Moonrise Kingdom (2012)

moonrise_kingdom_ver2İlk sahnesini gördüğünüz anda içinizde güzel hisler uyandıran filmler vardır. Anlarsınız en başından filmin başarılı olduğunu, iyidir, tatmin edicidir. Bazen renkleri hoşunuza gider, bazen kamera açıları, oyuncuları, senaryosu bazen de müzikleri etkiler sizi. Moonrise Kingdom da en başından sizleri ele geçiren, ayakları yere basan masalsı anlatımıyla son yılların en tatlı filmlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Cannes Film Festivali de bu filme kayıtsız kalmamış ve 2012 yılında festivalin açılış filmi olarak Wes Anderson’un filmini seçmiş.

Öteki Sinema için yazan: Nuri Şimşek

1 Mayıs 1969’da Houston, Teksas’ta doğan Wes Anderson günümüz Amerikan sineması içinde prototip yönetmenlerden olmayı reddeden ve kendi sinema dilini yaratabilmiş yegane kişilerden biridir. Yönettiği filmlerin yapımcılığını, senaryo yazarlığını, görüntü yönetmenliğini üstlendiği ve müzik seçimlerine kadar kendisi ilgilendiği için kendisine auteur demek pek de yanlış olmasa gerek. Moonrise Kingdom’un senaryosunu Roman Coppola ile birlikte yazan ve son yıllarda aynı şeylerin ısıtılıp önümüze servis edildiği bir dönemde sinemasal dünyamıza farklı bir tat katan Wes Anderson’a buradan saygılarımı sunuyorum.

Moonrise Kingdom005

Moonrise Kingdom genel olarak hayata tutunamayan ve aileleri içinde öteki kalmış karakterlerin hikayelerini anlatıyor. Avukat bir anne-babanın kızı olan Suzy, 3 erkek kardeşi olan, okulda sorunlar yaşayan ve dışarıdan bakıldığında uyum problemleri yaşayan bir genç ergen olarak gözüküyor. Ailesini küçük yaşta kaybeden Sam ise evlatlık olarak verildiği ailelerin yanında var olma çabası içinde bir başka ergendir. Sam için bir rahatlama gibi gözüken İzci kampı oradaki çocukların dışlamalarıyla katlanılmaz bir hal almaktadır. Sam’in izcilik yaptığı kasabada arkadaşlarıyla gittiği bir tiyatro oyunu sırasında Suzy ile tanışması, ikilinin arasında bir yakınlaşmaya sebep olur ve mektup arkadaşı olurlar. Aileleri ile, çevreleri ile yaşadıkları sıkıntıları anlatabilecekleri tek kişi birbirleridir. Mektuplaşmaları devam ederken ikisi de hayatlarından bunalır ve beraber kaçmaya karar verirler. Olaylar da bundan sonra başlar.

İnsanın en masum olduğu zamanlardır çocukluk yılları. Saf, temiz ve sonrasını düşünmeden, heyecanla yaşanır hayatlar o yaşlarda. Sam ve Suzy’de aynı öyle yapıyorlar. Yanlarına kıyafet ve yemek almadan çıkıyorlar yola. Onların ihtiyaç duydukları nesneler; fantastik macera kitapları, pikap, dürbün ve böcekten bozma küpelerdir. Kasabadan kaçtıktan sonra kendilerini, birbirlerini ve hayatı tanımaya çalışan ufaklıkların hareketleri oldukça sevimliydi. Suzy’nin pikaptan çaldığı şarkıyla dans etmeye başlamaları, ilk öpücükler, Fransız öpücüğünün denenmesi, Sam’in Suzy’nin göğsüne dokunması hepsi o kadar sıcak ve içtendi ki internette bu sahne için yapılan gereksiz-saçma-bağnaz yorumları yapanlara kızmadan edemiyor insan.

Moonrise Kingdom006

Çocuk kalmış yetişkinlerin ve yetişkinleşmeyi erkenden çözmüş çocukların hikayesi aslında Moonrise Kingdom. Suzy’nin ailesi kendi aralarında problemleri olan, daha doğrusu evliliği sadece sosyal statü olarak kullanan bir ikilidir. Suzy’nin annesinin, babasından özür dilerken ne için özür dilediğini ikisinin de bilememesi ve bu durumun kendiliğinden oluştuğunu belirten babanın hali; büyürken, olgunlaşamamanın yatarrığı sıkıntıların somut bir örneğiydi. Sam’in ise Suzy ile aralarında geçen diyaloglar ve olaylar karşısındaki tutumları, yorumlamaları büyümüş de küçülmüş, küçük olgunluk abideleri olarak dikkat çekiciydi.

Wes Anderson’un klasikleşen pastel renklerinin ve geniş açılarının yanında kamera hareketlerindeki deneysel yenilikler de oldukça şık bir hava katmış filme. 1965 yılının atmosferinin çok başarılı bir şekilde yansıtıldığı filmin ortalarında Sam’e ve Suzy’e yapılan zoom, 90’lı yıllardaki filmlere benzer bir his uyandırdı bende. Filmin diğer ilgi çekici özelliklerinden bir tanesi de oyuncu kadrosu. Auteur yönetmenlerin yaptığı gibi kendi has oyuncuları olan Anderson, Moonrise Kingdom’da oyunculuk olaylarını biraz abartmış. Yan rollerde yer alan Bruce Willis, Edward Norton, Bill Murray, Frances McDormand, Tilda Swinton isimleri filmin ve yönetmenin pek de yabana atılmaması gerektiğinin doğrudan göstergesi bana kalırsa.

Moonrise Kingdom003

Filmin son bölümlerinin, genele göre daha hareketli olması ve Sam ile Suzy’nin kaçışlarının tekrar edilmesi filmin aksayan nadir tarafları olarak dikkat çekse de günümüzün bol aksiyon sahneli, yüksek bütçeli bilgisayar oyunu kıvamındaki filmlerinin yanında, hikayesinin duruluğu, kurgusu ve senaryo yapısıyla benzerlerinden ayrılan bir film Moonrise Kingdom.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir