Livide (2011)

2011 yılı mahsulü Livide, Alexandre Bustillo ve Julien Maury tarafından yazılıp yönetilmiş olan Fransa yapımı bir film.

Not: Livide’i konusunu okumadan, hatta fragmanını izlemeden seyrederseniz çok daha fazla keyif alacağınızı düşünüyorum. O yüzden bu yazıyı filmi izlemeden önce okuyup okumamayı tamamen size bırakıyorum.

Öteki Sinema için yazan: Murat Kızılca

Lucie Klavel, stajyer hasta bakıcı olarak ilk iş gününe başlamak üzere otobüs durağında beklerken Catherine Wilson kir pas içindeki arabası ile onu almaya gelir. Gün boyunca ilgiye muhtaç yaşlı insanları ziyaret eden ikili, kimsesi olmayan yaşlılara ilaçlarını verip sağlık durumlarını kontrol ederler. Günün sonuna doğru şehrin bir hayli dışında, perili köşkleri andıran, devasa ama bir o kadar da bakımsız, büyük bir eve gelirler. Burada Mrs. Jessel adında çok yaşlı ve yatalak hasta bir kadın kalmaktadır. Ağzında bakla ıslanmayan, geveze Wilson’ın anlattığına göre zamanında çok ünlü bir bale öğretmeni olan Mrs. Jessel’ın tek yakını olan kızı da öldüğünden hiç kimsesi yoktur. Ayrıca evin bir yerlerinde sakladığı para ve mücevherlerden oluşan büyük bir hazinenin varlığından da bahseder.

Akşam olduğunda balıkçılık yapan sevgilisi William ile buluşan Lucie, ilk iş gününü anlatırken hazine dedikodusundan bahsetmeyi de ihmal etmez. William, eve gidip hazineyi bulmayı teklif eder. Lucie isteksizce de olsa teklifi kabul eder. Yanlarına William’ın annesinin barında garsonluk yapan arkadaşları Ben’i de alarak eve doğru yola çıkarlar. Açık buldukları bir pencereden içeri giren üç kafadar, tekinsiz evin loş katlarında, bundan sonraki hayatlarını değiştireceğine inandıkları hazineyi aramaya girişirler. Umutların gittikçe tükendiği bir anda doğaüstü olaylar vuku bulmaya başlar. Hazineden vazgeçen üçlü, ‘ne’ olduğunu anlayamadıkları rakipleri ile canlarını kurtarmak pahasına umutsuz bir mücadeleye girerler.

À l’intérieur (Inside, 2009) ile kariyerlerine görkemli bir başlangıç yapan Alexandre Bustillo ve Julien Maury bir sonraki işleri olan Livide’de de tekrar beraber çalışmışlar. Ama bu sefer karşımızda ilkine oranla bambaşka bir film var. Zaten ikili verdikleri röportajlarda bu durumun altını ısrarla çizmişler: “Livide’i bir ‘peri masalı’ olarak isimlendirebiliriz. Eski Hammer ve diğer klasik tür filmlerine saygı duruşu da denebilir. Ayrıca seyircinin À l’intérieur’da olduğu gibi ağır bir kan banyosu beklememesi gerekiyor.”

Livide, 31 Ekim (Halloween) sabahı başlayıp ertesi günün sabahına dek devam eden bir tam günün hikâyesini anlatıyor.

Oldukça ağır bir tempo ile başlayan Livide, ilk yarım saat boyunca karakterler üzerinde yoğunlaşarak Mrs. Jessel’in evinde kopacak karmaşık olaylar zincirine hazırlık yapıyor. Zaten üç gencin hazine bulmak umuduyla eve girdikleri ana kadar sıradan bir korku filmi izlenimi veren Livide, bundan sonra bambaşka yönlere sapıyor. Livide’in başarıyla uyguladığı en önemli yanlarından biri bu, senaryodaki ani yön değişimini hissettirmiyor bile. Seyirci, üç genç eve girdikten sonra ya macera peşinde koşan üçlünün sırayla katledildiği bir ‘slasher’ ya da lanetlenmiş bir köşkte geçen ‘perili ev’ filmi izleyecekmiş beklentisine sokuluyor. Ancak yönetmenlerin verdikleri röportajlarda da belirttikleri gibi ‘peri masalı’ tadında çok beklenmedik olaylar birbirini kovalıyor.

Fakat filmde hiç kanlı sahne yok zannetmeyin. Sonuçta À l’intérieur gibi kan banyosu kavramının sınırlarını zorlayan bir örnek ile karşılaştırma yapılıyor. Yoksa sınırlı sayıda da olsa gayet sağlam ‘gore’ sahneler mevcut.

Başkahramanımız Lucie Klavel’in gözleri birbirinden farklı renklerde. Wilson ile yaptığı konuşmada da belirtildiği üzere renk pigmentindeki bir hatadan kaynaklanan bu nadir durumun tıbbi ismi heterokromi. Gene aynı konuşmadan öğrendiğimize göre halk arasında iki farklı göz rengin varsa iki farklı ruhun olduğuna inanılırmış, ruhlar bir gözden girip diğerinden çıkarmış. Film boyunca bu durumdan bir daha bahsedilmese bile sonlara doğru gerçekleşen bir olayda bu muhabbetin neden yapıldığını daha iyi anlamak mümkün.

À l’intérieur’un çılgın intikamcısını canlandıran Béatrice Dalle’ın ismini Livide’in künyesinde de görüyoruz. Lucie’nin intihar etmiş annesini oynayan Dalle, çok fazla süre almıyor ve sadece Lucie’nin annesini hayal ettiği bir iki sahnede görünüyor, o kadar. Bu kadar kısa bir rol için yapılan Dalle seçimi, benim aklıma çılgın bir fikir getiriyor. Acaba À l’intérieur’un sonunda Dalle’ın, Alysson Paradis’in karnından sökerek aldığı bebek Lucie olabilir mi? Lucie rolündeki Chloé Coulloud’un, Alysson Paradis ile olan benzerliği bu savımı güçlendiriyor.

Sürprizbozan (spoiler) vermeden Livide ile ilgili bir takım önemli detaylardan bahsetmek mümkün değil. Ben yine de elimden geldiğince, üzerini örtmeye çalışarak birkaçından bahsetmek istiyorum. Her ihtimale karşı bu kısmı ‘spoiler’ ibaresi ile işaretliyorum. Dileyen filmi izlemeden önce okumasın.

***  Spoiler Başlangıç ***

Livide, birçok korku klasiğine yoğun göndermelerde bulunuyor. Ama en büyük pay şüphesiz ki Dario Argento’nun Suspiria’sına (1977) ait. Filmi daha iyi anlamak adına (eğer izlemediyseniz) Suspiria’yı ve hatta Inferno’yu (1980) muhakkak izlemelisiniz. Çünkü Livide’in büyük oranda Argento’nun yarattığı ‘üç anneler’ efsanesine dayandığını düşünüyorum. Hikâye belli noktalarda Suspiria ile paralellikler gösteriyor. Bunun yanında görsel olarak Suspiria ve Inferno’yu anımsatan birçok ihtişamlı kareye rast gelmek mümkün. Özellikle renk kullanımı açısından, eski İtalyan ve İngiliz korku filmlerini anımsatan Livide, tam bir göz ziyafeti.

Son olarak, filmin finali ile ilgili şüphesi olanların (eğer mümkünse) tekrar başa dönerek jenerik esnasındaki görüntülere bir daha göz atmalarını öneririm. Evet, çalıların arasına park etmiş arabadan geriye kalandan ve sahildeki cesetten bahsediyorum.

*** Spoiler Son ***

En doğru şekilde Dario Argento’nun Suspiria’sının yoğun etkisinde kalmış, canlı bir kâbus olarak nitelenebilecek Livide, rahat bir şekilde izlenebilen ama sonrasında geriye pek çok soru işareti bırakan bir yapım. ‘Ben üzerinde fazla düşünmeden film izlemeyi severim’, ‘her şeyin sonuca kavuşması, her sorunun yanıtının verilmesi şart’ diyorsanız, Livide hiç size göre değil. Yok, ‘ben film bittikten sonra üzerine tartışmaktan zevk alırım’ diyorsanız, Livide size bunun için günlerce yetecek cephane sağlayacaktır. Gerçi bazı soruların yanıtını bulmak pek mümkün gözükmüyor ya, neyse, o da bu kadar güzel bir kâbusun ufacık bir kusuru olsun.

Yazar hakkında: Murat Kızılca

1971 İstanbul doğumlu. Aylık online sinema dergisi CineDergi ve aylık kültür sanat dergisi kargamecmua için sinema yazıları kaleme alıyor. 2008 yılından beri katkı sağladığı Öteki Sinema’da bir yandan da editörlük görevini sürdürüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir