Metin Demirhan

Öldüğüne o zaman inanmamıştım ve hâlâ inanmak istemiyorum. Bu kadar neşesi ve projesi olan bir insanın böyle aniden çekip gitmesini kabullenmek zor… Öteki Sinema Blog’a her post attığımda mail kutuma hâlâ ondan gelmiş bir “Olmamış bu yazı, iyi başlamışsın ama sonunu getirememişsin!” azarı gelmiş mi diye bakıyorum. Onun verdiği ilhamla ve ona verdiğim sözle “fantastiğin sineması”nı ısrarla yazmaya devam ediyorum. Bana en bıkmış anımda verdiği güç ve samimi destek için binlerce teşekkür. Huzur içinde yatsın…

Ama vefatından hemen sonra ve hâlâ kızdığım bir şey vardı ve hâlâ da bunu düşündükçe boğazım düğümlenip yumruklarım sıkılıyor. Metin ağabey hastaneye yattığında sosyal güvenceden yoksun oluşu ve bizim bloglarda çırpınarak yardım arayışımız isyanın ilk halkası idi. Memleketin fikir ve kültürüne bu kadar emek vermiş, “Fantastik Türk Sineması”, “Erotik Türk Sineması” gibi Kabalcı’nın en çok satan kitaplarına imza atmış bir kalem neden böyle bir destekten yoksun kalırdı? Mercedes’le gezenlerin bile yeşil kartının olduğu memlekette sanatçıya verilen önem bu kadarmış, diye sitem ettik yazılarımızda… Oyunun ikinci perdesi ise Metin ağabey öldükten sonra oynanmaya başladı. TV programlarını parsellemiş, festival gediklisi, onlardan başka hiç kimsenin sinemayı bilmediğini sanan züppe eleştirmen takımımız. Antalya Film Festivali kokteyllerinde içtiklerinden daha ayılamamış olsa gerek ki tek bir kelam bile etmediler. Metin ağabeyin desteklediği birkaç blog, Hayal Saati gibi alternatif siteler… Ulusal basında vefa gösteren tek isim Yeni Şafak’ta yazan muhafazakârlığı yüzünden çoktan aforoz edilmiş Ali Murat Güven oldu. Çok güzel bir veda yazısı ile uğurladı Metin ağabeyi ve her daim yazılarında andı. Diğerleri hiçbir şey olmamış gibi “tabii ki de bu filmi hiç beğenmedik!” tadında her şeyin içinden kendi egolarını fışkırtmaya ve elitlerinin cilasını parlatmaya devam ettiler.

Metin Demirhan’ı ölümünün ilk yılında özlem, sevgi ve rahmetle anıyorum. ‘Öteki Sinema’ onun verdiği el ile yürümeye devam edecek ve başkalarının sevmediği “dandik” filmleri yazmaya devam edecek… Metin’e son sözüm; cennettekileri ayartıp bitirsene şu “Baltam Gelecek Kellen Gidecek”i be ağabey!

Öteki Sinema adına, Murat Tolga Şen

Yazar hakkında: Murat Tolga Şen

Çocukluğu Samsun'da eniştesinin müdürü olduğu sinemada film izleyerek, film parçalarına oyuncak merceğinde bakarak geçti. 2005 yılının sonunda "Öteki Sinema" yı kurdu. Beyazperde, Cinedergi ve Medyaradar'da yazıyor. Motor, yelken ve fotoğraf tutkunu... Film izlemeyi ve filmler hakkında yazmayı herşeyden daha çok seviyor.

4 Yorumlar

  1. vefatından önceki son birkaç ayda bol bol muhabbet etme fırsatı bulmuştum kendisini. “geç bulup erken kaybetme” hesabı. şaka gibi gelmişti gidişi aramızdan, hala daha şaka gibi.

    keşke birileri el atıp “baltam gelecek kellen gidecek”i tamamlayabilse.

  2. Atilgan Kult Shop hayatimdaki donum noktalarindan biridir. Atilgan ve Metin Demirhan’la tanismam 18 yasinda olmustur. Simdi keske daha erken olsaymis diyorum kendi kendime. O yasima kadar sinema dagarcigimi besleyen kaynaklar, kucukken evimizin yanindaki VHSci, sinemalarimzda oynayan cesitli filmer, TRT, sonra STAR, daha sonra da Cine5 olmustu.

    Ancak Atilgan Kult Shop’a gittikten sonra sinema zevkimde ve asil onemlisi hayal dunyamda koklu degisiklikler oldu. Tabi buradan beni Atilgan Kult Shop’la ve Metin Demrihan’la tanistiran dostum Yigit Unan’a da bir kere daha tesekkur ediyorum.

    Japon anime klasikleri, Cronenberg, Zulawski, Takashi Miike, Walerian Borowczyk, Lucio Fulci, Dario Argento, Eraserhead, Braindead, Zulawski ve 80’lerin Italyan vahset ve yamyam filmleri… alt kultur ve sanat sinemasina gozlerimi acan yerdir Atilgan.

    Evet, bugun hayatima damgasini vurmus olan bu yeni denizlere yolculugum Atilgan’da basladi. B-movie ne demek orda ogrendim. Fanzin ne demek orda ogrendim. O gune kadar dalga gectigim 70’ler ve 80’lerin Turk Fantastik sinemasinin aslinda nasil bir deger oldugu orada ogrendim.

    Zamaninda epey buyulenmis olmakla beraber Metin Demirhan’a hicbir zaman hakettigi saygiyla bakmadigimi hatirliyorum. Ancak bugun bu anlattiklarimin degerini anliyorum. Yani 18 yasinda Atilgan’a gidip Metin abiyi ilk gordugumde, acikcasi olayi kavrayamamistim diyebilirim. Ucuz bir dukkan, icerde birsuru korsan VCD, sararmis posterler, fotokopi makinasindan cikmis kucuk dergiler… (O posterler en cok hosuma giden seyler olmustu. Geri kalanina biraz kucumsemeyle bakiyordum hep). Metin Demirhan masasinda daginik saclariyla otururdu. Ne para kazanma hirsi ne de o dukkani daha guzel yerlere tasima hirsi olmadigi o sehla goslerinden okunuyordu. Yanimizda kizarkadaslarimizla dukkana geldigimiz zaman, bizi ikinci plana atip, kizlara ozel bir ilgi gosterirdi. O zamanlar ne Fantastik Turk Sinemasi uzerine kitap yazdigini, ne karikaturist oldugunu bimiyordum. Dukkanini soyan bir hirsizin robot resmini pat diye 2 dakikada cizdigini ise hic bilmiyordum!

    Daha gecen sene arkadasim Mehmet Kosemen’in evinde 2 tane VHS kaset gordum. Cuneyt Arkin’in ‘Olum Savascisi’ ve su an adini hatirayamadigim, nerdeyse yuzde 50’si ayni goruntulerle olusturulmus o diger Ninjali Cuneyt Arkin filmi. Kapaklarini Metin Demirhan kendi elleriyle boyamis, birer ninja cizmis. Ayni filmdeki gibi pala kiliclari var falan. O ucuz ama fantastik havayi aynen vermis. Kasetlerin arkasina da birkac cumleyle bu filmlerin kult degerlerini cok guzel aciklamis. Hayran oldum!

    Zamaninda kapagina bakip da ‘bu ne bicim film boyle ya’ diye icimden gecirdigim filmleri bana dakikalarca anlatarak satmaya calisirdi Metin abi. Beni acaba kaziklamaya mi calisyor, elinde kalmis bu kimsenin izlemek istemeyecegi filmleri bana kakalamaya mi calisyor diye dusundugumu hatirliyorum.

    Birgun 4 tane film sectim ve kasaya geldim. Metin abi yanindaki yasli bir arkadasiyla ufak eski bir televizyonda acayip bir film izliyodu yine. Uzun uzun o filmi izledigimi hatirliyorum. Metin abi de donup benimle ilgilenmedi. O filmi beraber bi 15-20 dakika seyrettik herhalde. Neden sonra Metin abiye filmleri ve kredi kartimi uzattigimda “olm underground’da kredi karti gecer mi lan!” diye beni azarlar tonda bir laf edip, ardindan da basmisti kahkahayi. Sanirim o dukkanin degerini o an biraz anlamaya baslamistim.

    Yillar gecti Atilgan, once yan taraftaki is haninda, yerin altinda iyice kohne biryere tasindi, ardindan da Metin abi’yi hic gormez oldum, birkac yil sonra da aci bir supriz, olum haberini aldim.

    Gecen sene Londra’da Turk Korku Sinemasi uzerine Master tezimi yazarken, Metin Demrihan’a tesekkur ederek basladim yazima. Yine gecen sene Avrupa’nin cesitli sehirlerinde korku filmi festivallerinde, cektigim kisa korku filmi SANDIK ile dolasirken aklimin bir kenarinda hep Metin abiye tesekkur ediyordum. Elimde SANDIK’in bir dvd’si ile Atilgan’a girip, onu Metin abiyle beraber izledigimizi hayal ediyorum. Bana ufak tefek bir iki ovgu dolu soz ettigini, filmdeki hatalarla dalga gectigini ve bir sonraki projem icin bana yardimci olmak istedigini dusunuyorum. Zamaninda onu bu kadar az tanidigim icin uzuluyorum desem yeridir. Ilerde Turk sinemasina cok sert ve ciddi bir korku filmi kazandirirsam, bunu kesinlikle Metin abi’ye izletecekmiscesine yapacagimi biliyorum.

    Belki de hakikaten izler bi sekilde, belli olmaz.

    Saygilar,
    Can Evrenol

  3. hala şok halindeyim..senin gidişinden bu kadar geç haberim olduğu için ve bu kadar zamansız olduğu için..15 yıl oldu sanırım 15 yıl arkadaşlığımızda.şaşılacak şey… nasıl olurda bu kadar yakınken birbirimize buaralardan gittiğinden haberim bile olmaz..
    keşke diyorum o son kavgayı hiç yapmasaydık keşke yanında olabilseydim yada attığım adımlarımda pişman olucağımı gördünde uyarılarını dikkate alsaydım..ve bir televizyondan öğrenmeseydim el gibi…
    çok üzgünüm..gerçekten..

  4. Atlas pasajında dükkanı olan Metin abi mi, bu? http://www.otekisinema.com/metin-demirhan-oldu-sananlara/ Eğer oysa harbi çok şaşırdım.. dünyadan haberimiz yok(muş).. değerli biriydi.. nur içinde yatsın..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: