MirrorMask (2005)

‘’Şehrin bu bölgesinde her şeyin kraliçesiyim. Şehrin kraliçesi, kulelerin kraliçesi, küçük kara kanatlı şeylerin kraliçesi, herkes bana bakar ve ah ne kadar harika bir kraliçe, asla şımarmaz ve normal bir kız olup okula gider, hiçbir derdi yoktur, sadece…’’

Helena, 15 yaşında sirkte çalışan bir ailenin kızıdır. Hayallerinde bu hayattan kurtulup normal bir yaşam sürmek vardır. Bir gün annesiyle kavga eder. Babasının hayalinin kendi hayali olmadığını haykırır annesinin yüzüne aksi gibi annesi o gece hastalanarak hastaneye kaldırılır. Helena annesinin başına gelenlerden dolayı kendini suçlamaktadır. Bu arada paralel âlemde karanlık kraliçenin kızı da isyan etmiş ve karanlıkla aydınlık birbirine girmiştir. Bu karmaşanın tek çözümü ise Helena’nın ‘’mirrormask’’ isimli tılsımlı maskeyi bulmasında yatmaktadır. Helena paralel âlemde uçan kitaplar, bilmece sever, saflarla doyan kediler ve devasa heykeller, köprüler ve merdivenlerle dolu bir dünyada maske yüzlü yoldaşı Valentine ile sıkı bir mücadelenin kucağında bulur kendini. Tek bildiği aradığı şeyin burnunun dibinde olduğudur, annesinin ona hep söylediği gibi…

Mirrormask 2005 yapımı 101 dakikalık bir rüya âlemi. Gerçeğin pencerelerden baktığı bu dünyanın yaratıcıları ise Dave McKane ve Neil Gaiman. Dave McKane’i Harry Potter serisinin üçüncü filmi olan Harry Potter and the Prisoner of Azkaban’dan hatırlayabilirsiniz. Yönetmen bu yapımda, ‘’çalışmaktan en çok hoşlandığım adam’’ dediği ve çizgi roman dünyasına Sandman’i yine birlikte armağan ettikleri ünlü yazar Neil Gaiman ile güç birliği yapmış. Sandman serisindeki tüm kahramanlar sayfalarından fırlayıp bu iki dostun gözünden kanlı canlı bedenler eşliğinde bize yansıyor neredeyse. Yapımcılığını ise efsanevi bir isim yapmış. The Dark Crystal ve Labirent filmlerinin de yapımcısı olan, Jim Henson Productions… Masalın toplam bütçesi sadece dört milyon dolar, çekimleri ise altı hafta sürmüş. Filmin senaryosu da ikilinin ellerinden çıkma.

Oyunculara göz attığımız da ise Helena rolünde Stephanie Leonidas, Valentine rolünde başarılı performansı ile Josan Barry ve onlara eşlik eden Gina Mckee’i görüyoruz. Aksamayan, sade bir oyunculuk sergilemişler filmin havasına uygun olarak.

Film karanlık havasına rağmen umut veriyor. İki dünyanın ve bununla beraber bir bedende birleşen iki tarafın dengesinden bahsediyor. İyilik ve kötülüğün dengesinden… Aslında hepimizde var olan aydınlık ve karanlık tarafları bir rüya âleminde absürt mekanlar ve karakterlerle aktarıyor. Gerçek oyuncular ve animasyonun iç içe geçen samimi ilişkilerinden doğan Mirrormask izleyiciye hem görsel hem de işitsel bir şölen sunar nitelikte. Ayrıca Tim Burton hayranlarının da keyifle seyredebileceği bir macera.

‘’Valentine: Nasıl bilebiliyorsun, üzgün ya da mutlu olduğunu masken olmadan?

Helena: Benim yüzüm var…’’

Bizim maskelerimiz tenimizin tam üstünde. Tek renkten ibarette değil üstelik. Biz kendimiz olmaktan o kadar uzakta bir hayat yaşıyoruz ki asıl yüzümüzü unutuyoruz çoğu zaman. Rüyalarımız işte bu yüzden belki de hayatlarımızdan daha etkileyici. Kendi yüzümüzle yaşadığımız tek mecra olduğundan. Bizim yüzümüz yok. Yüzlerimiz var. Ama kurtaracak bir ayna maskemiz yok ne yazık ki! Gerçek bizi yansıtan… İzlemediyseniz mutlaka bu dünyaya bir göz atın. Zaman kaybetmeyecek aslında kazanacaksınız. Renksiz rüyalarınıza renk getirmesi dileğiyle…

Yazar hakkında: Melahat Yılmaz Özberk

1981 Ankara doğumlu... Anadolu Üniversitesi Türk dili ve Edebiyatı bölümünde okuyor. Gölge- e Dergi ve Öteki Sinema’da çeşitli film eleştirileri ve hikâyeler yazıyor. Tek dileği yazacak sözlerinin bitmemesi ve bunları sayfalara dökebilmek…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir