine gömüyor. Çukurun üzerine dev bir haç yerleştirilerek mühürleniyor. Lanetin tekrar yeryüzüne çıkmasını engellemek için de üzerine bir katedral inşa edilmesine karar veriliyor. Filmin bundan sonrası günümüzde söz konusu katedralde geçiyor. Katedraldeki kitapları arşivlemek üzere görevlendirilen Evan isimli kütüphaneci katedralde bulduğu eski bir parşömenden yola çıkarak katedralin altında bir hazine ya da kendisine büyük bir güç sağlayacak bir bilgi peşinde katedralin zemin katında araştırmalara başlıyor. Yanlışlıkla lanetin dışarı çıkmasını engelleyen mührü açıyor. Mühür açıldığında katedralin mimarı tarafından yapılan otomatik bir sistem ile katedralin bütün çıkışları kilitleniyor. Serbest kalan kötülük o esnada katedrali gezmekte olan bütün ziyaretçileri etkisi altına alıyor ve ölümler başlıyor.

Bir filmi izlemeden önce genelde o film hakkında olumlu ya da olumsuz bir önyargı ile otururuz ekran başına. Bunun daha önce çok sağlam bir filmini izlediğimiz yönetmen, çok sevdiğimiz bir oyuncu ya da çok sevdiğimiz bir türe ait olması gibi çok çeşitli sebepleri vardır. Bu film söz konusu olduğunda beklenti çıtamı bir hayli yüksekte tutmuştum ve bunun birden fazla sebebi vardı. En başta filmin yönetmeni Michele Soavi saygı duyduğum bir yönetmendir. Dario Argento, Lamberto Bava ve Terry Gilliam gibi usta yönetmenlerin filmlerinde çeşitli görevler alarak bu işi birinci elden öğrenmiştir. Filmin senaryosunu ise Dario Argento ve Michele Soavi beraber yazmışlar. Müzikler ise Philip Glass, Emerson, Lake and Palmer grubundan tanıdığımız Keith Emerson ile The Goblins tarafından yapılmış. Emerson ve The Goblins, Dario Argento filmlerine yaptıkları unutulmaz müzikler ile biliniyor. Özellikle Keith Emerson’un Inferno (1980) ve Claudio Simonetti önderliğindeki The Goblins’in Suspiria (1977) filmlerine yaptıkları müzikler senelerce unutulmayacak başyapıtlar. Bütün bu faktörlerin bir arada bulunması kalburüstü bir film izleyeceğim izlenimi uyandırmıştı bende. Nitekim film gayet başarılı ortaçağ sahneleri ile açılıyor. Hikâyesinin temelini sağlam bir kazığa bağlayan film gittikçe yükselen temposunu özellikle ilk bir saatlik dilimde koruyor. Son çeyreğe girildiğinde yer yer tempo sorunları baş gösteriyor. Hikâyedeki bazı gereksiz ayrıntılara odaklanılması bunun en etkili nedeni. Ama bu eksiklikler filmi izleme keyfini bozamıyor.

la-chiesa4-tile

Oyunculuklar gayet başarılı, özellikle katedralin başrahibi ve henüz 14 yaşındaki Asia Argento (Lotte) diğerlerinden bir adım daha öne çıkıyor. Müzikler için kötü bir şeyler söylemeye benim gücüm yetmez. Ölüm sahneleri korku filmi severleri memnun edecek kadar yaratıcı ve gore. Filmin atmosfer konusunda da hiçbir sıkıntısı yok. Soavi o konuda da gayet başarılı. Verilmek istenen kötülük hissi filmin tamamına sinmiş durumda. Ama bütün bunların dışında filmin en büyük silahı görselliği. Sinematografi ve yönetim açısından birbirinden yaratıcı ve heyecan verici sahneler ardı ardına geliyor. (Burada Lisa ile serbest kalan zebaninin seviştikleri sahneyi özel olarak anmak istiyorum.)

Sonuç itibariyle The Church İtalyan korku sinemasına aşina bünyeler için gerçekten keyifli bir deneyim olacaktır. Tempo ve hikâyedeki bazı aksaklıkları göz ardı etmek kaydıyla.

Öteki Sinema için yazan Murat Kızılca

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

7 Yorumlar

  1. Benim en sevdiğim filmlerden biridir. Bu değerli katkı için teşekkürler Murat

  2. Michele Soavi’nin ilk dönem filmlerinin hepsi özel ya. Deliria (1987), La Chiesa (1989), La Setta (1991) ve tabii ki başyapıtı Dellamorte Dellamore (1994).

  3. deliria benimde favori filmlerimden
    [img]http://img236.imageshack.us/img236/7076/stagefrightyf6.jpg[/img]

  4. Bu film ve Demons’ın afişlerinde dikkatimi çeken bir şey var. Yönetmenden ziyade Dario Argento’nun ismine dikkati çekmek istemişler. Demons’ta da Lamberto Bava altta ufacık yazıyordu.
    Tıpkı Hostel filmimsisinde eşek kadar Quentin Tarantino yazıp pire kadar Eli Roth yazması gibi. Satış stratejinizi sevsinler diyorum.

  5. bu filmleri bulmanın yolunuda gösterseniz çok sevineceğim
    selamlar

  6. Filmi az once izledim. Muhtesem bir ilk 20 dakika! Ve daha sonra da film boyunca kopuk kopuk harikulade dehset atmosferleri ve grand-guignol sahneleri!

    Ancak korku sinemasinin gelmis gecmis en buyuk birkac filminden biri olacak potansiyele sahip bu filmin rezalet oyunculuklar, rezalet diyaloglar.. ve hepsinden 3 gomlek daha rezalet bir seslendirme ile adeta sabote edilmis bir durumda olmasi cok uzucu.

  7. Murat Kızılca

    Aslında bu filmin en büyük problemi senaryosu. Proje, Lamberto Bava ve Dario Argento ile beraber Demons serisine ek bir film (Demons 3) yapmak maksadıyla başlıyor. Daha sonra Demons projesinden vazgeçiliyor ve Lamberto Bava projeden ayrılıyor. Argento senaryo üzerinde Soavi ile değişiklikler yapıp (sanırım) bu son haline getiriyorlar. Ama gel gör ki bu aşamaların filmin hangi noktasında gerçekleştiğini tam olarak bilmiyoruz. Çünkü bazı karakterlerin Bava tarafından yazıldığı bariz bir şekilde belli oluyor. Biraz ondan, biraz bundan olunca da çok talihsiz bir şekilde ıskalanan bir projeyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu haliyle bile sevmeme karşın dediğim gibi çok talihsiz bir şekilde ıskalanmış bir proje…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: