Mad Max: Fury Road Soundtrack

Mad Max: Fury Road, iki saatlik süresi içinde belki toplamda 10-15 dakikayı geçmeyen aksiyonsuz –ama asla durağan olmayan- sahneler dışında bütün halinde “hareket” barındırıyor. Yalnızca hızlı kurgulu takip ve çatışma görüntülerinde değil, ses tasarımında, sanat yönetiminde, görsel efektlerinde, kostümlerinde, makyajlarında bile aksiyon var. Müzik de bu aksiyondan eksik kalmıyor. Film yalnızca araçların motor gürültüleri, patlamalar, araçların parçalanması, ateşlenen silahların sesleriyle yetinse bile etkileyici olmayı başaracakken, neredeyse filmde boşluk bırakmayacak şekilde kullanılan müzikler bu etkiyi zirveye çıkarıyor.

Mad Max’i izleyip de herhalde Immortan Joe’nun savaş kafilesi arasındaki “mehter” aracıyla coşmayan kimse olmayacaktır. Görkemli davullar, borazanlar, sayısız dev hoparlörlerle yüklü ve alev fışkırtan bir elektrogitar barındıran bu araç, filmin bin bir farklı tasarımları içinde en öne çıkanlardan biri.

Tom Holkenborg’un (Junkie XL) 200’e yakın enstrüman kullanarak hazırladığı müzikler işte bu “Doof Wagon”dan yola çıkıyor. Filmin çoğunluğundaki müziğin görsel kaynağı, bu araç üzerinde dünya umurlarında değilmiş gibi çalan müzisyenler oluyor. Duyulan gürültülü ve coşku dolu rock operası, ölüp Valhalla’ya ulaşmak için can atan adamlar gibi, durmak bilmez aksiyon içinde kaybolmaya gönüllü seyircileri de coşturdukça coşturuyor.

Fury Road, müziğinin kaynağını bu şekilde kendi içinde barındırırken Tom Holkenborg bu kaynaktan yola çıkarak oluşturduğu temayı tüm filme yayıyor. Vurmalılar ve gitarlara, yaylılar, borazanlar ve sintizayzır ekliyor. Albümündeki ilk parça “Survive” az sonra izleyeceğimiz kıyameti haber veren üç vuruşla giriş yapıyor, devamındaki “Escape” ile aksiyon başlıyor, asıl “gürültü” ise Immortan Joe’nun Furiosa’yı takibiyle kopuyor. Doof Wagon, Max’in bir araç önünde kan torbası göreviyle asılı olduğu takipte duyulan “Blood Bag” ile göreve başlıyor. Savaş tamtamları “Buzzards Arrive”, “Spidey Cars”, “Storm is Coming” ve “The Rig” ile devam ediyor. Ölümün bir ödül olduğu, hayatın hemen hiçbir değer taşımadığı bu dünyada, Immortan Joe’nun müzisyenleri de ölüm ve yıkımı onlar için kutsuyorlar.

Furiosa’nın kaçırdığı Joe’nun eşlerinin ve Yeşil Bölge’den geriye kalmış Amazon kadınlarının dramlarının öne çıktığı sahnelerde duyulan “We Are Not Things” ve “Many Mothers”da ise yaylılardan oluşan duygusal bir tema, aksiyonlar arasında nefes aldırıyor. Toast’un elinde gördüğümüz müzik kutusunun basit tınısının, savaş tamtamları ve elektro gitarın baskın sesleri karşısındaki etkileyiciliği gibi, bu duygusal orkestral parçalar da vahşi savaş müzikleriyle boy ölçüşecek güçte.

Filmdeki en görkemli müzik ise “Brothers In Arms”. Filmi özetleyen bu parçada, adım adım yükselerek başlayan müzik, vurmalılara eşlik etmeye başlayan dramatik yaylıların müthiş etkisiyle epik bir düzeye çıkıyor. Dinlerken enerjiyle dolmamak imkansız.  

Takiple başlayan vurmalılar ve elektronik destekli müzik, takibin sona erdiği yere kadar devam ediyor. Takibin gidişatına aldırmadan, kendilerinden geçmişçesine müziklerini sürdüren Immortan Joe’nun müzisyenleri, “Chapter Doof” ile aynı Titanik müzisyenleri gibi “gemi” Max tarafından batırılıncaya kadar çalmaya devam ediyorlar. Filmdeki son müzikler “My Name Is Max” ve “Let Them Up”, film boyunca gümbür gümbür baslarla ısınan hoparlörleri yavaş yavaş soğutuyor ve filmle koşut şekilde, aksiyon aşımı yaşamış bünyeleri kendine getiriyor.

Tom Holkenborg’un üzerinde 18 ay boyunca çalıştığı, yaylılar ve nefesli çalgılar dışındaki tüm enstrümanları kendi çalarak kaydettiği Mad Max: Fury Road, meraklıları için -özellikle deluxe versiyonu- görkemli tınılarıyla dinlemeye doyulmayan müzikler içeriyor.

Yazar hakkında: Murat Kirisci

1979 yılında Aydın’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Radyo-TV Bölümünü birincilikle bitirdikten sonra Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sinema-TV bölümünden 2008 yılında mezun oldu. 2000 yılında ilk kısa filmi olan “Bebek”le Altın Portakal Jüri Ödülü ve Seyirci Ödüllerini kazandı. 2006’da ilk 3D animasyon filmi olan “Gazap”, IAF İstanbul Uluslararası Animasyon Festivali Jüri Ödülü ve Yıldız Kısa Film Festivali En İyi Animasyon Film ödüllerini aldı. Senaryo ve yönetmenlik çalışmalarının yanında 2013’ten beri Öteki Sinema’da sinema üzerine yazılar yazıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir