Ms.45 (1981)

Irza tecavüz ve intikam temalı filmlerin içinde belkide en kayda değer filmlerin başında Ms.45 geliyor. Bu tarz yapılan filmlere baktığımızda Straw Dogs (1971), Last House on the Left (1972), I spit on your Grave (1978) vs. tecavüze uğrayan kadının ya buna açık kapı bıraktığını ya da güzelliğiyle erkekleri baştan çıkarttığını görüyoruz.  Ms.45’te ise tam tersi filmdeki kahramanımız dilsiz ve erkeklerin dikkatini çekebilecek bir tip değilken bile tecavüze uğraması cinsel şiddetin sınırları olmadığını bizlere gösteriyor.

1437907360_36e267c58b

Film aşırı feminist bir kadın yönetmenin elinden çıkmış gibi. Ama yönetmen koltuğunda ilk uzun metrajlı filmi porno (9 Lives of a West Pussy, 1976) olan bir yönetmen var: Abel Ferrara. Bence filmografisinde en iyi filmi Ms.45 diyebilirim.

Zoë Tamerlis bu unutulmaz Thana rolünü oynadığında henüz 17 yaşında bir genç kızdı. Olağanüstü performansında çok başarılı kullandığı mimiklerinin ve vücut dilinin etkisi büyük. Yalnızlığı, korkuyu, acıyı, üzüntüyü, öfkeyi, ihaneti ve umutsuzluğu çok iyi yansıtıyor izleyiciye. Abel Ferrara açık bir şekilde genç Catherine Deneuve’nin oynadığı (güç bela konuşan, tecavüz korkusu olan ve aklen kötüye giden bir kız) Roman Polanski’nin Repulsion (1965) filminden etkilenmiş demek yanlış olmaz. Ayrıca bazı yorumcular Ms.45’i Repulsion ve Death Wish (Michael Winner, 1974)’in birleşimi olarak da tanımlamakta. 70’lerde çekilmiş tecavüz konusunu işleyen birçok exploitation filminde, Rape squad (1974) ve I Spit On Your Grave (1978) de dâhil olmak üzere, mağdur kendisine tecavüz edenden bir intikam almanın peşindedir.

ms45s

Filmin başlangıcında başrol oyuncumuz Thana’yı gayet utangaç ve içine kapanık olarak görüyoruz. Siyah bir mont, bileklerine kadar uzanan bir etek ve beyaz bir tişörtün içinde bir liseli genç kız görünümü çiziyor. İşten eve dönüş yolunda uğradığı iki korkunç tecavüz aslında Amerikan ve Avrupa sinemasının tecavüz filmlerindeki farkını da bize gösteriyor. Amerikan filmlerinde genellikle mağdure tecavüzcüsünden intikam alır; fakat Avrupa filmlerinde intikam alma çok nadirdir. (Alan Clarke’ın Scum (1979) filminde ve Baise Moi (2000) de olduğu gibi)

Nicholas St.John’un senaryosu toplumun her ne kademesinde olursa olsun tecavüzün, kadına yönelik istismarın kadınların karşılaştığı büyük bir sorun olduğunu gösteriyor. Filmde Thana bir kurbandan intikam meleğine dönüşüyor. Tamerlis’in ortaya koyduğu performans tecavüzün yarattığı korku ve strese dayalı travmatik durumu oldukça başarılı bir şekilde yansıtıyor. Ferrara filmde Tamerlis’i çıplak göstermeyerek bazı izleyicilerin beklentilerini karşılamıyor.

ms45-vv-0303Tecavüzden sonra Thana da gözle görülür bir değişiklik olur. Bu değişiklik hem kıyafetlerine hem de kişiliğine yansır. Yüzündeki çekingen ve korkak ifade yerini soğuk ve saldırgan bir ifadeye bırakır. Başrol oyuncusu Tamerlis, Danny Peary ile yaptığı bir röportajında Thana’nın filmdeki arkadaşı Laurie ile ilişkisi hakkında şu şeklide bir yorumda bulunuyor: “ilk başlarda Thana Laurie’ye hayranlık duyuyor; fakat sonraları bu hayranlık yerini küçümsemeye bırakıyor. Laurie erkekler hakkında çok konuşan; fakat ikiyüzlü birisi. Thana ise konuşamıyor bu sebeple tepkisini göstermenin tek yolu harekete geçmek ki bu da daha dürüst olanı.”

Filmin sonunda Thana bir ofis partisine gider. Partiye kışkırtıcı bir rahibe kostümüyle katılır. Aslında partide giyilen kıyafetler belirgin bir anlam taşımakta. Örneğin partide Thana’nın dans ettiği patronu Kont Drakula kostümü giyer. Kont drakula bakire masum kızların kanını emen, onları bir seks objesi olarak gören bir vampir. Thana ağır çekimde partideki erkekleri tek tek öldürmeye başlar. En sonunda öldürdüğü kişi ise gelin kıyafeti giymiş bir adamdır. Burada gelin kıyafeti ile kadının evlilik ile erkeğin sosyal egemenliği altına girmesine gönderme yapılıyor. Bu sırada partide olan Laurie eline geçirdiği bıçağı Thana’nın sırtına saplar. Fakat burada da bir metafor vardır. Laurie elindeki bıçağı bacaklarının arasında ereksiyon olmuş bir erkek penisi gibi tutar ve Thana’ya saplar. Bu sırada arkasını dönen Thana’dan film boyunca ağzından çıkan tek kelimeyi duyarız: “sister”

Öteki Sinema için yazan: Tolga Demirtaş

Beyazperde.com, Serdar Kökçeoğlu’ndan filmin başrol oyuncusu ile ilgili önemli bilgi:

Abel Ferrara‘nın içe dönük ve masum bir genç kızın acımasız bir katile dönüşmesini anlatan ve nedense az bilinen Ms.45 filmine bugün en çok feministler sahip çıkıyor. Şüphesiz bunun nedeni, filmdeki kadın kahramanın erkek dünyasıyla olan kanlı savaşından çok, onu canlandıran Zoë Tamerlis Lund‘dan kaynaklanıyor. Müzisyen, oyuncu ve Bad Lieutenant filminde ortaya koyduğu gibi sıkı bir yazar olan Lund’un ömrü maalesef çok kısa sürdü.
Eğer henüz 37 yaşındayken uyuşturucu alışkanlığı sırtına iki adet kanat örmeseydi, bağımsız sinema için senaryolar yazmaya devam edebilir, dünyanın gidişatına paralel olarak aktivist yönünü öne çıkarabilir veya sadece müzik yapabilirdi.
Şüphesiz şiirden ve politikadan uzak bir sinemayı da güzelliği gibi umursamadığı için uzun yıllar yaşama fırsatı bulsa bile çok fazla tanınmayacak ve bir tür sokak sanatçısı olmayı sürdürecekti. 1992 yılında yalnız yaşadığı Paris’teki evinde kalp krizi geçirip öldükten sonra, cesedi uzun bir süre “hayat arkadaşlarım” dediği farelerinin yanında birileri tarafından bulunmayı bekledi.

Yazar hakkında: Misafir Koltuğu

Öteki Sinema ekibine henüz katılmamış ya da başka sitelerde yazan dostlarımız her fırsatta harika yazılarla sitemize destek veriyor. Size de okuması ve paylaşması kalıyor...

16 Yorumlar

  1. arsivimize bir degerli b-film daha eklendi…

    Bu arada kisisel olarak onemli not:
    bu filmdeki kol kesme sahnesinden ilham alip bir kisa film yapma fikriyle yola cikip, sonunda My Grandmother’i cektim gecen sene.

  2. Abel Ferrara candır, canandır :) Yaşasın bağımsız sinema!

  3. Murat Kızılca

    Tecavüz+İntikam temalı filmler dendiğinde favorim Thriller-En Grym Film’dir (Thriller: A Cruel Picture, 1974). Kendisinden sonra yapılan pek çok filmi gerek karakterleri gerekse de konusu ile etkilemiştir. Mesela Kill Bill’deki Elle Driver, Thriller’ın başkarakteri Madeleine’in neredeyse birebir kopyası. Hatta Ms.45 için (belki biraz abartarak) Thriller-En Grym Film’in yeniden çevrimi bile diyebiliriz.

  4. quattromosche

    Thriller da, I Spit On Your Grave de, Ms.45 de tecavüzün intikamını alan kadın hikayesini kendi kafalarına göre güzel bir şekilde anlatıyorlar. Her birini de ayrı ayrı severim. Diğer ikisinin sömürülerine de can kurban ama Ms.45 hem film olarak hem de Thana(tos!) karakteriyle beni cidden etkileyen bir film. Belki çelişik görünebilir ama Ms.45 diğer iki film kadar sömürü özelliği taşısaydı onlar kadar sevmezdim.
    Yeniden çevirim kısmına ise; tecavüzün intikamı ve dilsiz-sağır/dilsiz denklemi ortaklığına rağmen katılmadığımı söyleyeyim. Ama Ferrara’nın bu filmi çevirmeden Thriller’ı seyrettiğine de şaşmam.

  5. quattromosche

    Filmin dvd baskısı yaklaşık bir dakika kadar kesikmiş. VHS versiyonu varsa değerini bilin derim. Tuhaf, Caligula’nın zamanında gün yüzü görmemiş bilmem kaç saatlik versiyonuna rahatlıkla ulaşabiliyoruz ama bu filmin tam haline değil.

  6. Evet en sonunda izleyebildim.Gerçek bir Kült yapım.Zoe Tamerlis Lund hem ‘masum’ sıfatının birebir örneğini gözlerimizin önüne seren güzelliğiyle hem de performansıyla etkiliyor.Bu role başkası bu kadar güzel oturabilir miydi bilemiyoruz ancak Zoe Tamerlis seçimi kesinlikle sinema tarihine örnek gösterilebilecek şekilde doğru olmuş.Keşke kendisi eroin denen lanetten sıyrılabilseydi ve aramızdan erken ayrılmasıydı da filmi izledikten hemen sonra imdb’den gelecek projesinin ne olacağına bakıp heyecanlansaydık…

  7. Çok beğendiğim,sevdiğim B filmlerden biridir, özellikle finali çok vurucu, anlatım şahane.

  8. bu bir b film değildir. yanlış anlama var sanırım.

  9. Director Abel Ferrara, who built a reputation with violent B movies such as The Driller Killer (1979) and Ms. 45 (1981), made two works in the early nineties that marry exploitation-worthy depictions of sex, drugs, and general sleaze to complex examinations of honor and redemption: King of New York (1990)

    http://en.wikipedia.org/wiki/B_movie
    http://en.wikipedia.org/wiki/Ms._45
    http://us.imdb.com/title/tt0082776/business

    nasıl B film olmuyor anlayamadım?

  10. İlk linkde filmle ilgili bilgi ikinci linkde yönetmenle ilgili bilgi bulabilirsiniz.Tolganında dediği gibi hiç bir B filmi bu kadar cömert rating almaz sanırım….

    http://us.imdb.com/title/tt0082776/
    http://us.imdb.com/name/nm0001206/

  11. Hazır yeri yeniden taze taze geldi…

    B movie tanımını Hollywood kullanıyor. Aslında bugün hollywoodun b movie dediği filmlere onların tabiri ile b movieleri sevenlerin o filmelre b movie demesi aslında doğru değil.

    Bu noktada aslında sadece film demek yeterlidir :)
    Ornek vermem gerekirse: Invasion of the Body Snatchers hollywood iiçin bir b movei benim içinse siyah beyaz bir bilim kurgu filmidir.

    Bazı kategorisel olmayan veya ana akımdan sayılmayan filmlere gece yarısı filmi veya öteki sinema demeyi ben daha doğru buluyorum

  12. bütçesinin düşük olması, tanınmamış oyunculara yer vermemesi bir filmi b film yapmaz. internetteki her bilginin de doğru olmayacağı gibi bu film de bir b film değildir. filmdeki oyunculuğa ve sinematografiye bakarsak bir b filmde olmayacak nitelikte olduğunu görüyoruz.

  13. en iyi yönetem sanırım seninkisi sinematik :)

  14. B FILM

    “B-film kavramı özgün olarak düşük çekim bütçeli ve reklam-dağıtım harcaması yapmaksızın, özellikle Hollywood’un altın çağında iki film birden kuşaklarında izleyici ile buluşan sinema filmlerine gönderme yapar. Her ne kadar 1950’ler sonrasında iki film birden geneleği ortadan kalkmış olsa da b-film kavramı “Arthouse” ve “Pornografik” filmler dışında tüm düşük bütçeli ticari filmleri kapsayan geniş bir anlamda kullanılmaya devam edilmiştir. Hollywood “Altın Çağ”ı sonrasında kavramın kullanılışında ortaya çıkan bir belirsizlik dikkat çeker: Bir taraftan birçok b-film üst düzeyde zanaatçılık ve estetik yaratıcılık sergilerken; diğer taraftan birçok ucuz film özellikle cinsel şehveti istismar ederek başarılı olmaya çalışmaktadır.”

    http://www.otekisinema.com/b-filmi-nedir/1920ler/

    http://en.wikipedia.org/wiki/B-movie wiki çevirisiymiş sanırım bu. “Orjinali Wikipedia linki’nde bulunan ingilizce inceleme yazısından “Öteki Sinema” için, aramıza yeni katılan Çevirmen arkadaşımız Angelus Novus tarafından Türk İnternet okuyucularının faydalanabilmesi amacıyla çevrilmiştir.” yazıyor: http://www.otekisinema.com/b-filmi-nedir/

    Sitede kullanılmış. Yazıda geçtiği gibi, ““Arthouse” ve “Pornografik” filmler dışında tüm düşük bütçeli ticari filmler”e ben B film diyorum. Ms. 45 de bence bir B filmdir.

  15. B sınıfı film dediğimiz küçük bütçeli ticari sinema demek. Ama Tolga’nın da bence kastettiği şu: Her ne kadar b sınıfı diye nitelendiren bütçe ile ilgili olsa da günümüzde daha çok (ezbere kullanılan çoğu kavram gibi sapmış bir şekilde) nitelik olarak ucuz içerikli anlamında kulanılıyor. Bir nevi “çöp” film gibi. (Hmm, Türkçe kullanınca da gayet iyi oluyormuş.) Ms.45 hem istismar edermiş gibi görünen anlatımıyla, hem de özellikle Zoë’nun oyunculuğu ile “ucuz” sayılamayacağı için itiraz etmiş.

    İstismar = Ticari. Örneğin Lipstick’i (1976) düşünün. Açıkça hem tecavüzü hem de püriten ahlakçılığı sömüren bir film. Veya Texas Chainsaw Massacre ile Friday The 13th’i düşünün. Ticarilik anlamında ikisi arasında ciddi bir fark yok mu? Sonuçta, Tolga da bu siteye yazan herkes gibi b’den z’ye film türlerini bilir, sevgiyle kucaklar.

    Sanırım biraz avukat edasıyla yazmışım. Ama olsun o kadar, değil mi? :)

  16. Bu arada dikkatinizi çekti mi bilmiyorum, “62,000” dolar bütçe ile çekilmiş Ms. 45; inşallah ileride Türk Sineması’nda da böyle güzel örnekler görürüz. :)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: