Metempsyco / Tomb of Torture (1963)

Yirmi küsur yıl önce kaybolan Kontes Irene’in (Annie Alberti) yaşamış olduğu şatonun etrafında iki kız ölü olarak bulunur. Aynı zamanda Kontes’e çok benzeyen Anna (Annie Alberti) psikiyatrist babası ile kasabaya gelirler. Baba-kızın kasabaya gelme nedeni olan Anna’nın kabusları sır perdesini çözecektir.

Öteki Sinema için yazan Anıl Seçkin (Quattromosche)

metempsyco-dvd-coverGotik filmleri sever misiniz? Ben bayılırım. Ama bahsettiğim deri kıyafetli siyah göz makyajlı Tim Burton sonrası endüstriyel-gotikler değil. Çok daha eski, Bava’nın, Freda’nın, Corman’ın vs. yaptıkları. Bu konuda yaşımla (35) açıklanamayacak kadar seçiciyim (ya da… tutucu?!) herhalde. Karşımızda da tam bu tipte bir film var: Merak cezbeden ismiyle Metempsyco… Ya da daha çok bilinen* adıyla Tomb Of Torture… Ve dönem gotiğinin her öğesine sahip: Ürkütücü, kocaman bir şato, işkence odası, döneme yaraşır kıyafetler, uykuda gezinmeler, karanlık geçmiş, örümcek ağları, hayaletler, duvarlarda resimler, mezarlar ve gölgeler… Sanırım siyah-beyazda en çok keyfi çıkarılabilecekler şatonun kendisi ve gölgeler olsa gerek. Bununla beraber, her ne kadar uğraşıp hakkında yazı da yazmış olsam çok da tavsiye edebileceğim bir film değil kendisi**. Tür meraklısı olarak oyunculuğu veya eften püften hikayeyi es geçebilirim. Ama filmin bir ton tutturamama sorunu var. Tür konusunda bir tutuculuğum yok. Karma türlere her zaman kapım… pardon gözüm açık. Ama korku-gizem yolu izlerken ani çıkan komik tonlar (ki bana sevimli bile geldi), ani çıkan romantizm çok da filme oturmuyor. Bir film ikinci, üçüncü, dördüncü sınıf olsa da bu anlatım zorluğu yaratmasa gerek. (Tabii H.G. Lewis gibi “kötü çocukları” bu kapsamın dışında tutuyorum.) Bu yüzden de, ta baştan sonu belli olan entrikayı izlemek için pek sebebimiz olmuyor. (Zamanında eziyet çekmişlere not: Bu giriş cümlelerinde, yarı-ironik bir şekilde, Atilla Dorsay’ın Beyaz Perdede Kırmızı Filmler’deki tarzını kullandığımı itiraf etmeliyim.)

metempsyco-poster-iPeki, filmin hiç mi olumlu bir tarafı yok. Var tabii. Yönetmen Antonio Boccaci bu ilk ve tek filminde bana çok ilgi çekici gelen beş dakikalık bir giriş yapmış. (Özellikle kameranın yaklaştığı kurukafa…) Hatta izlerken aklıma o eski korku filmi fragmanı toplamalarında bulunan korku şovlarından (herkese bir vücut parçası dağıtılacak, kurtadamlar, vampirler seyirciler arasında dolaşacak gibi…) birini izleyecekmişim gibi geldi. Özellikle ilk yarıdaki cinayet sahnelerinde, mantık hatalarını başınızdan savıp kendinizi kaptırabilirseniz, sağlam bir atmosfer var. Moog’lu müziğine ise filmden daha çok sevdiğimi söylemeliyim. Bu haliyle küçük yaşlarımda, veya filmin yapıldığı zamanlarda izlemiş olsaydım beni kesinlikle etkileyen bir film olurdu.

Sonuçta türe giriş için kesinlikle tercih edilmesi gereken bir ilk film değil. Ama yağmurlu günde yalnız başınıza en azından keyifli bir onbeş dakika geçirebilirsiniz. Arkadaşlarınızla dalga geçmek isterseniz aynı garantiyi vermiyorum.

* Örneğin bir Avrupa filmini asıl isminden çok Amerika’daki gösterim/basım adıyla bilmemiz ayrı bir tartışma konusu. Ama belki buna da şükür. Japonya hayranlığımız olsaydı Profondo Rosso’yu Suspiria 2 diye bilecektik.

** O kadar film dururken bu filmi yazma nedenim, aynı gün içerisinde izlediğim Eyes Of A Stranger (1981) idi. Film elime geçtiğinde çocukluk günlerine döneceğimin sabırsızlığıyla hemen ekran başına geçtim. Geçmez olaydım demeyeceğim ama olmasaydı sanki daha iyi olurdu. Ne film benim hatırladığım kadar gerilimli, ne de Lauren Tewes benim sandığım kadar sevimliydi. Film aslında düşündüğümden daha sömürü havasında (ki bunu olumsuz anlamda söylemiyorum), o kesin. Bir de Jennifer Jason Leigh’in yeteneği o yaşlarda da varmış. Aslında, film o kadar kötü değil. Hatta çoğumuzun ilgisini Metempsyco’dan daha çok ilgisini çeker. Yalnızca ben Lauren Tewes’in “oynamayışına” kafayı taktım. Geçmişe dönüş operasyonunda sırada Razorback (1984) var. Umarım onu tutturabilirim.

http://www.granadamovieposters.com/photos/tombtortureREplace.jpeg

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

4 Yorumlar

  1. yazı için teşekkürler anıl :) izlicem filmi

  2. Selam Anil, cok guzel bir yaziyla baslamissin, otekisinema’ya hosgeldin. Hemen bulup izlicem bunu!

  3. Can, bu aslında Anıl’ın 2. yazısı
    ilk yazısı burada: http://www.otekisinema.com/?p=2276

  4. İlginiz için teşekkür ederim. Olur da izlerseniz yorumlarınızı merak ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: