Max’in Çılgın Dünyası

 

Mad Max ile tanışmamız özel televizyonların açılması ile olmuştur. Star TV zamanın kült serilerini ardı ardına verirken Mad Max’i de es geçmemiş güçlü bir dublaj kadrosu ile filmi görmemizi sağlamıştı. Şimdiye kadar seyrettiğimiz kahramanlardan çok farklıydı Mad Max. Biraz da Eastwood’un isimsiz kovboy’unun gelecekteki şeklini aldıran Max, fazla diyaloğa girmeden aksiyonu ile özellikle genç seyirciyi elde etmeyi başardı.

Dile kolay Mad Max üçlemesinin üzerinden, en son Mad Max Beyond Thunderdome’un 1985 yılında vizyona girdiğini düşünürsek tam 30 yıl geçmiş. Mad Max severler artık yeni bir seriden umudunu kesmiş başka yollara yönelmiş. Yeni jenerasyon Mad Max’in kim olduğunu bile unutmuş, böyle bir seriden haberi olan gençliğin sayısı yok denecek kadar az.

Ancak bu kadar olumsuzluğa rağmen uzun zamandır Mad Max 4 olarak bilinen proje hayata geçti. 2009 yılında temelleri atılan Fury Road başrollere Tom Hardy ve Charlize Theron, yönetmen koltuğuna ise eski serinin yönetmeni George Miller’ı koyunca heyecanlanmadık değil. Ancak aradan geçen zamanda o kadar çok aksaklık yaşandı ve Fury Road’ın gelişi o kadar uzadı ki projenin üzerinde bir lanet olduğunu düşünmeye başladık.

Ancak geçen ay çıkan trailer sonrası şüphelerimizin yersiz olduğunu gördük. 6 dakika boyunca kaçma kovalamaca sahnesi ile dolu olan trailer ile Mad Max’in yazın gişe canavarı filmlerinden çok farklı bir aksiyon bombası olacağı yolunda hislerimiz arttı.

Miller, Hardy’i seçme nedeni olarak ondaki hayvansal karizmayı gösteriyor. Miller “Aynı ışığı 21 yaşında Mad Max için seçtiğim Mel Gibson’da da gördüm” diyor. “Tom Hardy’nin kendine göre bir karizması var. Nasıl ki onlarca aktör James Bond’u oynadı ve hepsi kendinden bir şeyler kattı şimdi de Hardy, Gibson’dan koltuğu devralıyor ve yeni ama köklerine bağlı bir Mad Max yaratıyor.”

Tom Hardy hayatta başına bir kez gelebilecek bir fırsat olarak gördüğü Mad Max rolü için elinden gelen en yüksek performansı gösterdiğini belirtiyor. Charlize Theron ise hem rol arkadaşı Hardy’nin performansından hem de kendi çizdiği kadın karakter Furiosa’dan oldukça memnun.

Rolü için saçlarını kazıtan Theron yönetmen’den tam not almış. Theron “Mad Max’in dünyasında ölüm kalım mücadelesi verilirken cinsiyet geri planda kalıyor. Artık kadınlar şunu yapabilir gibi bir durum yok. Hayatta kalmak için elinizden geleni yapmak zorundasınız. Bence bu yönden Furiosa sinema seyircisinin daha önce hiç görmediği bir karakter oldu.” diyor ve ekliyor “Tom Hardy’nin yanında güçlü kadın imajı çizmek gerçekten zordu. Fiziksel güce dayalı sahnelerde sahici görünmek için çok uğraştım. Filme bakınca Amerikan futbolu oyuncusu gibi göründüğümü söyleyebilirim.”

Mad Max’den sonra aradığı başarıyı Happy Feet gibi bir animasyon serisinde bulan Miller’ı da aksiyon sinemasına döndüren Mad Max, yönetmen için de bir yeniden doğuşu müjdeliyor. Yönetmen filmin dili ile ilgili “Her filmde tehlikeli sahneler olur, ancak Fury Road’da tehlikesiz bir sahne dahi yok. Tüm film adrenalin üzerine kurulu, en sakin diyaloglar bile hızla giden bir aracın içinde gerçekleşiyor.” diyor.

İlk senaryonun 300 sayfalık bir çizgi roman olduğu ve hiç konuşma balonu içermediği düşünülürse aksiyonun ne kadar üst seviyede olacağını tahmin edebiliriz. Orijinal üçlemeden tanıdık olduğumuz çöller, ağır silahlarla donatılmış araçlar ve koşturmaca aynen yerini muhafaza ederken Miller’ın bir kaç sürprizi olduğunu da belirtmek gerekir.

“Geleneksel Distopya’lar gibi Mad Max her şeyi söylemek üzere kurulmuş bir film değil. Görselliği diyaloğun önünde tuttuğumuzu belirtmem gerekir.” Diyen Miller ekliyor “Karakterler zorunda olmadıkça konuşmuyor, görsellik ile konu anlatımına gittim bu yönden filmi bir operaya benzetiyorum.”

“Bu fantastik bir CGI yapımı değil. Mad Max kült olmasını gerçeklik hissine borçludur. Biz de bunu devam ettirmek için gerçek araçlar dururken CGI yapmak istemedik. Gerçek araçların patlayıp, yanmasını, kaza geçirmesinin görselliğini hiç bir teknoloji veremez. Bu yeşil perde önünde çekilmiş bir stüdyo filmi değil. Çekimler boyunca dışarıdaydık ve başımıza gelmeyen kalmadı.” diyor Miller.

Aradan uzun bir zaman geçince tabii ki ikinci ve üçüncü filmlerin de senaryoları hazırlanmış. Şimdiden yeni Mad Max furyasına hazır olmak lazım.

Şimdi kısaca ilk 3 filmi bir hatırlayalım;

7e015484b838ebb70fb88abade333385Mad Max (1979)

Benimle yaşıt olan ilk film Miller’ın da çıkışını sağlıyor. Mad Max’den önce doktorluk yapan Miller 350 bin USD yatırdığı düşük bütçeli bir filmin 100 milyon dolar gibi bir gişe yapacağını bekler miydi bilemeyiz. Bütçe getiri oranlamasında The Blair Witch Project (1999) ’e kadar bu rekorun kırılamadığını da belirtmek gerekir.

Mel Gibson okulundan daha yeni mezun olmuştur ve Miller onu ilk gördüğü anda rolün adamını bulduğunu anlar. “Gibson’a bakınca hem iyi, sevecen bir yan gördüm, hem de tehlikeli, tahmin edilemez bir yanı vardı.” diyor yönetmen. Yakın bir gelecekte geçen distopyada seyircinin alışık olmadığı çöl ortamlarında yaratılan kaçma kovalamaca sahneleri efsane olur. Mad Max’in intikam almaya çalıştığını ancak son dakikalarda öğrenebiliriz.

Mad Max 2 The Road Warrior (1981)

Seride favori filmim olan The Road Warrior, Mad Max’i kült yapan filmdir. Kahramanımız petrol arayan bir avuç kalmış insanlık ile onların kurmaya çalıştığı düzeni yıkmak için gelen savaşçı grup arasında kalır. George Miller’a göre Fury Road da Mad Max 2’nin izinden gidiyor.

Mad Max Beyond Thunderdome (1985)

Tina Turner’ı seriye ekleyen, serinin son filmi olan Beyond Thunderdome, Mad Max’in gücünü devam ettirir. “İki kişi girer, bir kişi çıkar” sloganı ile savaşçıların güreştiği ring bütün haşmeti ile hafızalarımıza kazınmıştır.

MAD-MAX-BEYOND-THUNDERDOME-DI-09 

Bu yaz Avengers: Age Of Ultron, Jurassic World ve Terminator: Genisys  gibi gişe canavarları ile boğuşacak olan Fury Road, benzerlerinden seksenlerden gelen kir, pas ve şiddeti ile ayrı duracağa benziyor. Bu hafta vizyona girecek filmi heyecanla bekliyoruz.

Yazar hakkında: Masis Üşenmez

1979 İstanbul doğumlu yazar ilk sinema deneyimini Superman ve Star Wars’la yaşayıp kendini çizgi roman ve bilim kurgu dünyasına atar. 2006 yılında "Öteki Sinema" kadrosuna katılır ve sitenin gelişiminde önemli rol üstlenir. Halen Öteki Sinema'da editörlük ve Cinedergi'de yazarlık yapmaktadır.

2 Yorumlar

  1. 2000’ler sonrası birçok devam ve yeniden çevrim filmleri benim için hayal kırıklığı olduğu için Mad Max Road Fury’nin seriyi nasıl devam ettireceği konusunda kaygım vardı. Ama bu gün izlediğim film için sıcağı sıcağına şunu diyebilirim: Mükemmel. Ayrıca film boyunca aksiyon öyle bir tavan yapmış ki, bittiğinde önceki filmleri zorla izlettiğim eşimle birlikte koltuğa yapışmış haldeydik. Film ve karakterleri hakkında yazacağınız yazıları merakla bekliyorum ve iyiki döndün Mad Max.

  2. uzun suredir bekledigim filme sonunda gittim ve tek nefeste bitti. Soluksuz izledim. bekledigime degdi. Hayatimin filmi diyebilirim. seride 3 u begenmemistim. Ama bu resmen ucmus futuristik bir film. Nasil 1979 da zamaninin cok ilerisinde bir dusunce sistemi oturttu ise o surreal kaarekter anlayisi ile bu film de bir o kadar zamaninin ilerisinde Bir yapim.devamini sabirsizlikla bekliyorun

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: