Lord of the Flies (1963)

Lord of the Flies posterİnsanoğlu doğası gereği kötülüğe yatkın bir türdür. Daima kendini düşünme dürtüsü, ‘ben’ kavramı ve gücü elinde tutma isteği, karşı tarafı önemsemeden hareket etmeye sebebiyet verir ve her insan bunu küçük ya da büyük olaylarla, kötülük eden ya da edilen olarak mutlaka yaşamıştır. En kötü ve vahşi olduğumuz dönemler çocukluk dönemlerimizdir. Lakap takmalar, ezmeler, aşağılamalar en çok çocukluk ve ergenlik dönemlerinde kendini gösterir. Kişi, büyüdükçe otokontrolünü sağlamayı öğrenir, davranışlarını, söylemlerini dizginlemeyi başarır ve böylece kötülüğü bastırmış olur. Bu biz büyüklerin tabiriyle olgunluktur.

Öteki Sinema için yazan: Nuri Şimşek

Nobel Edebiyat Ödülü sahibi İngiliz yazar William Golding’in 1954 yılında yazdığı Lord of the Flies, yazarın 2.Dünya Savaşı’nda gördüğü vahşilik ve barbarlıktan esinlenerek, insanın içinden gelen kötülüğü sorgulama amacı taşımaktadır. 1963 yılında Peter Brook tarafından, eserin özüne sadık kalınarak filme çekilen Sineklerin Tanrısı, kitabı okuyanların hissettiği duyguları seyirciye de hissettirebildiği için otoriteler tarafından başarılı bir uyarlama olarak kabul edilir.

2.Dünya Savaşı sonrasındaki yıllarda, dünya yeni bir nükleer savaşın içindedir. O günlerde, bir grup İngiliz öğrencinin içinde olduğu uçak denize düşer. Hiç bir yetişkinin hayatta kalmadığı bu kazada çocuklar da dağılırlar. Kendine gelenler etrafı keşfetmeye çalışırken, ilk olarak Ralph ve Piggy’i görürüz. Deniz kenarında ne yapabileceklerini düşünüp, birbirlerini tanımaya çalışırlarken büyük bir deniz kabuğu bulurlar. Ralph, deniz kabuğunun içine üfleyerek adanın diğer taraflarına dağılmış olan çocukların tek bir yerde toplanmasını sağlar. Bu sırada siyah cüppeler içinde farklı bir grup öğrenci de gayet düzenli bir şekilde diğer grubun yanına gelirler. Bunlar dini eğitim veren bir okulun koro grubudur. Bir araya gelen çocuklar işlerin daha iyi yürümesi, adadan kurtulmak, kurtulana kadar da adada sorun olmaması için lider seçmeye karar verirler. Ralph lider olmak istediğini söyler, ona itiraz eden tek kişi koro grubunun lideri Jack’tir. Oylama yapılır ve çoğunluğun oyunu alan Ralph adadaki çocukların lideri olur. Gemiler ve uçaklar tarafından farkedilmek için ateş yakma görevi Jack liderliğindeki koro grubuna verilir. Bu ekip ayrıca avlanmaktan da sorumludur.

Lord of the Flies orta

Başlangıçta herşey oldukça güzel şekilde ilerlerken zaman içinde gerginlikler başlar. Büyüklerin olmadığı ortamda Ralph’in otoritesini kabul etmeyen Jack ve arkadaşları ufak itaatsizliklere başlarlar. Bu sırada grup içinde yayılan adada canavar olduğu söylentisi de çocuklar içinde bir rahatsızlığa neden olur. Canavarı aramaya çıktıkları bir gün Jack adanın farklı bir tarafında kayalık bir bölgede kendine yeni bir yaşam alanı kurabileceğini anlar ve yandaşlarını da alarak Ralph’in ekibinden ayrılır. Avcılık yapıp domuz avlayan Jack ve ekibi, yakaladıkları domuzların başlarını keserek kazıklara geçirir ve canavara sunarlar. Daha çok küçük yaşta olmalarına rağmen kendi içlerinde din, tanrı ve kurban gibi kavramlar yaratmaya başlamaları oldukça ilginçtir. Bu sırada meyve toplayarak beslenen ve ateşin sönmemesine özen gösteren Ralph’in ekibi her geçen gün daha da küçülmeye başlar. Jack ve ekibi her geçen gün daha da vahşi olmakta, içlerinden gelen kötülüğü ortaya çıkartmaktadırlar. Yakaladıkları domuzu pişirmek içi ateşe, ateş içinde Piggy’nin gözlüğüne ihtiyaç duyan grup diğer gruba baskın düzenler ve gözlüğü çalarlar. Gözlüğü olmadan hiç bir şey göremeyen Piggy, Ralph’ten gidip gözlüğü almasını ister. Ralph, Piggy ve gruptan geriye kalan diğer iki kişi Jack’in kabilesine giderler. Gözlüğü geri vermeleri, ihtiyaç duydukları takdirde kendilerine ateş verebileceklerini söylerler fakat grup kötülüğe dönüş evrimini tamamlamıştır artık ve iyi olmak gibi bir niyetleri yoktur. Ralph’in ekibindeki diğer iki çocuğun yakalanıp bağlanmasını ister Jack. Bu sırada kayalıkların altında hiç birşey göremeden bekleyen Piggy’nin üstüne yukarıdan büyük bir kaya düşürürler ve Piggy’nin ölümüne sebep olurlar. Ralph için artık kaçmaktan başka seçenek yoktur. Kötülük hakimiyeti ele geçirmiştir ve Ralph’in kellesini istemektedir. Ralph kontrolünü kaybetmiş çocuklardan kaçarken, gücü bitmiş ve artık kendini bıraktığı sırada bir mucize olur ve kendilerini kurtarmak için gelen askerler belirir. O an çocuklar durur ve ne yaptıklarının farkına varır fakat olan olmuştur.

Lord of the Flies 1

Edebiyat ve sinema dünyasında insanın, içsel dürtüler şeklinde kendini gösteren kötüleşme süreci oldukça sık işlenen bir konudur. Bu konuda aklıma ilk gelen film Das Experiment. Orada da eline gardiyanlık gücü verilen karakterlerin, mahkumlara yaptıkları, bastırdığımız şeytani yanın gün yüzüne çıktığının farklı bir örneğiydi. Lord of the Flies’ı diğerlerinden ayıran farklı bir özelliği ise iyi ile kötüyü bize göstermesinden ziyade herkesin içindeki kötülüğe odaklanıyor olması. Filmin son bölümünde iyi olduğunu düşündüğümüz ve kötülerin elinden kurtulmasını istediğimiz Ralph’in, başlangıçta arkadaşının defalarca uyarmasına, rica etmesine rağmen diğer çocukların önünde ona Piggy diye seslenmesi ince fakat önemli bir detaydı. Yine Piggy’nin, canavar sanılarak öldürülen küçük çocuk için üzülen Ralph’e söylediği, “bu bi kazaydı, o da ses çıkartsaydı” tarzı söylemi kötülüğün sadece belirli bir gruba ait olmadığını gözler önüne seriyor. Filmin başında ilk toplanmayı başlayıp liderlerini seçtikten sonra işlere koyulurken bizler İngiliz’iz, medeniyetin en asil, en başarılı insanlarıyız dedikten sonra, kendilerini boyayıp, ilkel zaman kabileleri gibi vahşileşmeleri güzeldi. Sonuçta yaşanılan coğrafyadan ziyade, insan olmak kötü olmak için gayet geçerli bir sebep.

Çocuk oyunculardan kurulu bir ekibi, bu kadar güzel idare edip, istenileni bu kadar güzel elde edebilmek Peter Brook’un başarısı olsa gerek. Klasik iyi ile kötünün mücadelesini, çocukların dünyasından anlatan ve bunu yaparken de metaforlara, göndermelere yoğun ama sıkmadan yer verilen bir film Sineklerin Tanrısı. 1990 yılında çekilen ikinci uyarlama, Peter Brook’un başarısının malesef yanına yaklaşamıyor. Edebiyat uyarlamalarını seviyor ve hikayenin özünden uzaklaşmadan görsel şekilde algılamak istiyorsanız 1963 yapımı bu filmi izlemenizi tavsiye ediyorum. Siz siz olun, güce aldanıp kötüleşmeyin.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir