Bazı Görevleri Seçemezsiniz! Mission: Impossible Yansımalar

En iyi niyetler çoğu zaman tekrar karşınıza çıkarak peşinizi bırakmazlar. Mission Impossible Yansımalar filminde Ethan Hunt (Tom Cruise) ve IMF ekibi (Alec Baldwin, Simon Pegg, Ving Rhames) ile aşina olduğumuz bazı dostları (Rebecca Ferguson, Michelle Monaghan), yolunda gitmeyen bir görevden sonra zamana karşı yarışıyor. Henry Cavill, Angela Bassett ve Vanessa Kirby de yönetmen koltuğunda bir kez daha Christopher McQuarrie’ın yer aldığı dinamik kadroya katılıyorlar.

ETHAN HUNT’IN YOLCULUĞU

Tom Cruise, son 20 yılda tüm dünyada kültürel bir fenomen haline gelen ve 2.8 milyar doların üzerinde hasılat yapan Mission Impossible filmlerinde en şaşırtıcı tehlikeli sahnelerin yapımını gerçekleştirdi ve rol aldı. Şimdi ise aynı roldeki altıncı filminde İmkansız Görev Gücü (IMF) ekip lideri Ethan Hunt karakteriyle geri dönüyor.

Cruise’a göre Mission Impossible Yansımalar, serinin önceki filmlerinin zirve noktası. “Karakterlerin geri dönüşünü ve hikayelerin sonlandığını göreceksiniz. Filmin başında Odyssey kitabı belli bir nedenle seçildi. Karakterim Ethan Hunt’ın ve ekibinin yolculuğu o hikayeden ilham alan ve o hikayeyi yansıtan bir destan.  Destansı bir hikaye, karakterlerin son derece duygusal sınavları var.

Seriyi 1996’da başlatan Cruise, Mission Impossible filminin başarılı kılan noktalar konusunda benzersiz bir anlayışa sahip.  Senaryo yazarı ve yönetmen Christopher McQuarrie şunları söylüyor. “Tom meşaleyi taşıyan kişi. İçgüdüsel ve duygusal bir yapımcı. Ethan Hunt’ı tanıyor ve onu çekici bir karakter yapan şeyin ne olduğunu gerçekten içgüdüsel olarak biliyor.”

McQuarrie, serinin bu kadar popüler olmasının nedenlerinden birinin Cruise’un her filmi bir öncekine göre daha heyecan ve gerilim dolu yapmak konusunda tükenmeyen arzusu olduğunu düşünüyor. 2015’in Mission: Impossible – Rogue Nation filmini de yöneten yönetmen şunları söylüyor; “Hiç durmak bilmiyor. Ama en önemlisi izleyici asla unutmuyor. Tom, eğlence dünyasının en önemli kişilerinden biri. Filmlerde yaptığı her şey sizi daha önce hiç gitmediğiniz yerlere götürecek, hiç görmediğiniz şeyler gösterecek ve size kendisiyle birlikte deneyimi yaşatacak.”

Mission: Impossible – Yansımalar filmi için, McQuarrie filmin ana karakterinin daha karanlık ve daha insani yönünü ele almak istemiş. “Ethan her zaman biraz gizemliydi. Bu kez kafasının içine daha çok girmek ve diğer insanlarla olan bağını daha çok hissetmek istedim. Filmin adı sadece nükleer serpintiye değil aynı zamanda Ethan’ın iyi niyetlerinin yansımalarını ifade ediyor. Kontrolü dışındaki bir duruma düşüyor ve manipüle edildiğini bilse de o durumu yaşaması gerekiyor.”

Filmin merkezinde Hunt’ın verdiği zorlu bir karar var ve bu karar peşini bırakmıyor. Myers şunları söylüyor; “Başlangıçta Ethan zor bir yerde. Bir hata yapmış ve geçmişinde duygusal bağları olan öğelerle karşılaşıyor. Bir karar vermesi gerekiyor. “Arkadaşlarını, ailesini ve belki de milyonları karşısındaki yıkıcı güçlerden koruyabilecek mi? Çok fazla vicdan muhasebesi yapması gerekiyor.”

Cruise, karakterini çok az aksiyon yıldızının ele aldığı şekilde ele alıyor. Yapımcı Jake Myers şunları ekliyor; “Tom, role yalnızca çok iyi bir drama katmakla kalmıyor aynı zamanda başka bir oyuncunun yapamayacağı şekilde hem eğitim hem de cesaret anlamında fiziksel yeteneklere de sahip. Bence diğer çoğu aksiyon serisini yıldızlarından ayırabilirsiniz. Ama Tom olmadan bir Ethan Hunt olamaz. En azından tüm dünyadaki izleyicilerin tüm kalbiyle kucakladığı bir Ethan Hunt olmaz.”

BİR YÖNETMEN DÖNÜYOR

McQuarrie, Cruise’un isteğiyle bir Mission Impossible filmine ikinci kez yönetmen olarak dönen ilk kişi olmuş. Şunları söylüyor; “Bu serinin özelliklerinden biri de her filmde ayrı bir yönetmenin olmasıdır. Tom, geri gelip bu filmi yönetmemi istediğinde bunu ancak önceki filmin görsel dilini tamamen değiştirerek o geleneği devam ettirme şartıyla yapacağımı söyledim. İzleyicilerin Rogue Nation ile Yansımaları izlerken filmleri iki ayrı kişinin yönetmiş olduğunu düşünmelerini istedim.”

McQuarrie’in yeteneğine ikilinin 2012’de aksiyon macera filmi Jack Reacher’daki ilk işbirliğinden bu yana hayran olan Tom için bu konuda sorun yokmuş. “McQ ile çalışmayı çok seviyorum. İnanılmaz yetenekli. Görsel tarzı değiştirmek istedi. Böylece sanki başka biri yönetmiş gibi olacaktı ve başarılı da oldu. Ama yine de kendi cesur hikayeci hassasiyetine sahip. Filmin ve karakterlerin sertliğini seviyorum. Tüm şartları zorladık. İzleyicilerin görmesi için sabırsızlanıyorum.”

McQuarrie ve Cruise, birlikte çalıştıkları önemli aksiyon filmleri boyunca yakın bir özel ve profesyonel bağ kurmuşlar. Myers şunları söylüyor; “Aralarında çok iyi bir sözel iletişim var. Tom, McQuarrie’de güvendiği ve birlikte rahat olduğu kişiyi buldu. İkisi sürekli bir şeylerin üzerinde çalışıyorlar, bir şeyleri değiştiriyorlar. Bu da yapımı zorlaştırıyor ama sonuçta çok daha iyi bir film çıkıyor.”

Olağan Şüpheliler senaryosuyla Oscar alan McQuarrie her zamanki gibi çekimler sırasında bile hikayede değişiklikler yapmış. Oyuncu Henry Cavill şunları söylüyor; “Chris, senaryoyu canlı tuttu. Çok iyi bir yazar ve konu karakterlere gelince son derece zeki biri. Karakterleri büyüyerek, gelişerek ya da adapte olarak hayatta kaldıkları son derece stresli durumlara koymak konusunda çok başarılı. Bir oyuncu olarak bundan çok keyif alıyorum çünkü sürekli hareket ediyor ve uyum sağlıyorsunuz. Tıpkı gerçek hayattaki insanlar gibi.”

Oyuncu Rebecca Ferguson da ona katılıyor; “Benim için tamamen farklı bir çekim şekli. Çok seviyorum çünkü insanı sürekli tetikte tutuyor. Sadece kendinizi bırakmanız ve kendi karakterinizin kontrolüne girmeniz gerekiyor.”

IMF EKİBİ

Her Mission Impossible filminin merkezinde Ethan Hunt’ın yönetimindeki IMF ekibini oluşturan bir grup casusluk ustası yer alır. Ferguson şunları söylüyor; “Bu ekibin oluşumunda insanlar gelir ve gider ama özünde bir mentalite var ve bu değişmez. Süper star var, komedyen var, tuhaf tip var, güzel var. Mission Impossible denilen bu muhteşem filmi yaratan farklılıkların hepsi var.”

Bu filmleri bu kadar özel kılan şey, bu rollere seçilen oyuncuların bireysel karizması ve dinamizmi diyor Cruise ve ekliyor; “Filmlerdeki en sevdiğim anlar büyük oyuncuların performanslarının doruğuna çıktığı anlardır. McQ ve ben bunu başarmak için çok çalışıyoruz. Filmler ve hikaye anlatımı konusunda bunu seviyorum.”

Ving Rhames, 1996’daki ilk Mission Impossible filminden itibaren Luther Stickell karakterini canlandırmış. Altın Küre ödüllü oyuncu şunları söylüyor; “McQuarrie benim rolümü filmin ruhu olarak tanımladı. Başta ne demek istediğini tam anlamamıştım. Ama sanırım Ethan’a verdiğim belli bir bilinç var. Bu filmde ilk kez aralarında fiziksel bir atışma yaşanıyor. Bazen birbirlerine değer veren insanlar arasında bu yaşanır. Bence Luther’ın insani yönünü ortaya çıkarıyor ve karakterini daha iyi görüyorsunuz. Ayrıca Ilsa ile güçlü bir sahne var ve Luther’ın Ethan’a olan sevgisini hissediyorsunuz.”

Cruise’un anlatımıyla Luther’ın başta ölmesi gerekiyormuş. “Bunun olmasını istemedim” diyor. “Sadece Ving çok iyi olduğu için değil aynı zamanda Ethan ile Luther’ın ilişkisinden dolayı. Bu karakteri canlandırmasında çok ilgi çeken bir yön var ve sanırım bu filmlerin hepsinde bunu görüyorsunuz. Bu filmde Ving’in çok büyük bir dinamiği var.”

Son üç Mission Impossible filminin en sevilen karakterlerinden biri de oyuncu, komedyen ve yapımcı Simon Pegg’in canlandırdığı Benji Dunn. “Bu filmler her zaman izleyicinin önünde kalmaya çalışır. Entrika, ihanet ve aldatma ile doludurlar. Ama her zaman bir şaka düzeyi vardır. İki saat boyunca hiçbir gevşeme olmadan o kadar gergin olamazsınız. Bir an gevşeyip gülmek iyi gelir. Çoğu zaman bu Benji’nin geldiği andır.”

Benji, IMF laboratuvarlarında sistem uzmanı göreviyle başlamış. Daha sonra Mission: Impossible III’te Ethan’a uzaktan yardım etmek üzere görevlendirildiğinde maceranın tadını almış. Pegg şunları söylüyor; “İlk olarak Ghost Protocol filminde kendisini sahada çalışırken görüyoruz. Rogue Nation’da daha başarılı olmuş ve gizli ajan olma fikrine alışmış. Ama hala her şeyi tamamen ciddiye almıyor. Bir karakteri bu kadar uzun süre oynamak ve görsel ve mecazi olarak bir tür laboratuvar patatesiyken ki üçüncü filmde gerçekten bir patatese benziyordum, daha yetenekli, formda, etkileyici yetenekleri olan bir gizli ajana dönüştüğünü görmek çok güzel.” Cruise, Pegg’in ekibe 12 yıl kadar önce katılmasından bu yana filmlerdeki rolünün genişlemesinden etkilendiğini söylüyor. “J.J. Abrams ve ben Pegg’i Shaun of the Dead’de izledik ve muhteşem olduğunu düşündük. O da geldi ve M:I3’te bir ya da iki gün rol aldı. O zamandan beri karakterinin ilerlemesine bir bakın.”

Seride ikinci kez rol alan Alec Baldwin ise eski CIA Direktörü Alan Hunley rolünde. Yakın dönemde IMF’in sekreteri olmuş. McQuarrie şunları söylüyor; “Geri gelmesi kesinlikle şarttı. İnsanlar genelde sette kimin en komik olduğunu sorar. Herkesle çalışmak çok eğlenceli ama Alec Baldwin’den daha komiği yok. Onunla çalışmak çok keyifli.”

GÖREVİN KADINLARI 

Mission: Impossible – Yansımalar’da dört dişli oyuncunun canlandırdığı dört güçlü kadın karakter rol alıyor. Michelle Monaghan rolüne geri dönerken, kadroda ayrıca Rebecca Ferguson, Angela Bassett ve Vanessa Kirby de yer alıyor. McQuarrie şunları söylüyor; “Bu filmde dört güçlü kadın olduğu için çok şanslıydık. Bu filme daha çok kadınsı taraf getirmeye ve o karakterlerin her birine güçlü, gerçekçi roller yaratarak farklı kimlikler vermeye kararlıydık.”

McQuarrie, Cruise’le yaptığı her çalışmanın başında bir soru soruyormuş; “Ona ‘bu hikayeden ne istiyorsun?’ diye sorarım. Yapmak istediğin şey nedir? Bu kez Tom ‘Julia’nın hikayesini çözmek istiyorum. İnsanlar bana hala Julia’yı soruyor.’ dedi. Bu yüzden onunla başlıyoruz.”

Serinin hayranlarının bildiği gibi Julia, Ethan’ın karısı. Michelle Monaghan canlandırıyor. Karakter ilk olarak Mission: Impossible III’te görüldü ve o filmdeki olaylar ile Mission: Impossible – Ghost Protocol arasında öldüğü anlaşıldı. Mission: Impossible – Ghost Protocol’da ölümünün Ethan’a zarar veren katil güçlerden onu korumak için bir numara olduğu anlaşıldığında kısa bir süre göründü.

Cruise şunları söylüyor; “Bu film bütün Mission filmlerinin zirvesi olduğu için duygudan çok bahsettik ve Julia’yı geri getirmeden o duyguyu yakalayamazsınız. Üzerinde oynadığımız bir özlem ve romantizm düşüncesi var. Michelle’in performansı sıra dışı ve gerçekten harika bir insan.”

Monaghan, karakterinin Mission Impossible Yansımalar’a döneceğini öğrendiğinde sevinmiş ve şaşırmış. “Julia’yı geri getirme planları olduğunu bilmiyordum ve çok heyecanlandım. Karakter harika. Aşk hikayeleri de hayranların anladığı bir hikaye. Ethan onu korumak, zarar görmesini engellemek için gitmesine izin veriyor. Bana göre bu sevginin nihai ifadesi. Bu hikayede onları tekrar birlikte görüyorsunuz ama çok farklı bir şekilde.”

Rebecca Ferguson’ın karakteri eski MI6 ajanı Ilsa Faust, Ingrid Bergman’ın Casablanca filmindeki karakteri Ilsa Lund’la aynı adı paylaşıyor.  McQuarrie’nin Rebecca Ferguson ile Hollywood’un altın çağının oyuncusu arasında gördüğü benzerliklerin ifadesi. Cruise’a göre “Rebecca muhteşem. Çok karizmatik ve atletik, ekranı dolduran dinamik bir duruşu var.”

Ilsa kendi hedefleri ve casusluğa benzersiz yaklaşımıyla başta IMF ekibiyle zıt düşüyor. Son filmleri arasında The Greatest Showman, The Snowman ve The Girl on the Train bulunan İsveçli oyuncu şunları söylüyor; “Çoğunlukla kendisi ve başarması gereken şey için çalışıyor. Bu filmde hepimizin farklı amaçları ve gündemi var. Bazen etkileşime giriyoruz, bazen de birbirimizin tekerine çomak sokuyoruz ve bu da gergin bir an yaratıyor.”

Rogue Nation’da arkadaş olan Ferguson ve Simon Pegg, setteki uyumlarını hemen yakalamışlar. Pegg şunları söylüyor; “Rebecca muhteşem bir oyuncu ve müthiş bir karakteri canlandırıyor. Ilsa’nın hem fiziksel hem de zihinsel olarak Ethan’a uygun olmasını seviyorum. Sadece kurtarılmak için orada bulunmuyor. Güçlü kadın karakterlerin sinemada öne çıktığını görmek çok güzel. Çok geç bile kalındı.”

Netflix dizisi The Crown’da Kraliçe Elizabeth’in alıngan kız kardeşi Prenses Margaret rolüyle övgüler alan Vanessa Kirby, Beyaz Dul olarak da bilinen Alana’yı canlandırıyor. Oyuncu şunları söylüyor; “Alana, Ethan’ın hayatına o güne kadar tanıdığı kadınların tam bir antitezi olarak giriyor. Bambaşka bir hayatı temsil ediyor. Onun gibi içinde bulunduğu konumu anlayan biriyle geçirebileceği bir hayatı. O baştan çıkarıcı biri. Sadece fiziksel olarak değil. Duygusal ve psikolojik olarak da öyle.”

McQuarrie’ye göre Beyaz Dul gizemli biri. “Bir yardım derneği olan yardımsever biri gibi görünüyor. Ama gerçekte bir silah tüccarı ve teröristlerle paralı kişiler arasında bir simsar. Bu kötü karakterlerle bir arada olmaktan keyif alıyor gibi görünüyor. Ama ona güvenemezsiniz.”

Alec Baldwin’in Alan Hunley karakterinin yerine CIA başkanı olarak gelen ve göreve farklı bir yaklaşım kazandıran Erika Sloane’u Angela Bassett canlandırıyor. McQuarrie şunları söylüyor; “Sloane acımasız ve çalışkan biri. IMF ve oyunlarına karşı hiç toleransı yok. Ama aynı zamanda tutumunda kendini sevdiren bir yanı var. Angela’yla birlikte çalışırken muhteşem vakit geçirdim. Filme çok özel bir şey katıyor.”

Oscar ve Emmy adayı oyuncu için Cruise şunları söylüyor; “Zeka, güç ve güvenirliliğe sahip biri. McQ’nın onun için yazdığı karakteri çok sevdim. Angela da karakteri çok iyi canlandırıyor. Beyazperdedeyken tam bir fenomen, gerçekten harika biri.”

ÇEKİÇ

Mission: Impossible – Yansımalar’da CIA Direktörü Sloane tarafından Ethan’a dayatılan CIA ajanı August Walker da yer alıyor. McQuarrie şöyle anlatıyor; “Hikayemizdeki joker karakter gibi. Ethan’la arasında epey sürtüşme yaşanıyor ve film boyunca iyice kızışıyor.”

CIA’in baş suikastçısı Walker da kendi karanlık gündemine sahip. Cavill şunları söylüyor; “Daha temiz biri. Yakalayamadığınız insanları yok ediyor. Ama onun da ötesinde bir anarşist.”

Cruise, Man of Steel filminin yıldızının bu roldeki performansına övgülerini sunuyor; “Çok güçlü, atletik, karizmatik ve ekrana hakim. İnsanlar lafını hiç esirgemediğini görecekler. McQ onun için benzersiz bir rol yazmış. Gerçekten çok iyi bir düşman.”

Rol Cavill’in çekimler sırasında son derece rahatsız birkaç duruma dayanmasını gerektirmiş. McQuarrie şunları söylüyor; “Her türlü dondurucu soğukta, akla gelen her türlü korkunç, cezalandırıcı ortamda çok az koruyucu giysilerle yer almak gibi zorlu bir işi vardı. Açık bir helikopterde, Yeni Zelanda’nın öldürücü kışında 7 bin feet yüksekte, bir buzulun üstünde saatte 160 km hızla seyahat etmek ve Norveç’teki 700 metrelik bir uçurumda asılmak gibi. Her zaman olumluydu, her zaman balıklama dalıyordu. Henry tam bir beyefendi ve muhteşem bir oyuncu. Onunla çalışmak bir keyif ve müthiş bir mizah anlayışı var.”

ZALİM

Sean Harris, Rogue Nation’daki kötü karakter Solomon Lane rolüyle geri geliyor. Şimdi Ethan’ın önceki filmde kendisine yaptıklarının intikamını almak istiyor. Yönetmen şunları söylüyor; “Lane, Ethan’ı kendi yaptığı her şeyi yok etmekle suçluyor. Gerçek kötü olarak kendini değil Ethan’ı görüyor ve bunu Ethan’a göstermeye kararlı. Kayıp plütonyumu geri almak gibi çok basit başlayan görevin Lane tarafından kurulmuş bir tuzak olduğu ortaya çıkıyor.”

Harris’in ayrıca çekimler sırasında bir dizi yoğun deneyime de dayanması gerekmiş. McQuarrie şunları söylüyor; “Deli gömleği giymiş bir halde bir BMW’nin içine bağlanmanın ve Tom Cruise tarafından Paris sokaklarında saatte 160 km hızla dolaştırılmanın bir hazırlığı yok. Sahneyi izlediğinizde oldukça komik çünkü bütün o çılgın sürüş boyunca karakterde kalması gerekiyor. Lane inanılmaz bir konsantrasyona sahip bir karakter. Hiç korkusu yok. Bu yüzden Sean’ı yüzünde çok az ifade izliyorsunuz. Bunu yapmak zordur ama o çok başarılı bir iş çıkarıyor.”

Filmin başka bir noktasında Lane, Seine nehrine düşen bir kamyonun arkasında dolaştırılıyor. McQuarrie şunları söylüyor; “Devasa bir su duvarı var ve sanki bir karakter onu almaya geliyormuş gibi görülüyor. Kamyonu suya batırdık ve yuvarladık. Ama kamerayı sabit tuttuk. Bu yüzden de suyun oryantasyonu çok garip görünüyor. Sean bana nefesini 45 saniye boyunca tutabildiğini söyledi. Ama baş aşağı olduğunda burnundan nefes vermesi gerekti. Bu yüzden bir anda 45 saniyeden hiç havasız bir hale geçti. Çekimi doğru biçimde tamamlamamız için bunu herhalde 10 ya da 12 kez yaptı.”

GERÇEĞİ GİBİSİ YOKTUR

McQuarrie bu filme kasıtlı olarak farklı bir görünüm vermiş olsa da ikonik aksiyon serisinin özündeki değerleri korumak önemliymiş. “Mission Impossible’da uygulamalı tehlikeli sahneler, uygulamalı aksiyon ve yeşil ekranın olabildiğince az olduğu gerçek mekanlar önemlidir. Tom bizim aklımıza gelen her şeyi yapmaya hazır ve isteklidir. O yüzden kamerayı yıldızının bu tehlikeli sahneleri gerçekten uygulayışını görebileceğin bir yere koymanın yollarını bulman gerekir. Bu yüzden her şey Tom’u aksiyonun merkezine koyacak şekilde tasarlanır.”

Her Mission: Impossible filminde Cruise unutulmaz, ölüme meydan okuyan tehlikeli bir sahnede yer alır. Mission: Impossible – Ghost Protocol’de Dubai’de dünyanın en yüksek gökdeleni Burj Khalifa’ya tırmanmıştı. Mission: Impossible – Rogue Nation’da, kalkış sırasında Airbus A400M Atlas askeri nakliye uçağının kapısına asılmıştı.

Mission: Impossible – Yansımalar için Cruise ve McQuarrie, izleyicilere soluksuz bırakacak bir dizi unutulmaz tehlikeli sahneyle heyecanı zirveye taşımayı garantilemiş. McQuarrie şunları söylüyor; “Bu filme hazırlanmak için bir yıldan fazla zaman vardı. Tehlikeli sahnenin ne olacağı konusunda çok fazla spekülasyon vardı. Bir dizi tehlikeli sahneye hazırlandığını açıklamak zorunda kaldım. Bu bölümde bugüne kadar gördüğümden çok daha fazla tehlike var. Tom, sürekli tehlikede.”

Tehlikeli sahneler çok acımasız ve heyecan dolu olsa da gerçek dışı süper kahraman alanına geçmekten kaçınmışlar. Tehlikeli sahneler koordinatörü ve ikinci ekip yönetmeni Wade Eastwood şunları söylüyor; “Bu film, adamların arabaların üstünden 200 metre uçtuğu ve ayaklarının üstüne düştüğü filmlerden biri değil. Biz hala gerçek olan aksiyon yaratıyoruz. Bence izleyiciler de bu yüzden bu filmlerdeki karakterlerle bağ kurabiliyorlar. Ethan Hunt bir insan. Yapması gereken şeyi biliyor. Her zaman en kolay yolu seçmiyor ama elinden geleni yapıyor. Bu yüzden izleyicileri güldürüp inandırıcılık sağlarken aynı zamanda onları şaşırtan aksiyonu ve tehlikeli sahneleri yaratmamız gerekiyor.”

Yazar hakkında: Öteki Sinema

Öteki Sinema editörleri Prometheus'un David'i gibi... Siz uyurken bile, hoşunuza gidecek yazıları buluyor, itinayla hazırlıyor ve yayına sunuyor. Öteki Sinema çalışıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir