Macbeth (2006)

Geçtiğimiz birkaç hafta 21. Altın Koza Film Festivali koşuşturmasıyla geçerken çiçeği burnunda, aklı havada bir sinema yazarı olarak şahsım bambaşka işler peşindeydi. Takvimimde öncelik festival yönünde değildi ama ben de aynı diğer yazar arkadaşlar gibi bu tarihlerde yolculuktan yolculuğa koşturuyordum.

Öteki Sinema için yazan: Yigilante Kocagöz

Bu gezintilerimden en önemlisi (ve en zevklisi) de İstanbul-Ankara arası yaptığım otobüs yolculuğuydu. Türkiye’de otobüs yolculuklarını pek severim. Zorunlu yapılmıyorsa herkes yolculukları az çok sever tabii; insanlar bu süreçlerde kişisel aydınlanmalar, yeni heyecanlar yaşar, çok şanslılarsa ilginç dostluklar bile kurarlar. Benim bu yolculuklara bayılma sebebim ise başkadır, beş-altı saatlik otobüs seferinde ön koltuğa monte edilmiş akıllı ekranı deli gibi kurcalar, evdeyken hayatta açıp seyretmeyeceğim filmleri o arkaya yatırılabilir otobüs koltuğunda Türkçe dublajıyla seyretmeye koyulurum. Büyük oranda da bu seyirlerim bana ilginç şeyler keşfetme fırsatı tanır (Bakınız: Shark Night).  İşte bu seferki şanslı talihlim de 2006 yapımı Macbeth filmi oldu. Açıkçası iyi oldu mu bilemiyorum.

167epy12gl6we7ywWilliam Shakespeare’in allı şanlı Macbeth’i hakkında bir özet yazmayacağım. Macbeth’i önceden okumuş/ seyretmiş olanların zaten bu deneyimi unutmaları mümkün değil, kalanlar için de sürprizi bozmaya gerek yok. Peki yönetmen Geoffrey Wright’ın yeni dönem uyarlaması, İskoç Kralı’nın trajik hikayesini nasıl ve ne kadar başarılı ölçüde perdeye taşıyor? Öncelikle filmin afişi ya da fragmanından da anlayacağınız üzere Macbeth bir dönem filmi değil. Hikaye İskoçya’nın şatolarını terkedip günümüz metropollerini yerleşke ediniyor. Uğruna çok kanlar dökülecek olan İskoçya tahtı ise bu filmde bir mafya liderliği (Afişin gereksiz gotik havası sizi yanıltmasın, filmde vampirler bulunmamakta).

Zaman ve mekandaki değişim, hikayedeki en temel transpozisyon (aktarım). Bunun haricinde Macbeth 16. yüzyılda ne ise 2006 uyarlamasında da aynı, en azından işler bu çabayla yürütülmeye çalışılmış. Neredeyse tüm diyaloglar metnin orijinaline sadık tutulmuş. Diyaloglarda ağır bir Avustralya aksanı olduğu söyleniyor ama yukarıda da belirttiğim gibi ben dublajlı kopyaya denk geldim, bu konuda çok fikrim yok.

Macbeth’i bir mafya çatışması üzerinden okumak farklı bir yaklaşım, ancak bu tarz denemelerin artık çok orijinal sayılamayacağını kabul etmek gerek. Özellikle iş Shakespeare uyarlamalarına geldiğinde hikayeyi (metne dokunmadan) modernize etmek neredeyse bir zorunluluk olmuş durumda (1995 yapımı Richard III. Ve 1996 yapımı Romeo + Juliet akla ilk gelen meşhur örneklerden). İş böyle olunca doğal olarak Macbeth gibi bir projenin övgü toplamak için çok daha fazlasını yapması gerekiyor. Wright’ın filminde bunu görüyor muyuz? Bu soruya çok fazla olumlu cevap vermek ne yazık ki mümkün değil.

Machbeth001

Filmin başındaki mezarlık sahnesi ve meşhur üç cadının liseli gençler olarak tasvir edilmesi,  farklı ve bir Macbeth uyarlamasının hak ettiği ölçüde zeki hareketler barındıran nitelikli bir film seyredeceğimiz sinyalini veriyor. Ne var ki ilerleyen dakikalarda bu sinyal yavaş ama emin bir şekilde sönümlenip hiçliğe karışıyor. Bir tiyatro uyarlamasının belki de en mühim noktalarından biri olan oyunculuk da orta şeker olunca, bu Macbeth’i zihinlerde canlı tutacak hiçbir öğe kalmıyor. James Cameron’un Avatar’ı ile büyük üne kavuşan Sam Worthington’ın Macbeth’i canlandırması ne derece isabetli olmuş bilemiyorum. Worthington üzerine düşeni yapıyor ama bu kadar performansa dayalı bir rol için belki de kendisi en doğru seçim değil. Lady Macbeth rolündeki Victoria Hill’in de güzelliği harici çok akılda kalabileceğini söylemek zor.

Filmi, gözüme çarpan tüm renksizliğine rağmen sonuna kadar seyrettiğimi belirtmek isterim. Bunun bir sebebi başladığım filmi bitirmeyi ilke edinmemden, diğeri ise orijinal hikayedeki “Yürüyen Büyük Birnam Ormanı”nı filmin nasıl kotaracağını merak etmemdendi (Meraklılarına söyleyeyim, filmin bu bölümüne geldiğimizde öyle çok zeki bir sahneyle karşılaşmıyoruz). Bunun dışında 2006 yapımı Macbeth’i seyredilir kılan her şey orijinal hikayenin zaten muhteşem olmasından kaynaklanıyor.

Machbeth002

Son raddede, eğer iyi bir Macbeth uyarlaması seyretmek istiyorsanız, 2006 Macbeth’i o aradığınız uyarlama değil.  Eğer işin mutfağından biriyseniz ve bir Shakespeare eserini modernize etmek istiyor iseniz filmin size sunacağı bazı fikirler olabilir, onun dışında rutin seyirci için es geçilmesi kayıp olmayan bir yapımdan bahsediyoruz.  Tüm bunlara ek olarak, eğer filme otobüste denk gelirseniz bilin ki Wright’ın bu Macbeth uyarlamas tüm cinsellik içeren sahneleri makaslanmış bir şekilde Anadolu’da dolaşmakta.  Gerçi 2014 yılında bile “bayan yanı” bilet diye bir şeyin olduğu ülkemizde Macbeth’in otobüs gösterimi için sansürlenmesi  artık insanı şaşırtmıyor bile… Öpüşme sahnelerini kesmedikleri için şükran duymam gerekiyor sanırım.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir