Muammer Koçak: ‘Türkiye’de fantastik filme cesaret etmek zor’

Kurgucu olarak tanıdığımız ama Serdar Gözelekli ile çektiği Durak filmiyle yönetmenliğe geçiş yapan Muammer Koçak ile hem Durak’ın SİYAD adaylığını hem de çekim sürecini konuştuk… Tabii Koçak’ın yeni projelerini de… İyi okumalar

Öteki Sinema için söyleşen: Banu Bozdemir

Merhaba öncelikle SİYAD Fantastik Film adayı Durak filminle başlamak istiyorum. Hem senaryosunu yazdın hem de Serdar Gözelekli ile beraber yönettiniz. Böyle bir konuyu seçmek ve yazmak nereden aklına geldi?

Aslında hikayenin başlangıç kısmı çok kişiseldi benim için. Günümüz teknolojisinin ilerlemesiyle birlikte insanların sorunlarına odaklanabilecek yeterli dikkati veremediklerini fark etmem ve bunun için düşünebilecek sakin bir yere ihtiyaç duyma isteğiyle başladı. O da çölde bir ‘Durak’la hayat buldu. Daha sonra fikrimi Serdar Gözelekli’ye anlattığımda çok beğendi ve bunu senaryolaştırmaya karar verdik.  Sonrası yaklaşık dört aylık bir senaryo yazma süreci ile geçti. Daha sonra bize yapımcımız Bekir Yusuf Açıksöz de dahil oldu.

Film vizyona girdi, yeterice ilgisini çekebildi mi seyircinin sence, çekmediyse nedenleri ne olabilir?

Evet, film 14 Temmuz’da vizyona girdi, çok iyi tepkiler almasına rağmen seyirci açısından çok verimli geçmedi diyebilirim, bunda yaz aylarında vizyona girmiş olmanın verdiği dezavantaj da var sanırım ama hala filmle ilgili güzel yorumlar alıyor olmak beni çok mutlu ediyor. Film kendi yolculuğuna çıktı aslında o yüzden belki de zamanla daha iyi yerlere gelebileceğine inanıyorum.

Fantastik algısı bizim sinemamızda daha çok korkuyla hayat buluyor Senin filminde korku öğeleri var ama türler arası deneme yapmış ve farklı bir mekan tasarımıyla bizlere hesaplaşmanın sonsuzluğunu anlatmak istemiş gibisin… Öyle mi?

Biraz öyle aslında ama Durak’ta korku öğelerinden çok gerilim havasını yansıtmaya çalıştık daha çok ve evet o sonsuzluk insanın içinde bulunduğu çaresizliği algılamasına ve ne ile yüzleşmek zorunda kaldığını daha iyi idrak etmesini sağladığını düşünüyorum.

Filmi nerede, kaç günde çektiniz, oyuncular zorlandı mı? Öyle gibi görünüyor biraz? Özellikle de Emre Altuğ ve Görkem Yeltan gayet iyilerdi ve daha önce görmediğimiz bir rolü tercih etmişlerdi. 

Durak sahnelerini Kayseri’de Erciyes dağının hemen yakınlarındaki Develi çölünde çektik, geri kalan kısımsa İstanbul. Filmin çoğunluğu tek mekan olduğu ve hep gün ışığından yararlandığımız için her şey çok pratik ve hızlı ilerledi. 13 günde bütün çekimleri bitirdik. Oyuncular gerçekten zorlandılar, hem biraz sert bir filmdi onlar için, hem de çok sıcaktı ve yeni denedikleri bir şeydi. Oynadıkları karakterlere çok şey kattılar ve aksiyon sahnelerindeki özverileri gerçekten görülmeye değerdi.

Film uhreviyatla yola çıkmasına rağmen slasher havasına giriyor. O özellikle tercih edilen bir şey mi oldu?

Evet, biraz kendi iç hesaplaşmalarının ve geçmişlerinde yaptıkları hatalarından ders çıkarabilmeleri için şiddetle yüzleşmek zorunda kalmalarını istedik, kaçamayacakları bir ortamda sağ kalabilmeleri için birilerini öldürmeleri gerekliydi. Aslında kötü insan olmanın doğal yeteneklerini kullanmaya zorladığımızı söyleyebilirim o yüzden slashera meyletmesi kaçınılmazdı.

SİYAD son iki yıldır bu dalda aday filmler belirliyor ve ödüllendiriyor. Öncelikle bu ödül dalını nasıl buldun ve filminizin şansı olduğuna inanıyor musunuz?

Türkiye’de fantastik filme zor cesaret ediliyor. O yüzden Siyad’ın bu ödülü, diğer sinemacıların ufkunu açabilmeleri ya da en azından bu konulara da dikkat çekebilmesi adına harika. Aslında bir yandan da Türvak’ta okuduğum dönemlerde kendisini tanıma fırsatı bulduğum sevgili Giovanni Scognamillo adına veriliyor olması benim için çok değerli. Almayı tabi ki çok isteriz ve bir şansı olduğunu düşünüyorum.

Aslında kurgucusun, birçok filmde kurgucu olarak imzan var.  Yazmak ve yönetmen kısmına geçiyorsun artık yoksa kurgunun arasına sıkıştırılmış şeyler mi bu filmler?

Evet, bugüne kadar birçok filmin kurgusunu yaptım ve kurguyu çok seviyorum ama yazmak ve yönetmek kısmına geçtiğimi söyleyebilirim ve bir yandan da hala kurgucuyum çünkü çektiğim şeyleri kendim kurguluyorum.

Yeni bir film daha çektin diye biliyorum, biraz onun konusundan ve çekim koşullarından bahsedebilir misin?

Evet, Berlin in Berlin filminin remake’i: New York in New York. Filmin çekimlerinin bir kısmı İstanbul, bir kısmı da New York’taydı. Çekimler iki ayrı ve uzak yerlerde olduğu için süreç biraz daha uzundu. Şu an çekimler bitti ve post aşamasındayız.

Filmlerine yapımcı bulma ya da yapım koşullarını yaratma durumu nasıl oluyor?

Bu konuda izlediğim belirgin bir yol yok açıkçası. Şu ana kadar çektiğim iki filmde de olaylar farklı gelişti ve aslında yapımcı bulma aşaması filmin belki de en zorlu süreçlerinden biri, yapımcı bulmanız yeterli olmuyor onunla iyi de anlaşabilmeniz lazım ki aynı yolda ilerleyebilesiniz. Sanırım filminiz için en önemli şey iyi ve sizinle paralel düşünebilen bir yapımevi.

Festival ve vizyon filmi mantığına inanıyor musun, eğer öyleyse senin filmlerin yolun hangi tarafında olacak?

Festival ve vizyon mantığına inanmak istemiyorum daha doğru bir cevap olacak çünkü hem festivallerde hem de vizyonda harika işler yapmış yüzlerce örneği var. O yüzden bunu sanırım biz kafamızda yaratıp öyle düşünmeyi seviyoruz. Özellikle bu yıl festival filmlerinin de çok iyi vizyon yapabileceğinin en iyi örneklerini gördük. Dolayısıyla bir filme başlarken kafanızda ona bir yol çizmiş oluyorsunuz ama bu diğer seçenekleri göz önünde bulundurmanıza engel değil.

Son olarak neler söylersin?

Sinemanın ülkemizde çok zor şartlar altında yapıldığını ve birçok insanın gece gündüz emek verdiği bu sektörde Siyad gibi farklı ödül adaylıklarının da olması ve hatta bunun Giovanni Scognamillo adına olması çok ince bir düşünüş buradan sizin de aracılığınızla Siyad üyelerine çok teşekkür etmek isterim.

Yazar hakkında: Banu Bozdemir

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu... Sinema yazarlığına Klaket dergisiyle adım attı, Milliyet Sanat muhabirliği yaptı. Film+, Cumhuriyet, Yeni Yüzyıl, Vatan'da çalıştı. Sky Türk Tv’de sinema, "sanat ve sevgilim İstanbul" programlarında yapımcı, sunucu ve yönetmenlik yaptı. TRT için Bakış isimli bir kısa film çekti. Cinedergi.com da editör… Yayınlanmış 18 adet çocuk kitabı var ve Leylalı Haller adında bir gençlik romanı var.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir