Metehan Şereflioğlu: ‘Net bir ahlakçı tavır hoşuma gitmiyor.’

İyi bir Aziz Nesin uyarlaması olan Mucize Aynalar’dan sonra, senaryosunu yazıp yönettiği 7 Santimetre isimli kısa filmi, 69. Cannes Film Festivali Short Film Corner’a seçilen Metehan Şereflioğlu ile söyleştik.

Öteki Sinema için söyleşen: Sidar Serdar Karakaş

  • Aziz Nesin hikayesini filmleştirme fikri nereden çıktı?

Beş altı sene önce daha okulu kazanmamıştım. Duru Tiyatro’da oturuyordum, oyuncu bir abim hikayeyi okumamı istedi. Okudum, fikir çok hoşuma gitti. Sonra aynı kitaptaki diğer hikayeleri de okudum ama Mucize Aynalar beni daha çok etkiledi. Uzun bir süre nasıl çekerim diye peşine düştüm. Yapamadım. O zamanlar çok zor geldi, tecrübesizdim. Okulun son senesinde yapabildim.

  • Peki Mucize Aynalar’ı kafandaki gibi çekebildin mi, dönem filmi olduğu için tasarımı zor bir iş olsa gerek?

Mucize Aynalar’ı on sekiz saatte çekmek zorunda kaldım. Filmde yapmak isteyip de yapamadığım şeyler var. Dönem filmi olduğu için bütün sanat antikacıdan kiralandı ve sabahına geri götürülecekti. Doğal olarak aceleye gelen bir set süreci oldu. Ekip olarak altından iyi kalktık ama gönül isterdi ki üç dört günde çekeyim. O zaman kafamdaki gibi olurdu. Yine de keyifli film oldu. Sevdiğim bir iş.

Metehan Şereflioğlu söyleşi (2)

  • Filmlerine baktığımızda yüksek bütçeli görünüyor ve bildiğim kadarıyla Kültür Bakanlığı’dan destek de almıyorsun?

Evet, bugüne kadar Kültür Bakanlığı’ndan hiç destek almadım. Filmlerimi kendim finanse ediyorum. Mucize Aynalar’ı çok komik bir rakama çektik. Sanırım 4.000 liraydı bütçemiz. Dönem filmi olması büyük problem yarattı ama neredeyse her şeyi bedavaya getirdik. Ekip olarak iyi çalıştık. Bu da filmi çok zengin gösterdi. 7 Santimetre için aynı şeyleri söyleyemem. Elimde avucumda ne varsa sattım. Ona rağmen yetmedi. Sağolsun, İzmir Konak Belediye Başkanı Sema Pekdaş ve 1000 Volt yardımıma yetişti. 7 Santimetre beni yıprattı diyebilirim.

  • Yerel yönetimlerin sinema desteklerini çok önemli buluyorum. İzmir Konak Belediyesi filme ne gibi desteklerde bulundu?

Bu tarz desteklerin yapılması gerekiyor. En azından kısa film çeken yönetmenler için muazzam bir imkan sağlanıyor. Malum biliyorsun ki Türkiye’de kısa film çekmek yani finanse etmek inanılmaz zor. Konak Belediyesi filmimize birçok konuda imkan sağladı. İzin, ulaşım ve yemek sorunlarının altından kalkamayacak duruma gelmiştim. Belki tuhaf gelebilir ama setin son iki günü yardımcı oyuncularla birlikte 90 kişiydik.

Metehan Şereflioğlu söyleşi (4)

  • 7 Santimetrenin hikayesi nereden çıktı?

Doğma, büyüme Kadıköylüyüm. Ailesel durumlardan dolayı 2 sene kadar Ümraniye’de yaşadık. Kadıköy-Ümraniye bence iki farklı kutup, birbiriyle alakası olmayan iki zihniyet… Orada farklı arkadaş ortamlarım oldu. Gördüklerimi, duyduklarımı, yaşadıklarımı bu filmde anlatmaya çalıştım. Kimilerine abartılı gelebiliyor, kimileri bu zamanda böyle şeyler kaldı mı, gerçekçi ol diyorlar. Şunu söyleyebilirim ki her şey ama her şey gerçek. 7 Santimetre’yi, Mucize Aynalar’ı çekmeden önce yazıyordum. Aceleye gelmesini istemedim çünkü senaryo konusunda biraz maymun iştahlıyım. Hazır bir senaryodan ansızın vazgeçebilirim. Sıkılmadan yavaş yavaş ilerledim hatta senaryoyu Malatya Film Festivali’ndeyken tamamladım. İzmir’e dönünce de çalışmalara başladık.

  • Mucize Aynalar’da devlet sistemindeki çarpıklık, 7 Santimetre’de dinin birey üzerindeki negatif etkileri gibi tespitler var. Bu tespitleri yaparken ahlakçı bir tavır sergilemiyorsun. Durum böyledir, bana göre şöyle çözülür gibi laflar etmiyorsun.

Net bir ahlakçı tavır hoşuma gitmiyor. Sorunu göstermek ve izleyiciye küçük ipuçları vermek film üzerine daha detaylı düşünmeye itiyor diye düşünüyorum. Özellikle 7 Santimetre’de bunun için çok çabaladım.

  • Mucize Aynalar’da kalabalık bir oyuncu kadrosuyla çalışıyorsun, 7 Santimetre’de tek bir karakter üzerine yoğunlaşmışsın. İki filmde de oyunculardan yüksek performans alıyorsun. Oyuncularla prova yapıyor musun, nasıl hazırlanıyorsun role onları?

Evet, iki film arasında cast sayısı olarak büyük fark var. Bunun özel bir nedeni yok. Öyle hikayeler denk geldi. Kesinlikle prova alarak çalışıyoruz. Bana göre zaten bir filmin en önemli ve zor kısmı ön hazırlıktır. Çekim aşaması en kolayı diyebilirim. Ön hazırlık sürecinde defalarca prova alıyoruz. Hatta imkanımız varsa karakterlere referans olabilecek filmleri beraber izliyoruz ya da ben söylüyorum kendileri izliyor sonra üzerine konuşuyoruz. Bunu 7 Santimetre’de daha disiplinli yapabildik. Oyunculuk inanılmaz zor ve stresli bir meslek… Her filmimde onlardan çok şey öğreniyorum.

Metehan Şereflioğlu söyleşi (1)

  • Festivallerin ve ödüllerin kısa filmcilere katkısı hakkında ne düşünüyorsun, yeterli destek veriliyor mu?

Festivaller candır! Türkiye’de bir kısa film kanalı veya kısa filmleri gösterime sokabilecek sinema salonu yok. Çektiğimiz filmleri insanlara nasıl ulaştıracağız? Sadece internet üzerinden bu iş olmaz. Bilgisayardan, telefondan film izlemek hiç sağlıklı değil. Oturup filmleri tartışabileceğimiz bir ortam olmalı. Bu yüzden festivaller olmazsa olmazdır. Tabii ödüller de bizim bir sonraki filmimizi çekebilmemiz için kaynak oluşturuyor. Kimi festivaller ciddi ödüller veriyor, kimileri hiç vermiyor. Ödül vermeyen festivalleri de anlayabiliyorum bazen, zor şartlarda düzenleniyor ama bazılarını asla anlayamayacağım. O kadar saçma şeyler oluyor ki atıyorum, abartayım da anlaşılmasın, gösteriş olsun diye ödül gecesine Chicago’dan jazz grubu, Afrika’dan fil getirtiyorlar ama kısa filmcilere ne bir gösterim ücreti, ne de ödül var. Saçmalık. Her festival, kısa filmlere iyi kötü bir gösterim ücreti öderse yönetmenler bir sonraki filmi için kaynak yaratabilir.

  • Kısa filmlerde genelde DSLR kameralar kullanılıyor. 7 Santimetre’nin kalitesi DSLR cihazların üstünde görünüyor. Filmin teknik detaylarından bahseder misin biraz?

Evet, tam bir kamera manyağıyım. Nerede hangi kamera çıkmış araştırıp test videolarını izlerim. Türkiye’ye gelen kameraları da fırsat buldukça gider test ederim. Bence DSLR makinalar kısa filmciler için devrim yaptı. Hatta Canon 5D Mark II’yi sinema müzelerine koymalılar. Durum böyle olunca diğer markalar da kendini hızla geliştirdi ve inanılmaz bir rekabet ortamı oluştu ama DSLR makinalar artık beni tatmin etmiyor. 7 Santimetre’yi Sony FS7’yle çektik. 4K çalıştık. Harika bir kamera! Tabii iş kamerayla bitmiyor. Işık, sanat, atmosfer vs. en önemlisi de post aşaması, o noktada da çok şanslıydım, 1000 Volt gibi profesyonel bir şirketle çalıştım. Onların da katkısı büyük.

  • Yeni projelerin var mı?

İlk uzun metrajıma hazırlanıyorum. Bir de yakın zamanda çekeceğim klipler var.

  • Genellikle kısadan uzuna geçince bir daha kısa film çekmiyor yönetmenler. Senin bu konuda düşüncelerin neler?

Şimdi ne söylesem yalan olur. Genelde “Kısa filmi bırakmayı düşünmüyorum. Çekmeye devam edeceğim.” denir. Sonra bir daha asla kısa film çekmez. Hayat şartları önemli bir faktör. İlk uzun metrajımı çektikten sonra yoğunluğum, çalışma şartlarım nasıl olur bilmiyorum ama kısa film bence çok farklı, zor ve etkileyici bir tür. Tasarladığım iki konu var. Ne zaman çekerim bilmiyorum, çok da hevesliyim. O zaman bir sorumluluk altına girip şimdi burada sana “Kısa film çekmeyi bırakmayacağım.” diyeyim de ilerleyen zamanlarda aksi bir durum olursa bana bu söylediğimi hatırlatırsın.

**-**

Türkiye’de yönetmenler genellikle, kısa film çektikten sonra uzuna geçip bir daha kısa film yapmıyor. Yönetmenlerimizin ustalık dönemlerinde de kısa film yapmaları, kısa filmin gelişimi açısından çok önemli. Tan Tolga Demirci, Can Evrenol, Emin Alper, Tolga Karaçelik gibi kısadan uzuna geçmiş yönetmenlerden kısa filmler bekliyoruz.

Metehan Şereflioğlu kimdir?

1991 yılında İstanbul’da doğdu. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Film Tasarımı Bölümü öğrencisi. Birçok televizyon dizisinde yönetmen asistanı olarak çalıştı. Bugüne kadar yönetmenliğini yaptığı dört kısa film var.

Mucize Aynalar filmiyle ilgili yazım

http://www.otekisinema.com/kisa-film-mucize-aynalar/

Yazar hakkında: Sidar Serdar Karakaş

Çok küçükken kiralık VHS’lerden dayısıyla birlikte zombi filmleri izledi. Zombilerden çok korktu. Büyüyünce o filmleri George A. Romero’nun yaptığını öğrendi. Üstada hayran oldu. Sinema öğrencisiyken Andrzej Zulawksi filmlerini keşfetti. Zulawksi filmleri ona her zaman güç verdi. En zor anlarında kurtarıcı filmi Possession (1981) oldu. 2006 yılında Öteki Sinema’yı düzenli okumaya başladı. Korku filmlerini ve B Filmleri burada sevdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir